EÇS VII 134a
Hakîkatü'l-hâl aceb mahallinde hayrât-ı azîmdir. Ve bu hâna muttasıl,
EÇS VII 134a
Ziyâretgâh-ı Baba Yâdigâr: Ulu sultândır. Türbedârı Baba Hindî'nin hâna muttasıl bir bâğ-ı Merâm-misâl tekyesi ehl-i iyâli var. Âyende vü revendelere ni‘meti mebzûldür.
EÇS VII 134a
Andan yine şark tarafına 3 sâ‘atde Olasın deresin geçüp andan sahrâlar içre ma‘mûr u âbâdân kurâları seyr [ü] temâşâ ederek,
EÇS VII 134a
Evsâf-ı şehr-i azîm ve ma‘mûra-ı kadîm belde-i dilcû, ya‘nî bender-âbâd Karasuhamâhâllâhu te‘âlâ min şerri'l-a‘dâ bi-hakkı yâ Hû
EÇS VII 134a
Bu şehr-i ma‘mûre-i müzeyyene yine kalga sultân ve hânların gümrük emîni Şeytân Bâkî Çelebi nâm bir kimesne hükmündedir. Ve üç yüz akçe pâyesiyle kadısı var. Cümlesi on iki nâhiyesi nâ’ibleri var. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve Kefe yeniçeri ağası tarafından yeniçeri serdâr[ı] var, ammâ sipâh kethudâyeri yokdur. Muhtesibi ve bâcdârı ve şeyh-i benderi vardır, emâneti yigirmi yedi yük akçe iltizâmdır.
EÇS VII 134a
{Sitâyiş-i mahallât-ı binâ-yı hânedân}: Bu şehir içre nehr-i Karasu cereyân edüp iki tarafı ma‘mûr u âbâdân şehr-i azîmdir. Kıble tarafı sâfî bayırlar üzre ekseriyyâ Ermenî re‘âyâsı evleridir. Batı tarafı düz sahrâya vâki’ olmuş bâğlı ve bâğçeli ve cümle kiremit örtülü beş bin beş yüz iki kat evlerdir. Câ-be-câ toprak örtülü evleri vardır. Ve dahi hâlâ bu şehrin cânib-i erba‘asında tahtânî ve fevkânî sarây-ı âlîler binâ olup bu şehir ma‘mûr olmadadır. Ekseriyyâ halkı Anatolu zulmünden Tokad ve Sivas [ve] Amasiyye şehrinden göçüp bu cezîre-i Kırım'a gelüp adl-ı adâlet görüyorlar. Anıniçün Kırım şehirleri ma‘mûr u müzeyyen olunur.
EÇS VII 134a
Ve bu şehir tâ Kırım'ın ortasıdır, ammâ ekseriyyâ evlerinin havlıları çitdir. Havf ü haşyet olmadığından niçe yüz hânelerinin kârgîr binâ dîvârları olmayup çitden mebnîdir. Ve her hânedânda birer uyûn-ı câriye cereyân etmesi mukarrerdir.
EÇS VII 134a
Der-defter-i âsiyâb-ı dakîk-i tahhân: Bu şehre cereyân eden nehir üzre yüzden mütecâviz su değirmenlerindan cereyân edüp şehir içre fırka fırka âb-ı hayâtlar cereyân edüp bâğ-ı hadîkaları rey eder.
EÇS VII 134a
Der-binâ-yı cüsûr-ı memerr-i nâs [u] hayvânât: Cümlesi sekiz yerde ahşâbâtdan cisirler vardır, zîrâ Karasu tuğyân ile geldikde kârgîr binâlı kantaraları temelinden münhedim eder dîvâne-vâr cûş [u] hurûş eder bir nehr-i azîmdir, ammâ Temmûz'da azacık cereyân eder. Bu nehrin menba‘ı yine Çadır dağının maşrık cânibinden çıkup bu şehrin tâ ortasından ubûr edüp şimâl tarafında Şeyheli karyesinde nehr-i azîm olup Azak kal‘ası denizine mahlût olur âb-ı nâb sudur.
EÇS VII 134a
Der-kâ’ime-i aded-i cevâmi‘hâ-yı ehl-i îmân: Kamusu yigirmi sekiz aded mihrâbdır. Beşinde salât-ı Cum‘a edâ olunur, beşi de kârgîr ve kiremit örtülü ve taş binâ minâreli câmi‘lerdir. Cümlesi cemâ‘at-i kesîreye mâlik ma‘bedgâhlardır kim ahâlî-i vilâyet gâyet musallî ehl-i takvâ âdemlerdir. Evvelâ çârsû içinde (---) (---) câmi‘i ma‘mûr ve müzeyyendir. Sâhibü'l-hayrâtı mihrâb önünde bir kubbe-i âlîde medfûndur. Andan (---) (---) câmi‘i (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VII 134a
Der-şerh-i mesâcid-i muvahhidân: Dükelisi (---) aded buk‘a-i sâlihândır. Evvelâ (---) mescidi (---) (---) (---) (---). Ammâ bu şehir içre aslâ kurşum örtülü imâret yokdur, cümle la‘l-gûn kırmızı kiremit ile mestûr hayrât-ı ma‘mûrlardır.
EÇS VII 134a
Der-fihris-i aded-i dâru't-tedrîs-i müfessirân: Hepisi beş aded âlimân-ı muhaddisânı var, ammâ mahsûs binâ-yı azîm dâru'l-hadîs dâru'l-kurrâsı yokdur. Lâkin medreselerinde ve derûn-ı şehrinde ulemâ-yı muhaddisânı çokdur. Lâkin ilm-i tecvîd ile Kur’ân-ı azîm tilâvet edüp İbn Kesîr ve Seb‘a kırâ’ati okur hamele-i hâfız-ı Kur’ân'ları yokdur, ammâ gayri ulûmda bahr-i me‘ânî fuzalâyu'd-dehrden tekmîl-i fünû[n] ve tekmîl-i mâdde etmiş gencîne-i ma‘ânî ulemâ-yı Tatar'ı çokdur. Ekseriyyâ cümle zükûr inâsları Şâfi‘î mezheblerdir.
EÇS VII 134a–134b
Der-şehrengîz-i dâru't-ta‘lîm-i mekteb-i sıbyân: Amûmisi sekiz aded 134b mekteb-i ciğer-gûşe-i püserânlar vardır.
EÇS VII 134b
Der-tavsîf-i tekye-i erbâb-ı tarîk-ı dervîşân-ı zî-şân: Olancası dörd aded tekyegâh-ı hânkâh-ı fukarâ-yı abdâlândır. Evvelâ Pabuccular çârsûsu başında (---) (---) tekyesi (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VII 134b
Der-ta‘rîf-i sebîlhâne-i cân-sitân: Barısı çârsû içre yigirmi yedi yerde sebîlhâne-i atşân-ı teşnegânları var kim nûş eden heyât bulur.
EÇS VII 134b
Der-tahrîr-i hân-ı hâcegân-ı tüccârân: Bardası sekiz aded hân-ı sevdâgerân-ı azîmleri var. Cümleden tâ şehrin ortasında çârsû içre Vezîr-i a‘zam Sefer Gâzî Akay hânı, Karasu şehrinin gûyâ kal‘asıdır, zîrâ bu şehrin kal‘ası yokdur. Bu vekâle-i azîmin dâ’iren-mâdâr cirmi dörd yüz aded germe adımdır. Ve bir metîn ve kavî Şeddâdî binâ misilli bir taş binâ bir kal‘a-i zîbâdır kim iki demir kapusu var. (İçinde âb-ı hayât suyu var). Cümle iki kat içli ve taşralı yüz yigirmi aded odaları var. Cânib-i erba‘ası mazgal deliklidir ve dörd köşesinde karavulhâne kulleleri gibi kulleleri var. Hîn-i muhâsarada kal‘adan metîn bir hân-ı kebîrdir. Ancak etrâfında handakı yok, zîrâ şehir dîk yerinde çârsû içre vâki‘ olmuşdur. Eğer handakı olsa bir hısn-ı hasîn kal‘a-i üstüvâr olurdu.
EÇS VII 134b
Ve bu hân içre bir minâresiz fevkânî musanna‘ zâviyesi var. Kapularında bevvâbları âyende vü revendeler[e] dîdebânlık edüp değme âdemi bu hâna komazlar, zîrâ cemî‘i ekâlim-i seb‘anın ankâ bâzergânları bunda sâkin olur. Ve iki aded kapularının üstlerinde bu târîh terkîm olunmuşdur:
EÇS VII 134b
Âsaf-ı devr Sefer Gâzî Ağay-ı dânâ,Eyledi hendesesi akl ile bir hân binâ,Görüp itmâmını bu hân-ı imâretgâhın,Dedi Fethî ola târîh-i binâ-yı Ağa.Sene 1065.
EÇS VII 134b
Ve bu hân-ı zîbâya karîb haffâflar, ya‘nî kavaflar içinde Şîrîn Beği hânı, hemân bu Sefer Gâzî Ağa hânı resminde vaz‘ olunmuş, ammâ küçükdür. Bu ikisinden mâ‘adâ kal‘a-misâl demir kapulu hânlar yokdur, ammâ anlar da ma‘mûr hânlardır.
EÇS VII 134b
Der-medh-i hammâm-ı râhat-ı cân: Olanıdası dörd aded hammâm-ı dilsitândır. Evvelâ çârsû içinde Tayman Mirza hammâmı, küçükdür, ammâ hevâsı ve binâsı latîfdir. Andan Şîrîn Beği hammâmı, hakkâ ki şîrîn hammâm-ı müferrahdır. Ve yine hânına muttasıl olup bir nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn-ı hammâm-ı ferah-fezâdır.
EÇS VII 134b
Der-tektîb-i çârsû-yı kappân-ı bezzâzistân: Hamusu bin yüz kırk aded dükkânları var. Pâbûççusu ve Tatar yaycısı ve bozacısı gâyet çokdur, zîrâ Tatar kavmi bozaya mâ’illerdir. Hemân yüz beş kadar bozacı dükkânları vardır, ammâ kârgîr binâlı bezzâzistânı yokdur. Lâkin her metâ‘-ı zî-kıymet hânlarında çokdur.
EÇS VII 134b
Ve gayri esnâfın envâ‘ı çokdur. {Hattâ on aded kahvehâne ve kırk aded meyhâneleri vardır} Ammâ iki gûne ehl-i hırefi sâ’ir diyârlardar ziyâdedir.
EÇS VII 134b
Evvelâ kırk elli yaşında mutarraş Kazak köleleri hammâma koyup fütûnî kîseleri sürüp hammâmdan çıkdıkda bu Kazağa bir mu‘âlece edüp ne sakal ve ne bıyık kalup bir pençe-i âfitâb nûrânî çehreli bir mahbûb köle edüp niçe yüz esîr alup satmış esîrcileri bile aldadup bu gûne aşlama dilber köleleri fürûht eder ve alanlar götürüp giderler. Bir iki aydan sonra yine ak sakalı ve bıyıkları gelüp bir akçe etmez karavana köle Kazak olur.
EÇS VII 134b
Ve bir ma‘rifetleri dahi yedi sekiz kerre vaz‘-ı haml etmiş memeleri tobra gibi sarkmış avretleri hammâma koyup ba‘de'l-hammâm yine gûnâ-gûn saçı kırpık(?) ve düzgünce ve ayva çekirdekleri ve şâb ve mazı ile yüzüne ve gözüne ve aşağısına mezkûr mu‘âleceleri edüp la‘l-gûn yanaklı ve turunc memeli bir duhter-i pâkîze-ahter edüp sıkma dârâyî haftanlar ile üsârâ tahtaları üzre oturdup kaçan bu câriye-i zâl-ı zamâne fertûte arz-ı cemâl etdikde elbette müşterînin biri bu müşterî-sıfat câriyeyi gördükde alup mülhid çukura düşer gibi düşüp bu câriye ay başında hayz gördükde câriyeyi alan,
EÇS VII 134b
"Âh cânım vâh mâlım gitdi" deyü feryâda başlar, ammâ çi fâ’ide, küllî ayıbıyla almışdır. Ya‘nî şehr-i Karasu'da bu gûne ayyâr-ı cihân esîrciler vardır, ammâ Tatar kavmi değildir. Yine Anatolu'dan Kayseriyye vilâyeti halkıdır.
EÇS VII 134b
Ve ehl-i kıble nâm ebe karılar vardır. "Bu kız bâkiredir" dediklerine i‘timâd etmemek gerek, zîrâ mekkâre mel‘ûneler cümle vâsıta ebe karılardır, gâfil mebâş.
EÇS VII 134b–135a
Ve bu şehir içre kaldırım azdır. Vakt-i şitâda yokdur. Yüz bin atlı Tatar'ın şehre gelüp gitmesinden şehrin çamuru deryâ olup âdem gark olur, ammâ üstleri tahta örtülü çârsû-yı bâzârları içre taş kaldırım döşelidir. Ve sokakları başında Tatar atlısı bu çârsûya girmesinler deyü her köşeden köşeye aykırı direkler mıhlamışlardır. Hakkâ ki atlı Tatarlar giremezler ve o sûk-ı sultânîlerde aslâ çamur olmaz, pâk bâzâr-ı sultânîlerdir. Gerçi bezzâzistânı yokdur, ammâ cemî‘i dîbâ ve şîb ve zerbâf zîbâ metâ‘ları bulunur, gâyet 135a bender şehr-i müzeyyendir.
EÇS VII 135a
Bu şehir içre iki bin aded Ermenî re‘âyâsı harâcı vardır. Ve beş yüz aded Rûm keferesi harâcı ve üç yüz aded çufud harâcları vardır.
EÇS VII 135a
Ve cümle re‘âyâ kefereleri dahi Tatar kalpağı gibi şıpırtma nâm kalpak giyerler, ammâ cümle mâvi ve mor kalpakları üzre kefere-i Rûm ve Ermenîler birer guruş kadar mâvi çuka pâresi nişân taşırlar ve Yahûdîler kalpakları üzre sarı çuka pâresi dikerler. Ammâ cümle Yahûdîleri Karâyîlerdir, ya‘nî çufudların kızılbaşları gibidir. Ve Yahûdî Ermenî ve Urûmlar hammâmda ayaklarına na‘lin giymediklerinden mâ‘adâ topuklarına çıngırak bağlayup başka halvetde yaykanırlar. Kefere ve Yahûdî oldukları bu alâmetlerden ayândır.
EÇS VII 135a
Ve büyük cisr başında bir vâsi‘ meydânda Şîrîn Beği hânının dîvârı dibinde bir azîm esîr bâzârı durur. Bu dahi bir ibret-nümâ bâzâr-ı nuhûsetdir kim haklarında
EÇS VII 135a
"Bâyi‘u'l-beşer ve kâtı‘u'ş-şecer ve hârıku'l-hacer la‘anallâhu fi'd-dünyâ ve'l-âhireh" denilmiş esîrci kavimleridir.
EÇS VII 135a
Bu bâzârı görmeyen cihânda {bir şey} görmüş değildir. Anayı oğuldan ve oğulu baba ve karındaşdan ayırup her biri birer gûne feza‘ u çeza‘ ederek fürûht ederler.
EÇS VII 135a
Der-tastîr-i vekâle-i mücerredân-ı garîbân: Yekûnîsi yedi aded mihmângâh-ı mücerredândır kim cemî‘i esîrler bundadır. Ve cemî‘i ehl-i sanâyi‘ mücerred bekârlar ve bîkârlar bunda olup kâr ederler.
EÇS VII 135a
Ve bu şehir içre bâğçesiz ev nâdirdir, meğer büyût-ı kâfirdir ola, ammâ serv-misâl surâhî ve serâmed kavak ağaçları çokdur, ammâ hakîkat servî ağacı yokdur.
EÇS VII 135a
Ve âb [u] hevâsı latîf olduğundan mahbûb u mahbûbesi gâyet çokdur. Husûsan dûledâr Rus câriyeleri ve Çerkes ve Abaza ve Leh gulâmı ve kızları çokdur.
EÇS VII 135a
{Memdûhâtından}: Ve şehrin iki başında Karasuyun yemîn ü yesârında bâğ u bâğçeler bî-hisâbdır, ammâ üzümü türş lezzetde olduğundan memdûh değildir, ammâ kirazı [ve] vişnesi ve eriği ve elması ve bir buçuk vukıyye ak ekmeği bir akçeye ve bir vukıyye koyun eti iki akçeye ve sığır lahmı bir akçeyedir, ammâ "Kuzu eti dahi kâmil değildir" deyü Tatar kavmi kuzu eti yemezler, ammâ at eti üzre alırken gavga edüp şehîd olurlar, zîrâ at eti hem mukavvî ve hem hâzımu'l-ifrât bir lahm-ı mu‘tedildir.
EÇS VII 135a
Netîce-i kelâm bu şehri mâ-vaka‘ı üzre tahrîr eylesek zikrinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi olmadığından mâ‘adâ kesret-i kitâbet olup seyâhatimize mâni‘ olur.
EÇS VII 135a
Ba‘dehu bu şehirde hüsn-i ülfet etdiğimiz sulehâ-yı ümmetden hâl sâhibi kimesneler ile vedâ‘laşup andan cânib-i şarka bir buçuk sâ‘at gidüp,
EÇS VII 135a
Küçük Karasu: Bu dahi Çadır dağından tulû‘ eder. Bir fırkası dahi Kefe kurbunda Sudak kal‘ası dağlarından gelüp ikisi bir olup Azak denizine mahlût olur. Bu Küçük Karasu'yu dahi atlar ile ubûr edüp hemân ol mahalde,