EÇS VII 170b
Ziyâret-i Toluy Hân: Bu Sarây şehrinde bir serâmed sivri kubbede medfûndur, ammâ kabri ol kadar tavîl değildir. Andan bir hayli mesâfe-i ba‘îde yerde, nehr-i Edil kenârında,
EÇS VII 170b
Ziyâret-i Tağar Hân, yanında babası Menkirtim Hân: İkisi bir kubbe-i âlîde medfûnlardır. Bu merkûm hânlar cümle Cingiz Hân evlâdlarıdır, cümle İslâm ile merhûm olmuşlardır, ammâ Hûşeng Şâh ve Tahmûres Şâhlar mukeddemlerdir.
EÇS VII 170b
Bu şehr-i Sarây cümle selef hânlarının tahtgâhları olup nehr-i Etil kenârında olmak ile ol kadar ma‘mûr u âbâdân imiş kim çapar at ile bir günde [bir başından] bir başına yetişilir imiş. Bunda olan imâret-i ibret-nümâ-yı binâ-yı kisrâlar ve kıbâb-ı âlîler var kim Mısır diyârında İsne ve İsvan ve Sûdân eyâletlerinde yokdur.
EÇS VII 170b
Sene 690 târîhinde Tohtamış Hân sâhib-hurûc olup hulûlî-mezheb olmağın vilâyet-i Kırım'da İslâm ile müşerref olan Özbek Hân üzre Tohtamış Hân beş kerre yüz bin askerle Kırım cezîresine varup Özbek Hân bi-emrillâh münhezim olup elin vilâyetin Tohtamış Hân gâret ü harâb u yebâb etdüğinden Özbek Hân doğru Timur Leng Hân'a ilticâ edüp Timur-ı pür-zor Hân dahi Özbek Hân'ın hâtırıyçün Mâverâü'n-nehir'den üç kerre yüz bin Moğol ve Boğol ve Kaytak ve Lezgi ve Legzi ve Türk ü Türkmân ve Terekeme ve Çağatay kavmi askerleriyle Tohtamış Hân-ı hulûlînin şehri olan bu Sarây kurbunda iki leşker birbirlerine karılup ve katılup tarafeynden niçe ker[re] yüz bin hadeng ve sehm-i kazâlar atılup hikmet-i Bârî yârî kılup Tohtamış Hân münhezim olup iki kerre yüz bin asker dendân-ı tîğ [u] tîr-i kemândan geçüp bakıyyetü's-süyûfları nehr-i Edil'de gark olup şehr-i Sarây'ı Timur Leng Hân harâb u yebâb edüp ol zamândan berü zikr olunan kadarca âbâdân olur.
EÇS VII 170b
Ba‘dehu Timur Hân Özbek Hân ile Kırım'a gelüp yine Özbek Hân'a Kırım'ı ihsân edüp Kırım'ı Özbek Hân amâr etmeğe başlar. Timur Hân da nehr-i Özü'yü karşu geçüp Kazakistân'ı ve Leh ve Krakovistân'ı ve Maskovistânları nehb ü gâret ederek deşt-i Kıpçak'dan sâlimîn ü gânimîn Mâverâü'n-nehir'e gider. İşde şehr-i Sarây'ın harâb olmasının aslı budur.
EÇS VII 170b
Ve zamân-ı Cingiz Hân bu deşt-i Kıpçağ'ın, ya‘nî Heyhât sahrâsının etrâfında yüz yetmiş pâre şehr-i azîmler var imiş. Hâlâ harâbeleri içlerinde Kalmık şâhlarından Taysı Şâh ve Moyinçak Şâh ikişer kerre yüz bin keçeden obalarıyla konup göçerler. Cümle bu şehirleri Timur-ı pür-zor Hân harâb etmişdir.
EÇS VII 170b
Ve bu deşt-i Kıpçak'da Beşdepe nâm mahalde bir yığma depe üzre bir kalın mermer amûd-ı müntehâ var. Bunu Timur Hân alâmet içün ihdâs edüp cemî‘i harâb etdiği şehirleri ve kılâ‘-ı metîneleri ve on sekiz aded pâdişâhları mutî‘ [u] münkâd ve emrine râm edüp önü sıra on sekiz pâdişâhları etek der-meyân etdirüp yayan konakdan konağa yayan yürütdüğü pâdişâhlar esmâların ol mezkûr amûda yazmış. Ammâ Âzerbâycân şâhı Uzun Hasan Şâh'ı yayan yanısıra yürüdüp konakdan konağa musâhebet edermiş, anı dahi eyle mermere kazmış.
EÇS VII 170b–171a
Ve kânûn-ı pâdişâhî isteyen ve her kavm [ü] kabîlenin hayvânâtlarına tamgaları nakş isteyen cümle ol amûda varup seyr [ü] temâşâ edüp lâzım olan tamgaların nakş alırlar ve kânûnnâme-i Timur Hân'ı görürler. Ve Timur Hân'ın hasîb [ü] nesîbleriyle bir Çağataysi lisân ile hüsn-i hattı mühr hattı gibi zemîn kazılmışdır. Ve cemî‘i merkadlerin atebe-i ulyâları ve seng-i mezârları üzre her kabir sâhiblerinin sinn [ü] sâlleri ve cümle 171a hayrât u hasenâtları ve'l-hâsıl hâl-i hayâtlarında her neye mâlik ise ve ne işledi ve ne kişi idi cümle mezârları taşlarında yâhûd hayrâtlarının der-i dîvârlarında celî hatt ile mastûrdur. Bir acâ’ib kavm-i ankâlar imiş.
EÇS VII 171a
Ba‘dehu bu şehr-i Sarây'da hâkiminde ihsân [u] in‘âmlar alup ve Maskov elçisine beş bin tüfengli asker imdâd verüp nehr-i Edil'i gemiler ile karşu tarafa kırk yedi mîlde ubûr edüp nehr-i Edil kenârınca cânib-i garba (---) sâ‘at gidüp sahrâ-yı Heyhât'da şiddet-i şitâlar çeküp ve ibret-nümâ âsâr-ı kadîmler seyr edüp,
EÇS VII 171a
Evsâf-ı vilâyet-i âbâdân kavm-i Heşdek-i Sünniyân
EÇS VII 171a
Nehr-i Edil'in yemîn [ü] yesârında niçe kerre yüz bin keçeden obalar ve keçeden câmi‘ ve medreseler ve keçeden mekteb ve dâru'l-kurrâlar ile sahrâ-yı Heyhât hayme ve hargâh bâr [u] büngâhlar ile zeyn olmuş gûyâ bir vilâyet-i azîmdir. Ve bunlarda olan hayvânât ve arabaların hisâbın Hudâ bilir. Elçiyi Alban nâm bir (...)ın köşerine kondurdular. Hakîri (...)bay kişinin köşerine, ya‘nî arabalarına kondurup ol gece âteş kenârlarında cân sohbetleri etdik.
EÇS VII 171a
Der-dâsitân-ı lisân-ı kavm-i Heşdek-i şecî‘-i mü’minân: Gerçi cümlesi Maskov lisânı kelimât ederler, ammâ başka bir gûne lehçe-i mahsûsa-i ıstılâhâtları vardır.
EÇS VII 171a
Bu kavm-i Heşdek yurdundan kalkup yine nehr-i Edil kenârınca cânib-i garba gidüp iki gün kâmil Heşdekistân'da konup göçüp üçüncü günde,
EÇS VII 171a
Der-beyân-ı imâret-i vilâyet-i Kazan-ı dâr-ı gâziyân
EÇS VII 171a
Mâ-tekaddem bu dahi Cinkız Hân'ın tahtgâhı imiş. Niçe mülûkdan mülûka kalmış. Hâlâ dest-i Maskov'da bir dâru'l-mülk-i menhûs olmuş. Niçe bin aded hân ve câmi‘ ve imâret ve mescid ve medrese ve tekye ve hammâm ve dekâkînler ve bezzâzistânların kıbâbları ve tâk-i kisrâları ve kâ‘aları râygân durur. İbret-nümâ-yı acâ’ibât [u] garâ’ibâtları çokdur. Hâlâ üç bin kadar saz ve kamış örtülü evleri ve yigirmi aded düyûr-ı kenîseler ve yedi aded mesâcidleri var, zîrâ bunda dahi kavm-i Noğay ve kavm-i Heşdek müselmânları çokdur. Ve altı yüz kadar dükkânları var.
EÇS VII 171a
Ammâ Kalmık havfinden ol gece cümle atlara geçen seneden kalma ölen nâm otlar yedirdik. Bunun dahi hâkimi Maskov kralı tarafından Zakırya nâm vezîr on bin Mujik keferesi ve Heşdek kavmi askere mâlikdir. Şehrinin zemîni (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VII 171a
Bunda dahi bâğ u bâğçe yokdur. Lâkin müşebbek bostânları çokdur. Bu diyârlarda şarâb olmaz. Cümle kefereleri rakı ve horilka ve pivo [ve] med nâm müskirât meşrûbâtlar içerler, ammâ kavm-i Heşdek yine at etleri yeyüp boza ve kımız ve talkan ve yazma içerler.
EÇS VII 171a
Âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet çokdur. Ve cümle âşık perestlerdir. Eğer merd ü zenlerinin esbâbları çukadır. Başlarında cümle kalpaklardır, ammâ Tatar börkleri gibi değildir, bir gayri tarz-ı surâhî kalpak geyerler. Eğer kavm-i Heşdek'in ve millet-i nasârâ-yı Maskov'un avretlerinin yüzleri açık gezerler.
EÇS VII 171a–171b
Bu şehr-i gâz[iy]ân dahi iklîm-i sâbi‘den olup vakt-i gurûb 171b atlara yem asup ahşam namâzın kıldık. Atlar bir sâ‘atde yemi yediler. Biz dahi ta‘âm yeyince vakt-i şâfi‘î olup sabâh oldu. Ve bir sâ‘at olmadan gün doğdu. Ve'l-hâsıl cemî‘i gecesi dörd sâ‘at ve bir çeyrek oldu, zîrâ iklîm-i sâbi‘in vasatıdır. Gerçi tûl-ı nehârı vardır, âfitâb-ı âlem-tâbın sâ’ir vilâyetlerdeki gibi tâb u tüvânı yokdur. Hamd-i Hudâ bu Kazan-ı gâziyân şehrine gelmek ile yedi iklîme kadem basup seyâhatde hissemiz olmuş oldu.
EÇS VII 171b
Der-ziyâretgâh-ı şehr-i Kazan: Vilâyet-i Âzerbâycân ki şehr-i Tebrîz-i dilâvîzdir, anın kurbunda bir kubbe içinde medfûn olan Mehemmed Şâm-ı Gâzân bu şehr-i Kazan'dan olmak [ile] Şenbet-i Kazan'dan galat Şâm-ı Gâzân derler. Vâlidesi olan Helam Ban nâm hâtûn bu Kazan'da pişüp yatır. Andan,
EÇS VII 171b
Ziyâretgâh-ı Şehinşâh Menûçehr {ibn Huşeng ibn Eyreç ibn Ferîdûn}: Îrân u Tûrân ve Semengân ve Laristân ve Moltân pâdişâhlarından bir ulu pâdişâh-ı kişver-keş ve adû-küş idi. Bu Menûçehr Hazret-i Nûh'a îmân getirüp gemiye girenlerdendir. Hazret-i Mûsâ'ya dek mu‘ammer olup ana dahi îmân getirmiş ulu pâdişâhdır kim yüz yigirmi yıl pâdişâhlık edüp yedi yüz sene mu‘ammer olmuşdur. Şehr-i Kazan'ın hâricinde bir künbet-i ahzar içinde medfûndur. Seng-i mezârında müddet-i ömrü ve müddet-i saltanatı cümle tahrîr olup hakîr andan ahz edüp tahrîr etdim. Ve bu Menûçehr ile Sâm u Nerîmân ve Zâl u Köstehem hem-asr oldukları ecilden evlâdları Menûçehr yanında yatup kendüleri Heyhât sahrâsının kıblesi cânibinde Irâk-ı Dâdyân şehri hâricinde medfûnlardır. Ve cemî‘i âlât-ı silâhları ser-i pâları uçlarında kâ’im olan amûd-ı müntehâlar üzre amûd-misâl deste-çûb kûbları ve salıkları ve gürzleri cümle maslûb durduğu bâlâda mastûrdur. Andan,
EÇS VII 171b
Ziyâretgâh-ı sâhib-kıran-ı Îrân Tûr ibn Ferîd[û]n Şâh: Bu Tûr dahi babası Ferîd[û]n ile Hazret-i Nûh'a îmân getirüp keştî-i Nûh'a süvâr olup Tûfân-ı Nûh'dan halâs olanlardır. Andan sonra bu Heyhât sahrâsında Tûr tenâsül bulup niçe yüz yıl mu‘ammer olup pâdişâh-ı Îrân [u] Tûrân olup bu şehr-i Kazan'da Menûçehr kurbunda medfûndur. Ve bu Tûr Şâh'ın oğlu Zâdîm'dir, anın oğlu Peşengdir, anın oğlu Efrâsiyâb'dır, ammâ Zâdîm ibn Tûr babası cenbinde medfûndur.
EÇS VII 171b
Ziyâretgâh-ı Peşeng ibn Tûr: Bu dahi Kazan şehr[i] hâricinde âsûdedir. Andan niçe ziyâretler ve niçe bin âsâr-ı acîbe ve garîbeleri seyr [ü] temâşâ edüp yine şehr-i Kazan'dan garb ile yıldız rûzgârı mâbeynine bir gün bir gece yine Heyhât sahrâsı içre kavm-i Heşdek obaların temâşâ ederek gidüp Kalmık Tatarları havfin dahi çeküp,
EÇS VII 171b
Der-fasl-ı vilâyet-i Cinkız Hân batır, ya‘nî şehr-i sâhib-kırân Alatır
EÇS VII 171b
Be-kavl-i müverrihîn-ı Tatar bu şehri ba‘de't-Tûfân ibtidâ binâ eden Îrec Şâh ibn Ferîdûn binâ edüp ba‘dehu Cingiz Hân pây-ı taht edinüp amâr etdi. Ba‘dehu Hulâgû Hân harâb etdi. Ba‘dehu Alatır Hân ibn Aykulp Hân amâr edüp ba‘dehu Tohtamış Hân tahtgâh edinmişken Timur-ı pür-zor Hân Tohtamış Hân'ı münhezim etdikde bu şehr-i Alatır'ı dirîğ ender hayf u dirîğ harâb edüp ba‘dehu Maskov kralı fursat bulup bu şehr-i Alatır'ı amâr eder. Hâlâ dest-i Maskov'da sehel ma‘mûrsi şehirdir kim başka vezîri var, on bin askerle hükm eder, ammâ askerinin nısfı Mujik Kazağıdır ve nısfı Heşdek ve Yaman Sadak askeridir. Bunlar Kalmık ile sulh edüp kardaş olmuşlar, ya‘nî barışmışlar. Şehir içre Kalmık Tatarları girüp bâzâ[r]lık ederlerdi.
EÇS VII 171b
Bu şehr-i Alatır'ın eşkâl-i zemîni: Yine Heyhât sahrâsıdır, ammâ nehr-i Etil'den bir merhale yer ba‘îd bir vâsi‘ çemenzâr ve lâlezâr mahsûllü fezâda âb [u] hevâsı latîf mahbûbe Mujik kavmi kızları var kim gûyâ bânû-yı cihândırlar. Ammâ bu diyârın şiddet-i şitâsı şedîd olmak ile halkı çok libâs ve kürkler geymek ile mahbûb u mahbûbeleri cümle kısa(?) ve büğrü şekil görünür.
EÇS VII 171b
Ve bu şehir dest-i İslâm'da iken bunda olan gûnâ-gûn musanna‘ câmi‘ler var kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Gûnâ-gûn sırçalar ile murassa‘-var binâ olunmuş serv-i sehî-(gûn-)vâr minâre-i serâmedleri var kim her bir câmi‘in vasfında lisânlar kâsır ve kalemler kâsirdir. Hattâ bu hakîr bir câmi‘in kapusu önünden güzer ederken kapusuna nazar etdim, gûyâ niçe yüz bin ahcârât-ı zî-kıymetler ile mebnî bir derveze-i âlîdir kim im‘ân-ı nazar ile nazar edenin merdüm-i dîdeleri hîrelenir. Gûyâ şehr-i Sivas'da Kılıçarslan Şâh medresesi bâbına müşâbihdir.
EÇS VII 171b–172a
Andan câmi‘-i Alatır Hân eyle bir ma‘bedgâh-ı cihândır kim letâfet ü zarâfetde misli yokdur. Hattâ üstâd-ı mühendis bu mezgide var makdûrun sarf edüp ol bennâ-yı bânî bu câmi‘de tasarruflar etmiş kim atlas-ı felekde eyle bir kârgîrliği bir dülger-i mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Hemân mihrâbı ve minberi Anatolu eyâletinde Afyonkarahisârı'nın yukaru 172a kaya üzre olan iç hisârın câmi‘i mihrâbı ve minberi gibi gûyâ bir murassa‘ mihrâb ve minberdir.
EÇS VII 172a
Hulâsa-i kelâm bu Alatır şehrinde olan cevâmi‘, mesâcid ve medreselerin evsâfları tahrîr olunmak muhâldir. Ammâ el-hükmü lillâh böyle câmi‘-i münevvereler dest-i kâfirde kalup yetmiş yedi aded câmi‘ler hâlâ deyr-i Mesîhiyye olup âyîn-ı bâtıl-ı Îsâ ederler, ammâ minâre ve mihrâb ve minberleri cümle murassa‘-misâl durur.
EÇS VII 172a
Hâlâ bu şehir içre altı bin aded saz örtülü dâr-ı menhûslar ve altı yüz aded dükkânlar ve yedi aded hânlar ve üç aded hammâmlar ve yedi aded Heşdek mesâcidleri var. Lâkin âşikâre ezân okumak memnû‘dur, ammâ cemâ‘at ile namâzlarına mâni‘ değillerdir.
EÇS VII 172a
Bu şehr[i] dahi seyr [ü] temâşâ edüp yine cânib-i şimâle bir gün gidüp,
EÇS VII 172a
Evsâf-ı tahtgâh-ı Ferîdûn Hân, ya‘nî binâ-yı kal‘a-i Balu Hân
EÇS VII 172a
İbtidâ bânîsi be-kavl-i müverrihîn-i Tatar Ferîdûn Hân ba‘de't-Tûfân-ı Nûh Nebî gemiden çıkup bu vâdîleri beğenüp kendüye mesken [ü] me’vâ edüp bu şehr[i] bünyâd eder.
EÇS VII 172a
Ba‘dehu Cingiz Hân evlâdlarından Balu Hân nâm bir sâhib-kırân-ı zamân bu hâk-i pâkin âb [u] hevâsından hazz edüp kendüye bir cây-ı menâs olmak içün bir kal‘a inşâ eder kim netîce-i kelâm bu hakîr Evliyâ nâm pür-taksîr atlanup bir günde kal‘ayı güc ile devr etdim. Gerçi Nemse ve Alman ve İsfaç ve Filimenk kâfiristânlarının kal‘aları gibi sedd-i Ye’cûc-misâl metîn ve müstahkem kal‘a değildir. Hemân yalın kat dîvârlı ve bir sâ‘atde bir kapulu ve her fi‘ilde(?) birer kulle-i azîmli kal‘a-i kebîrdir kim bir günde devr etdik, lâkin adımlamadım, zîrâ at ile bir günde devr olunan sûru bu hakîr piyâde reviş ile nice adımlayım.
EÇS VII 172a
Bu dahi nehr-i Edil kenârında hükm-i Maskov'da başka banlık kal‘adır kim on bin Mujik Kazağı ve on bin Heşdek Tatarı ve bin kadar Kalmık Tatarı askere mâlik kal‘adır. Cümle yigirmi dörd sâ‘atde yigirmi dörd kapusu vardır. Çârsû-yı bâzârı ol kadar müzeyyen değildir, ammâ kenîse ve manastırlarının imâretleri aşk olsun zîrâ Balu Hân Gâzî asrında bu kenîseler cümle cevâmi‘ ve mesâcidler imiş.
EÇS VII 172a
Bu şehri dahi Timur Hân harâb [etmişdir]. Hattâ kavm-i Heşdek bu şehir içre bir câmi‘ olan kiliseye Hızır yakkan Alay yakkan mezgiti derler, ya‘nî Hazret-i Hızır âteşe yakdığı ve Allâh yakdığı câmi‘ derler. Balu Hân bu câmi‘i yüz yılda tamâm edüp gûyâ ürd-i behişt imiş. Ol asırda kavm-i Tatar Ka‘be'ye gitmez olup "Bu câmi‘ Ka‘be'dir" deyü bunda gelüp ibâdet ederlermiş. Tûlen ve arzen biner adımdır.
EÇS VII 172a
Ammâ kal‘a taşrasında başka bir kal‘adır. Kaçan kim Timur Hân bu kal‘a-i Balu Hân'ı harâb etdikde bu câmi‘e kıyamayup alıkor. Hemân Hazret-i Hızır aleyhi's-selâm meğer Timur askeri içre imiş, hemân alâ melei'n-nâs zâhir olup "Mekke-i Mükerreme'den gayri Ka‘be olmaz" deyü bu câmi‘-i nûru ihrâk eder. Müsin olan kavm-i Heşdekler Tatarlarından(?) gördüklerinden rivâyet ederler.
EÇS VII 172a
Zîrâ Timur, Yıldırım Bâyezîd Hânımız zamânında karîbü'l-ahd olup Timur'a yetişmiş Heşdek Tatarlarının iki yüz yaşında mu‘ammer olmuş Tatarların lisânından istimâ‘ edüp bu câmi‘in ihrâk olmasın tahrîr etdim. Ammâ vâh ve vâh ve vâveylâ kim böyle kazm-ı nazm-ı cinân-ı kâh misilli câmi‘-i kebîr ihrâk olup nûr iken muzlım olmuş. Ammâ yine böyle iken bu câmi‘in enderûn bîrûnunda olan envâ‘ füsûskârî mukavvim mahkûk kâr-ı mermer-bür ve gûnâ-gûn ruhâm-ı ibret-nümûn-ı ma‘kûk bir diyârda yokdur. İllâ Mısır-ı nâdireti'l-asrda Paşa Sarâyı civârında Sultân Kalavân câmi‘inin rûy-ı dîvârları ola. Hakkâ ol kâr-ı musanna‘ dahi bu Balu Hân câmi‘ine mu‘âdildir. Ve niçe cevâmi‘ler dahi bu Balu Hân'da hâlâ kenîse-i Mesîhiyyelerdir, ammâ yedi aded hânları ve üç aded hammâmları ve yedi bin kadar saz ve toprak örtülü evleri var.