EÇS VIII 211b
Buhayre-i Beşik sâhili kurbunda bir düz çemenzâr lâle‘ızâr mahsûllü ve dağları korulu bir ma‘mûr ve müzeyyen kasaba-i şîrîndir, ammâ mukaddemâ bir küçük belîde imiş. Sene (---) târîhinde Selîm Hân-ı Sânî asrında Sokollu Koca Vezîr Mehemmed Paşa mâl-ı firâvân sarf edüp bir câmi‘-i pür-envâr-ı azîm ve mesâcid-i kadîm ve dâru't-tedrîs-i âlimân ve mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ve tekye-i ehl-i tevhîd-i dervîşân ve hammâm-ı râhat-ı cân ve esvâk-ı muhtasar-ı ehl-i hıref-i esnâfân ve hân-ı tüccârân-ı sevdâgerân ve imâret-i ıt‘âm-ı dâru'z-ziyâfe-i âyende vü revendegânlar ile bu rabtayı ihyâ edüp hâlâ bir şehr-i mu‘azzam-misâl olup cemî‘i tekâlîf-i örfiyyeden ahâlîsi mu‘âf [u] müsellem olduklarından ilâ yevminâ hâzâ günden güne amâr olmadadır.
EÇS VIII 211b
Ammâ bu dahi Sidirkapsi nevâhîsindendir. {Ve Sidirkapsi'ye bir konakdan seheldir. Selânik'den İslâmbol'a gidenlerin memerr-i nâsıdır kim} nâ’ib-i şer‘î ve hâkimi mütevellîsi olup yeniçeri serdârı ve kethudâyeri ve a‘yân [u] eşrâfı vardır.
EÇS VIII 211b
Mâ-tekaddem bu kasabayı görmemiş idim. Şimdi vardığımızda salât-ı Cum‘ayı Sokollu Mehemmed Paşa câmi‘inde edâ etdik. Hakkâ ki nûrun alâ nûr bir câmi‘-i pür-nûrdur kim cümle hayrâtları serâpâ kurşumlu binâlardır.
EÇS VIII 211b
Edâ-yı salât etdikde meğer Cum‘a günleri bu şehirde beş on bin âdem cem‘ olup bâzâr durur imiş, bu mahall-i cem‘iyyetde etrâf [u] eknâf nevâhîleri ahâlîsin cem‘ olmuşlardır deyü firâr eden gulâmımız içün dellâllar nidâ etdirüp cümle huzzâr-ı bâzârları haberdâr edüp elli guruş vermek üzre bulana ta‘ahhüd edüp Mütevellî Ramazân Ağa'da mihmân olduk.
EÇS VIII 211b
Ammâ şîrîn kasabadır ve buhayresi yine Beşik buhayresidir. Lâkin bu mahalde vakıf tarafından başka emîni vardır.
EÇS VIII 211b
Andan kalkup cânib-i kıble[ye] ma‘mûr âbâdân yerleri serserî gezüp,
EÇS VIII 211b
Vech-i tesmiyesi oldur kim Selânik'de Ayasofya kenîsesin binâ eden Aysof nâm melikenin Sidirkapsi nâm bir karındaşı bunda sâkin olup amâr etdiğiyçün ol nâm ile müsemmâ lisân-ı Yûnâniyân'da Sidirkapsi derler.
EÇS VIII 211b
Bir karındaşı dahi Ayaniroz nâm şehzâde idi. Terk-i dünyâ olup Hazret-i Îsâ tarîkin dutup mücerred pâk bir papas-ı sîne-çâk olup Aynaroz'u amâr etdiğiyçün Aynaroz derler.
EÇS VIII 211b
Ammâ bu Sidirkapsi nâm ban-ı Yûnân bir akl-ı Arasto hakîm tabî‘at olmağın Sidirkapsi dağlarında gümüş ma‘âdinleri bulup çıkarup mâl-ı Kârûn'a mâlik olmağın ol mâl-ı firâvân kuvvetiyle Sidirkapsi şehrini amâr etdi. Hâlâ Selânik sancağı hâkinde başka kazâdır.
EÇS VIII 211b
Ve nâhiyesi (---) kadar ma‘mûr kurâdır. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve harâc emîni vardır, ammâ cümleden melik hâkimü'l-vakti gümüşhâne emînidir kim cümle salb [u] siyâset ve cürm [ü] cinâyet anındır.
EÇS VIII 211b
İlm-i usturlâb muktezâsınca be-kavl-i müneccimîn bu şehr-i Sidirkapsi iklîm-i örfiyyenin 28'sindedir, zîrâ şehr-i Selânik dahi eyle olup bu şehir Selânik'in cânib-i şarkîsi ve cenûbî tarafına meyyâlcedir. Bu şehrin Selânik ile mâbeyni iki konakdan eksikdir.
EÇS VIII 211b
Ve bu şehr-i Sidirkapsi Akdeniz kenârından iki fersah içeri karada dağlar ve ormanlar içre bir ma‘mûr ve müzeyyen küçük kasabadır ammâ gâyet şirindir.
EÇS VIII 211b–212a
(---) (---) câmi‘i (---) (---) (---) ve mesâcidleri ve medrese ve tekye ve mekteb 212a ve müte‘addid mükellef hânları ve iki hammâmı var. Biri çifte olup nisvânlar girir başka hammâmdır. Çârsû-yı bâzârı hayli vardır, hisâb etmedim, zîrâ dâğ-ı derûnum var idi. Vâfir metâ‘ ile gulâmım firâr etdiğinden bu şehirleri huzûr-ı kalb ile temâşâ edemedim.
EÇS VIII 212a
Ammâ bu şehr-i Sidirkapsi'nin Akdeniz cânib-i şarkîsinde yakın olmağın lodos rûzgârında temevvüc-i deryânın sadâsı istimâ‘ olunurdu. Âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Ve suları şehre kehrîzler ile gelüp şehir ahâlîsin ve cümle imâretlerin rey eder âb-ı hayâtları vardır. Ve âb [u] hevâsının sevâhil olduğundan bâğ u bâğçesi vâfir ve hayrât [u] berekâtı mütekâsir olup medâr-ı dünyâ içün papadya çiçeği gibi beyâz akçesi memdûhdur, zîrâ kân-ı fıdda-i hâlisdir.
EÇS VIII 212a
Ve dahi eyyâm-ı vakt-i şitâda kuzusu ve oğlak keçisi her dem tâzedir. Ve dağlarında keklikleri ve çilleri ve sığın ve karaca ve yağmurca ve tablalıları ve sığınları bî-hisâb sayd [u] şikârlı kûh-ı bülendler vardır.
EÇS VIII 212a
Şehrin cânib-i cenûbunda karîb yerde ma‘den-i fıdda-i hâlisa çıkar kim âdem kolu kalınlığı üç tamardır kim misli Sirebreniçse [ve] Kıratova'da ve Novaborda şehirlerinde böyle hâlisü'l-ayâr gümüş olmak ihtimâli yokdur.
EÇS VIII 212a
Ve bu cebelde olan eşcârât-ı azîmeler bir diyârda yokdur. İllâ Bosna vilâyetinde Ravna dağlarında vardır. Ammâ bu Sidirkapsi dırahtların bir ferd-i âferîde aslâ kat‘ edemez, zîrâ gümüş ma‘denin hal etmeğe mîrî kûhistân ve dırahtistândır. Bir kimesne bir dıraht kat‘ etse kat‘-ı eydeyn edüp tecrîm ederler. Hâlâ bu gümüşhâne Sadrıa‘zam Kethudâsı Ebü'l-hayr İbrâhîm Ağa'nın malıdır. Beher sene kendüye onar on birer kantâr gümüş gelir.
EÇS VIII 212a
Selâtîn-i mâziyeler asrında bunda hâsıl olan hâlisü'l-ayâr fıddadan akçe kesilirdi. Hâlâ Sidirkapsi şehri içre dâru'd-darbı vardır. Sultân Murâd-ı Râbi‘ asrında darbhânesinde akçe kesilüp "Sultân Murâd ibn Ahmed Hân ızze nasruhu duribe Sidirkapsi" deyü hâlis akçesi beyne'l-ünâs râyic idi. Ba‘dehu Sultân İbrâhîm Hân asrında Kara Mustafâ Paşa yasak etdi.
EÇS VIII 212a
Ammâ kânûn-ı selâtîn-i Âl-i Osmân idi kim kırk yerde gümüşhâne ma‘deni olup kırk yedi hilâfet sâhibi olduğu yerlerde {ve yetmiş yedi bender şehr-i azîmlerde ve ma‘âdin-i fıdda olan yerlerde} sikkesi kesilirdi.
EÇS VIII 212a
Meselâ Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır ve Zenc ve Habeş ve İsvân ve Yemen ve Lahsa ve Basra ve Bağdâd ve Musul ve Âmid ve Tebrîz ve Erzurûm ve Canca ve Bayburd ve Amâsiyye ve Sivas ve Mar‘aş ve Ayntâb ve Haleb ve Şâm ve Gazze ve Kudüs ve Şâm-ı Tarabulus ve Antâkiyye ve Adana ve Konya ve Aksarây ve Kastamonu {ve Tire ve Mağnisa ve İzmir ve Silifke ve şehr-i Gümüş ve Sinop} ve Bursa ve Kütâhiyye ve Adaliyye ve Kıbrıs ve Tarabefzûn ve Kefe ve Kostantiniyye ve Edirne ve Sofya ve Belgrad ve Budin ve Bosna ve Sirebreniçse ve Novaborda ve Kıratova ve Üsküb ve Elbasan ve Ohri ve Yanya ve Mora ve İnebahtı ve Atina ve Selânik ve Siroz ve Kavala, taht-ı İskender-i Kübrâ'dır ve Pireveze (---) (---) (---)
EÇS VIII 212a
Ve bu Sidirkapsi kasabasında sikke kesildiğin hakîr dahi râygân bilirim. Ve bâlâda tahrîr olunan şehr-i azîmlerde kat‘ olunan sikke-i mübârekeleri akçelerine mâlik olmuşdum. Hattâ merhûm Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân pederimize bir kîse Canca sikkesinden akçe ihsân edüp pederimizden hakîre andan bir hayli akçe intikâl edüp mâlik olmuşduk, ammâ anların dördü bir dirhem sırma gümüşü gibi hâlisü'l-ayâr akçeler idi. Ammâ hâlâ Sidirkapsi ve gayri darbhâneler cümle İbrâhîm Hân'dan berü mu‘attaldır, ammâ hâlâ gümüşhânesi subh u mesâ işlemededir.
EÇS VIII 212a
Bunda gâyet ankâ âdemler vardır. Andan cümle yârânlara başımıza belâ-yı nihânî ve kazâ-yı âsımânî olan harc-ı râhımızla âhımızı götüren memlûkumuz içün cümle ahbâba ricâ edüp andan cânib-i şarka dağlar içre alâ tarîkı's-seyr sa‘b yolları aşup,
EÇS VIII 212b
Eğer bu dağlarda [ve] bellerde ve sâhil-i Bahr-i Sefîd'de olan sağîr ü kebîr kılâ‘ları ve derelerde ve depelerde olan kenîse ve manastırları ve derûn-ı düyûrlarda olan papasların kemâl-i mücâhede-i riyâzatların bir bir nakl etsek papasnâme kitâbına-misâl bir müsevvedât olur. Ammâ haftada bir iftâr eder niçe bin papas ve ladika ve kıssîs ve ruhbân ve bıtrîk ve râhib ve keşîş ve mığdisi nâm palâs-pûşân sâhib-i zünnârlar var kim kemâl-i cû‘ ile insâniyyetden çıkup gözleri çukur çukur olup Ahlâd vilâyeti kadîdi gibi kadîd-i mahz olup hayâl-i fânûsa dönmüş kefereler var, ammâ ayda bir iftâr edüp beş zeytûn ve beş dâne hurmâ ve beş fincân süd nûş eder pîr-i muğân irşekleri var kim harekâtdan ve kelimât etmeden kalmış kaddi dâl olup belleri bükülmüş ve gözlerinin nûrları dökülmüş kâfirleri var, ammâ yine riyâzat perhîz ile mu‘ammer olup iki yü[z] yetmiş yaşına yetmiş muğânlar vardır.
EÇS VIII 212b
Ve bunda olan erbâb-ı ma‘ârif papaslar bir diyârda yokdur. Meğer Rûm'da ve Kızılelma'da ve Beç'de ve Prak'da ve bizim Atina şehrinde ola.
EÇS VIII 212b
Her biri bir kârda olup gûnâ-gûn musanna‘ saplı müdevver halkalı ve halkası kendi ağacından bile oyulmuş gûnâ-gû[n] kaşıklar var ve arka kaşağıları ve kâse ve beşikler ve dervîşân zerdesteleri ve Fahrî oyması gibi sihr-i bûkalemûn salîbeler oyarlar kim gûyâ sihr-âsârdır.
EÇS VIII 212b
Ve dahi bu düyûrlarda olan mâl-ı hazâ’in cemî‘i kâfiristândan nezerâtlar gelüp der-hazîne ederler. Ve bunda olan mahbûb-ı pençe-i âfitâb mûğ-pîçe ve muğân-pîçeler var kim her biri kâküllerin târ kıldıklarında uşşâkların akılları târumâr olur. Bu gulâm-ı meh-pâreler cemî‘i âyende vü revendegânların hidmetlerine dâmen dermeyân edüp önlerinde dururlar. Her ne hidmet buyursan kulluğa dururlar.
EÇS VIII 212b
Ve her müsâfirîn ü bay u gedâya bu kenîselerde eyle ri‘âyet edüp sükkerî ve katr-ı nebât-ı Hamavî ve gûnâ-gûn Hindistân reçelleri ve emlec-i Kâbülî ve zencebîl murabba‘âtları ve kuş südü ve arslan südü dedikleri şarâb-ı bî-hicâbı bile getirirler, zîrâ bu keferelerin âdet-i kadîmeleri Hazret-i Îsâ'dan beri böyle görmüşlerdir.
EÇS VIII 212b
Ve bu Aynaroz nâhiyesinde hâlâ cümle her gün başına bir kenîseler var kim cümle üç yüz altmış altı aded kenîse ve manastırdır derler ammâ saymadım. Ammâ bunların hâkimleri hâlâ kânûn-ı pâdişâhî üzre Âsitâne-i sa‘âdetde bostâncıbaşı olup bir hasekisi gelüp zabt eder. Ne kâdirdir kim bir kimesne gelüp bu papaslara zulm ede. Hemân ol ân ol âdemi bostâncılar döğe döğe manastır ketenine döndedirler.
EÇS VIII 212b
Ammâ cümleden büyük Aya Ladra nâm kenîsesi binâ-yı musanna‘dır. Ve Ton Ayveru deyri ve Kutlumuş deyri ve Pandoradol [Pantokrato] deyri {ve Portariçse deyri ve Iskarapoz [Ikseropotamu] deyri dahi bir büyük kenîsedir} manastırı dahi sihr-âsâr binâ-yı ibret-nümâdır.
EÇS VIII 212b
Ve bunda olan püserân mûğ-pîçe-i muğân bir kenîsede yokdur. Hattâ bu deyri temâşâ ederken bir savma‘a şekilli bir köşede bir mesdûd kapu var idi. Bir perîzâd çehre bir gulâma,
EÇS VIII 212b
"Hazret-i Îsâ'nın anda İncîl'i vardır" deyü bize kapuyu açmayup ığmâz-ı ayn etdikde bu hakîrin hâtırına evâyillerde istimâ‘ etdiğim ebyât idi, hemân hâtıra hutûr edüp eyitdim.