EÇS VII 147b
Kavm-i Tatar-ı Noğay'ın türkü yırladıkları tekerlemeleridir:
EÇS VII 147b
Usurganın urunbolsun,Kul söykede beran bolsun,Ko dılağa pindirsin,Kol möykede sendirsin,Cavul atka pindirsin,Hân söykede sendirsinTamuk takış kan çatlasın,Tava içki aylasın,
EÇS VII 147b
Ay Noğaylı Noğaylı,Arpacığı tuğalı,Götürüp sokmağa kolaylı,Valaylı vay valaylı.
EÇS VII 147b
Netîce-i kelâm bunun emsâli niçe kerre yüz bin gûne elfâz-ı mühmele-i mâlâya‘nîleri vardır.
EÇS VII 147b
Ba‘dehu bu Çoban kal‘asında Çoban Mirza, Hân'a birkaç yorga atlar verüp ve at etinden Hân'a hayli ziyâfetler edüp andan 4 sâ‘at ormanlar içre gidüp,
EÇS VII 147b
Bu mahal Şağake beğinin tahtıdır kim lisân-ı Çerkes'de pişköv deyü beğlerin sâkin olduğu yerlere pişköv derler, ya‘nî taht ma‘nâsınadır. Kasaba-misâl azîm köydür. Cümle beş yüz elli aded saz örtülü ve çit örülü ve ikişer kapulu biri biri içinde evlerdir. Ve cümle yine çit örülü sarp havlıları vardır. Ammâ bu vilâyetlerde akçe ve pul ve bâğ u bâğçe ve çârsû-yı bâzâr ve hân u hammâm ve kenîse yokdur. Kâfir ve müselmân değillerdir. Kâfir desen gazab-âlûd olurlar. Behey müselmân desen ığmâz ederler. Ve haşri neşri inkâr ederler. "İnsân ot gibi bitüp yitüp giderler" derler. Kâfiri görseler sevmezler, müselmânı görseler hazz eder bir alay dağî ve bâğî ve yağı âdemlerdir. Mezhebleri Mecûsîlerdir. Çârsû-yı bâzâr ve akçe olmadığından her metâ‘ların birbirleriyle değiş dokuş etmek ile irtibât buldurmuşlardır, ammâ yine cümle kavmi evlerinde ehl-i sanâyi‘dirler kim ellerinden bir ma‘rifet kurtulmaz, gâyet çeber u cemşîd-i san‘at âdemleri vardır.
EÇS VII 147b
Bu Şağake pişkövinin kıble cânibi Karadeniz bir merhale yerdir. Pişköv-i Şağake dağlarının dâmeninde bir vâsi‘ çemenzâr ve dırahtistân içre kırk ev bir kıranda ve on ev bir kıranda ve yigirmi ev bir kıranda oymak oymak, ya‘nî akrabâ ve ta‘allukâtlar bir yere konup etrâflarına çalıdan ve kalın dıraht-ı müntehâlardan azbar, ya‘nî çitden sarp kal‘a-misâl havlılar yapup evleri ve cemî‘i hayvânâtları bu azbar havlılar içindedir. Her gece iki yerden kapuların sedd edüp arslan gibi köpeklerin bend-i zencîrlerin alup hâb-ı râhatda olurlar. Cemî‘i Çerkezistân böyledir. Ammâ Şağake beği İncirok(?) Beğ seksen yaşında sakalı tırâş bir semiz kefere şekilli müslim de değil bir âdemdir. Mehemmed Geray Hân anın hânesine konup azîm vezni üzre Hân'a konakbânlık etdi.
EÇS VII 147b
Bu Şağake beği cümle üç bin tüfeng-endâz pür-silâh atlı ve yayan askere mâlikdir, ammâ cümle on bin âdem olur. Bu kavimden gayri Karadeniz kenârına varınca Çerkes kavmi yokdur. Ve bu mahalde kûh-ı Elburz dağların uçları tamâm oldu.
EÇS VII 147b
Ve bu Şağake dağlarının kıble cânibleri cümle Abaza vilâyetleridir kim Karadeniz kenârına vâki‘ olmuşlardır. Ammâ bu Çerkezistân, Abaza ile nehr-i Kuban mâbeyninde olan kûh-ı Elburz'a muttasıl Şağake ve Anapa ve Obur dağlarının dâmenlerinden tâ nehr-i Kuban kenârına vâki‘ olmuş Çerkezistân vilâyetidir kim garbdan cânib-i şarka tûlu toksan konak tâ kûh-ı Elburz'a varınca Çerkezistân vilâyetidir kim nihâyetinde bu Şağake kavmi Karadeniz sâhilinde temâm olur. Lâkin bu Şağake dağları garbdan şarka tâ kûh-ı Elburz'a ve diyâr-ı Dağıstân ve ülke-i Kumuğ'a ve vilâyet-i Acem'in tâ Demirkapu'suna varınca kûh-ı Elburz'a muttasıl Şağake dağlarıdır.
EÇS VII 147b–148a
Ve ibtidâ bu Şağake Çerkezlerinin ecdâdları Mekke-i 148a Mükerreme'den bir alay kavm-i Kureyşîler firâr edüp Aneh Selme çöllerinden Irâk-ı Bağdâd'a çıkup bir bürâderi Keysû anda kalup Keys Urbânı oldu. Ve bir kabîlesi Cebeliyye'de Cebel-i Elheme'ye gelüp biri Gazze'de ammîsi Hâşim hazretlerine gelüp kalır. Ammâ Cebeliyye'de Cebel-i Elheme yanında kalan nâsa(?) oğlu Keysû Antakiyye'de kayser-i Rûm olan Hırkıl nâm kral-ı dâlle gelüp andan İslâmbol'un Pozantina kralı olan Ciniviz yanına gelüp bu Keysû yurd ister. Ol dahi Keysû'yu üç karındaşıyla gemilere koyup Karadeniz sâhillerinde yurd verir. Lazka Kureyş Arabı Trabzan'da kalır. Kavm-i Laz Lazka Kureyş'dendir. Andan Abaz Kureyş Abaza vilâyetinde kalır. Andan Keysû Kureyş Arap Anapa kal‘asına çıkup ibtidâ Keysû Şağake oğlu ile bu Karadeniz sâhilinde vatan tutunurlar. Ba‘dehu tenâsül bularak kırk aded kabîle olurlar.
EÇS VII 148a
Der-beyân-ı tulû‘-ı zuhûr [u] asl [u] fer‘-i kavm-i Mamaluk, ya‘nî kavm-i Çerâkese-i Şağak-i Bozoduk
EÇS VII 148a
Evvelâ be-kavl-i müverrihân-ı Rûm ve nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm ve hikâye-i dırâzân-ı müverrih-i Rûm Yanvan ve müverrih-i Latin Mikal ve müverrih-i Kıbtî Totis ibn Natis ve müverrih-i âlemîn Yarmenî Mıgdısî ve'l-hâsıl cemî‘i Rûm ve Arab u Acem ve Tatar kavimlerinin mu‘temed tevârîh-i mu‘teberelerinde eyle tahrîr ve tastîr ederler kim âye[t]: Arapça nass-ı şerîfi mûcebince ibtidâ rûy-ı arzda makâm edinen Âdem Safî'dir. Evlâd-ı evlâdları münteşir olup vech-i edîme âdem müstevlî oldu.
EÇS VII 148a
Ammâ sükkân-ı Rûm ve ecnâs-ı mütenevvi‘a-i ân-merzibûm takdîr-i Hayyu'l-Kayyûm fermânıyla aslında kavm-i Rûm Ays ibn İshâk Nebî evlâdındandır, ammâ kavl-i sahîh Yâfes evlâdlarıdır kim bir kavm şecî‘ ü pâk-i‘tikâd kimesnelerdir kim ibtidâ diyâr-ı Rûm'a İslâm ile kadem basan kavm-i Rûm'dan Âl-i Selçukiyân ile Âl-i Dânişmendiyân'dır. Sene 476 târîhinde ümerâ-yı Dânişmendiyye ile yek-dil [ü] yek-cihet olup kal‘a-i Malatiyye ve Kayseriyye ve Alâ’iyye ve Antakiyye ve Konya diyârlarına gelüp müstevlî olup sultân oldular. Ammâ ibtidâ-i tulû‘ları Mâverâü'n-nehir'den ba‘de'l-hicre sene 200 mürûrundan sonra Hazret-i Ömer evlâdlarından Emîr Ziyâd ve anın oğlu Emîr Lokmân ve anın oğlu Emîr Ömer Malatiyye kal‘asın Ermen kefereleri destinden alup dâru'l-mülk etdiler.
EÇS VII 148a
Ba‘dehu sene 600 târîhinde Âl-i Selçukiyân Sultân Alâeddîn'de inkırâz-ı nesil bulup devlet-i Âl-i Osmân Mâverâü'n-nehir'de vilâyet-i Tûrân'da şehr-i Mâhân'dan Ertuğrul doğrulup gelmiş idi. Alâeddîn'in yerine Erduğrul Rûm'a müstakil beğ oldu. Andan Ertuğrul Bursa kurbunda Rûm kefereleriyle Yalakâbâd kal‘asında ceng ederken şehîd olup Söğüd kasabasında defn etdiler.
EÇS VII 148a
Ba‘dehu Ertuğrul oğlu Osmâncık Rûm'a sene 699'da müstakil beğ olup Konya'da sikke ve hutbe sâhibi olup Anatolu ıtlâk olunan vilâyetlere ümmet-i Muhammed müstevlî oldu. Ve sene (---) târîhinde Gâzî Süleymân Beğ ibn Orhân Gâzî Kara Mürsel ve Kara Kokoca ve Kara Koca ve Kara Ece Ya‘kûb ve Kara Koca Al ve Kara Edebalı nâm kırk nefer kara kocalar ile Kapudağı burnundan Bahr-i Rûm'u karşuya sallar ve kayıklar ile Rûm'a geçüp ibtidâ Gelibolu hâkine kadem basup "Bismillâhirrahmânirrahîm" dedikleri nass-ı şerîf târîhdir. Andan ol cânibi nehb ü gâret ederek ibtidâ şehr-i İpsala'yı feth edüp salâ verdikleriyçün ibtidâ salâdan galat-ı meşhûr İpsala derler.
EÇS VII 148a
Andan sonra günden güne sevâd-ı mu‘azzamları kabza-i tasarruflarına alup mâl-ı ganâ’imler ellerine girüp şikâr etdikleri nisvânları ve bintânları akd-i nikâha çeküp tenâsül bularak tâ sene (---) târîhinde fâtih-i Edirne Gâzî Hüdâvendigâr'a ve andan Gâzî Ebü'l-feth'e ve andan Gâzî Süleymân Hân'a gelince Rûmeli {ve Anatolu} ta‘bîr kılınan diyârda yetmiş yedi aded kavm-i nasârâlardan kavm-i kadîm Arnavud ve Laz ve Abaza ve Çerkes ve Hırvad ve Sırf ve Bulgar ve Kalviz ve Voynık vilâyetin ve Efrenc ve Macar ve Leh ve Çeh ve Rus ve Korol ve Tot ve Kurs ve Maskov ve Gürcî ve Dâdyân ve Açıkbaş [ve] Mikril ve Güril ve Şavşat ve kefere-i Rûm Ermenî ve Dodoşka ve İngilis ve Nemse ve İsfaç ve Talyan ve Kallevin ve Filimenk ve Portakal ve Donkarkız ve Danimarka ve Venedik ve İşpanya ve Ciniviz ve Fransa ve (---) (---) (---) (---) (---) İflâğ u Boğdan ve'l-hâsıl bu zikr olunan kâfirlerin dâr-ı diyârların Âl-i Osmân harâb u yebâb hânelerin türâb üsârâların kebâb ederek feth [ü] fütûhâtları idi.
EÇS VII 148a–148b
Kavm-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr-ı bî-rahmler dahi Kırım hânları da birbiri akîblerince Âl-i Osmân'a imdâd ederek hadden efzûn ve hisâbdan bîrûn mâl-ı ganâ’imler ve esîrler gelerek mâd[yân]larına aşan aygırlardan küheyl atlar hâsıl olup binerler ve küffârın kızları ve avretlerine aşan gâzîlerden püserân [u] bintânlar ve oğul balı gibi zî-şânlar ve dilberân-ı sîm-ten sîm-endâmlar hâsıl olup 148b anlar dahi anaları tarafında olan dedelerine ve akrabâlarına onar on beşer yaşında iken anlar da kılıç urmağa âheng ederek dedelerinin dâr-ı diyârların başına dar ederek niçe bin tâze kurâ ve kasabât ve şehir kılâ‘ları ve belde-i mu‘azzamaların feth etmededirler. İlâ mâşâallâh devlet-i Âl-i Osmân mü’ebbed olup Lazistân ve Mikrilistân ve Abazistân ve Çerkezistân vilâyetleri gibi her dâr-ı diyâr düyûr kâfiristânı feth edüp deyrlerin mesâcid [ü] cevâmi‘ler edeler.
EÇS VII 148b
Ammâ bâlâda zikri sebkat eden cemî‘i millet-i nasârâlardan aslah-ı mevcûd sehel bahâneyle İslâm kabûl eder ve diyâr-ı İslâma gidenler gidüp gelir kavm-i Abaza Kureyşi ve Çerâkize Kureyşi kavimleridir kim kitâbî değillerdir. Bir alay dağî ve bâğî ve yağı kavm-i eblehlerdir kim be-kavl-i müverrihîn ecdâdları Mekke-i Mükerreme'den kabâ’il-i Kureyşî'dir kim kabâ’il-i Arab'ın eşref-i mahmûdu'l-hasâ’ili Arab kavmi olan fusehâ-yı büleğâ-yı mes‘ûdü'ş-şemâ’il idiği mukarrerdir, zîrâ Hazret-i Server-i Kâ’inât ve Mefhar-i Mevcûdât ol sülâle-i sâmîden vücûda gelmişlerdir.
EÇS VII 148b
Andan kabâ’il-i memdûh Acem'dir kim ibtidâları kavm-i Tatar'dır kim bu iki kavimden edîm-i arz müzeyyen olup benî âdemle ma‘mûr olmuşdur. Anınçün Hazret-i Kevneyn'e "Seyyidü'l-Arab ve'l-Acem" derler, zîrâ ibtidâ Arab'dan mâ‘adâ Tatar ve Acem ve Türk-i Türkmân ve Moğol ve Boğol ve Dağıstân ve Kumuğ u Kozak ve Heşdek ve Yakayça ve Lıpka ve Özbek ve Çağatay ve Kılmah ve Fağfûr u Çîn ü Hıtâ ve Hoten ve Mâçîn ve Hind ü Sind ve Laristân ve Moltân ve Sultâniyye ve Semerkand ve Kâbilistân ve Zâvilistân ve Bâbil ve Ermenistân u Mâzenderân ve Fâris ü Horâsân ve Kâşkar ve Hârizm ve Taberistân [ve] Türkistân ve Gîlân ve Irâk-ı Arab ve Irâk-ı Acem ve Irâk-ı Dâdyân [ve] vilâyet-i Kirmân ve Gence ve Şirvân ve Şamâkî ve Mekrân ve Sîstân ve Bedahşân ve Âzerbâycân ve Îrân u Tûrân ve Belh u Buhârâ ve niçe yüz bin diyârlarda sâkin olan ümmet-i Muhammedlere Acem tesmiye olunur. Anıniçün "Seyyidü'l-Arab ve'l-Acem" denildikde cümleye şâmil bir kelâm-ı dürer-bârdır.
EÇS VII 148b
Ammâ kavm-i Arab'ın Kureyş tâ’ifesinden mürted olup Rûm'da karâr edenler be-kavl-i müverrihân (...) cevâhir-ahbâr eyle tahrîr ve terkîm etmişdir kim,
EÇS VII 148b
Kavm-i Kureyş Arabından Arnavud ve Lazka ve Mikral ve Abaza ve Çerâkiz kavimleri Rûm'a gelüp mürtedün billâh olduklarının tahkîkin beyân eder
EÇS VII 148b
Evvelâ Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hilâfetinde Medîne-i Münevvere'de kabâ’il-i Kureyş'den Cebel-i Elheme nâm bir küffâr-ı benâm hatâ’en bir şeyhü'l-urbânın gözün çıkarup mürâfa‘a-i şer‘ oldukda ber-mûceb-i şer‘ âye[t]-i şerîf: