EÇS VII 141b
Der-medh-i sıfat-ı mahbûbe [vü] mahbûbân: Hevâsının letâfetinden gılmân [u] nisvân-ı bintânları gâyet hüsn-i cemâlde ve lütf-ı i‘tidâlde olup kelimâtları cümle mevzûn ve dişleri gûyâ dürr-i meknûn müstesnâ cüvân [u] bintânları olur kim geysû-yı müşk-bârların sarkıtdıklarında uşşâkânların gönüllerin kendülerine cân ü dil ile akıdırlar. Ve duhter-i pâkîze-ahterleri var kim hakkâk desti değmemiş bir dürr-i yektâlardır. Ve dâmenlerine hâr ilişmemiş birer mehtâbelerdir. Ve cümle Çerkes ve Abaza ve Gürcî ve Leh vilâyetlerinden gelme pençe-i âfitâb mehtâb gulâmları sîm-beden ve nâzük ter ü tâze kulak şahmesi gibi yumuşak ve nerm ü râm ve nâzük-endâm gulâm-ı mehpâreleri olur kim mahbûb-dost gulâmpâre bürâderlerimiz bu mâhpâreleri gördüklerinde pâre pâre olurlar. Hattâ Kavâflar bâzârı yanında her sabâh esîr bâzârı durur, bunda olan dilberân cem‘iyyeti İslâmbol'da Oğlan Şeyhi tekyesinde olmazdır. Niçe züğürd ve müflis mendebûr âşıklar göz cizircikiyle, ya‘nî göz zinâsıyla geçinüp künc-i mihnethânesine âh-ı dâğ-ı derûn çekerek gider. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VII 141b
Der-kâr [u] kisb-i ehl-i sanâyi‘ât-ı üstâdân: Yüz altmış yedi gûne ehl-i hırefleri gâyet üstâd-ı kâmillerdir, ammâ derzisi ve kuyumcuları ve pabuççuları ve keçe seccâde yapıcıları gâyet üstâdlardır. Dahi ekseriyyâ halkı ankâ tüccârlardır kim bal ve yağ ve üsârâlar alup satarlar bir alay bâzergân âdemleri çokdur.
EÇS VII 141b
Bî-medh-i kenîse-i râhibân-ı kıssîsân: Rûm ve Ermenî keferelerinin üç aded [dü]yûrları var, âyîn-ı bâtıla ederler, ammâ Yahûdîlerin bir sinagoları vardır.
EÇS VII 141b
Der-vasf-ı şehrengîz-i külliyât-ı şehr-i Kefe: Bu şehr-i kadîm mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ olup iklîm-i acîbe ve garîbe olduğundan ulemâları dahi ulûm-ı garîbe ve fünûn-ı kesîreye mâliklerdir. Hattâ hukemâ-yı hâzıkı ve cerrâhân-ı fâsıdı dahi bî-kıyâsdır.
EÇS VII 141b–142a
Ve şehrinin etrâfında olan hâk-i amber-pâkleri gâyet mahsûldârdır kim gendümü ve gûnâ-gûn şa‘îri ve yulaf çavdarı ve baklası ve nohudu gâyet bî-kıyâs olur. Gerçi bâğ u bâğçeleri azdır, ammâ müşebbek bostânları çokdur kim zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve bir dâr-ı diyârdır kim deyyâr arz-ı Kırım'da misli yokdur. 142a
EÇS VII 142a
Andan bu şehrin kış gecelerinde oda sohbetleri mahallinde olan ni‘met-i nefîseleri ve on gûne mümessek hoşâblarına aşk olsun.
EÇS VII 142a
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı meşhed-i cebbâne-i şehr-i Kefe: Evvelâ Topraklık varoşunda ziyâret-i Topçu Baba Sultân ve kurbunda Şeyh Efendi Sultân bir kubbe-i âlî içinde akrabâ ve ta‘allukâtlarıyla âsûdedirler. Ve ser-i sa‘âdetleri ucunda Dâmâd Efendi Sultân, anın baş ucunda bir köşede çâr-kûşe bir beyâz mermer üzre bu târîh mastûrdur:
EÇS VII 142a
Kutb-ı âlî rıhlet etdi bu fenâdan âlîye,Ey ahî firkat odıyla rûz [u] şeb bağrını yak,Muhlısî Dâmâd Efendi târîhin kıldı ayân,Nâyim aç kalb gözünü ol cennet-i a‘lâya bak.Sene (---)
EÇS VII 142a
Ve yukaru iç kal‘ada mermer sandûkalar içre ziyâret-i şehzâdegân-ı Âl-i Osmân, Şehzâde Meymendî ve Şehzâde Elem Şâh ve Şehzâde Alî Hân ibn Şehzâde Süleymân Şâhlardır. Bunların sandûkaları cenbinde yine sehel harâbca mermer sandûkalar içre ziyâretgâh-ı Şehzâde Kubâd Şâh ve Şehzâde Bâyezîd Şâh ve Meryem Bânû ve Neslihân Bânû. Bunlar Şehzâde Süleymân Hân'ın evlâdları ve kerîmeleridir.
EÇS VII 142a
Ve aşağı büyük kal‘ada Şehzâde Süleymân Hân câmi‘inin haremi kapusu önünde ziyâret-i Mustafa Paşa: Kabrinin seng-i mezârında olan târîhdir:
EÇS VII 142a
Mîr-i mîrân etdi ukbâya sefer,Ver Hudâyâ ana hüsn-i hâtime,Bir ziyâde eylesen târîh olur,Oku rûh-ı Mustafâ'ya Fâtiha.Sene 1070.
EÇS VII 142a
Ve dahi ziyâret-i Şehîd Baba: At kapusunun iç yüzünde medfûndur. Ve,
EÇS VII 142a
Be şehr-i Kefe'yi dahi seyr [ü] temâşâ edüp on beş gün Ak Mehemmed Paşa'nın kâ’immakâmı olan Durmuş Ağa'dan fermânlar ve ihsânlar alup Kefe'den maşrık cânibine niçe kurâlar geçüp ve şûre sular içüp Tataristân içinden geçüp 5(?) sâ‘atde,
EÇS VII 142a
Menzil-i karye-i Yozmak, andan yine cânib-i şarka 5(?) sâ‘atde sahrâlar içre yine Tataristân'ı geçüp acı sular içüp,
EÇS VII 142a
Evsâf-ı kal‘a-i şîrîn Kerç: Kavm-i Tatar Kiriş derler. Vech-i tesmiye (---) (---) (---) bânîsi Ciniviz Frengidir. Sene (---) târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî fethidir. Be-dest-i Gedik Ahmed Paşa. Hâlâ Kefe eyâletinde Kefe subaşılığıdır. İskelesinde kalgay sultân emîni oturur. Ve üç yüz akçe pâyesiyle kazâdır. Ve nâhiyeleri (---) kurâdır. Ve kal‘ası leb-i deryâda bir körfez bucağında bir liman-ı azîm kenârında şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî taş binâ kal‘a-i ra‘nâdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil bin adımdır.
EÇS VII 142a
Ve etrâfında iki kapusu var. Leb-i deryâda olan küçük demir kapusu cânib-i maşrıka mekşûfdur kim bu kapudan içeri arabalar girüp çıkamaz, gâyet küçük bâb-ı musanna‘dır. Bu kapu üzre târîhi budur:
EÇS VII 142a
Hâzâ hısnu'l-Kerc ummire li-Sultân Bayezîd ibn Mehemmed Hân hallede'llahu mülkehu
EÇS VII 142a
Ve bu târîhe muttasıl sol cânibinde çâr-kûşe beyâz mermer üzre dörd ayaklı ve kanatlı ve deve başlı bir tasvîr vardır kim küffârın ilm-i nücûmda yed-i tûlâ sâhibleri olanlar bu tasvîr-i rümûz [u] künûz etmişlerdir kim "Bir zamân bu vilâyete kuş gibi uçup seğirdir Tatar kavmi develeriyle gele" işâretin etmişdir, ammâ hakîkatü'l-hâl acîb ü garîb deve sûretidir. Ve bu kapu iki katdır. Ve deryâ kenârı olmak ile bu tarafda aslâ handak yokdur.
EÇS VII 142a
Ve iskele başıdır. Cümle Karadeniz ve Azak denizi gemileri bu iskeleye yanaşırlar, azîm limandır kim lodos ve yıldız ve batı rûzgâr-ı zorkârlarından emîn bir limandır kim bin pâre gemi alır, a‘lâ demir dutar balığı çok limandır.
EÇS VII 142a
Andan kara tarafında büyük kapu, cânib-i garba nâzırdır kim târîhi budur:
EÇS VII 142a
Kad benâ hâze'l-bînâ’e imâmunâKutbu dîn Sultân Süleymân-ı sabâKultü fi'l-itmâmi târîhen lehâUdhulûhâ bi-selâmin âminâSene (---),
EÇS VII 142a
Bu kapu dahi iki kat bâb-ı kavîdir, ammâ bu iki kat kapu mâbeyninde iç yüzündeki kapunun üzerinde bir mermer arslan tasvîri var kim gûyâ üstâd-ı Ressâm Bihzâd ve Şâhkulu ve Ağa Rızâ tasvîridir. Üstâd-ı mermer-bür bu esede var makdûrun sarf edüp bir gazanfer-i subû‘ tasvîr yazmış kim görenler anı zî-rûh zann ederler bir mehîb arslandır.
EÇS VII 142a–142b
Ve bu kapudan taşra bir denizden bir denize varınca kesme handakdır. Ve iki kat sarp sedd-i metîn kal‘a dîvârında metîn ebrâcları ve şîrîn ve musanna‘ dendân-ı bedenleri var kim cümle elli aded kullelerinde handaka ve deryâya nâzır şâhâne topları var. Ammâ bu handak içinde küffâr zamânı deryâ dolaşırmış, mürûr-ı eyyâm ile dolmuş, ammâ yine açmak mümkindir, zîrâ bir deryâdan bir deryâya gâyet yakındır. Hemân kal‘a-i Kerc gûyâ bir burun cezîrede vâki‘ olmuşdur. 142b
EÇS VII 142b
Ve bu Kerç kal‘ası içinde ancak Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i var, tarz-ı kadîm kiremit örtülü bir ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Mihrâbının taşrasında yol üzre câmi‘in sol köşesinde beyâz çâr-kûşe mermer üzre târîhi budur:
EÇS VII 142b
Benâ bi-‘imâreti hâze'l-câmi‘i es-Sultân Bayezîd ibn Mehemmed Hân -hallede'llâhu mülkehu- fî sene selâs ve erba‘în ve semâne mi'edir.
EÇS VII 142b
Ve minâresi bir kerre bir zelzele-i azîmden münhedim oldukda cânib-i vakfdan tecdîd etdiklerinde minârenin temelinden bir âdem kaddi bâlâda celî hat ile târîhi budur.
EÇS VII 142b
Ta‘mîrü hâza câmi‘i'ş-şerîf bi-kal‘ati Kerç sâhibü'l-hayrât ve'l-hasenât Hadîce Hâtûn bint Murâd Hân sene seb‘ ve elf mine'l-hicre
EÇS VII 142b
Ve bu kal‘a içinde cümle iki yüz aded tahtânî ve fevkânî kâ[r]gîr binâ bâğ u bâğçesiz sık hâneler cümle toprak kiremit örtülü evlerdir.
EÇS VII 142b
Ve cümle bir hammâm-ı kesîfi var. Ve cümle on aded dükkâncıkları var. Ve cümle elli aded kârgîr mahzenleri var. Ve ancak bir kefere kenîsesi var. Mâ-tekaddem Ciniviz keferesi deyri imiş. Cemî‘i tesâvîrlerinden ma‘lûmdur.
EÇS VII 142b
Andan Bâyezîd Hân câmi'inin tarafında iç kal‘adır. Cânib-i mağribe nâzır bir küçük demir kapusu üzre tahrîr olunan târîhi budur:
EÇS VII 142b
Bi-‘imârâti'l-hisâri'l-Kerc fî zemânı Sultân Mehemmed Hân ibn Murâd Hân hallede'llâhu hilâfetehu sene 889
EÇS VII 142b
Ve bu iç kal‘a içinde yigirmi mikdârı hânelerdir. Ve bir mescid ve anbâr ve cebehâne ve su sa[r]nıcı ve dizdâr evi ve yüz elli aded kal‘a neferâtları bunda sâkinlerdir. Ve şâhâne şâhî topları cümle limana nâzırdır. Ve handakı gâyet her savaşa hâzırdır. Ve büyük kapudan taşra varoş-ı ma‘mûrda handak kenârında Mustafa Çelebi câmi‘inin târîhidir:
EÇS VII 142b
Benâ hâzâ'l-câmi‘e'ş-şerîf sâhibü'l-hayrât ve'l-hasenât Mustafâ Çelebi fî evâsıt şehr-i Cümâzi'l-âhir sene 995
EÇS VII 142b
Leb-i deryâda bir mesîregâh-ı mecma‘u'l-irfân bir kurşum örtülü kubbe-i âlîli câmi‘-i rûşen binâdır. Hattâ haremi altında beş yerden kol kalınlığı âb-zülâlden nişân verir çeşmesârları var. Cümle şehir halkları bu uyûn-ı câriyelere muhtâclardır.
EÇS VII 142b
Ve bu câmi‘e muttasıl cümle yüz aded dükkânlar var. Ve cümle üç yüz aded toprak ile mestûr hâne-i ma‘mûrlar vardır. Ve bir câmi‘ dahi kayalar dibinde var, ammâ ismi hâtırımda yokdur. Ve bir mescid ve bir hammâm ve bir hân, bir mekteb-i sıbyân, bir tekye-i dervîşân, bir medrese-i âlimân var. Ammâ bu şehirde aslâ bâğ u bâğçe yokdur, zîrâ âb [u] hevâsı gâyet bürûdet üzredir.
EÇS VII 142b
Memdûhâtından: Kalkan balığı ve Tatar bozası meşhûr[dur].
EÇS VII 142b
Ve bu şehrin garb cânibinde depe depe yığınlar vardır kim içlerinde birer kral medfûndur derler. Ba‘zılar defîne vardır, derler, bî-hisâb püştelerdir.
EÇS VII 142b
Bu kal‘adan gidüp cânib-i şarkdan taraf-ı şimâle limanı devr ederek 4 sâ‘atde,
EÇS VII 142b
Karye-i Çerkes: Tatar hânlara tâbi‘ ma‘mûr Çerkes köyüdür. Andan bir sâ‘at yine maşrık tarafına ma‘mûr kurâlar geçüp,