EÇS VII 169a
Ve bunlar cemî‘i zamânda bir dürlü sovuk ta‘âm yerler. Issı aş aşamadıklarından bunlara aslâ emrâz-ı muhtelife olmayup gâyet ten-dürüst kavimdirler.
EÇS VII 169a
Ve cümle Tatar sahrâ-nişînlerdir. Deve arabalarıyla binüp göçerler.
EÇS VII 169a
Bu kavim Cingiz Hân'dan berü mü’min ve muvahhid ve Hanefî ve Şâfi‘iyyü'l-mezheb olmuşlardır, ammâ bu kavm-i Tatar zikr olunan ahlâkdan ba‘zı hulkla mütehallık ve evsâfdan ba‘zı vasıfla muttasıflarsa yine şe‘â’ir-i İslâm ile ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at küffâra böğür iği olmuş bir alay kavm-i Tatar-ı sabâ-reftâr adû-şikâr avândır.
EÇS VII 169a
Ve hılye-i dîn-i Muhammedî ile muhallâdırlar. Ve zulâm-ı küfr ü dalâlde kaladırlar. Hattâ bu kavm-i Tatar akvâm-ı Nasârâ'dan Kazak-ı âk ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Maskov ve Mujik ve Krakov ve Erdel ve Orta Macar ve Kurs ve Nemse ve Finamenk kâfirlerinin memleketlerine şebhûn edüp mâh u sâl her dâr-ı diyâr kâfiristânları nehb ü gâret edüp şemşîr-i sitîz-i tiğ-i ser-tîz sehâm-ı kazâ-yı nâgehânî urup bakıyyetü's-seyf olan sığâr u kibâr küffârları keşân ber-keşân İslâm diyârına getirüp şeref-i İslâm ile müşerref ederler.
EÇS VII 169a–169b
Zîrâ bu Sarây şehrinin Noğay Tatarları dâ’imâ Heyhât sahrâsın geçüp Çerkes vilâyetlerinde sâkin olan Noğay Tatarı ellerine esîr getirmede. Anlar da esîrleri diyâr-ı Kırım'a götürmededirler. Hattâ bu hakîr bin elli bir târîhinde İslâm Geray Hân devletinde Kırım'dan Sübhân Gâzî Ağa ile yüz bin Tatar-ı sabâ-reftâr ve altı kerre yüz bin aded ağırmak esb-i tâzîler ile yigirmi gün gece seğirdüp tâ Bahr-i Muhît kenârında İsfaç kralı memleketin gâret ve alan 169b u tâlân edüp kırk iki bin esîr çıkardık. Lâkin ol asırda Kardaş Kazağı Tatar ile henüz kardaş olup anların i‘ânetleriyle tâ İsfaç vilâyetine varılup guzât-ı müslimîn ganîmet aldılar.
EÇS VII 169b
Hakkâ ki bu kavm-i Tatar kâfiristânın tâ‘ûn-ı ekberidir kim bu şehr-i Sarây Tatarı cümle kâfiristânın ortasına vâki‘ olmuşdur. Her taraf küffârın çaparlar. İllâ Mesköv kralı vilâyetin çapmazlar, zîrâ kendülerinin krallarıdır. Lâkin bu şehr-i Sarây gâyetü'l-gâye şiddet-i şitâ yeri olmak ile eşcârât-ı esmârâtdan bir şey olmaz, ammâ söğüd ağacı ve kavak ağaçları olur.
EÇS VII 169b
Der-kavl-i müneccimân-ı iklîm-i arz-ı beled şehr-i Sarây Cinkız Hân
EÇS VII 169b
Seyyâh-ı dünyâ-yı cedîd ve cihân-geşt-i dünyâ-yı atîk olan Hakîm Padre nâm kefere-i nâ-zimmî ki Fütihatâ lafzı târîhinde Yenidünyâyı bulup ve bu eski dünyâyı dâ’iren-mâdâr geşt [ü] güzâr edüp diyâr-ı Maskov'u altıncı ve yedinci iklîmde bulup şark ile şimâl tarafı arasında bir iklîmlik yer dahi bulup lâkin şiddet-i şitâdan ve gecesi bir sâ‘at olup gündüzü yigirmi üç sâ‘at olup Şâfi‘î vakti gibi muzlim bir iklîm dahi bulup tahrîr etmişdir.
EÇS VII 169b
Anın ilm-i usturlâbı hükmünce bu şehr-i Sarây-ı Cingiz Hân iklîm-i örfiyyenin 28 inci tabakasında bulunup gecesi üç sâ‘atdir ve tûl-ı nehârı yigirmi bir sâ‘atdir ve arzı elli derece ve otuz dakîka, zîrâ iklîm-i sâdisin âhırı ve iklîm-i hakîkîsinin cânib-i şarkîsidir, vasatı vilâyet-i Azak'dır kim Âl-i Osmân destindedir.
EÇS VII 169b
Anıniçün Âl-i Osmân'ın yedi iklîmde hissesi vardır. İklîm-i evvelde hissesi Mısır cezîresinde vilâyet-i Donkala'dan içeri hatt-ı istivâdır kim anda Mısır'ın hükmü vardır.
EÇS VII 169b
İklîm-i sâbi‘de Âl-i Osmân'ın hükmü Özdemiroğlu Osmân Paşa varduğu nehr-i Edil kenârıdır kim kal‘a-i Azak ile müşâ olduğundan Âl-i Osmân yedi iklîme hükm eder kim bir pâdişâh-ı zevi'l-iktidâra hâlâ müyesser olmamışdır. İlâ inkırâzı'd-devrân devlet-i Âl-i Osmâniyân mü’ebbed ola. Hattâ Özdemirzâde Osmân Paşa bu şehr-i Sarây'a mâlik olmuşdu, ammâ yine Maskov kralı istîlâ eyleyüp hâlâ hükm eder.
EÇS VII 169b
Der-beyân-ı tâli‘-i amâristân-ı Sarây: Be-kavl-i kehene-i müneccimân bu şehrin esâs-ı binâsı tâli‘i hikmet-i Bârî burc-ı akreb ve beyt-i merrîh-i mâ’îde bulunmuşdur. Anıniçün niçe kerre ma‘mûr ve niçe kerre harâb-âbâd kalmışdır. Ve her bâr içinden merrîh gibi kılıç ve kan eksik değildir. Ve beyt-i mâ’îde bulunduğiyçün halkı hemân su gibi bir cânibe akmağa meyyâllerdir. Ve gâyet çiftçi ve ekinci kefereleri vardır. Lâkin kırk günde eküp biçüp der-anbâr ederler, hemân ellinci günde kar yağar. Ammâ bir kîlesi yetmiş seksen kîle darı verir, zîrâ ekseriyyâ halkı darı yeyüp darı ekerler.
EÇS VII 169b
Der-ihsân-ı âb [u] hevâ-yı câvidân: Suyu nehr-i Edil'dir ve gâyet serî‘u'l-hazmdır, ammâ hevâsı katı şedîd olduğundan halkının ekseri eğri belli büğrülerdir. Ve mahbûb u mahbûbelerinin reng-i rûyları humret üzre olup halkı gâyet müsin olurlar. Ammâ kefere askerîsi tâ’ifeleri ekseriyyâ kavm-i Mujikdir, bahâdır değillerdir. Eğer aralarında Heşdek Tatarları olmasa bu şehri Kalmık Tatarları çokdan almışdı. Anıniçün her sene bu vilâyete Maskov kralı onar bin kadar yeniden Mujik kavmi asker imdâd gönderir.
EÇS VII 169b
Der-beyân-ı asl [u] fer‘-i kral-ı Maskov: Bu Mesköv krallarının asılları tâ Hûşeng Şâh ve Menûçehr zamânından berü Gürcistân'ın Dâdyân neslindendir. Hâlâ bir kral-ı dâlleri bilâ-veled mürd olsa Dâdyân vilâyeti banlarından bir banzâde getirüp Maskov kralı ederler.
EÇS VII 169b
Ve cümle tokuz bin kal‘aya mâlikdir. Ve niçe bin şehir ve niçe yüz bin kend-i köye mâlikdir kim cemî‘i kal‘a ve şehirler krallarının milk-i mevrûslarıdır. Ammâ gayri kâfiristân krallarının kal‘aları kendülerinin değildir. Her kal‘anın sâhibleri vardır. Anıniçün her kal‘alarına zafer bulmak mümkindir. Ancak bu Mesköv ve Âl-i Osmân ve Hind ve Acem pâdişâhlarının kal‘aları kendilerinindir.
EÇS VII 169b
Ammâ bu Mesköv vilâyeti gâyet büyükdür kim iki iklîm içinde bulunmuşdur. Lâkin şiddet-i şitâdan ve hevâ-yı muzlimden çok yerinde benî âdem sâkin değildir. Çoğu Heyhât sahrâsı hâki ve karanlık vilâyet ve kûh-ı Kâf eteklerinde Yıldırak Tav'a varınca hükm eder.
EÇS VII 169b
Ve ecnâs-ı mahlûkâtlar ve semmûr ve kakum ve cumran ve siyâh tilki ve süd beyâz tilki ve süd beyâz semmûr ve balık dişi ta‘bîr etdikleri sünük ve telatin ve zincâb ve yeşil tüğlü tavşan (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VII 169b
Ve yedi gûne altun ve gümüş ve bakır ve demir ma‘denleri ve niçe ma‘âdinler dahi çokdur, ammâ şiddet-i şitâ kânı olmak ile cevizi(?) ve üzümü ve sâ’ir fevâkihâtları yokdur, ammâ câ-be-câ bâğçelerinde elması olur. Lâkin bostânlarında kavunu ve karpuzu ve kabakları çok olur. (---)
EÇS VII 169b
Evvelâ bu şehrin kıblesi hâricinde ümmet-i Muhammed ve gayri peygamberlere îmân getirüp ümmet-i peygamberân olanlardan ibtidâ şehrin cenûbunda nehr-i Edil'den ba‘îd bir püşte-i türâb üzre,
EÇS VII 169b–170a
Ziyâretgâh-ı Hûşeng Şâh: Bu diyâr kavminin müslimi ve gayr-ı müslimleri 170a cümle "Bu Hûşeng Şâh peygamberdir" deyü i‘tibâr edüp ziyâretgâh-ı kadîmdir. Cümle müslim Heşdek Tatarları dahi ziyâret ederler. Cânib-i erba‘ası kal‘a-misâl dîvâr-ı âlîdir. Hattâ kabrinin tûlu yetmiş adımdır. Başı ucunda üç âdem ancak kucaklar bir amûd-ı somâkî dikilidir. Ayağı ucunda beyâz mermer sütûndur. Bu sütûnda mühr-i hattı gibi zemîn hatt-ı tarz-ı kadîm ile, "Kırk sene pâdişâh olup beş yüz yıl mu‘ammer olup ibtidâ başına tâc geyen pâdişâh ben idim" deyü seng-i mezârında cemî‘i ahvâlâtların tahrîr etmişler, bir gûne hatdır.
EÇS VII 170a
Der-beyân-ı eşkâl-i tâc-ı Hûşeng Şâh: Bu tâc-ı revâc Hûşeng Şâh'dan sonra Hazret-i Risâlet'in vilâdetinden 889 sene evvel İskender-i Zülkarneyn'e değdi. Andan ekâsire pâdişâhlarından Enûşirvân-ı Âdil'e değdi. Andan Enûşirvân oğlu Hürmüz-ü Tâcdâr'a değdi. Andan Dâdyân banlarına değdi. Andan Menûçehr evlâdlarından Mençâr'a değdi. Mençâr kardaşlarıyla zıd olup cemî‘i askeriyle celâ-yı vatan edüp Eğre kal‘ası kurbunda Fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed Hân'ın sene 1005 târîhinde yedi kralı münhezim edüp yedi kerre yüz bin kâfiri kırdığı Hırıştoş sahrâsında mezkûr Mençâr ibn Menûçehr vatan edinüp ismi Mençâr iken Macar galat-ı meşhûr kalup ba‘dehu bu tâc Menûçehr oğlu Mençâr Macar'dan Nemse çâsârına değdi. Hâlâ Nemse ol tâca gorona derler. Ba‘dehu bu tâc-ı pür-haç bî-revâc Vişigrad kal‘asında iken Sultân Süleymân kal‘ayı feth edüp tâc-ı İskender Vişigrad kal‘asıyla bile alınup Süleymân Hân'a değüp hazîne-i pâdişâhîde dururdu.
EÇS VII 170a
Ba‘dehu Süleymân Hân Budin'i sene 936 târîhinde feth edüp krallığın Erdel banı olan Yanoş Kral'a verüp hazîneden tâc-ı goronayı dahi müstakil kral olup Budin'i zabt etsin deyü tâcı Yanoş'a krala verdi. Yanoş Âl-i Osmân tarafından tâc sâhibi olup kânûn-ı kefere üzre tâcı bir ban alup hıfz ederdi. Hikmet-i Bârî tâcı hıfz etmeğe Şıkloviş kal‘ası beği {Pirin Potur nâm kefere} goronayı Şıkloviş'e götürürken Segsar kal‘ası kurbunda nehr-i Şarviz kenârında tâc ile konmuşlarken Peçoy kal‘asının Pişyük nâm beği bir gece ale'l-gafle Pirin Potur Ban'ı basup cümle askerin kırup gorona tâcı alup Nemse çâsârı olan Yanoş'a tâcı teslîm edüp ol dahi Sobron kal‘asında tâcı hıfz eder.
EÇS VII 170a
Ba‘dehu Süleymân Hân def‘a-i sânîde Budin'e gelirken Sobron kal‘asından tâcı çıkarup hazîneye alup hıfz eder. Ba‘dehu Süleymân Hân Alman kralıyla Zirinoğlu ve Beganoğlu ve'l-hâsıl yedi hersek beğleri ve seglerin ortadan kaldırmağa Nemse kralıyla ahd [ü] şart edüp ol şart üzre tâcı Süleymân Hân hazînesinden çıkarup Nemse kralı {olan Ferdinand Kral'a} verüp verüp ol zamândan berü Nemse krallarına çâsâr-ı inpirator derler, zîrâ tâc-ı İskender ve Hûşeng Şâh {tâcı} sâhibi oldu. Ba‘dehu ahd [ü] mîsâkları üzre çâsâr imdâd edüp Süleymân Hân Zirinoğlu vilâyetlerinden yüz kırk pâre kılâ‘ların kabza-i teshîre alup selâmetle der-i devlete geldi. Ol asırdan berü Nemse çâsârında bu tâc-ı Hûşeng Şâh kaldı.
EÇS VII 170a
Hattâ bu hakîr sene 1073 târîhinde Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa kal‘a-i Uyvar'ı feth edüp sene-i âtiyede nehr-i Raba'da asker-i İslâm münhezim olup Nemse çâsârı tarafından sulh [u] salâha rağbet etdiklerinde Elçi Mehemmed Paşa ile Nemse çâsârına gidüp Beç kal‘ası sarâyında kralın başı ucunda tâc-ı İskender'i görmek vâki‘ oldu.
EÇS VII 170a
Yedi küngüreli güderi ve telatinden bir mücevher tâcdır. Ve orta küngüre kubbeciğinde bir cevâhirli murassa‘ büyük halkası var. Ve her krallar cülûs etdikde teberrüken birer dâne murassa‘ altunlu zencîr korlar.
EÇS VII 170a
Bu tâcın kıt‘ası bir kîle-i Rûmî kadar vardır. Bed-nâm günlerinde ve turvin ve elçiler geldiği günlerde çâsârın başı üstünde mezkûr zencîrler ile asılmış durur. Taşradan gelen âdemler çâsâr tâcı geymiş zann ederler. Bir zî-kıymet tâc-ı Hûşeng Şâh'dır.
EÇS VII 170a
Kadîm-i eyyâmda Tuna kenârında Pojon kal‘asında bu tâc emânet durdu. Bin yetmiş üç târîhinde kal‘a-i Uyvar'ı Âl-i Osmân feth edüp Pojon kal‘ası iki konak karîb kaldığından küffâr havf edüp Pojon'dan tâcı ref‘ edüp Beç'den içeri (---) konak yer pây-i taht-ı sânîsi olan Prak kal‘asına getirüp anda hıfz eder oldular. Ammâ inşâallâhu Te’âlâ küffâr korkduğuna uğrayup Beç kal‘ası ve Prağı ve Lonçat kal‘aların feth edüp Kızılelma-yı Rimpapada karâr ederiz.
EÇS VII 170a–170b
İşte bu şehr-i Sarây'da ibtidâ Hûşeng Şâh'ın geydiği tâcın aslı ve fer‘i ve eşkâli böyledir. Hattâ Hûşeng Şâh'ın ziyâret etdiğimizin seng-i mezârında tâcının eşkâlini tasvîr etmişdi. Kal‘a-i Bec'de manzûrumuz olduğu üzre tâbaka'n-na‘lu bi'n-na‘l yazılmış tâc-ı Hûşeng Şâh'dır. Ba‘dehu Hûşeng Şâh'ın 170b kabri kurbunda,
EÇS VII 170b
Ziyâret-i Tahmûres Hân ibn Hûşeng Şâh: Nehr-i Edil kenârında bir bâğ-ı hıyâbân içre bir çemenzâr soffa üzre medfûndur. Merkadinin kaddi kâmil yetmiş yedi hatvedir kim dâ’iren-mâdâr somâkî sandûka içinde medfûndur. Bunun dahi seng-i mezârında abâ vü ecdâdıyla ve müddet-i saltanatı ile târîhi böyle tahrîr olunmuşdur:
EÇS VII 170b
Ve ata ve katıra ve deveye palan ve eğer urup binen idi,
EÇS VII 170b
Ve pars ve tâzî ve zağarları birbirlerine çekmek ile gûnâ-gûn taraş ve tulalar ve azağan yitler hâsıl etken kişi idi,
EÇS VII 170b
Ve ala ve bala yitken tâzîler ile av avlamak bu Tahmûres bandır kim fenâ yurd buna dahi kalmadı,
EÇS VII 170b
Ve âlât-ı silâh makûlesi nobut ve kılıç ve hançer ve bıçak peydâ etkendir.
EÇS VII 170b
Ve Türkistân'da Yesu şehrini ve Şâbûristânı ve cümle Türkistân'ı binâ etkendir. Rahmet-i Îzîd bolgandır."
EÇS VII 170b
deyü buevsâfları cümle celî hatt-ı Ma‘kıl ile seng-i mezârına yazmışlar. Hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmışlar.