İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VIII 197b
Beher yevm cümle me’kûlât [u] meşrûbâtlar verildikden sonra Mehemmed Paşa'ya beher yevm yüzer guruş cep harçlığı verilirdi. Ve bu abd-i hakîre ve bu mağdûr-ı fakîre hân-ı zî-vakâr ve pür-himmet-i âlî-tebâr hazretlerinin iltifât-ı bî-gâyetlerine mütevâsıl olup elli bir târîhinde ni‘met-i uzmâsıyla perveriş bulduğum merhûm sa‘îd ü şehîd Sefer Gâzî Ağa'nın sarâyını hakîre konak ta‘yîn edüp hâlâ İslâm Ağa vezîr olup Der-i devlete gidüp küçük karındaşı Mehemmed Mirza hakîre konak-bânlık edüp cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtmız içeri haremde Anişe Hâtûn'dan ya‘nî Â’işe Kadın'dan gelüp zevk u safâlar ederdim. Ve hândan hakîre bir kat esbâb-ı fâhire ile bir semmûr paçası kürk ihsân edüp Mehemmed Paşa ile Bâğçesarây'da kâmil yigirmi gün tekâ‘üd edüp sehel bürûdet-i hevâ ve şiddet-i şitâlar def‘ olup ibibik kuşları ötmeğe başlayup Kırım'ın hevâları mu‘tedil olmağa sehel başlar.
EÇS VIII 197b–198a
Ammâ Mehemmed Paşa ile hân her gece ol şeb-i yeldâlarda yedişer ve sekizer sâ‘at oturup cemî‘i ulemâ-yı Kırım ile mübâhase-i ilm-i şer‘iyyeler ederlerdi. Ammâ Mehemmed Paşa bir müverr[ih]-i âlem kimesne olmak 198a ile hân hazretleri huzûrunda ve bu kadar ulemâ-yı Tatar müverrihînler huzûrunda Mehemmed Paşa eydir:
EÇS VIII 198a
"Cânım efendiler, pek müşkil midir? Âyâ bu vilâyet-i Kırım'a ibtidâ kavm-i Tatar ne asırda mâlik oldu? Ve ibtidâ müstakil fâtih hâkim olanlar kimlerdir? Ve hân deyü ve Geray deyü neden isim kodular?" deyü paşa su’âl edince hemân Kırım kadı‘askeri olan fuzalâ’ü'd-dehrden Murtezâ Alî Efendi buyurdular kim:
EÇS VIII 198a
"Bizim kavm-i Tatar ibtidâ Hazret-i Dâvûd Nebî asrında Hıtâ vü Hoten ü Çîn'de idiler. Anda tenâsül bularak ol diyârlardan gelüp Mâverâü'n-nehir'de Mâhân vilâyetinde mekân edinüp Hazret-i Risâlet-penâh'ın zamân-ı bâ-sa‘âdetlerinde Cingiz Hân zuhûr edüp Âl-i Osmân ile ol Cinkız Hân ammî-zâdelerdir. Âl-i Osmân'ın ecdâdları Süleymân Şâh ve(r) Ertuğrul Rûm-ı Yûnâniyâna giderler. Bizim Cingiz Hân nehr-i Edil boylarında sâkin olup ol dahi tenâsül bularak Heyhât sahrâsına, andan vilâyet-i Kırım'a istîlâ ederler. İşte bizim Emrem Atalık'da mufassal ve mu‘temed latîf târîhi vardır. Okunsa cümlemiz andan ifâde ederdik" dedikde hemân Emrem nâm atalığın meğer tevârîh koynunda imiş. Çıkarup Halîm Efendi tilâvet etdi. Meğer bu tevârîh sâhibi Emrem Atalık yüz yigirmi yaşında bir kart kazak ve kozak ve ozak köse boyu kısa âdemin ecdâdlarından Tohta Bay nâ[m] bir müverrih-i benâm kimesnenin te’lîfi olduğundan Emrem Koca dedelerinin te’lîfin koynundan çıkarup tilâvet olunmağa başlandı, ammâ lisân-ı Çağatay üzre bir latîf ve fasîh [ü] belîğ târîh-i Tohta Bay-ı Çağatay'dır.
EÇS VIII 198a
Tevârîh-i Tohta Bay kavli üzre ibtidâ Kırım cezîresine mâlik olan hânları beyân eder
EÇS VIII 198a
Evvelâ sene (---) târîhinde Cingiz Hân-ı zor-dest Deşt-i Kıpçak'da Tohtamış Hân ile üç sene kâmil germâ-germ ceng-i cidâl ve harb-i kıtâl edüp âhır meydân-ı şecâ‘at Cingiz Hân'da kalup Tohtamış Hân münhezimen Bahr-i Harez'den karşu Îrân-zemîn'e firâr edüp anda karâr eder. Cingiz Hân kendü oğullarından en ulucası Cuci Bay'a Balu Hân ve Kazan ve Bulgar ve Rûs ve Kozak vilâyetleri hânlığın verüp Balu Hân da müstakıllen hân olduğiyçün Cuci Bay'a hân deyü ibtidâ nâm verdiler. Ol dahi giderek cihân-ârâ bir şâh-ı cihân olup Maskov kralını kendüye tâbi‘ edüp harâc-güzâr etdi.
EÇS VIII 198a
Ammâ cezîre-i Kırım'da Ciniviz Frengi berren ve bahren bir büyük kral-ı dâll-i bed-fi‘âl olmak ile Cuci Hân'a ser-fürû etmeyüp cezîre-i Kırım üzre Cuci Hân azîm leşker çeküp amân u zamân vermeyüp Kırım memleketin sene (---) târîhinde Ciniviz küffârı elinden hâh nâ-hâh zor â-zor ibtidâ feth edüp leb-i deryâda olan kal‘alardan İnkirmân ve Sarkirmân ve Balıklağa kirmân ve Menkûb kirmân ve Kefe kirmân ve Kerç kirmân ve Çikişke kirmân ve gayri bu makûle hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘alar leb-i deryâda kefere elinde kalmak üzre Cuci Hân ile kefere kralı sulh edüp cezîre-i Kırım'ın sahrâlarında Tatar askeri sâkin olup ilâ yevminâ hâzâ cezîre-i Kırım dest-i Tatar'da kaldı.
EÇS VIII 198a
Ba‘dehu Kırım cezîresi fâtihi Cuci Hân Kırım'ı feth etdikden altı ay mürûr edüp fevt oldukd[a] (---) (---) defn edüp altı nefer oğlu kalır. Büyük oğlu ile beş aded karındaşlar Kırım'ı üleşemeyüp yurd eyesi olmak içün azîm vezni üzre birbirleriyle altı nefer karındaşlar ceng-i cidâl ve harb-i kıtâl eyleyüp âhır-ı kâr büyük karındaşları Bereket Hân dedeleri Cingiz Hân'a varup buluşdukda "Hay bizim oğlumun oğlu cânım sen safâ geldin" deyü niçe gûne ta‘zîm ü tekrîmler edüp Bereket Hân'ın ilticâsından cihân cihân hazz edüp Kırım hânlığın Bereket Hân'a yarlığ-ı belîğ-i şâhî ile verüp öbür beş nefer karındaşların Deşt-i Kıpçağ'a gelmeği fermân eyleyüp Bereket Hân cezîre-i Kırım'a müstakil pâdişâh olup âleme nizâm [u] intizâm verdi.
EÇS VIII 198a
Hikmet-i Hudâ altı aydan Cingiz Hân merhûm oldu. Mürd oldu, diyemeziz, zîrâ Hazret-i Risâlet-penâhın Arapça âyet-i şerîfiyle tahrîr olunan yarlığ-ı belîğine ta‘zîm edüp ayağa kalkup öpüp başına koyup dîn-i İslâm kabûl etmişdi.
EÇS VIII 198a
"İllâ Ka‘be'ye gidemem, zîrâ Ka‘be'ye varınca bu kadar pâdişâhları atlayup geçemem. Cümlesi bana hasımdırlar. Emn-i tarîk yokdur ki Ka‘be'ye gidem. Ve (---) sene mu‘ammer olmuş kişiyim. Zekerim kesüp sünnet olamam" deyü özrün arz edüp sâ’ir alâ mâ farazallâhı cümle kabûl etdiğiyçün biz ana müslim deyüp merhûm oldu, deriz.
EÇS VIII 198a–198b
Netîce-i kelâm Cingiz Hân merhûm oldukdan sonra oğlunun oğlu Bereket Hân Cingiz Hân yerine müstakil hân olup bin gün ana dahi hidâyetullâh erüp derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden bende-i Sübhân olup ibtidâ Tatar'da kendüyi sünnet etmek bundan kalmışdır kim yüzer ikişer yüz nefer âdemleri bir yerden sünnet etdirüp 198b üç gün üç gece toy düğünler edüp sürûr [u] şâdımânlar ile ömr-i nâzenînin zevk u safâ ile geçirirdi.
EÇS VIII 198b
Ve vilâyet-i Kırım'da Eski Salâ şehrin ve Aşlama Bâğçesi'n ve Bâğçesarây'ı ve Eski Yurd'u binâ eden bu Bereket Hân'dır. Gâyet şecî‘ ü nâmdâr hân olup cemî‘i kralları âciz-mânde edüp cümlesin harâca kesdi ve mâl-ı hazîne cem‘ edüp askere verüp yiğit cem‘ ederek iki kerre yüz bin aded cengâver ve dilâver hünerver askere mâlik olup Heyhât sahrâsında iki kerre yüz bin otav yılkıya mâlik idi. Her otav ta‘bîri bin at ola ve altmış bin otav deve ve altı kerre yüz bin otav sığır olup sâ’ir devâbbâtlar Küçük Heyhât sahrâsında otlayup gezerlerdi kim hadd [ü] hasrların Cenâb-ı Bârî bilirdi. İlâ yevminâ hâzâ Heyhât sahrâsında olan caban hayvânâtları Bereket Hân'ın devâbbâtlarında[n] kalmışdır kim beyâbânî olmuşlardır. Allâhu Te‘âlâ Bereket Hân'a tâ bu mertebe berekât vermişdi.
EÇS VIII 198b
Ba‘dehu Bereket Hân'ın tâ bu mertebe mâl [u] menâl ve çeri cem‘ edüp bir mu‘azzam pâdişâh olduğun Hulagu Hân işidüp hasedinden Kırım'da Bereket Hân üzre dörd kerre yüz bin askerle Hulagu Hân gelirken Bereket Hân bu hâl-i pür-melâli istimâ‘ edüp yüz bin ceng-âver Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr ile cezîre-i Kırım'dan sene 661 târîhinde çıkup sahrâ-yı Küçük Heyhât'da Azak kal‘ası altında Deşt-i Kıpçak'da Hulagu Hân meks etmişken vakt-i seherde Hulagu Hân'ın leşkerine Bereket Hân bir bereketli şemşîr-i bürrân urur kim cümle kavm-i Hulagu'nun çoğu helâk olup dendân-ı tîğdan halâs olanlar ile ancak Hulagu Hân bin kadar Tatar ile nehr-i Edil'i ötüp cân kurtarır. Bu kadar mâl-ı ganâ’imi Bereket Hân'a kalır. Bereket Hân da fi'l-bereke deyüp sâlimîn ü gânimîn Kırım'a mansûr u muzaffer dâhil olur.
EÇS VIII 198b
Hulagu Hân dahi bu derd-i ser ile niçe zamân serserî gezüp cümle pâdişâhlara tasaddur etmişken cemî‘i pâdişâhlar ve krallar kıtında hor hakîr olup âhır-ı kâr derdinden Mecûsî mezhebinde mürd olup yeri dâru'l-bevâr olup yerine oğlu Abaka Hân müstakil pâdişâh olup cemî‘i pâdişâhlara nâmeler gönderüp tecdîd-i bî‘at ederler. İllâ Kırım'da Bereket Hân,
EÇS VIII 198b
"Ben İslâm pâdişâhı olup dîn-i Muhammedîden olup eyle bîdîn Mecûsî-mezhebden niçün varup tecdîd-i bî‘at ederim" deyü Abaka Hân'ın nâmesin Bereket Hân pâre pâre edüp elçisini kovdu.
EÇS VIII 198b
Hulagu oğlu Abaka Hân'a bu haber gelince babası Hulagu Hân'ın bozulup üç kerre yüz bin askerinin kırıldığı intikâmın Bereket Hân'dan almak içün iki kerre yüz bin askerle vilâyet-i Kırım üzre gelmede. Kırım askeri dahi henüz İslâm ile müşerref olmuş asker Bereket Hân ile kâmil seksen bin aded güzîde İslâm askeri cezîre-i Kırım'ın Or Ağzı nâm yerinden taşra Küçük Heyhât sahrâsına çıkup Abaka Hân ile Bereket Hân devlet sınaşup bi-emri Hudâ mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafâ berekâtıyla Bereket Hân Hulagu oğlu Abaka Hân'a bir sâtûr-ı berekât-i Muhammedî urur kim Abaka'nın babası Hulagu Hân'ın Bağdâd'da Âl-i Abbâsiyân'dan Musta‘sım Billâh'a etdiğinden edüp yüz elli bin Abakay Hân Tatarı kılıçdan geçüp hâlâ üstühânları Or kal‘asından taşra Cerekli nâm mahal kurbunda püşte püşte Tatar-ı Abakay kemikleri yığılup durur. Ve hâlâ Kırım Tatarı içre darb-i meseldir kim "Bereket Hân kılıcına uğrayasın" derler.
EÇS VIII 198b
Ba‘dehu Bereket Hân Abakay Hân'ın cümle atları ve bisâtları ve mâl-ı ganâ’imlerin guzât-ı müslimîne bezl edüp mansûr [u] muzaffer vilâyet-i Kırım'a dâhil olur. Günden güne cihângîr pâdişâh-ı Cem-i kişver-keş olur.
EÇS VIII 198b
Hikmet-i Hudâ ol sene nehr-i Turla ve nehr-i Tuna dörder ay müncemid olup Bereket Hân iki kerre yüz bin asker ile nehr-i Tuna'yı öte Edirne tarafına ötüp evvelâ İslâmbol tekûru olan Keştantış kralın elin vilâyetin tâ İdrivne ya‘nî Edirne ve Filibe ve Sofya-i sâfiye ve Kavala ve Selânik ve Serez ve Zihne ve Tırhala ve Yanya ve Kesendire ve Koloz ve medînetü'l-hukemâ ve'l-kudemâ olan Atine şehrine varınca kenâr-ı bahrde ve berrde olan cemî‘i şehr-i azîmlerden yedi yüz yetmiş pâre şehirleri nehb ü gâret edüp hisâbın Allâh bilür ol kadar mâl-ı ganâ’im ve niçe kerre yüz bin mahbûb üsârâlar ve bî-hadd ü bî-hatm behâ’imler alup cemî‘i şehirleri yaka yıka ihrâk bi'n-nâr ederek yedi ayda yine nehr-i Tuna kenârına gelüp niçe bin pâre gemilerle Akkirmân tarafına Tuna'dan ubûr edüp ve nehr-i Turla'yı dahi ubûr edüp mansûr selâmet Kırım'a dâhil olur.
EÇS VIII 198b–199a
Ba‘dehu sene 665 târîhinde Kırım'dan seksen bin asker ile Belh u Buhârâ'ya ve 199a Îrân [u] Tûrân'a ve Çîn Mâçîn ve Hıtâ ve Hoten u Fağfûr ve Türkistân'a at salup serkeş pâdişâhları ser-fürû etdirüp bin sekiz yüz kadar ulemâ-yı Tata[r]'ı başına cem‘ edüp ta‘zîm [ü] tekrîm ile cezîre-i Kırım'a getirüp cemî‘i ulemâya câmi‘ ve medreseler inşâ edüp gazâ mâllarıyla cümle ulemâlara hânedânlar yapup ehl [u] ıyâl ederek günden güne giderek Âl-i Cingiziyân iştihâr bulup "Sâhibü's-seyf ve'l-kalem" deyü hutbeyi ibtidâ şehr-i Kırım'da bunlar okudup sikkeleri at şekli tasvîrli mankır kesdirdi, zîrâ sayd [u] şikârları ve cemî‘i kârları atlar ile olmağın sikkelerine at sûreti yazdılar. Hakkâ ki sikkeyi nühâs-ı hâssda kazdılar. Ve günden güne ulemâ-yı Tatarlar ile alem oldular.
EÇS VIII 199a
Ol asrda nefs-i cezîre-i Kırım'da üç bin aded fetvâ sâhibi ulemâ-yı Tatar var imiş. Anlar ile Bereket Hân şöhret bulup günden güne asker-i İslâm gür olup Ciniviz Kırım'da harâc-güzâr olur.
EÇS VIII 199a
Ba‘de[hu] sene 666 târîhinde Bereket Hân merhûm olup Eski Salâ'da medfûndur. Anın bir tıfl-ı nâ-resîde oğlu bir yaşında olmak ile atalıkları birbirlerine düşüp âhır Cingiz Hân'ın hâl-i hayâtında velîahd edindiği dördüncü oğlunun {oğlu} Toluy neslinden olan Menkirtim Hân ibn Tağar Hân'ı hân edüp Kırım'a getirdiler. Bu dahi Maskov ve Leh ve Çeh ve İsfaç ve Filimenk ve Macar ve Kurs ve Nemse ve İslovin ve Tot ve Korol kralların cümle harâca kesüp Krakov vilâyetlerinden Daniska vilâyeti seferine gidüp hisâbın Cenâb-ı Bârî bilir mâl-ı hazâ’in üsârâlar ile cezîre-i Kırım'a gelüp ana dahi Arapça âyeti fermânı gelüp sefer-i hakîkîye azm-i cinân edüp yeri dâr-ı İlliyyîn ola. Hâlâ kabri Mankıt elindedir.
EÇS VIII 199a
Ba‘dehu yerine karındaşı Tedan Hân ibn Tağar Hân nehr-i Edil sahrâsındaki şehr-i Sarây'dan gelüp vilâyet-i Kırım'a müstakil hân oldu. Bunun zamânında Leh Kazağı Kırım'ın garbîsi tarafında Avlota limanına girüp Sarkirmân kal‘asın Ciniviz keferesi elinden alup Teda[n] Hân Kazak elinden mezkûr kal‘ayı kurtarmağa kâdir olmadığından Kırım halkı Tedan Hân üzre gulû-yı âm edüp hanlıkdan ma‘zûl edüp yerine sene 690 târîhinde Menkirtim Hân oğlu Tağtağağ Hân hân olup dâ’ima fitne ve fesâda ve fısk [u] fücûra ve lu‘b u lehve mâlik olup Ciniviz küffârı ve Maskov ve Leh ve Kostantin ve İdrivne ve Sırf ve Bulgar ve Eflak ve Boğdan ve gayri küffâr kralları yüz bulup Kırım'ın câ-be-câ yerlerin gâret etmeğe başlayup Sarkirmân kal‘asın bu dahi Leh elinden halâs etmeğe sa‘y etmedi.
EÇS VIII 199a
Meğer bu Tağtağağ Hân ecdâdları bî-dînine girüp putperest olmuş. Hemân cümle ahâlî-i Kırım ve ulemâ-yı sulehâ-yı (---) gulû-yı âm edüp "Tağtağağ Hân'ı katl edelim" derken bir tarafdan fursat bulup Menkûb kal‘asında Ciniviz küffârına kaçup şapka geyer. Ertesi ale's-sabâh leşini aşağı kayalar dibinde boynunda altun haçlar bile bulunup yine ol mahalde lâşe-i murdârın kefereler bir meşâda gömerler ve bir gûre dıkarlar. Hâlâ âyende vü revende Tatarlar yanından geçüp meşâdına la‘net okuyup gûruna tükürüp geçerler.
EÇS VIII 199a
Andan sonra yerine Özbek Hân hân olup gâyet halîm ü selîm ve dîndâr müselmân hân-ı âkıl olduğundan vilâyet-i Kırım içre meyân-ı cüyûşda köy köy aşkıyâlar zâhir olup nefs-i Kırım içi helc [ü] melc olduğun Mâverâü'n-nehir'de Tohtamış Hân Kırım'ın bu hâline muttali‘ olup "Fursat ganîmetdir" deyüp yüz bin asker ile Kırım vilâyeti üzre gelüp hikmet-i Hudâ ol müslim ve sâlih ve mütedeyyin Özbek Hân'ı Tohtamış Hân bozup Özbek Hân dahi Kırım'dan deşt-i Kıpçağ'a andan vilâyet-i Semengân'da Timur Hân'ın yanına düşüp ilticâ eder, ammâ beri tarafda Tohtamış Hân diyâr-ı Kırım'a müstakil hân olup cümle Kırım halkı bi'z-zarûrî idiler.
EÇS VIII 199a
Timur Hân dahi Özbek Hân'ın ricâsıyla hayfın alıvermek içün Timur Hân yüz bin çatal atlı ceng-âver asâkir-i dilâverler ile ılgar edüp Özbek Hân talî‘a-i asker olup Timur Hân'ı Heyhât sahrâsından geçirüp yedi gün yedi gecede vilâyet-i Kırım'a çapul civerüp cezîre-i Kırım'a dâhil olup yaka yıka Tohtamış Hân asker kova kıra Kırım diyârın harâb edüp cümle ulemâ-yı Kırım'ı Timur Hân alup Belh u Buhârâ'ya götürüp Tohtamış Hân gemiyle Tarabefzûn vilâyetine firâr edüp bir zamân anda karâr eder.
EÇS VIII 199a–199b
Beri tarafda Timur Hân Kırım hânlığın yine Özbek Hân'a verüp andan sonra Timur Hân-ı pür-zor vilâyet-i Kırım'a üç kerre gelüp câ-be-câ harâb etdiği yerler deşt-i Kıpçak'da ve Azak ile Kırım mâbeynlerinde tâ nehr-i Özü 199b kenârında Doğangeçidi nâm kal‘a mahallinde ehl-i İslâm mezâristânları ve şehir esâsları nümâyân olup durur.
EÇS VIII 199b
Ve "Timur-ı pür-zor Hân'ın bir oğlu Akmescid'in cenûbîsine Çadır dağı yaylağı dâmeninde medfûndur" deyü Ak Mehemmed Paşa'nın su’âline cevâb vermek içün mezkûr Tohta Bay Tevârîhi böyle okunup Kırım'da ibtidâ kavm-i Tatar sâkin olmasının aslı ve ibtidâ Kırım'a hân olan Cingiz Hân oğlu Cuci Hân'dır deyü cevâbdihlik edüp Kırım sâhibi olduk dediler.
EÇS VIII 199b
Yine Mehemmed Paşa eydir:
EÇS VIII 199b
"Ya, Âl-i Osmân eline bu cezîre-i Kırım ne yüzden girdi?" deyince Emrem Atalık eydir:
EÇS VIII 199b
"Sene (---) târîhinde İslâmbol'u feth eden Sultân Mehemmed kişi(?) İnkirmân'ı ve Avlota kirmân'ı Leh elinden feth edüp Kırım'ın bir köşesin kabza-i tasarrufa alup kaldı.
EÇS VIII 199b
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Mengli Geray Hân i‘ânetiyle Sultân Bâyezîd-i Velî vezîri Gedik Ahmed Paşa Kefe kal‘asın ve Sudak ve Kerç ve Balıklava ve İnkirmân ve Sarkirmân kal‘aların cümle Ciniviz küffârı elinden kimin ceng ile kimin emân ile feth edüp küffâr Azak kal‘asına gidüp Kefe kal‘asında Şâhzâde Korkud Hân ibn Bâyezîd Hân'ı Kefe'de hâkim edüp Kefe kal‘asın taht-ı Âl-i Osmân edüp (edüp) bizim hânlarımızdan Mengli Geray Hân ile Sultân Bâyezîd'iniz ta‘ahhüd edüp,
EÇS VIII 199b
"Kırım cezîresinin sahrâları hânların ola. Dağlarında ve leb-i deryâlarında olan kılâ‘lar cümle Âl-i Osmân'ın olup bir Kırım şehzâdesi Yanbolı şehrinde rehin durmak üzre sulh oldu. İlâ yevminâ hâz[â] Kırım'ın nısfına Osmânlı ve nısfına hânlar mutasarrıflardır. Ba‘dehu Mengli Geray Hân Bâyezîd-i Velî ile Akkirmân ve Kili kal‘aları fethinde bulunup sonra merhûm olup (---) medfûndur. Andan (---) hân oldu. Andan sonra Geray elkâbı bu Mengli Hân'dan kalup Kara Şemseddîn hazretleri Mengl[i] Geray buyurduklarından hâlâ hânlara Geray derler. Meselâ Âl-i Osmân'a hünkâr derler.
EÇS VIII 199b
Andan Selâmet Geray Hân ve Bahâdır Geray Hân ve İslâm Geray Hân ve Mehemmed Geray Hân iki kerre hân olup şimdi Dağıstân'da kalup hâlâ hânımız Çoban Geray Hân'dır. Allâhu Te‘âlâ hatâlardan saklayup ocağı dâ’im ola" deyü hân huzûrunda böyle du‘â vü senâlar edüp bu gece sohbetimiz cümle ulemâ ile tevârîh zevki olup Kırım pâdişâhların Tevârîh-i Tohta Bay'da böyle tilâvet edüp hakîr dahi bu kadarca tahrîr ile iktifâ etdik, ve's-selâm.
EÇS VIII 199b
Ertesi gün Ak Mehemmed Paşa hândan me’zûn olup der-i devlete revâne olacak mahalde hân hazretleri Ak Mehemmed Paşa'ya on beş kîse guruş ve beş bin altun ve on esîr ve on yorga gümüş eğerli atlar ve iki yüz Tatar eğerli tevâbi‘ binecek atlar ve yigirmi aded Çerkes kızları ve paşa karındaşına ve oğlu beğe ve kethudâsı ve dîvân efendisi ve sâ’ir ser-i kârda olanlara bu kadar esîr ve bu kadar ihsânlar olundu kim ta‘bîr olunmaz.
EÇS VIII 199b
Hakîr dahi hân hazretlerinden ve kalga ve nûreddînden ve cümle a‘yân-ı Kırım olan ahibbâlarımızdan on bir esîr ve on yorga ve on iki re’s Noğay atları ve cümle üç kat esvâb ve cümle sekiz yüz yetmiş aded guruş peydâ etdik.
EÇS VIII 199b
Ak Mehemmed Paşa ile sene (---) târîhinde Kırım'dan İslâmbol'a gitdiğimiz konakları beyân eder
EÇS VIII 199b
Evvelâ cümle ahibbâ ve dostânlar ile vedâlaşup hân hazretleri dahi bu kadar bin asker ile atlanup Mehemmed Paşa'yı göndere gidüp Bâğçesarây'dan cânib-i garba sayd [u] şikâr ederek gidüp 6 sâ‘atde,
EÇS VIII 199b
Menzil-i Kamışlı salâsı: Andan yolumuzdan bir konak sapadır. 7 sâ‘at şimâle gidüp,
EÇS VIII 199b
Menzil-i Çüyençi Mehemmed Efendi salâsı
EÇS VIII 199b
Beş yüz evli bir büyük Tatar köyüdür. Bunda Mehemmed Efendi e‘ızze-i kirâmdan müstecâbü'd-da‘ve ülken âdemdir. Bu köyekde demirden dökme kazanlar yaparlar kim her bir kazgana birer ve ikişer sığır sığar mefret kazanlar, ma‘deni Çadır dağındadır kim ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyrdir. Rûm'da Bosna serhaddinde Kıradişka ve vilâyet-i Erzurûm'un Kiğı sancağında ve vilâyet-i Kırım'da Çadır dağında bu demir ma‘deni başka bir ma‘âdindir kim Kiğı'da ve Kıradişka'da bu demir ma‘denin top güllesi dökerler ammâ bu Çüyençi'de demiri kazan dökerler kim Belh, Buhârâ ve Semengân, Laristân Moltan vilâyetlerine varınca Çüyençi Mehemmed Efendi kazanı meşhûr-ı âfâkdır.