EÇS VII 158a
Ba‘dehu bu Kabarti'de Hân'a beş bin Çerkez ve Noğay kavmi asker imdâd verüp şimâl tarafına 7 sâ‘atde sarp dağlar geçüp ve âb-ı hayât suları içüp konup göçüp,
EÇS VII 158a
Der-tezkîr-i vilâyet-i kavm-i Bebirdikaç ibni Çerâkeysû
EÇS VII 158a
Bunlar da Cârkeys Arabının evlâdlarındandır. Nehr-i Cincik ve nehr-i Kuban'ın arzı(?) yanında sâkin olurlar. Bunların dahi şimâli Kalmık Tatarı keferesi vilâyetidir. Ve bu Bebirdikaç Çerkezi tâ nehr-i azîm Terek'e varınca on konak yer bunların vilâyetleridir.
EÇS VII 158a
Bunlar dörd aded karındaş beğlerdir kim iştirâk-i seviy üzre her biri yüzer pâre kabaklara hâkimlerdir, ammâ ikisi Kabarti beğlerine tâbi‘dir, ikisi Tavustân sultânına tâbi‘dir. Kâhîce bunun birisi Kalmık ile müşâ olması takrîb ile Kalmığ'ın Taysı Moyinçak Şâhına tâbi‘ olup sene başında Kalmığ'a bir tay boğası ve niçe şey hedâyâlar verüp Kalmık derdinden ve nehb ü gâretlerinden emîn olup Kalmığ'a re‘âyâ olur. Ammâ mezkûr dörd aded karındaş beğlerin her birisi ikişer bin askere mâliklerdir. Lâkin bunlar mü’min olmadıklarından kâhîce bunları Dağıstân pâdişâhı gâret edüp esîr [ve] mâl-ı ganâ’imleriyle muğtenim olur, zîrâ bunların diyârlarında aslâ sarp kayalı dağlar yokdur. Cümle düzlük sahrâlarda çengelistân ağaçlıkdır.
EÇS VII 158a
Bu kavim dahi Tatar hâna hedâyâlar ve imdâd asker koşup cânib-i şarkda nehr-i İncik kenârınca 7 sâ‘at gidüp yine Kabarti Çerkezi hudûdunda,
EÇS VII 158a
Menzil-i kabak-ı Sıhak: Yüz evli ma‘mûr kabakdır. Andan 5 sâ‘at yine cânib-i şarkda,
EÇS VII 158a
Kabarti hükmündedir, zîrâ bu taraf Bebirdikaç vilâyeti içine girmiş Kabartay hükmün[de]dir. Ammâ bu kal‘ada eser-i binâdan bir şey yokdur, hemân Cenâb-ı Hallâk-ı Ezel yed-i kudretiyle sun‘unu ızhâr içün bu kûh-ı bî-misâli kal‘a deyü halk etmişdir.
EÇS VII 158a
Dest-i Âl-i Osmân'da olan sa‘b hisârlardan bu kal‘a-i ibret-nümâ ne kal‘a-i Van'a benzer ve ne kal‘a-i Mardin'e ve ne kal‘a-i Dühek'e ve ne kal‘a-i İmâdiyye ve ne Akra'ya ve ne Sincâr'a ve ne Birecik ve ne Mekü ve ne Kırım'da Menkûb kal‘alarına benzer bir kal‘a-i dest-i kudretdir, zîrâ cânib-i erba‘ası kûh-ı Bî-sütûn-misâl çâh-ı gayyâlar ve derk-i esfelli dereli ibret-nümâ kal‘a-i bî-hemtâdır.
EÇS VII 158a
Ve bu mezkûr de[re]lerin içleri bir vâsi‘ çemenzâr ve nebâtât ve âb-ı hayâtlı sevâd yerlerdir kim bu dereçelerin tûlu sekiz sâ‘at hıyâbân-ı İrem derelerdir. Bu derelerin iki cânibleri evc-i semâya ser çekmiş yalçın kızıl kızıl mehîb ü mahûf kayalarda şâhîn ve sunkur ve toykun ve karçığa ve karakuş ve devlingeç yuvalı korkunç kayalardır kim altlarında kûh-ı Demâvend-misâl niçe bin mağâralar vardır.
EÇS VII 158a
Bu kayaların niçe yerleri kar saçağı gibi aşağı sarkmış kayalardır kim altından âdem geçmeğe havf eder. Eyle mücellâ ve musaykal kayalardır kim bir kuş tırnağı ilişecek yeri yokdur. Ve her mağâranın içlerinde Arslan Beğ Noğayları birer otak hayvânâtlarıyla sâkin olup yerim tar demezler. Tâ bu mertebe vâsi‘ gâr-ı yetîmânlardır.
EÇS VII 158a
Ve bu tûlu sekiz sâ‘at olan derenin bi-emrillâhi te‘âlâ iki başında aynı kapu gibi daracık kayalar var kim ol tillere ve mağâralara âdem bakmağa cür’et etse zehresi çâk yeri hemân ol mahalde hâk olur. Ne‘ûzü billâh sarp kapu gibi boğazlardır kim bu iki boğazlardan mâ‘adâ yerlerden içeri kuş uçmaz.
EÇS VII 158a
Bu dar boğazların iki başlarına İskender-i Zülkarneyn üç yerde ikişer âdem yan yana sığar kemer kapularında zamân-ı evâ’ilde demir kapular eylemiş. Hâlâ kapuları gitmiş, ancak kemerleri kalmış.
EÇS VII 158a
Bu kapu yerinden gayri yerden Borgosan deresine bir pişşe ve bir mûr-ı za‘îf girüp çıkacak yerleri yokdur. Hattâ biz anda iken yine Kalmık küffârları Arslan Beğ-eli Noğayların re‘âyâ etmek içün iki kerre yüz bin leşkeriyle geldikde kavm-i Noğay dahi cümle ehl [ü] ıyâli ve hayvânâtlarıyla bu dereye girüp derenin iki başında kapulara arabaların yığup bî-bâk ü bî-pervâ oturup Kalmık'dan halâs oldular. Ve Borgosan kal‘asına bile çıkmağa kavm-i Noğay ihtiyâc olmadılar.
EÇS VII 158a
Hakkâ ki aceb vâsi‘ ibret-nümâ deredir. Gerçi Erdelistân Macarı içre Şiçevar bir derede Macar küffârı bizi bozup kırdığı Şiçevar deresi de azîm deredir, ammâ yine anın iki tarafında kayalardan piyâde âdem urûc etmek mümkindir, ammâ bu Borgosan deresinden bir tarafa kuş uçmak muhâldir kim bu kudret kal‘ası deresi hem mahsûlât-ı âb-ı hayâtlı ve hem beş kerre on kerre yüz bin hayvânât alır sevâd-ı mu‘azzam deredir.
EÇS VII 158a
Timur Şâh bu Borgosan kal‘ası ve deresin görüp,
EÇS VII 158a
"Hayfâ dirîğ kim bizim vilâyetlerde şöyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a ve dereçe yokdur. Yohsa cihângîr pâdişâh olurdum" demiş. Bunları dahi seyr [ü] temâşâ edüp taraf-ı şarka 5 sâ‘at gidüp,
EÇS VII 158a–158b
Bu dahi Kabarti hudûdunda mağrib tarafı nehr-i Kuban'dır. Ol semte yakın bir ağaçlı sahrâ içinde beş dâne kûh-ı bülend dağlar birbirlerine yakın halk olunmuş, gûyâ her biri bir kâlıbdan çıkmış cebel-i bâlâlardır. Orta yerdeki 158b dağ cümleden sivri ve cümleden âlîdir. Etrâfındaki dört aded dağlar ortadakinden pespâye ve sehel yassı çâr cebellerdir.
EÇS VII 158b
O[r]tada dağ üzre bir köhne gemi tahtası var. Tûlu üç yüz adım ve arzı iki adım iki mişe tahtasıdır. Ba‘zı yerlerinde mismâr ve burgu delikleri vardır. Bu diyâr kavminin zu‘mlarınca bu levha-i dırâz Hazret-i Nûh'un gemisi tahtası ola, ammâ bi-emrillâh hâlâ polad-ı Nahşevânî gibi sağ tahtadır. Ve iki yüz yaşında kart Kalmık kefereleri,
EÇS VII 158b
"Üç yüz yaşında de[de]lerimizden şolay tavuşladık kim, ya‘nî şöyle işitdik kim Penç Hasan ziyâreti kubbesinin kapusu bu Nûh âvînd tahtasındandır" deyü Kalmıklar nakl etdiler.
EÇS VII 158b
Ve Yûnâniyân-ı Rûm kefereleri târîhlerinde "Ayasofya câmi‘inin cümle yüz bir aded kapularının tahtaları Hazret-i Nûh keştîsi levhasıdır kim şehr-i Musul kurbunda Cûde dağında keştî-i Nûh makar etdikde andan tahtaları getirüp İslâmbol'da Ayasofya deyrinin kapuların gemi tahtalarından inşâ etmişlerdir" deyü Rûm tevârîhlerinde yazmışlardır.
EÇS VII 158b
Ve keştî-i Nûh Nebî Cûde dağında yevm-i âşûrâda karâr edüp selâmet buldukları âyet-i şerîfe sûre-i (---) masturdûr. Âye[t]:
EÇS VII 158b
âyeti tefsîrinde ulemâ-yı müfessirîn Cûde dağında keştî-i Nûh karâr edüp talattum-ı deryâ ile pâreleri bu Kabarti diyârında Beş Dağ'daki gemi tahtası andan ola. Hulâsa-i kelâm bu hakîr ol levha üzre iki rek‘at namâz kılup ve bu Beş Dağları seyr [ü] temâşâ edüp andan yine maşrık tarafına 5 sâ‘at gidüp niçe ibret-nümâlar görüp,
EÇS VII 158b
Nehr-i Büyük Kümü: Kûh-ı Elburz'dan gelüp Kabarti hudûdundan aşağı nehr-i Küçük Kümü'ye mahlût olur. Andan bir sâ‘atde,
EÇS VII 158b
Nehr-i Zeluk: Bu dahi kûh-ı Elburz'un kıble cânibinden çıkup bu Kabarti ülkesi içinden ubûr edüp Büyük Kümü ve Küçük Kümü ve nehr-i Zeluk bu üç nehir şimâl tarafına üç konak gidüp vilâyet-i Bebirdikaç kurbundan geçüp Maskov'un Ejderhân kal‘asıyla Terek kal‘ası mâbeyninde bahr-i azîm Harez'e varmadan iki sâ‘at beri bir sahrâda gâ’ib olur sulardır. Ve bu Kabarti vilâyetine gelince tâ Karadeniz sâhilinde Şağake vilâyetinden bu Kabarti'ye kâmil kırk konak hep baş yukaru şark cânibine giderken cümle suları atlayup geçersin. Cümlesi nehr-i Kuban'a karışup nehr-i Kuban deryâ olur, ammâ bu Kabarti'nin Beş Tavından tâ vilâyet-i Ejderhân'a ve Dağıstân ve Terek kal‘asına varınca cânib-i şimâle cümle sular baş aşağı gidüp cümle sular kûh-ı Elburz'dan gelüp şimâle cereyân ederek kimi Maskov'un Terek kal‘asında ve kimi yakın ve ırağında bahr-i Harez'e mahlût olurlar.
EÇS VII 158b
Andan yine hakîr semt-i şarka 5 sâ‘at gidüp Kabarti dağların aşup,
EÇS VII 158b
Nehr-i Yeluk: Kûh-ı Elburz'dan gelüp nehr-i Terek'e mahlût olur. Bu mahal,
EÇS VII 158b
Vilâyet-i azîm Tavustân: aceb büyük vilâyetdir. Bir ucu şimâl tarafına tâ vilâyet-i Maskov ile müşâdır ve bir ucu şark tarafına Dağıstân pâdişâhı ülkesiyle hem-hudûddur. Ve bir ucu cânib-i cenûbu nefsinde kûh-ı Elburz dâmeninde Dâdyân milkiyle hem-çetdir. Ve Tavustân haddinde meks eylediğimiz konağın ensesinde,
EÇS VII 158b
Evsâf-ı ebü'l-cibâl-i ibret-nümâ-yı kûh-ı Elburz
EÇS VII 158b
Lisân-ı Arab'da ismi Ebü'l-cibâl'dir, ammâ kavm-i Bürzî bu cibâl-i âlî zeylinde sâkin olduklarıyçün müverrihân-ı Acem bu cibâl-i azîme kûh-ı Elbürzî dediler.