EÇS VII 145a–145b
"Ben 145b tâc u taht u raht u bahtdan ferâğat edüp seyyâh-ı âlem oldum" deyü der-i devlete i‘lâm edüp Hân bunda asker cem‘ etmeğe birkaç gün kalup hakîr bu Taman cezîresini seyr ü temâşâ etmeğe azîmet etdik. Evvelâ Taman'dan kalkup cânib-i şarka 5 sâ‘atde cezîre içre gidüp,
EÇS VII 145b
Menzil-i Şolomkay salası: Cân Arslan Paşa'nın köyüdür. Bu dahi bir göl kenârındadır. Andan 5 sâ‘atde göller kenârınca acı sular içerek kâhîce kumsal yerler geçerek,
EÇS VII 145b
Ramazân Beğ salası: Ramazân Beğ'in ülken oğlu Mustafa Beğ bunda sâkin olur. Bu köy dahi Karadeniz'den azma göl kenârında bir ma‘mûr saladır. Bunda kavun ve karpuz turşuları yedik, bir diyâra mahsûs değildir, illâ bu Taman cezîresindedir.
EÇS VII 145b
Andan niçe âbâdân kurâlar geçüp, Tamanlı Osmân Paşa oğlunun çiftliği, bir göle karîb hânedân-ı azîmdir.
EÇS VII 145b
Andan Adahon boğazında Şânmerd salası; bu dahi Ada-yı Şâhî Çerkezi köyüdür.
EÇS VII 145b
Andan 5 sâ‘atde yine cânib-i şarka Adahon boğazıyla Azak denizi arasında Dilburnu nâm mahalli geçüp,
EÇS VII 145b
Evsâf-ı dâr-ı berber-zemîn, ya‘nî Temrikkirmân cây-ı emîn
EÇS VII 145b
Sene 921 târîhinde Selîm Şâh-ı Evvel binâsıdır. İtmâmı Süleymân Şâh'a müyesser oldu. Kefe eyâletinde voyvadalıkdır ve yüz elli akçe kazâdır. Dizdârı ve iki yüz aded merdüm-hisârı vardır, ammâ yeniçeri serdârı ve sipâh kethudâyeri yokdur. Ve poyraz cânibinde bir kapusu üzre olan târîhi budur:
EÇS VII 145b
Emr eder Sultân Süleymân-ı cihân,Yapmağa Temrik'de bir dâru'l-emân,Pes tokuz yüz yigirmi beş târîhi (tamâm),Kal‘a yaplanup tamâm oldu tamâm.Sene 925.
EÇS VII 145b
Andan maşrık tarafındaki küçücük kapucuk üzre celî hatt ile mermerde târîhi budur:
EÇS VII 145b
Amelü's-Sultân Murâd ibn Selîm Hân-ı Sânî,Amel-i Hacı Alî Ağa dizdâr-ı zamâne.Sene 983.
EÇS VII 145b
Bu kapu sonradan ihdâs olmuş bir küçük kapudur kim araba girüp çıkamaz, ammâ öbür kapu semt-i garba nâzır büyük kapudur. Ve iki kat metîn ve sa‘b demir kapulardır. Ve bu iki kat kapuların arasında Selîm Şâh binâsı olduğu târîhi var, ammâ iki kapu arası karanlık yer olmak ile kırâ’at olunmadığından târîhi tahrîr olunmadı. Ammâ kapu üzre olan câmi‘-i Selîm Hân-ı Evvel'in minâresiz kiremit örtülü câmi‘dir.
EÇS VII 145b
Kal‘ası bir kumsal zemînde şekl-i murabba‘ kârgîr ve yalın kat dîvârlı sarp kal‘adır kim cirmi dörd yüz adımcıkdır. Her köşesinde birer kullesi var. Her burcları üstlerinde tahta örtülü kubbesi var, ammâ etrâfında handakı yokdur, zîrâ alçak ve kumsaldır. Bir karış kazsan su çıkar. Handak olmak mümkin değildir. Ve içinde cümle yüz aded toprak ile mestûr hâne-i ma‘mûrları vardır. Ve kıblesi tarafı nehr-i Kuban'dır. Ve şark tarafı Kuban nehrinden azmış bir azîm sığlık göldür, ammâ lezîzdir.
EÇS VII 145b
Mâ-tekaddem İslâmbol gemileri bu kal‘a-i Temrik dibine yanaşırlar imiş. İskele-i azîm ve gümrük emîni otururmuş. Niçe yüz gemi tuzlu balık ve niçe bin fıçı fıçı balık havyarı hâsıl olup gemilerle diyâr diyâr gidermiş. Ammâ hâlâ boğaz kapandığından gemiler gidüp gelemediğinden elli yük akçe gelir gümrük mu‘attaldır. Eğer bir donanma-i pâdişâhî gelüp sehel hidmet ile bu Yeleşke boğazı açılsa beher sene bir hazîne-i Mısır bend olurdu.
EÇS VII 145b
Ve bu kal‘a kapusu önü bir azîm meydândır kim cânib-i erba‘asında cümle altmış aded müfîd [ü] muhtasar dükkânlardır. Ve cümle bir hândır. Ve cümle bir kesîf hammâmdır kim bir şeyh-i azîz kendüsü girmek içün binâ etmiş ancak bir iki âdem sığar hammâmcıkdır.
EÇS VII 145b
Ve bu varoş içre cümle beş mihrâbdır. Emîr Beğ câmi‘i ve Mahmûd Beğ câmi‘i ve Yeni câmi‘. Mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve Emîr Efendi hânesinde bir hammâm dahi vardır. Ve yeni hammâm dahi küçükdür, avretler girir.
EÇS VII 145b
Ve bu varoşun cümle evleri dahi serâpâ toprak örtülüdür. Ekseriyyâ kamışdan ve çalaş malaşdan mebnî müfîd [ü] muhtasar evlerdir kim cümle yedi yüz evlerdir. Ve cümle dîvârları sazlardan örülüdür. Gerçi evleri sazdır, ammâ hevâsı yazdır ve ekseriyyâ halkı beyâzdır, ammâ güzelleri azdır. Ve cânib-i erba‘ası kumsaldır. Ve halkı cümle müslim Çerkesdir. Ve kâr [u] kisbleri balık avlamakdır ve tokmak kayışından Çerkes kamçıları yapmakdır. Gerçi mahbûbları azdır, ammâ uzdur. Hattâ Temrik güzeli deyü vilâyet-i Kazan'da ve vilâyet-i Alatır [ve] vilâyet-i Ejderhân ve şehr-i Sarây'da meşhûr.
EÇS VII 145b–146a
Bu kal‘a[nın] sebeb-i binâsı ve vech-i tesmiyesi oldur kim kaçan Sultân Selîm şehzâde iken babası Bâyezîd Hân ile Çorlu sahrâsında ikinci cenginde yine münhezim olup firâr edüp Boğaz iskelesinde bir gemiye binüp vilâyet-i Tarabefzûn'a geçem derken rûzgâr-ı zorkâr keştî-i Şehzâde Selîm'i bu Temrik limanına düşürüp andan Temrik Bay nâm bir kişi bilüp yâr-ı gâr-ı refîk edinüp silihdârı Yûsuf Halîfe ile üç kişi olup Dağıstân ve Belh u 146a Buhârâ ve Özbekistân'ı ve Îrân [u] Tûrân'ı seyâhat ederek vilâyet-i Acem'e gelüp Şâh İsmâ‘îl ile şatranç oynayup Şâh'ı mat edüp andan Bağdâd-ı behişt-âbâda andan İmâm Hüseyin ve İmâm Alî'yi ziyâret edüp andan Ka‘be-i Şerîf'e ve andan Medîne-i Münevvere'de Resûl-i Ekrem'i ziyâret ederken,
EÇS VII 146a
"Yâ Resûlallâh! Bana taht-ı Âl-i Osmân'ı erzânî kılup Mısır'ın fethini müyesser eyle. Mısır'ı bi'l-cümle sana vakf edeyim" deyü teveccüh-i tâm etdikde derûn-ı Ravza-i Mutahhara'dan "Destûr yâ Selîm! Sevâ sevâ" deyü bir nidâ gelir.
EÇS VII 146a
Andan Selîm Dede Mısır'a gelüp ibtidâ Ebu's-su‘ûd-ı Cârihî ve Merzûk-ı Kefâfî ve İbrâhîm-i Gülşenî ve Veled-i İyâl(?) ve niçe kibârların himmetlerine mazhar olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek Tarabefzûn'a andan gemilerle kal‘a-i Kefe'ye andan yüz bin Tatar ve gayri sebük-bâr asker ile üçüncü def‘ada yine babasıyla Çorlu sahrâsında ceng-i azîm edüp cemî‘i kul "Biz Selîm Şâh isteriz" deyü ba‘de'l-cülûs pederini Edirne kurbunda Dimedoka'ya gönderdikde Edirne cenbinde Havsa nâm mahalde Bâyezîd Hân merhûm olmuş bulundu. Bir san‘at oldu derler.
EÇS VII 146a
Andan Selîm Şâh müstakil pâdişâh-ı Cem-azamet olup refîk-ı yâr-ı sâdıkı olan Temrik Bay'ın ricâsıyla bu Temrik kal‘asın Temrik Bay mu‘temed olup binâ etdiğiyçün Temrik Bay kal‘asıdır, ammâ müverrihân-ı Tatar hâk-i Berber-zemîn derler. İşte sebeb-i binâsı ve vech-i tesmiyesi budur. Hattâ Selîm Hân silihdârı olup bile seyâhat eden Selîm-nâme nâm tevârîhinde cümle üç buçuk yıl seyâhatlerin ve ceng ü cidâllerin mufassal tahrîr etmişdir, ve's-selâm.
EÇS VII 146a
Ba‘dehu bu hakîr bu Temrik bâğ u bâğçesiz bir cezîre yer olmak ile ertesi gün nîm sâ‘at şimâl tarafına gidüp,
EÇS VII 146a
Kal‘a-i harâb-âbâd-ı Berber-zemîn tahtgâh-ı Salsal-ı Sol‘ât
EÇS VII 146a
Azak denizi kenârında bir kumsal zemînde sa‘b kal‘a imiş. Bunda Salsal ile niçe bin sâhib-kırânlar ceng eylemişlerdir. Hâlâ şühedâların kırkar ve ellişer ayak kaddi kabr-i şerîfleri vardır. Ammâ kal‘asın Timur Leng harâb etmişdir. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Ammâ hakkâ ki kal‘a-i Berber-zemîn imiş. Diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Andan bu abd-i kemter garb tarafına göller ve bayırlar geçüp,
EÇS VII 146a
Bu dahi Salsal-i dâll kral binâsıdır. Ol asırda ismi Kulhanca imiş. Ba‘dehu Bâyezîd Hân asrında bunda Kazak küffârıyla Gedik Ahmed Paşa ceng-i azîm ile kanlar akarak feth olduğiyçün Adahon, ya‘nî Kan adası dediler. Ba‘de'l-feth kal‘asın münhedim etdiler, ammâ aceb yerinde ma‘mûr olacak kal‘adır. Hattâ sene 1048 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ Bağdâd-ı behişt-âbâdı döğerken Piyâle Kethudâ donanma-i hümâyûn ile bu Adahon boğazında seksen altı pâre Urus şaykalarıyla on gün on gece ceng-i sultânî edüp âhır-ı kâr fursat ve nusret Âl-i Osmân askerinin olup cümle kâfir gemilerin feth edüp esîrleri ve mâl-ı ganâ’imleriyle der-i devlete gelüp Bağdâd altında Murâd Hân'a arz olundu. Ammâ bu Adahon'da,
EÇS VII 146a
Ziyâretgâh-ı şehîdân-ı Âl-i Osmân: Cümle bin yedi yüz aded şehîdân-ı deşt-i hâmûşândır, zîrâ bu ceng-i âlî niçe tevârîhlerde merkûmdur. Bu şühedâları bu hakîr ziyâret edüp andan kıble tarafına 2 sâ‘at gidüp,
EÇS VII 146a
Sala-i Sovucuk: Dörd yüz evli ve üç mescidli ve bir câmi‘li ve bir hânlı ve on dükkânlı kasaba-misâl saladır. Bu köyde Barzuk Beğ salyâne ile Çerkes beğidir. Ve cümle re‘âyâları dahi Çerkesdir.
EÇS VII 146a
Andan semt-i kıbleye 3 sâ‘atde, İdrîs salası, andan Âteş Beğ kışlasın geçüp 2 sâ‘atde,
EÇS VII 146a
Evsâf-ı dâr-ı savaş, ya‘nî kal‘a-i sağîr Kızıltaş
EÇS VII 146a
Sene 921 târîhinde bunu dahi Selîm Şâh-ı Evvel binâ etmişdir kim ol asırda bu cezîreyi niçe kerre Çerkez aşkıyâsı basup nehb ü gâret etmiş idi. Anıniçün bu kal‘ayı Selîm Hân yasadı. Adahon gölü Karadeniz'e mahlût olduğu yerde leb-i deryâda çâr-kûşe kârgîr kırmızı taş binâ olduğundan Kızıltaş kal‘ası derler. Cirmi kâmil iki yüz adımdır. Çâr köşesinde dörd kullecikleri vardır, ammâ dîvârları âlîdir. Ve iki aded üstü tahta örtülü kulleleri ve şimâle nâzır bir demir kapusu var, ammâ handakı yokdur. İçinde ancak dizdâr evi ve kırk neferât odaları ve bir mescidi ve anbârı ve kulleleri içre cebehâneleri ve on aded şâhâne şâhî topları var. Kefe eyâletinde subaşılık ve Taman kadısı niyâbetidir. Kal‘ası sâfî kum içindedir. Yıldız rûzgârı tarafında sehel havâlesi vardır.
EÇS VII 146a
Taşra varoşu: Cümle seksen kadar sazdan mebnî Çerkes evleri kal‘anın şimâlî tarafına vâki‘ olmuşdur. Ancak bir câmi‘i minâresizdir ve bir âb değirmeni var, gayri çârsû-yı bâzâr ve hân u hammâm ve bâğ u bâğçe yokdur, ammâ bostânları gâyet çokdur.
EÇS VII 146a–146b
Bu mahalde Ada-yı Şâhî cirmi ve Kefe eyâleti tamâm oldu. Ve bu Ada-yı Şâhî'nin Çoçka burnu tarafında niçe harâb kal‘alar vardır, ammâ Ciniviz küffârı asrında bu ada ve kal‘aları eyle âbâdân imiş kim cümle iki kerre yüz bin kefere ve fecere leşkeri var imiş. Ba‘dehu niçe yerlerin 146b Timur Leng yıkmış. Hakîr bu kal‘ayı seyr [ü] temâşâ ederken kal‘a-i Taman'dan Hân hazretlerinin azîm askerleri gelüp bu Kızıltaş kal‘ası dibinde cümle Tatar askeri meks edüp bir günde yüz pâre gemiyle Kızıltaş kal‘ası dibinden nehr-i azîm Kuban'ı karşu tarafa geçmeğe cehd eyleyüp cân atdılar, zîrâ gerüden yeni Tatar Hân leşkeri gelir deyü havf ederlerdi.
EÇS VII 146b
Andan bu hakîr yine Ada-yı Şâhî içre seyr [ü] temâşâlar ederek ma‘mûr u âbâdân yerlerde cânib-i cenûba 2 sâ‘atde,
EÇS VII 146b
Kal‘a-i Anapa: Ciniviz binâsıdır, ammâ Gedik Ahmed Paşa feth edüp "Lâzımlı kal‘a değildir" deyü harâb etmişdir, ammâ içinde âb-ı hayât suyu vardır. Bu kal‘a ma‘mûr olsa Azak boğazından kâfir gemileri Karadeniz'e çıkamazlardı. Ana karîb yerde Tuzla burnu nâm mahalde bir kumsal yerde,
EÇS VII 146b
Kal‘a-i Tuzla: Bu dahi vîrân oluyor. Bunu Azak Kazağı harâb etmişdir, ammâ hadd-i zâtında lâzımlı değildir. Lâkin zamân-ı kadîmde eyle ma‘mûr [u] âbâdân imiş kim Âl-i Osmân askeriyle Özdemiroğlu Osmân Paşa yedi ay bu Çoçka burnundan karşu Kırım vilâyetine şiddet-i şitâdan geçemeyüp bunda oturup aslâ İslâm askeri zarûret çekmemişler. Ve hâlâ bu cezîre-i pâdişâhîde akçe ile müsâfirler bir şey alsalar,
EÇS VII 146b
"Cânım eğer eyle ise hânlara kon" deyü evden {müsâfiri} kovmak isterler, ya‘nî tâ bu mertebe Taman adası köylerinde müsâfire çul ve torba ve kîse çıkartmadan yedirüp içirüp kondurup göçürüp ri‘âyet ederler. Tâ bu mertebe ganîmet yerdir kim bir âdem bir evde on atı ile on gün otursa halkı hazz eder bir alay şûh u yârândan Ganî ismine mazhar olmuş ganî Çerkes âdemleridir. Aslâ bu cezîrede Tatar yokdur, duramaz da, zîrâ Kefe eyâleti hükmünde Anatolu toprağı add olunur Rûmeli tarafı karşu Kırım diyârıdır.
EÇS VII 146b
Kırım ile bu Cezîre-i Şâhî mâbeyne-hümâlarında on sekiz mîl Karadeniz cereyân eder boğazdır.
EÇS VII 146b
Andan içeri beş mîl şimâl tarafına Çoçka burnu ve Kilisecik burnu arasında Azak boğazı vardır.
EÇS VII 146b
Ve bu Taman'ın Ada-yı Şâhî yurdu gâyet mahsûllü yerlerdir kim bir kîle tohumu yüz kîle verir, ammâ darusu yüz elli kîle verir bir kân-ı nebâtâtdır.