EÇS VII 156b
Sultân Murâd ibn Selîm Hân ızze nasruhu duribe Şamâkî, sene 986.
EÇS VII 156b
Ya‘nî bu Çerkezistân derbend-i calender yerlerdir kim herkes seyâhat edemez. Lâkin beğlerine bir armağan hedâyâ versen yanına âdemler koşup yiye içe kona göçe bir beğe yâ bir kabağa veyâ bir pişköve sâlimîn ü gânimîn teslîm ederler. Artık mâlından ve cânından havf etme. Eğer konduğun ev sâhibine bir lüle tütün ve yâhûd bir iğne ve iplik verirsen dünyâ kadar hazz edüp sana dahi ziyâde ri‘âyet ederler. Ve mâlı ve cânı ve evlâd [u] ensâbı ile yoluna kurbân olurlar. Hakkâ ki mihmândârlıkları bin kat hırsızlıklarından âlîdir. Hakkâ ki bu haslet hâssu'l-hâs bir kavme mahsûs değildir. Andan 5 sâ‘atde taraf-ı şarka gidüp,
EÇS VII 156b
Nehr-i Cincik: Bu nehir Beş Tav'dan gelüp Kuban'a gider. Bu nehir kenârında acâ’ib ü garâ’ib eğir kökü hâsıl olur kim Çağa kökü ve Kanije kökü ve Azak'da nehr-i Ten suyu eğirlerinden hâssalı eğiri olur. "Eğir ye de geğir" demişler. Ve kırk vukıyye gelir alabalığı ve söve balığı çıkar bir âb-ı hayât sudur. Andan yine maşrık cânibine 2 sâ‘atde,
EÇS VII 156b
Nehr-i Büyük İncik: Ve Büyük Cincik dahi derler. Bu dahi Beş Tav'dan gelüp nehr-i Kuban'a mahlût olur. Ve bu nehr-i İncik kenârıyla (---) sâ‘at sarplık yerler içre gidüp,
EÇS VII 156b
Sene (---) târîhinde bu Arslan Beğ Noğay on iki bin bahâdır Noğayıyla Maskov re‘âyâsiyken ceng ede ede Heşdek kavmi içinden geçüp ve nehr-i Edil'i ve nehr-i Cayık'ı botlar ve gemiler ve tulumlar ile beri tarafa geçüp Heyhât sahrâsında Kalmık askeriyle ceng-âşûb ede ede Kazan vilâyetine andan Alatır vilâyetine gelüp tavattun edelim derken Kalmık askeri bunları kova kova Heyhât sahrâsın aşırup ve nehr-i azîm Kuban'ı beri geçüp Kabarti beğlerine el-amân deyü dahil düşüp geldiklerinde Mehemmed Geray Hân hân-ı âlîşân iken bu kal‘ayı Arslan Beğ içün yasayup mesken [ü] me’vâ etdiler. Hâlâ bu kal‘a-i zîbâ nehr-i Cincik kenârında şekl-i murabba‘ bir çit sarp kal‘adır.
EÇS VII 156b
Ancak taraf-ı şimâle bir ağaç kapusu vardır. Cirmi dörd yüz germe adımdır. İçinde aslâ ev yokdur, ammâ keçeden obaları vardır. Ve bir küçük mescidi ve bir Tatar imâmı var. Cebehânesinden ancak üç şâhî topu var. Ve kal‘a taşrasında Arslan Beğ'in ve gayri mirzaların taş kârgîr binâ-yı metîn evleri vardır. Üstleri cümle saz örtülüdür. Bunlar her gün Kalmık Tatarıyla ceng ederler.
EÇS VII 156b
Ve bu Arslan Beğ, Hân'a azîm at etleri ve boza ve talkan ziyâfetleri edüp yorga atlar ile iki bin atlı imdâd verüp Arslan Beğ dahi bile atlanup Kalmık havflerin çekerek 5 sâ‘atde,
EÇS VII 156b
Sene (---) târîhinde bunu dahi Mehemmed Geray Hân yasadkandır. Be-dest-i Kabarti beği Müşevviş Beğ. Kabarti vilâyetin Kalmık urmağa başladıkda vilâyet halkının mâllarını hıfz etmek içün bu kal‘a binâ olunmuşdur. Hâlâ kirmânı nehr-i Cincik nehr-i Kuban'a mahlût olduğu mahalle karîb yerde şekl-i murabba‘ dıraht-ı müntehâlardan mebnî bin çitden kavî palankadır kim cirmi beş yüz adımdır. Ve handaklı ve bir kapulu kirmendir, ammâ iç kal‘ası kârgîr binâ bir kulle-i azîmdir. Anın dahi handakı ve bir kapusu önünde asma tahtadan cisri vardır.
EÇS VII 156b–157a
Bu kulle içre dizdârı Mehemmed Geray'ın Macar Mehemmed Ağa'sı dizdârdır. Ve bir bayrak nevbetçi sekbân yiğitleri var. 157a Ve Hân tarafından Kumuklu Tohtar Hacı Alî kadıdır. Ve anın yanı sıra yüz aded Kumuklu şehbâz yiğitler bu kal‘ada vatan tutmuşlar. Cümle Şâfi‘iyyü'l-mezheb mü’min ve muvahhid âdemlerdir kim Tohtar Kadı Alî mâh u sâl sâ’imü'd-dehr idi, ammâ dehrî mezhebinde değillerdir. Lâkin muta‘assıb müselmânlardır.
EÇS VII 157a
Bu müselmânın sebebiyle ve Mehemmed Geray Hân efendimizin himmetiyle cümle Kabarti beğleri müselmân ve mü’min ü muvahhidler olup cümle domuzlarını kırup İslâm ile müşerref olmağa başladılar. Ve bir hammâm ve bir câmi‘ ve bir hân ve bir mescid yasadılar ve elif ve be suparası kitâbı okumağa başladılar.
EÇS VII 157a
Ammâ Mehemmed Geray Hân ma‘zûlen bu Şâdkirmân kal‘asına gelince cümle kal‘a müstahfızânları eyitdiler:
EÇS VII 157a
"Pâdişâhım bize şimden gerü ulûfemizi kim verir?" deyü beş aded şâhî topları bir gece kal‘anın bir yerinde topları yere gömüp kal‘ayı bırağup Hân'a geldiler. Hayfâ dirîğ Mehemmed Geray Hân'ın devletinde Kabarti kavmi cümle İslâm ile müşerref olup kadı ve imâm ve câmi‘ ve hammâm ve kal‘a binâ olunup şöyle vilâyet-i zamîme-i İslâm olmuşken kim bilir nice ola, ammâ şimdi bu hâl üzre Kabarti kavmi müslimler olup câriyelerinin nikâhsız vat’ında hatâ vardır. Andan 2 sâ‘atde,
EÇS VII 157a
Kabak-ı Kodanı: Bir topraklı bayırlı dere içinde yüz evli ma‘mûr Kabarti kabağıdır. Andan yine semt-i şarka 4 sâ‘at çengelistân ve dağıstân yerleri geçüp,
EÇS VII 157a
Nehr-i Kuban-ı azîmin başı: Kûh-ı Elburz'un cenûbunda Gürcistân'ın Dâdyân vilâyeti dağlarından enüp bu mahalle dek gelir. Bunda gelince azdır, ammâ aşağı Karadeniz'e mahlût olunca nehr-i Kuban'a sağîr ü kebîr sekiz yüz altmış aded sular mahlût olur. Ve cümlesi bu bizim geçdiğimiz yollarda olan sulardır. Cümlesi Abaza dağlarından gelir. Hamd-i Hudâ biz anların cümlesin içüp geçdik, ammâ meşhûr olan büyük suları yazdık.
EÇS VII 157a
Ve bu nehr-i Kuban'ın şimâl cânibi cümle Heyhât sahrâsıdır. Aslâ ve kat‘â ol tarafda sular ve ağaçlar yokdur. İllâ nehr-i Kuban kenârlarında ormanlıklar çokdur, ammâ su yokdur. Cümle sular Çerkezistân tarafından gelüp Kuban'a munsab olur. Ve bu Kabarti içre nehr-i Kuban'ı atlar ile ayakdan geçdik, ammâ cümle gark olayazdık. Birkaç atların arkanları birbirlerine dolaşup üstündeki âdemlerle atlar gark oldular. Hamd-i Hudâ hele yüz bin renc-i anâ ile Kuban'ı karşu geçüp 8 sâ‘at gidüp,
EÇS VII 157a
İsmi (---) (---) dir. Bir azîm kayalı dere içinde üç yüz aded saz örtülü azîm pişkövdür. Bu derenin öte başında tahrîr olunan bir pişköv dahidir, ammâ bu pişköv nehr-i Kümi kurbundadır. Nehr-i Kümi bir kayalı dağlardan gelüp bir merhale yer cânib-i şimâle cereyân edüp giderek Bebirdikaç sahrâsında gâ’ib olur bir âb-ı hayâtdır.
EÇS VII 157a
Ve bu pişkövde cümle ehl-i sanâyi‘ler mevcûd olup herkes evlerinde kâr ederler. Bu kavim müslim olaldan berü bu pişkövde Koca Müşevviş beğleri bir hammâm ve bir câmi‘ ve iki mescid binâ etdiler. Hutbeyi Âl-i Osmân nâmına sonra Kırım hânlarına sonra Dağıstân pâdişâhına andan Müşevviş Beğ nâmına hutbe okurlar. Ve Kabarti beğleri kâhî bunda olurlar. Büyük beğ Cân-gireydir(?), küçüğü Müşevviş Beğ'dir, ammâ cümle hükm-i hükûmât bu Müşevviş Beğ'indir.
EÇS VII 157a
Ve bu tâ’ife-i Kabarti müselmân olalı şimdi beyâz abâ kalpak ve beyâz esbâblar geyüp cümle saçların tırâş eder oldular. Ve ellerinde tesbîh taşırlar bir garâ’ib yeni müselmân oldular.
EÇS VII 157a
Ve cümle yigirmi aded ma‘mûr u âbâdân sarp yerde kabakları vardır. Ve dahi cümle on bin aded bahâdır yiğitlere mâliklerdirler. Cümlesi sahîhü'n-neseb Kureyşîlerdendir. Gayri kimesneden ve kul ve karavaşdan aslâ şılga nâmında kız almazlar, eğer hûrî olsun. Ve gayriye kız dahi vermezler. İllâ Tatar hânlara ve sultânlara kız verirler.
EÇS VII 157a
Ve bu üç aded pişkövleri yigirmi beş yıldır Kalmık havfinden yerlerinden kaldırup gayri dağlarda yeni pişköv yapmamışlardır. Hâlâ yerinde durur azîm kasaba-misâl ma‘mûr pişkövlerdir. Hattâ sene (---) târîhinde Arslan Beğ Tatarı Maskov vilâyetinden bu diyâra gelicek Kalmık Tatarı bunların ardlarınca kovarak gelüp Kabarti'den Noğay'ı istedi.
EÇS VII 157a
Der-beyân-ı mehâbet [ü| salâbet [ü| cür’et-i Çerâkize-i Kabarti
EÇS VII 157a–157b
"Arslan Beğ Tatarı bir kuşdur. Bizim çalımıza gelüp sığındı. Yurdlar verdik ve kardaş olduk. Biz bu Noğay tâ’ifesini size veremeziz" deyü kese cevâb verince hemân ol sene Kalmık pâdişâhı olan Taysı Şâh yüz bin çeri ile (...) bu Kabarti'yı urmağa geleceğin Arslan Beğ Noğayı ve cümle Kabarti askeri işidüp cümle dere ve depelerin 157b ve cümle kemîngâh yerlerin tüfeng-endâzlar ile mâlâ-mâl edüp on bin kadar [y]iğitleri meydân-ı şecâ‘atde yürüyüp âmâde durdular.
EÇS VII 157b
Hemân Kalmık askeri Çerkes ve Noğay bir küçük küme görünce deryâ-misâl Kılmah askeri bir kerre hov edüp bir elbeşti edüp Kabarti ve Noğay firâr ederler.
EÇS VII 157b
Kalmık bu hâli görüp bunları dağlar içine varınca kovup Kalmığ'ın gerüdeki askerinin ardı tükenince hemân pusuda olan Kabarti tüfeng-endâzları ejder-i heft-ser gibi kemîngâhlardan çıkup Kalmığ'a bir yaylım çatal kurşum serpince bir ânda niçe bin Kalmıkları hâk-i mezellete düşürüp gerüden atlarından Kalmığ'ı ortaya alup eyle bir sâtûr-ı Noğayî ururlar kim bir ânda yigirmi yedi bin Kalmık keferesi kılıçdan geçüp yigirmi binin dahi esîr olup altmış yedi bin Kalmık atları ele girdi.
EÇS VII 157b
Bu feth ü nusretden mâ‘adâ bizzât Taysı Şâhları bu arbede içre katl olup Kabartiler Taysı Şâh'ın leşini alup saklarlar. Bakıyyetü's-suyûfları firâr ederler. Ardları sıra Çerkes'den ve Noğay'dan dinç cürd atlılar firâr eden Kalmıkların akîbince kova kıra tâ Ejderhân şehrine varırca kırarlar.
EÇS VII 157b
Ba‘dehu bu mezellet-i inhizâm-ı musîbeti mürd olan Taysı Şâh'ın oğlu Moyinçak Şâh işidüp ol dahi başına iki kerre yüz bin leşker cem‘ edüp babası kanın almağa geldikde Noğay ve Kabarti atlarında dahi bir gayri san‘at ile Kabarti derelerine dıkup anlar da bir tüfeng-i Kabartayî ururlar kim Moyinçak Şâh ancak iki bin Kalmık ile cân halâs eder.
EÇS VII 157b
Âhır-ı kâr Moyinçak Şâh babasının lâşe-i murdârıyçün Çerkez-i Kabartaya elli bin baş verir, ya‘nî elli bin at ve sığır ve deve ve kübe, ya‘nî zırh verüp babası leşin ister. Noğay "Vermeziz" der.
EÇS VII 157b
Âhirü'l-emr Noğay-ı Arslan Beğli de yüz bin baş verüp babası olan Taysı Şâh'ın cîfe-i murdârın alup bir dahi Kabarti üzre gelmemeğe üzre ahd [ü] emân ü mîsâk ederler, ammâ kavm-i Kalmık ahd [ü] emânı ne bilsin. Hâlâ ol zamândan berü Kalmık ile Kabarti hasm-ı kavî adû-i cânîlerdir. Anıniçün kabâ’il-i Kabarti yigirmi beş yıldır kim dağlar içlerine pişköv yurdların Kalmık havfinden göçürmemişlerdir.
EÇS VII 157b
Ammâ biz Hân ile bunda iken Mehemmed Geray Hân'ın (...) binâ etdiği Şâdkirmân kal‘ası içinden asker kal‘ayı bırağup çıkdıkların Kalmık işidicek kal‘ayı Kalmık basup bir ceng-i azîm ederlerken,
EÇS VII 157b
Fakîr Hân yine ma‘zûl iken hasbeten lillâh dâmen der-miyân edüp cümle Kabarti'yi ve cümle Noğay'ı bindirüp bir sâ‘at ılgar edüp ale'l-gafle kal‘a altında Kalmığ'a Mehemmed Geray Hân bir sâtûr-ı Mehemmed urdu kim Moyinçak Şâhları gücile güç halâs oldu. Ve bu kadar mâl-i ganâ’im bu kadar at ve kelleler ile bir alay-ı azîm ile pişköve gelüp şâdımânlar oldu.
EÇS VII 157b
Bunda Hân'a yine ziyâfet-i azîmler edüp on dâne pençe-i âfitâb oğlan ve on baş bâkire kızlar Hân'a hedâyâ verüp beş gün dahi Hân'ı bu Kabarti'de alıkodular. Hakkâ ki mahbûbu'l-kulûb fasîh ü belîğ bahâdır kavimdirler.
EÇS VII 157b
Ve cümle Çerkezistân'ın bu kavm-i Kabarti ser-çeşme ve hasîb ü nesîb ve a‘yânlarıdır. Ve lisânları sehel anlayup kaleme gelir.
EÇS VII 157b
Bu hakîr-i pür-taksîr bu lisândan dahi mecmû‘â-i müsevvedâtımızda bulunsun içün ve seyâhatde lâzım ola deyü endek tahrîr edelim.
EÇS VII 157b
Der-âğâze-i dâsitân-ı lisân-ı Çerâkize-i Mamaluka