EÇS VIII 202b
Bunda dahi Kırım Geray Sultân Mehemmed Paşa'ya hedâyâlar verüp andan cânib-i kıbleye (---) sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 202b
Menzil-i karye-i Fındıklı: Nehr-i Tunca kenârında yüz evli ve bir hammâmlı ve bir câmi‘i kapusu târîhi budur:
EÇS VIII 202b
Câmi‘-i Baht Geray Sultân ibn Bahâdır Geray Hân. Sene 1064.
EÇS VIII 202b
Ve bir kaç sultânlar bunda sâkinlerdir. Andan 4 sâ‘atde,
EÇS VIII 202b
Mukaddemâ Melek Ahmed Paşa ile sene 1064 târîhinde Gazzâz Mehemmed Çelebi câmi‘i târîhi Şeyh hazretleri hattı olduğu cild-i sâlisde mastûrdur.
EÇS VIII 202b
Andan kalkup bir sâ‘at gidüp azîm yağmurlar çeküp dereler taşup ve niçe âdemler gark olup,
EÇS VIII 202b
Menzil-i karye-i Anbârlı: Ma‘mûr ze‘âmet ve müselmân köyüdür.
EÇS VIII 202b
Andan 4 sâ‘atde Muhyiddîn Baba Tekyesi; bir âsitâne-i azîm olduğu bâlâda medh olunmuşdur.
EÇS VIII 202b
Yigirmi otuz sene bu câniblerde seyâhat ederdim, bu kasabayı görmemiş idim. Hakkâ ma‘mûr ve şîrîn şehir imiş. Kırkkenîse sancağı hâkinde yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır ve nâhiyesi (---) kurâdır. Ve Koca Mahmûd Paşa câmi‘i evkâfıdır kim voyvadası yüz iki kimesneler ile zabt u rabt eder. Cümle iki yüz elli aded kiremit örtülü tahtânî ve fevkânî mükellef evleri var.
EÇS VIII 202b
Ve bir latîf hammâmı ve elli kadar dükkânı ve bir kurşumlu hânı ve bir kurşumlu medresesi ve üç mektebi ve üç aded tekyesi ve bir mükellef ü mükemmel kurşum örtülü müferr[ih] câmi‘-i dil-küşâsı var. Cümle bu zikr olunan imârâtlar Koca Mahmûd Paşa'nın hayrât [u] hasenâtlarındandır.
EÇS VIII 202b
Ve bir kurşum örtülü gâyet mükellef câmi‘ dahi var, kapusu üzre târîhi budur:
EÇS VIII 202b
Niyyet-i hâlisa ile Taybeğ,Yine bir hayr-ı azîm etdi ol,Feyzî kûş eyleyicek itmâmın,Dedi târîhini hayr-ı makbûl.Sene 988.
EÇS VIII 202b
Ve beş aded hân-ı tüccârları var. Ve bir aded imâret-i dâru'z-ziyâfesi var kim cemî‘i bay u gedâya ve müslim ve gayr-ı müslime ni‘meti mebzûldür. Ammâ bâğ u bâğçesi cihânı zeyn etmişdir. Ve âb [u] hevâsı latîf bir sahrâ-yı mahsûldâra vâki‘ olmuş bir kasaba-i ra‘nâdır.
EÇS VIII 203a
Hâfıza nâm Süleymân Hân'ın bir musâhibesi hayrâtı olduğu sene 1065 târîhinde cild-i sânîde mufassal medh olunmuş kasaba-i ma‘mûrdur. Bunda Sokollu Mehemmed Paşa oğlu Hanya Paşa ile konup ol ân Mısır beği olan Novalı Beğ Mısır hazînesiyle gelüp ol dahi cümle Mısır askeriyle konup paşa ile bu vâlî beğ birbirlerine ziyâfet-i azîmler edüp ba‘de't-ta‘âm Ak Mehemmed Paşa bu hakîre mektûb-ı mahabbet-üslûblar ile Edirne'de Sultân Mehemmed Hân'ın yanında Edirne kâ’immakâmı olan Kara Mustafâ Paşa'ya bir mahbûbe pençe-i âfitâbe bikr-i nâ-şüküfte bir duhter-i pâkîze-ahter ve bir mahbûb-ı cihân rûh-ı musavver Çerkez gulâmı ve dörd aded nakş-ı Mânî fağfûrî kâseler ve iki Edil nehri kenârı doğanları ve iki aded ûd ağacı kundaklı tüfengler ve beş çift beyâz balık dişleri hedâyâlar verüp Havsa'dan 5 sâ‘atde,
EÇS VIII 203a
Menzil-i şehr-i tahtgâh-ı kadîm mahrûse-i Edirne-i azîm
EÇS VIII 203a
Bu dahi sene 1065 de memdûhdur. Hemân ol ân kâ’immakâm paşanın kethudâsı Kara İbrâhîm Kethudâ'ya varup ol dahi hakîri Kâ’immakâm Mustafâ Paşa'ya götürüp dest-bûs etdikde,
EÇS VIII 203a
"Hay Evliyâm safâ geldin. Yâ seni elçi paşa ile Nemse kralına gitdi işitdik" dedikde,
EÇS VIII 203a
"Belî efendim, sahîhdir. Üç yılda yedi krallık yeri geşt [ü] güzâr edüp vilâyet-i Erdel'e andan vilâyet-i Krakov'a, andan vilâyet-i Kırım'a, andan Mehemmed Geray Hân ile Dağıstân'a, andan vilâyet-i Maskov'dan Maskov elçisiyle Azağ'a, andan Ak Mehemmed Paşa karındaşınız ile şimdi Havsa kasabasına, andan hakîri sultânıma gönderdi. İşde cümle fakîrâne müfîd [ü] muhtasar hedâyâları ve işte mahabbetnâmeleri" deyüp cümle hedâyâlar makbûl olup cümleden ziyâde doğanlardan hazz edüp,
EÇS VIII 203a
"Yâ Evliyâm, sakın saklama. Sende yahşi toykun ve sunkur kuşları var imiş, haber aldım. Anları bize getir, sa‘âdetlü pâdişâha verelim ve sana bî-hisâb ihsânlar alıverelim ve ne dilersen verelim" dedikde,
EÇS VIII 203a
"Azamet-i Kibriyâ hakkıyçün sultânım, üçü de Çerkez vilâyetinde Hatukay köyünde sovukdan buyup öldüler. Ancak ikisi kaldı" deyince,
EÇS VIII 203a
"Âferim işde anları bize getir" dedikde "el-emrü emrüküm" deyüp üç yıllık sergüzeşt [ü] serencâmımız bir bir söyledü[p] "Nemse çâsârının Beç kal‘asında ne kadar zamân oturdun, ne tarz [u] tavırda ve şekl-i şemâ’ilde ve metânet-i istihkâmda ve ne mertebedir" deyü kâmil iki sâ‘at Beç'i ve Prağ'ı ve Yanık kal‘ası ve Pojon kal‘aların sorup hakîr yoldan gelmemle bî-tâb u bî-mecâl kalup ahşama alıkoyup tâ nısfu'l-leyle varınca üç yıllık seyâhatim hakîre söyledüp yine Beç kal‘asın sorar. Hakîr eyitdim:
EÇS VIII 203a
"Sultânım, Beç'i ne sorar[sız], Beç bir menhûs kal‘adır kim cemî‘i Ungurus ve Alman ve yedi kralın kilidi ve Nemse çâsârının tahtgâhıdır kim cemî‘i yedi kral anın uğuruna kırılmağa ta‘ahhüd etmişlerdir. Sultân Süleymân Beç altında kâfir bozup bârgâh-ı Süleymânîsini ve cebehâne ve mâl-ı hazâ’inlerin bırağup iç ağaları top-keşân câmûslarına binüp ol şiddet-i şitâda Cânkurtaran'a düşüp cân kurtardılar. Ba‘dehu Süleymân Hân bed-du‘â edüp ‘İlâhî benim ırk-ı tâhirimden olan evlâdlarım ve askerlerim Beç'e varırlar ise peç olalar ve pîç olup pûç olalar ve hiç bulalar. Ve Fir‘avn ve Yezîd-i Mervân ve Kârûn'un la‘netin alalar. Ve Yanığ'a varanlar yanalar, bir yana gideler’ deyü bed-du‘â etmişlerdir. Niçe tevârîh-i mu‘teberelerde Süleymân Hân'ın Beç'de münhezim olduğu mufassalan tahrîr olunmuşdur, manzûr-ı şerîfiniz olsun" dedim. Kâ’immakâm Mustafâ Paşa eyitdi:
EÇS VIII 203a
"Evliyâm, Süleymân Hân'ın Beç altındaki inhizâmın işitdik ammâ anın intikâmın pâdişâhımız almak isterse bir vezîria‘zamın Beç üzre mühr ile serdâr-ı mu‘azzam ederse bizi de bile koşuntu edüp Beç seferine biz bile giderse[k] ihtimâle haml edüp anın havfinden Beç ahvâlin sorarım. Yohsa ne zimmetimize lâzımdır" dedi. Yine hakîr eyitdim:
EÇS VIII 203a
"Sultânım kaçan kim bir vezîr Beç'e mutasarrıf olmak ister, iki sene kâmil Budin'de ve Üstolni-Belgrad'da ve Eğre vilâyetlerinde kışlalar verüp yüz bin Tatar askeriyle ve yüz bin Âl-i Osmân askeriyle kâfiristâna çapullar verüp cemî‘i kâfirin kolun kanatların kırup üçüncü yılda cümle hâzır mühimmâtlar ile hemân kar alaca olunca Beç kal‘asın muhâsara edüp yine Tatar askeri tâ Prağ'a ve Loncat'a ve İstirinye'ye varınca nehb ü gâret etmeden hâlî olmayup iki ayda kal‘a-i Beç'i aldı yâ almadı, hemân kış gelmeden askeri Beç altından çıkarup ibtidâ Üstolni-Belgrad yakındır, ana çıkmak gerek ki selâmet buluna. Eğer bu üslûb üzre Beç kal‘ası muhâsara olunup asker ile yek-dil [ü] yek-cihet olup "Mâl-ı ganâ’im sizin, kal‘a pâdişâhın" denilirse inşâallâh Beç değil Prag ve Amıstırdam ve Lonçat şehirleri bile feth olur" dedim.
EÇS VIII 203a
Andan Maskov elçisiyle Azağ'a Maskov diyârından geldiğim nakl eyleyüp,
EÇS VIII 203a
"Sultânım, elçi Azağ'da sultânımdan habere muntazırdır. Azîm hedâyâları var" dediğimde,
EÇS VIII 203a–203b
"Tiz bu gece Azak paşası Monla Ganî Paşa'ya Kulkethudâsı Süleymân Paşa'ya mektûblar yazılup, elçiyi der-i devlete göndersinler ve 203b sabâh Azağ'a ulaklar gitsinler" deyü tenbîh buyurduklarında hakîr eyitdim:
EÇS VIII 203b
"Efendim yâ Ak Mehemmed Paşa içün Azağ'a gelen fermân-ı şerîfinizde der-i devlete gelesiz, buyurmuşsuz. İşte Edirne'ye karîb Havsa nâm mahalde sultânımın fermânına muntazırdır" dediğimde
EÇS VIII 203b
"Bir müneccim âdemdir, varsın İslâmbol'da bir zamân fâl açup bakla salup tâli‘in yoklayup bir mansıb tedârik ede" deyü bir beyâz buyurdı yazup,
EÇS VIII 203b
"Tiz sabâh şu buyurdı-i şerîfi Ak Mehemmed Paşa'ya bir ağa götürüp Mehemmed Paşa durmayup İslâmbol'da sarâyında ilm-i usturlâba mukayyed olsun" dedikde hakîr eyitdim:
EÇS VIII 203b
"Benim efendim. Bu buyurdı-i şerîfi götüren ağaya birkaç yüz guruş vermek lâzım. Anın ise hâlâ bir fülûs-i ahmeri yokdur. Buyurdı-i şerîfi hakîr götüreyim ki masrûfdan halâs ola" dediğimde
EÇS VIII 203b
"Yok Evliyâ eyle değildir. Sen şimden gerü bizimle olursun, biz hovardalık etdik" dedikde
EÇS VIII 203b
"Efendim evvel ve âhır ben senin garîbinim ve bir yâr-ı kadîm du‘âcınım. Sekiz yıldır İslâmbol'da evlerim görmedim. Bir kerre varayım, yine geleyim" dedikde otuz guruş harc-ı râh ve bir at ihsân edüp Ak Mehemmed Paşa'nın İslâmbol'a gitmesi fermânın dahi alırken anı gördüm, elime bir emir ve bir mektûb verüp eydir:
EÇS VIII 203b
"İşte Evliyâm Mehemmed Paşa'ya sa‘âdetlü pâdişâh Balıkesri hâssın ihsân edüp ‘Yakında bir mansıb-ı âlî de ihsân ederim. İslâmbol'da edeb ile otursun’ buyurmuşlar. Var imdi bu hâssın emrin ve bu bizim mektûblarımız götür. Hedâyâları makbûlümüz olup sana hâs emriyçün iki kîse guruş versin" dedikde hemân hakîr eyitdim: