EÇS VII 178b
"İşte sizcileyin Türkü ekmek ağacı yediğiniz içün sizi köleliğinden kovup evinden çıkaranca(?) en ulu babamız bu ka‘be evini yapup anda olan ağaçları ve (...) (...) (...) ve baldan ve şekerden ve südden tatlı suları akıdup ka‘benin ortasında hazînesini ve cümle kullarının cânlarını demir sandûkda mu‘allakda durguran babamızın ka‘be evidir. Bizimle söyleşen ölgen dedemizdir. Siz bizim dedemizin yaratdığı kulları bizim kölelerimizsiz. Noğaylar dahi ve bu Heşdekler dahi kölelerimizdir" deyü cevâb etdiklerinde Noğay ve Heşdekler Kalmıklara eğri eğri bakarlar.
EÇS VII 178b
Kavm-i Kalmık hakîrin su’âllerine bu gûne cevâb verdiler, ya‘nî hâşâ sümme hâşâ bunlar Cenâb-ı Rabbi'l-İzzet'in fülânı olalar. Bizler bunların kulları olayuz. Hâşâ mine's-sâmi‘în.
EÇS VII 178b–179a
Ammâ hakkâ ki hakîkatü'l-hâl bu cihânı geşt [ü] güzâr edüp İskender gibi âb-ı hayâta varan bu kavm-i Kalmık'dır. Kesb-i hevâsından üç, dörd yüz yıl mu‘ammer olup dünyâyı 179a gezüp deverân u seyerân eden bu kabîle-i Kalmık ve kavm-i kefere-i Portakal'dır, lâkin Portakal kâfir bahren bu Kalmık Tatarı berren seyyâ[h-ı] âlemlerdir kim bu iki tâ’ifenin bu edîm-i arzda kadem basmadıkları yer yokdur. Hattâ bu kavm-i Kalmık çok pâdişâhlık kavim olmak ile karanlık dünyânın ardına varup Yenidünyâya giderler. Hâlâ Yenidünyâ kavmi dahi bu kavm-i Kalmık'dan havf ederlermiş. {Hakkâ ki} sevvâh-ı âlemîn kavm-i Kalmık'dır.
EÇS VII 179a
Ammâ bu abd-i kemterin akl-ı kâsırıyla Kalmık kavminin ka‘bemiz dedikleri İskender-i Zülkarneyn zulumâtı geçüp öbür dünyâya kadem basup kûh-ı Kâf zâtında Sedd-i Ye’cûc'u emr-i Hak ile sûre-i (---) (---):
EÇS VII 179a
nass-ı kâtı‘ı fermânıyla Sedd-i İskender dağların cemî‘i me‘âdinlerden binâ edüp ana kavm-i Kalmağ'ın Yıldırak dağ dedikleri Sedd-i Ye’cûc'dur.
EÇS VII 179a
Ba’dehû İskender bunların ka‘be dedikleri kubbeyi binâ edüp cemî‘i hukemâ-yı kudemâ-yı kühhân ulemâlarından Bokrât ve Sokrât ve Feylekos ve Feylesûf ve Padre ve Restâlîs ve Restetâlîs ve Eflâtûn-ı İlâhî ve Fîsâgores-i Tevhîdî nâm hukemâlarına mutalsamât-ı garîbe ve acîbeler etdirüp Hazret-i Hızır'ın ta‘lîmiyle bu kubbeyi inşâ etdirüp İskender'in cemî‘i başlıkları(?) ve kenzi ve dahmelerin bu tuç kubbede pinhân edüp mutalsamâtlar ile müvekkiller ta‘yîn eyleyüp bu Kalmıklarla kelimât etdiler. Allâhu a‘lem ve Resûluhu müvekkil olan hüddâmân afârîtlerdir.
EÇS VII 179a
Ve dahi "Cıldırak tav" dedikleri yalabıyan dağlar Sedd-i Ye’cûc ve Me’cûc dağları ola. Ve dahi "Dedelerimiz başları(?) ol dağdan gelen sadâdan babalarımız helâk oldu," ded[ik]leri Ye’cûc kavmi sadâsı ola. Ammâ bu kavm-i Kılmak behâ’im, kitâbı olmamak [ile] ka‘be dediklerinde olan acâ’ibât garâ’ibât alâ’imâtlar ne idiğin bilmez.
EÇS VII 179a
Bunlar cihâna müstevlî olmuş ve cihângîr olup rûy-ı arzı dutmuş on iki aded pâdişâhlardır. Bu bizim elçi ban ile buluşduğumuz Taysı Şâh ve oğlu Moyinçak Şâhlardır kim Moyinçak Şâh bu Küçük Heyhât'da dâ’imâ sâkindir, ammâ babası Taysı Şâh nehr-i azîm Edil'in öte tarafında Büyük Heyhât'da sâkin olur kim bu Heyhât tâ Çîn ü Mâçîn'e ve Hıtâ vü Hoten ve Karanlık Dünyâya varup nihâyet bulur bir sahrâ-yı Heyhât'dır. Bu mezkûr iki pâdişâhlar üçer ve dörder kerre yüzer bin ceng-âver askere mâliklerdir. Kalmık re‘âyâlarının ve esîrleri kavm-i Noğay ve kavm-i Heşdek'in hisâbların Cenâb-ı Bârî bilir kavimler.
EÇS VII 179a
Der-vasf Kurus Taysı Şâh-ı Kalmık: Nehr-i Edil'den cânib-i şimâle üç aylık öte vardığımız nehr-i Cayık kenârında sâkin olup iki kerre yüz bin askere ve altı kerre yüz bin aded konar göçer re‘âyâ Noğay'a ve Heşdek'e mâlikdir.
EÇS VII 179a
Der-sitâyiş-i Çakar Taysı Şâh: Nehr-i Cayığ'ın Bahr-i Harez'e mahlût olduğu mahallerde sâkinlerdir, ammâ sâ’ir Kalmak gibi göçer evlileri azdır. Cümle şehr-i mu‘azzamlarda sâkinlerdir. İçlerinde Moğol ve kavm-i Boğol re‘âyâları olup üç kerre yüz bin askere mâliklerdir.
EÇS VII 179a
Der-medh-i Koba Kalmık-ı Taysı Şâh: Nehr-i Cayığ'ın öte yakında, ya‘nî öte tarafında sâkin cümle beş kerre yüz bin askere mâlikdir kim bunlar Maskov diyârına Rûs(?) ve vâveylâ salmışlard[ır].
EÇS VII 179a
Der-zikr-i Durumbet Taysı Şâh-ı Kalmık: Bu dahi Cayık nehrinden cânib-i şimâlde sâkin olup iki kerre yüz bin Kalmığ'a mâlikdir, ammâ Moyinçak kavmi ne kadar re‘âyâya mâlik oldukların bilmeyüp Maskovlar dahi bilmediler. Andan,
EÇS VII 179a
Der-fasl-ı Gökdelen Taysı Şâh-ı Kalmak: Bunlar balık dişi çıkan göl yanlarında sâkin olup ac [u] zâc gezüp üç kerre yüz bin leşkere ve iki kerre yüz bin re‘âyâya mâlik zebûn kavimdirler. Andan,
EÇS VII 179a
Der-hakk-ı Bakar Kalmık Taysı Şâh: Bunların hadd [ü] hisâbın Kalmıklar dahi bilmeyüp anıniçün adedleri tahrîr olunmadı, ammâ tâ şimâlin nihâyetinde Bahr-i Muhît'in kenârında vilâyet-i Zenân'e varınca sahrâ-nişînler imiş. Andan,
EÇS VII 179a
Bike Taysı Şâh-ı Kalmık: Lisân-ı Moğolî'de bike avretlere derler. Bu Kalmık tâ Avretler, ya‘nî Zenân vilâyetine hükm edüp bu kavim acâ’ib ü garâ’ib kavm-i azîm imiş. Hattâ Moyinçak Şâh Kalmık yanında altı aded Zenân vilâyeti avretlerinden avretler var idi. Hakîr gördüğümde âye[t]: Arapça âyetin tilâvet etdim. Ammâ "Benî âdemden doğurmaz, ammâ cimâ‘ı bu dünyâ cimâ‘ına benzemez" deyü Moyinçak Şâh kendisi nakl edüp "Dilersen bu gece biriyle yat" dedi. "Hâşâ lâzım değildir" dedim, ammâ gûyâ bir nûr-ı mücessem ve rûh-ı musavver idi.
EÇS VII 179a
Bunda olan kadd ü kâmet ve lahm u şahm ve câm-ı gümüş berrâk gerdân ve gözleri yed-i Kudret ile mükehhal marâlî ve gazâlî Çîn âhûsu gözler ve şîrîn Çağataysi sözler var kim istimâ‘ edenin ciğerin hûn edüp hûnrîzlik etmez.
EÇS VII 179a–179b
Her bâr Moyinçak yanında gördükde gözündekisi olmuş at gibi serâsime olurdum. Meğer vilâyet-i Zenân'da bunlar hep cümle böyleler imiş. Bike Taysı Şâh Kalmığı bunlar ile cimâ‘ ederlermiş, ammâ hâmile kalmazlar imiş ve kendüleri nesillerinden 179b erkek âdemleri yok imiş.
EÇS VII 179b
Avretler kaçan doğurmak isteye, bir azîm göl var imiş. Ol göle yılda bir kerre girüp avret bi-emrillâhi te‘âlâ hâmile olup vaz‘-ı hamlde erkek doğurursa başı elleri âdem gibi, ammâ gevdesi ve iki kıç ayakları köpek gibi olurmuş, ammâ yine analarına ve kız karındaşlarına yine köpekler cimâ‘ edüp anaları hemşîreler hâmile kalmazlar imiş. Benî ademle dahi cimâ‘ etseler hem-çünân yine hâmile kalmazlar imiş.
EÇS VII 179b
Der-kayd-ı Kodal Taysı Şâh-ı Kalmık: Bu kavim yedinci iklîmin âhirinde karanlık vilâyete karîb Medniharâb nâm vilâyetde sâkin olup hadd [ü] hisâbın bilir Allâhu Rabbü'l-âlemîndir. Ve Heşdek kavmi içlerinde esîr olup durmuşlar, anlar nakl etdiler. Andan,
EÇS VII 179b
Der-sıfat-ı Uluban Kalmık-ı Taysı Şâh: Bu kavmin sâkin oldukları hâk-i amber-pâki Batlîmûs-ı kudemâlar arz-ı hâliye deyü iklîm tarh etmemek ile nâ-ma‘lûm bir hâk-i bî-pâyânda sâkin olup aslâ bunlarda ahşam olmazmış. Hemân bir muzlim hevâcık olup sabâh olurmuş, ammâ güneş dahi zemîne ve halka te’sîr etmez imiş. Ol ecilden aslâ ekinleri olmayup hemân hayvânât etleri yerler imiş. (---) (---) (---) (---)
EÇS VII 179b
Hulâsa-i kelâm, bu kavm-i Kalmık on iki pâdişâh ve on iki lisânları var kim birbirlerinin lisânlarından bir hurûf öbür lafz-ı lugat anlamak ihtimâlleri yokdur.
EÇS VII 179b
Hakîr bu elli bir yıl seyâhatde on sekiz aded sikke ve hutbe sâhibi pâdişâhlık yerleri ekâlîm-i seb‘ada geşt [ü] güzâr edüp yüz kırk yedi aded lisân cem‘ edüp kuvvet-i hâfızamız sebebiyle her lisândan birer şemme kelimât etmeğe isti‘dâdım vardır, ammâ bu Kalmık lisânları kadar müşkil ve samson kelbi gibi güm güm sadâlı harf-i lâmı ve harf-i mîmi ve harf-i hâsı ve harf-i nûnu çok lisân-ı mehîb istimâ‘ etmedim.
EÇS VII 179b
Der-beyân-ı lisân-ı kavm-i Kılmağ u bî-bağ u yağı ve dağî
EÇS VII 179b
Evvelâ birisi hisâblarının adedleri böyle sayılır: