EÇS VIII 196a
"Evliyâ Çelebi dörd, beş kerre yüz binden ziyâde câriye avretleri vardır. Eğer anlardan ve kopna ve defkelerden birer altun tamga bahâyı bu hân alırsa belki bu hân âsî olup Âl-i Osmân'a karşu kor, zîrâ bu Çoban Geray neslinden (---) Hân (---) Hân Âl-i Osmân'a isyân edüp yeniçerileri kıra gelmişlerdir. Allâh hıfz ede, ammâ birkaç günden sen seyr [ü] temâşâ ile gör Kırım'da neler olur. Hemân bolay kim siz Mehemmed Paşa ile bunda bulunmayup der-i devlete yönelmiş bulunasınız" deyü niçe umûr-ı mu‘azzama sözler söyledi.
EÇS VIII 196a
Bir gün gördük, esîrlerden tamga bahâ almağa giden hân ağaların başları yarık ve kolları kırık ve gözleri çıkık har har soluyarak ve feryâd [ü] fiğân ederek Hân'ın görünüşüne gelüp Hân'a,
EÇS VIII 196a
"Şîrîn beğleri bizi vurup kovup bu hâle koyup kaça kaça geldik" deyü şikâyet etdiler. Hân dahi,
EÇS VIII 196a
"Eyle oluğ karaçılarım oğle olur" deyü peltek zebân lehçesiyle söyleyüp mukayyed olmadı.
EÇS VIII 196a
Meğer Şîrînliler bu ağavâtları urup tahsîl etdikleri mâlları ellerinden alup ağaları vur edüp kovarlar. Hemân ertesi gün Kırım cezîresi içre bir gulû-yı âm hây hûy zâhir olup pür-silâh sadaklı ve savatlı asker kayalar başında deryâ-misâl cem‘ olup Çoban Geray oğlu hânı ve vezîri olan İslâm Ağa'yı görünüşe kapadup, "Biz bu bid‘ati etdirmeziz" deyü Tatar lisânı üzre,
EÇS VIII 196a–196b
"Neçik ola şolay temeçik ola. Kırım yurdında altı kerre yüz bin casır Kazaknı yazmışlar. Kana şunun kopna kişkene şuraları ve kana şunun marya defkeleri yazdır Nişin yazarlar. Zulüm yasayup tamga alırlar. Alahıng emri şolay mıdır. Kırımga alay zulm bolsa Osmânlı kişisi erine yasadıkları zulmü bileyizdir" deyü lisân-ı Tatarca feryâd u fiğân edüp cavk u cavk ve saf saf ve fırka fırka 196b olup her biri birer küme içre "caman caman" deyü feryâdları evce peyveste oldu.
EÇS VIII 196b
Âhır-ı kâr vakt-i zuhurda mâbeyne muslıhîn girüp yüz bin aded nâ-bâliğ kopnaları ve devke ve marya câriyeleri ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân ve kudât ve biyim ve bükeçlere ve kalga ve nûreddîn ve Mansûrlu ve Sincivitlere ve Dayirli ve kapu kullarına yine ke'l-evvel ihsânlar edüp Fâtiha tilâvet edüp birer altun kızılga alıncak oldu. Ve ol gün bu şe’âmet ve bid‘at kemâ yenbagî def‘ [u] ref‘ oldu.
EÇS VIII 196b
Ertesi gün yine Şîrîn beği askeri gulû edüp Bâğçesarây üzre gelüp,
EÇS VIII 196b
"Biz bu esîr tamgası zulmün etdirmeziz. Ve hânı ve vezîri İslâm Ağa'yı ve kadı‘askeri ve hânın kalga sultânını istemeziz" deyü feryâd etdiler. Hân eyitdi:
EÇS VIII 196b
"Alay olsun karaçılarım Şîrînliden ve nökerlerinden aslâ esîr tamgası alınmasın. Ammâ karaçılarım, Maskov kâfirine seferim var. Hemân hâzır olun. İşte sizin esîr tamganızı bağışladım" dedikde cümle Şîrîn askeri hazz edüp,
EÇS VIII 196b
"Hele Hân'a zor ile korkudup tamgayı bağışlatdık" deyü ferah kesb edüp herkes eline gitdiler.
EÇS VIII 196b
Çünki sabâh oldu hemân hân-ı âlîşân-ı müdebbir cân "Maskov seferine at bağlansın" deyü dellâllar nidâ edüp Hân-ı âlî-tebâr kâmil bin aded yarar ve nâmdâr tüfeng-endâz yiğitler yazdı. Ve beş yüz tüfengli kalga sultân yazdı. Ve beş yüz tüfeng-endâz nûreddîn sultân yazdı. Ve üç yüz tüfeng-endâz Hân vezîri İslâm Ağa yazdı. Ve mukaddemâ Çerkez vilâyetinde rehin olan Çoban sultânları henüz iki bin tüfeng-endâz ile gelmişler idi.
EÇS VIII 196b
Çünki cümle dörd bin üç yüz piyâde(?) tüfeng-endâz hâzır-bâş olup seksen bin aded dahi Tatar atlısı hâzır olduğun Şîrîn beğleri işidüp cemî‘i zamânda Tatar hânlar beş yüz tüfengliye mâlik olmamışlardır diyü hândan küşümleyüp hânın seferine gelmeyüp Karasu şehri kurbunda Akkaya nâm sahrâda cümle Şîrînli kırk bin Tatar-ı sabâ-sür‘at ile cem‘iyyet-i kübrâ edüp Bâğçesarây'ı basup hânı ve kalgayı ve Vezîr İslâm Ağa'yı katl etmeğe ken[g]eş edüp ale's-sabâh Bâğçesarây'ı uracak olduklarının haberi hâna gelince hemân hân cümle tüfenglileriyle Bâğçesarây'ın cânib-i etrâfın ve kayalar başı ve dereler ağızlarına meterislere girdiler.
EÇS VIII 196b
Derhâl Kefe eyâletinde olan Tat eli ağasına haber gidüp nısfu'l-leylde iki bin aded güzîde Tat eli tüfenglisi gelüp anlar dahi kemâ-kân birer merkezde sâbit-kadem olup âmâde durdular.
EÇS VIII 196b
Andan kalga sultânı ve Vezîr İslâm Ağa'yı karadan getiren Âl-i Osmân'ın Silisre ve Nigebolı ve Vize ve Kırkkilise ve Çirmen ve Bender sancaklarının askerleri ve umûmen Bucak Tatarı ve Dobruca askeri dahi kalga sultân ile karadan bile gelmişlerdi. Bunlar dahi cümle Bucak Tatarıyla altmış üç bin aded Rûm askeri olup Bâğçesarây'ı ihâta edüp âmâde durdular.
EÇS VIII 196b
Ve Âsitâne-i sa‘âdetden Tatar Hân'ı donanma-i hümâyûn ile getiren Ammârzâde Kapudan Paşa ve yeniçeri ağası elli birinci cemâ‘at odasından çıkan Yeniçeri ağası Minkârîzâde(?) Şaşı Mehemmed Ağa üç bin kapukuluyla ol dahi Bâğçesarây'da hâzır idi.
EÇS VIII 196b
Ve Ammârzâde Kapudan Paşa dahi iki bin askeriyle hândan kerem ummak içün Bâğçesarây'da mevcûd idi. Ve on bin güzîde asker ile Mansûrlu Kaya Beğ geldi. Ve hâna yeniden baş urup kul olunca Karasu şehrinde cem‘iyyet-i kübrâ eden Şîrînli askeri bu hânın yanında yüz elli bin pür-silâh âteş-feşân Âl-i Osmân askeri olduğun istimâ‘ edüp karârları firâra mübeddel olup Bâğçesarây'ı urma tedbîrlerin takdîr-i Hudâ bozup "Evdeki hisâb bâzâra uymaz" darb-ı meselin îrâd edüp cümlesi târumâr olup hânedânlarına revâne olduklarının haberi hân-ı âlîşâna gelince hemân Hazret-i Risâlet-penâhın alem-i şerîfi nişânesin du‘â ve senâ ile hazîneden çıkarup yüz kîse mâl dahi bilesince alup "Her kim mü’min ü muvahhid ve müslim tâbi‘ ise Hazret'in sancağı dibine gelsin" dedikde el-azametullâh ol mü’min ve mu‘tekid Tatar halkı şukka-i(?) alem-i Resûlullâh'ı görünce deryâ-misâl asker bir yere cem‘ olup gürûh gürûh ve asâkir-i Tatar sâf sâf olup,
EÇS VIII 196b
Bâğçesarây'dan Nakşivân elinde Şîrîn beğleri üzre gitdiğimiz konakları beyân eder
EÇS VIII 196b
Çünki bu ubûd-ı anûd cünûd-ı Şîrînliye şer‘-i resûl-i mübîn tarafından resûller gidüp "Alem-i Resûlullâh ile(?) Maskov seferine gelsinler" deyü haber götüren resûlü döğüp söğüp kovup gelmediklerinden aye[t]:
EÇS VIII 196b
nass-ı şerîfine amel etmeyüp gelmediklerinden Hân hazretleri vâcibü'l-katl olduklarına mezâhib-i erba‘adan fetvâ-yı kavîler alup kös-i hâkâniyânların ve nefîr-i İsfendiyârların çalarak ve alem-i Resûlullâh'ı açarak Bâğçesarây'dan niyyetü'l-gazâ deyü çıkup,
EÇS VIII 196b
Menzil-i şehr-i Akmescid, andan menzil-i şehr-i Karasu, andan cânib-i kıbleye 10(?) sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 196b–197a
Nâhiye-i Nakşivân 197a ya‘nî ülke-i Şîrînli hudûduna bu kadar bin asker kadem basdığın Şîrîn beğleri görüp hemân karârları firâra mübeddel olup Kırım'da müselmân olan üç yüz aded Kalmık Tatarlarıyla ve üç yüz aded çatal atlı Tatarlarıyla cümle Şîrîn beğleri ehl [ü] ıyâlleri ve mâl [u] menâl-i firâvânların Mehemmed Geray Hân gibi bırağup cümlesi cân bâzârına düşüp Kırım cezîresinin Çikişke nâm kal‘ası kurbunda Arbat geçidi nâm geçitden geçerken niçe Kalmıkları ve niçe yarar yiğitleri geçitde gark olup kendileri cân kurtarup firâr etdikleri haberi hâna gelince hemân hân ardları sıra Şîrînlinin hasm-ı kavîleri olan Mansûrlu'dan ve karaçı halkından üç bin aded zor batır yiğitleri Sasıklık nâm geçitden anlar dahi geçüp Heyhât sahrâsı içre Şîrînli'yi kova kova ol Şîrînliler ile bile firâr eden üç yüz aded Kalmıklara Mansûrlular râst gelüp cümlesin kırarlar. Ammâ Şîrînliler yahşı koşkol çatal atlılar ile kal‘a-i Azak'da Süleymân Paşa'ya ve Monla Ganî Paşa'ya varup cân atup halâs oldular, ammâ birer at ile kalup mâl u menâlden ayrıldılar.
EÇS VIII 197a
Ammâ bu Şîrînlinin başlarına gelen cümle Mehemmed Geray Hân-ı Gâzî'nin bed-du‘âsıdır kim "Mehemmed Geray Hân'ın elinden zor-ı bâzû ile Şeremet nâm esîr vezîr ile niçe benâm esîrleri yeni hâna veririz" deyü aldıklarında hân başın açup bunlara bed-du‘â edüp,
EÇS VIII 197a
"İlâhî siz de benim gibi an-karîb hâne-berdûş olup ehl [ü] ıyâlinizden cüdâ olasız" deyü bed-du‘â etmişdi.
EÇS VIII 197a
Hikmet-i Bârî du‘â-yı Mehemmed Geray Hân hedef-i icâbetde vâki‘ olup sekizinci ayda bunların başlarına böyle musîbet gelüp Çoban Geray Hân cümle Şîrînliyi ehl [ü] ıyâllerinden ayırdı. Ammâ Şîrînliler kal‘a-i Azak'da dahi duramayup Dağıstân'da olan Mehemmed Geray Hân'a Cenâb-ı Allâh bunları muhtâc edüp Dağıstân'a firâr etmede. Ammâ Şîrînli beğlerin kovan Mansûrlular yine Çoban Girây oğluna gelüp Şîrînlinin kal‘a-i Azak'a kamandıkların andan Dağıstân'a firâr etdiklerinin haberin hâna söyledikde hemân hân Karasu sahrâsından kalkup Şîrînlinin Nakşivân elindeki emvâl [ü] erzâkların ve bâğ u bâğçe vü besâtînlerin ve sarây ve akârât ve cümle mahsûlâtları ve hadem ü haşemlerin ve bî-hadd ü bî-kıyâs hayvânâtların cümle hân zabt edüp gayri eşyâların nehb ü gâret etdirüp ahâlî-i Kırım henüz ganîmete mâlik oldular.
EÇS VIII 197a
Andan hân hazretleri bu kadar mâl-ı ganâ’ime mâlik olup andan avdet edüp tekrâr,
EÇS VIII 197a
Menzil-i şehr-i Karasu, andan şehr-i Akmescid, andan tekrâr alay-ı azîm ile Bâğçesarây'a dâhil olunca tekrâr cemî‘i Kırım cezîresinde olan üsârâların tamga bahâlarıyçün be-dürüstî beşer guruş tahsîl etmeğe cemî‘i kazâlara niçe yüz ağalar çıkup eyle sırık urup zulm ile mâl tahsîl etdiler kim bu zulmü Yûsuf Haccâc-ı Zâlim etmemişdir.
EÇS VIII 197a
Ve min garâ’ibi's-sitem-i zulm-i sarîh: Çoban Geray Hân'ın vezîri Sefer Gâzî Ağazâde İslâm Ağa babasını Kırımlı katl etdikleri ecilden intikâm almak içün esîr tamga bahâsı bahânesiyle ahâlî-i Kırım'a böyle zulm-i fâhiş olduğun yüz ve yüz elli yaşında ve gâyet müsin âdemler Kırım'da çokdur, anlar eydir:
EÇS VIII 197a
"Bu zulm [ü] ta‘addîyi ata ve dedelerimizden işitmedik. Ve Kırım Kırım olalı curd eyelerimizden görmedik. Ve burun gelen hânlardan Hulagu Hân ve Tohtamış Hân ve Cinkız Hân ve Günbay Hân ve Menkirtim Hân ve Geraylardan Mengli Geray Hân ve Fethi Geray Hân ve Semiz Mehemmed Geray Hân ve Bahâdır Geray Hân ve İslâm Geray Hân ve şimdi Dağıstân'a giden Mehemmed Geray Hân zamânlarında böyle zulm [ü] ta‘addî görmedik" deyü cümle ahâlî-i Kırım feryâd u fiğân ederlerdi.
EÇS VIII 197a
Eğer kavm-i Tatar'ın bu zulmun feryâd [u] fiğânlar etdiklerini istimâ‘ etdiğimiz gibi ıstılâhâtları üzre tahrîr eylesek terkîmi müşkil olup anlanılmaz, bir gayri lisân-ı garîbedir.
EÇS VIII 197a
Hakîkatü'l-hâl bu mahalde fukarâ-yı Kırım'a eyle zulm oldu kim ba‘zı sulehâ-yı ümmetden kişiler esîrleri hâtırıyçün evlâdların sûk-ı sultânîde bey‘u men-yezîd edüp esîrlerinin baş mâlların edâ etdiler. Hattâ bu mahalde üç re’s mahbûb esîrler birer altuna çıkup kimesnelerden bir ferd-i âferîdeler rağbet etmediler. Ve mahbûb ve mahbûbe üsârâlar pâymâl-i bî-me’âl(?) fürûht olunurdu.
EÇS VIII 197a
Bu bast-ı mukaddemed[en] murâd [u] merâm u muhassal-ı kelâm oldur ki nefs-i Kırım'da yüz bin aded askerî tâ’ifesi olup hânlar sefere atlananda ekall-i mâ yekûn yetmiş seksen bini hân ile bile atlandıkda altı kerre yüz bin esîrlerin elleri ve kolları ve pâyları boş seğ-ber-sahrâ dağlard[a] ve bâğlarda ve tarlalarda bu kadar esîr küffârlar gezmede. Aceb hikmetdir kim altı kerre yüz bin Kazak küffârdan biri cezîre-i Kırım'dan firâr etmeğe kâdir değillerdir, zîrâ cümle Kırım askeri hân ile sefere gitdiklerinde ol mahalde cümle Kırım'ın Noğay ve Badrak karıları Kırım'da atlanup bellerine kılış ve sadak bağlayup Kazaklarıyla bâğlara ve dağlara ve tarlalara gidüp zirâ‘at etdirüp ehilleri seferden geldiklerinde hâzır mahsûl bulurlar. Anıniçün Kırım halkı Kazaklarının tamga bahâsı vermenin zulmlerine tahammül etdiler, ammâ zulm-i sarîh oldu. Hudâ def‘ ede.
EÇS VIII 197a–197b
Ve mine'ş-şe’âmeti zulmün azîmün oldur kim sene 1077 târîhinde bu nefs-i Kırım'da Mehemmed Geray Hân'a Âl-i Osmân tarafından bir yarlığ-ı belîğ-i tevkî‘-i refî‘-i 197b şehinşâhî ile Köpürlüzâde Fâzıl vezîr Ahmed Paşa'dan mektûb gelüp eyle tahrîr etmiş kim,
EÇS VIII 197b
"Sen ki sâbıkan Mehemmed Geray'sın. Hatt-ı şerîfim vüsûl buldukda yetmiş yedi sadaklı ve zırh zireh-külâhlı sultânlarınla âsitâne-i sa‘âdetime gelesin. Kırım hânlığın Çoban Geray Hân'a ihsân eyledim" deyü hatt-ı şerîf gelince Mehemmed Geray Hân fakîr âbâ ve ecdâdından kalan on Mısır hazînesi mâlı ve bu kadar menâli ve bu kadar ehl [ü] iyâli ve körpe evlâdları bırağup ol ihtiyâr pâdişâh ağlaya ağlaya Dağıstân pâdişâhına hakîr bile gitdik. Bu dahi Kırım'da esîr tamgası bahâsı zulmünden eşedd zulm-i Haccâc-ı zâlim idi, ve's-selâm.
EÇS VIII 197b
Ammâ bu mezkûr esîr tamgası mâlından günden güne hâna ve Vezîr İslâm Ağa'ya bî-hadd ü bî-kıyâs mâl-ı hazâ’in harâm geldi kim koyacak hazîneler leb-ber-leb oldu.
EÇS VIII 197b
Hemân hânın gözü niçe bin kîse mâlı görünce "Âhır ömrümdür" deyüp kendüyi Âsitâne-i sa‘âdetden donanma-i hümâyûn ile getiren Ammârzâde Kapudan Paşa'ya kırk kîse ve kadırgadaki levendânlara on kîse ve yeniçeri ağasına kırk kîse ve yeniçerilere on (...) kîse [ve] cebecilere ve topçular ocaklarına onar kîse ve kalgası ve vezîrin karadan getiren Silisre ve Nigebolı ve Vize ve Kırkkilise ve Çirmen sancakları askerlerine beşer kîse ve Bucak Tatarı leşkerine beş kîse ve kendünün Kırım kapukullarına on kîse ve cümle sekbânlarına on kîse ve Tat eli halkına beş kîse ve'l-hâsıl bir haftada iki bin kîseyi bezl edüp cemî‘i Kırım halkın memnûn mesrûr şâdımân eyledi.
EÇS VIII 197b
Ba‘dehu tamgadan hâsıl olan mâl-ı harâmdan beş yüz Kazak esîr, yüz kız, yüz oğlan ki her biri birer pençe-i âfitâb âfitâbeler idi, yüz aded gümüş eğerli yorga atlar, iki yüz çıplak yorga atlar ve beş yüz re’s Kırım bârgîrleri, yüz çift envâ‘ından doğanlar ve karçığalar ve lâçînler, yüz aded kelb-i mu‘allem tâzîler, yüz çift alaca kelb zağarlar ve niçe bin tuhaf murassa‘ât ve altun ve gümüş avânî ve niçe yüz çift Hıtâyî çâr-gül münebbit kâseler ve tabaklar ve mertebânîler cem‘ edüp vezîri olan İslâm Ağa ile bu hedâyâ-yı mezkûrları beş yüz kîse nakd ile Âl-i Osmân pâdişâhına ve vezîria‘zama ve vâlide sultân ve şeyhülislâm ve kadı‘askereyne ve İslâmbol monlası ve sâ’ir ser-i kârda olanlara dahi niçe bin hedâyâlar ile kîseleri Der-i devlete İslâm Ağa götürdü.
EÇS VIII 197b
Andan ertesi gün Kefe'de olan Ak Mehemmed Paşaya yigirmi kîse ve elli re’s at ve yigirmi re’s yorga bârgîr ve on aded Leh ve Çerkes ve Rûs gulâmları ve bir hınto araba ve iki yüz cürd atlılar ile hedâyâ ve mektûblar gönderüp Mehemmed Paşa'yı Bâğçesarây'a da‘vet etdi.
EÇS VIII 197b
Mehemmed Paşa'ya hedâyâlar varınca memnûn olup Azak'dan gelirken Çerkezistân içre Şîrîn beğinin oğlu ve Sübhân Gâzî Ağa'nın oğlun Nevrûz kal‘asından bile hâna getirüp Kefe'den Bâğçesarây'a dördüncü günde girirken azamet-i Hudâ hân ile bu kadar bin aded müsellah ve mükemmel güzîde asker Mehemmed Paşa'nın istikbâline çıkup paşaya ziyâfet-i azîmler olup cümle tevâbi‘lerine müstevfâ konaklar verüp hân ile Şîrînliyi barışdırup yemîn billâh ile ve emân makremesi ile başkapucubaşı ve Halîm Efendi gidüp Şîrîn beğini getirüp dest-bûs edüp Sübhân Gâzî oğlu dahi dest-bûs edüp babası Sübhân Gâzî Ağa'nın dahi defter-i cerâ’imi üzre kalem-i afv çekilüp anın da‘vetine dahi bir kapıcıbaşıyla kendi oğlu gitdi. Ol dahi gelüp dest-bûs edüp vilâyet-i Kırım âsûde-hâl olup hân dahi henüz Ak Mehemmed Paşa sebebiyle müstakil hân olup ibtidâ ramazân-ı şerîfin gurresinden her gece sohbet-i hâslar edüp ol kadar Hüseyin Baykara meclisleri olup zevk u safâlar eyledik kim ta‘bîr olunmaz, zîrâ Mehemmed Paşa'yı Mehemmed Geray Hân'ın binâ etdiği görünüşüne kondurmuşlar idi.