EÇS VIII 228a
Ve cümle elli altı aded Yahûdî mahallâtları vardır. Bunlar iskele kapusunın iç yüzünde hisâr dîvârı diplerinde sâkinlerdir kim ne‘ûzü billâh hakkâ ki Çufud hâne-i menhûslardır, ammâ şehrin çârsû-yı bâzârının güzîde yerlerindedirler, ammâ kesîf yerleri vardır. Ammâ,
EÇS VIII 228a
Der-defter-i kâ’ime-i sicillât-ı mahkeme üzre ve şehremini ve şehir kethudâsı nakilleri üzre bu şehr-i Selânik'de müselmân ve eğer Rûm ve Yahûdî ve Ermenî ve gayri keferelerin cümle-cümle hâneleri hâne-i avârız defteri üzre cümle otuz üç bin altmış aded baca odalarıdır kim cümle kat-ender-kat kârgîr binâlı üçer ve dörder tabaka kırmızı kiremit örtülü sarâylar ve gayr[i] hânedânlardır kim her birinin revzenleri ve soffaları ve şâhnişîn ü maksûre ve çârdak ve kameriyyeleri cânib-i kıble ve taraf-ı şarka ve semt-i cenûba Selânik körfezi deryâsına nâzır büyût-ı hânedân-ı mihmânsarâylardır.
EÇS VIII 228a
Ve niçe yüz aded sarâylarda bâğ u bâğçeler ve hadîka-i gül-i gülistânlar ve fıskiyye ve şâzrevân selsebîlli vâsi‘ ü latîf müzeyyen sarâylar vardır.
EÇS VIII 228a
Ve bu sancağ-ı kazâda Ekmekçizâde Ahmed Paşa'nın tahrîri üzre beş kerre yüz bin aded benî âdem tahrîr olunmuşdur. Hâlâ ol tahrîrden dahi ziyâdedir derler, zîrâ rûz merre furûnlarda fürûht olunan ekmekden ma‘lûmdur kim andan ziyâde benî âdem vardır derler, zîrâ Cenâb-ı Allâh bu edîm-i arzda her ne kadar elsine-i muhtelife sâhibi milel-i nasârâ ve gayri benî âdem var ise bu şehirde mevcûd olup Freng balyozları ve konsolozları ve çingane beğleri ve yörük beğleri ve niçe gûne ecnâs-ı milel-i mahlûkât vardır.
EÇS VIII 228a
Hâsıl-i kelâm bu şehr-i Selânik küçük İslâmbol'dur kim yüz bin kadar Yahûdîleri var. Anlar dahi Selânik'e "Bizim İslâmbol" derler. (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 228a–228b
Der-imârât-i dâru'z-ziyâfe-i me’kel-hâne-i fakîrân [u] garîbân: Cem‘ası on altı aded yerde kurşum örtülü imâretleri var kim yedi adedinin subh [u] mesâ matbah-ı Keykâvus'unda ni‘met-i uzmâsı tabh olup cemî‘i bay u gedâ-yı pîr [ü] muğâna ve Kıptî vü fakîrâna birer tâs çobra ve birer nân ile bezl-i ıt‘âm ederler. Cümleden (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) 228b
EÇS VIII 228b
Der-beyân-ı dârü'ş-şifâ-yı bîmâristân: Bu şehir içre Edirne ve Bursa ve İslâmbol gibi bîmârhâne-i azîmler yokdur, ammâ sâhibü'l-hayrâtlar Kâsım Paşa câmi‘i kurbunda ve Şeyh Hortaç câmi‘i kurbuna garîbü'd-diyâr olup hasta olanlara vakıf hücreler ile hüddâmlar ta‘yîn edüp gözedirler.
EÇS VIII 228b
Der-bîmârhâne-i kefere-i muristân: Bu hayrâta karşılık kefereler dahi Mitrepolid kilisesi yanında başka bir mükellef ü mükemmel bîmârhânelerinde koca karıları me’kûlât [u] meşrûbât âşbâzlarıyla ta‘yîn eyleyüp her vilâyetden gelen garîb kefereleri Îsâ peygamber aşkına gözedirler.
EÇS VIII 228b
Der-ibret-nümâ-yı âsâr-ı âbâdân: Cümleden bir vâcibü's-seyr bârûthânesi var kim cemî‘i çarhların atlar çevirüp şeb [ü] rûz bârûd-ı siyâh döğülür. İbret-nümûn çarhları gûyâ çarh-ı felekdir, ra‘d-âsâ sâ‘ıkası bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden istimâ‘ olunur. Üç yüz kadar neferâtları ve emîni ve ağaları vardır.
EÇS VIII 228b
Der-vasf-ı eşkâl-i âsiyâb-ı dakîk-i tahhân: Bu şehir içre cümle yüz yetmiş aded âb değirmenleri var kim bir gûne musanna‘ Freng-pesend çarhları var kim bir vilâyetde böyle un değirmenleri yokdur. Bir tıfl-ı mürekkeb ma‘sûm çarhlarına dokunsa fır-â-fır çevirüp gendüm dakîk-i rakîk hâsıl olur.
EÇS VIII 228b
Der-vasf-ı hevâ-yı latîf-i hûb-ı câvidân: Hevâ-yı râhat-ı cânı ol kadar latîf-i i‘tidâldir kim fi's-sayf ve'ş-şitâ kuzusu ve oğlağı sürü ile şehr[e] hedâyâ gelir. Zamân-ı meştâda niçe pîr-i fânîleri kürk geymeğe ihtiyâc olmazlar. Sekiz aded rûzgârda hevâsı {hûbdur}.
EÇS VIII 228b
Der-sûret-i çîn-i mehcebîn-i mahbûbân: Cemî‘i mahbûb gulâmları on yaşına erdikde yigirmisine varınca sâhib-cemâl ve latîfü'l-i‘tidâl olup hüsn-i cemâlleri bir mertebededirler kim hâl-i Hindûlerinin her biri hâl-i Hâşimîden nişân verüp zekiyyü't-tab‘ olurlar.
EÇS VIII 228b
Der-reng-i rûy-ı pîr [ü] cüvân-ı tüvânân: Cemî‘i pîr-i nâ-tüvânlarının bile rûy-ı ahmer-cebînleri humret üzre olup kemâl mertebe müsinn ü mu‘ammer Zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i azîzleri yüz yetmişe yetmiş iken yine at binüp kılıç kuşanup cimâ‘a kâdirlerdir.
EÇS VIII 228b
Der-medh-i peyker-perî rûy-ı zenân: Cümle bintân-ı zenân meh-pâreleri bir mertebe hüsn-i cemâlde ve latîf-i i‘tidâlde olup kelimâtları cümle mevzûn ve dişleri dürr-i meknûn olup geysûlarının her târı şeb-târ olup Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde havâtînleri vardır.
EÇS VIII 228b
Der-esmâ-i râcilân-ı merd-i meydân: Afo Çelebi, Baykuşzâde Ağa,
EÇS VIII 228b
Der-nâmhâ-yı sâliha-i nisvân: Evvelâ Gülmise Kadu ve Gülcemâl Bula ve Rabişe Kadın ve Zilfikâr Kadın ve Ümiyehân Kadın ve Hundi Kadın ve Âlem Kadın ve Safiyye Kadu ve Mihrimâh Bula ve (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 228b
Der-kabâ-yı eşkâl-i insân: Cümle a‘yân-ı kibârı atlâs haftân ve elvân boğası libâslar ve semmûr kürkler geyüp mutallâ destâr-ı gûnâ-gûnlar sararlar. Vasatu'l-hâl olanlar londura çuka kontoş ve Dırama bezi haftân geyerler. Tâze yiğitlerinin niçeleri semmûr kalpak geyerler.
EÇS VIII 228b
Der-libâs-ı şemâ’il-i mahbûbe-i bintân: Cümle havâtîn ve cevârîleri çuka ferrâceler geyüp zengîneleri dîbâ ve şîb ve zerbâf hil‘at-i fâhireler geyüp başlarında beyâz dülbend dutuk dutunup yüzlerinde kıldan nikâb pûşîde edüp mü’eddebâne reftâr ederler.
EÇS VIII 228b
Der-esmâ-i çâkerân-ı halka-begûşân: Ekseriyyâ kölelerinin esmâları Fîrûz ve Pervîz ve İskender ve Çâker ve Ken‘ân ve Cemâlli ve Kademli ve Maşkolor ve Ferhâd ve Yarar ve Seyfî ve Tezgeldi ve Şâhîn ve Şeremet ve Yovan ve Balı ve Keyvân ve Sührâb ve Piyâle ve Gönüllü.
EÇS VIII 228b
Der-müş‘ir-ı esmâ-i cevâriyân: Elbetde halâyıkalarının nâmları böyledir: Câriye, Sâmi‘a, Dâhiye, Kâbire, Sünâriye, Sâriye, Misbûy, Selviboy, Cânfidâ, Mâriye, Henîbe, Şehhûbân, Nigâre, Şîvekâr. Bu misilli nâmları var.
EÇS VIII 228b
Der-fasl-ı esmâ-i eşrâf-ı a‘yân: Evvelâ Gümrük emini Çufud Yahyâ Ağa, Mahmûd Ağa,
EÇS VIII 228b–229a
Der-âğâze-i lehçe-i mahsûs-ı ağayân: Ekseriyyâ halkı dörd lisân üzre kelimât ederler, ammâ fasîh ve belîğ Türkçe bilirler ve Rûmca ve Bulgarca dahi bilirler, ammâ lisân-ı Yahûdî'yi gâyet çok bilirler, zîrâ şeb [ü] rûz ihtilât-ı kâr [u] kisbleri çufudlar iledir kim ankâ bâzergânları gâyet çokdur. 229a
EÇS VIII 229a
Der-midhat-i ulemâ-yı tabîbân-ı hâzıkân: Niçe yüz aded üstâd-ı kâmil hukemâ-yı hâzıkları var kim her biri gûyâ zamânımızın Bokrât, Sokrât, Feylekos, Câlinûslarıdır, ammâ cümleden Balıkbâzârı kurbunda Seyyid Latîf Çelebi, (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 229a
Der-kâr-ı üstâdân-ı cerrâh-ı fassâdân: Bu şehr-i amârda niçe üstâd-ı kâmil merrîh-sıfat cellâd-reviş cerrâhları vardır, ammâ cümleden üstâd-ı kâmil Alakorna vilâyetinden Freng Frankul hakkâ ki sâhib-i cür’et cerrâh-ı kâmildir kim sihr-i i‘câz mertebesinde kâr-pesendeleri var kim midhatden ârîdir.
EÇS VIII 229a
Der-menâkıb-ı sulehâ-yı meşâyihân-ı zâhidân: Gerçi ahâlî-yi vilâyeti âlüfte ve âşüfte ve şûh u şengül ve şakrak ve latîfe-gûy âdemler görünür ammâ içlerinde sulehâ-yı ümmetden niçe yüz aded âdemleri savm-ı Dâvûd'a müdâvemet edüp salât-ı ebvâbîn ve teheccüd işrâk duhâ namâzlarına müdâvim sâhib-i verâ‘lar var. {Evvelâ},
EÇS VIII 229a
Der-şi‘r-i na‘t-ı şerîf güzîde-i şâ‘irân: Niçe yüz aded musannifîn [ü] mü’ellifînden emlahu'ş-şu‘arâ sâhib-i tab‘ ve zekî ve necîb ü reşîd tekmîl-i fünûn etmiş şu‘arâ-yı pâkîze-güftârları var ammâ cümleden Senâyî Çelebi ve (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 229a
Müşerref olduğumuz erbâb-ı dilân-ı ma‘ârifân: Birkaç gün içinde niçe pür-ma‘rifet hezâr-fen Cemşîd gibi çeber-çen çelebilerle ihtilât etdik, ammâ cümleden,
EÇS VIII 229a
Der-ehl-i hâl-i mazınne-i kerâme-i mecâzibân: Bu şehir içre niçe büdelâ vü ümenâ ve evtâd u nücebâ ve nukebâ ve melâmiyyûn şeklinde âdemler var kim ricâlü'l-gayb ile hem-demlerdir, ammâ cümleden Deli Selâm nâm-ı benâm mecâzib-i ilâhîdir. Ve (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 229a
Der-hisâb-ı usturlâb-ı ıklîm-i arz-ı büldân: Bu şehrin iklîm hisâbı be-kavl-i ilm-i usturlâb küre-i arz-ı müdevverde yigirmi sekizinci iklîm-i örfiyyede ve dördüncü iklîm-i hakîkîde bulunup arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘at ve derîce ve (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 229a
Der-kavl-i müneccimân-ı tâli‘-i şehr-i amâristân: Be-kavl-i kehene-i kudemâ bu şehrin tâli‘-i imâretin burc-ı hût beyt-i müşterî mâ’îde bulup tahrîr etmişler. Anıniçün bahrinde gûnâ-gûn mâhîleri çok olup ahâlîsi müşterî-sıfat bey‘ [u] şirâya mâ’il olup mâ-i cârî sıfat tab‘ âdemlerdir.
EÇS VIII 229a
Bî-medh-i deyr-i papasân-ı râhibân: Cümle Rûm ve Ermenî ve Frenglerin on iki aded manastır ve kenîseleri vardır. Yigirmi aded dahi Yahûdîlerin hahamhâneleri ve sinago nâm bed-âyîn edecek yerleri vardır. (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 229a
Der-ganîmet-i hubûbât-ı mahsûlât: Bu şehr-i dilâvîzin cânib-i garbî ve cenûbîsi taraflarındaki vâdîlerde ol kadar hubûbât-ı gûnâ-gûnlar hâsıl olur kim vech-i arzda meğer Şâm'ın Havrân ovalarında ola. Yedi gûne buğday ve pirinci ve fûlü ve adesi ve böğrülcesi olur.
EÇS VIII 229a
Der-rahmet-i sebzevât-ı giyâhât: Sebzevât-ı ahzariyyât kısmından her bâr sayf [u] şitâda salatası ve soğanı ve purasası ve teresi ve sarımsağı ve lahanası ve turpu ve şalgamı ve havucu vefret üzre olur. Ve vâdîlerinde gûnâ-gûn alefi ve tirfil ve yonca ve çayırı olur.
EÇS VIII 229a
Der-vasf-ı ni‘met-i uzmâ-yı me’kûlât: Eyyâm-ı şitâda cemî‘i a‘yân-ı kibâr gezme nâmıyla ma‘rûf birbirlerine her gece birer hânedânda ziyâfet-i azîmler ederler kim bu da bir diyâra mahsûs değildir. Pesendîde ni‘metlerinden mümessek kuzu kebâbları ve mu‘amberîn kuzu kapamaları ve mâhîçeleri ve hoşâbları olur kim ibretdir.
EÇS VIII 229a
Der-sun‘-ı Hudâ-yı güzîde-i fevâkihât: Bâğ u bâğçe ve cinîn ü gaytân ve hadîka-i ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı İrem-âbâdlarında niçe yüz gûne memdûh meyve-i âbdârları olur, ammâ beyâz kirazı (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 229a
Der-zübde-i hayât-ı cân-perver envâ‘-ı meşrûbât: Niçe gûne mükeyyefât müskirât-ı muharremâtdan meşrûbâtları vardır, ammâ bir katresi harâm olan bâdesi gâyet memdûhdur, derler, ammâ hakîr görmedim ve Piyâle Kethudâ'dan sordum. İllâ vişnâbı ve müselles-i şer‘îsi ve Hortas balı şerbeti beyne'l-ulemâ memdûhdur.
EÇS VIII 229a
Der-kâr [u] kisb-i ehl-i işgâl-i masnû‘ât: Her ehl-i hırefin kâr-ı zîbâları var ammâ ekseriyyâ halkı cümle ankâ tüccârlardır kim Arapça deyü kâr [u] kisb edüp ekseriyyâ bahren Mısır'a giderler ve Frengistân'da dahi ticâret ederler. Bir fırkası ehl-i hidmet ve biri tâlib-i ilm ve biri ehl-i hıref ve biri du‘âgûyânlardır.
EÇS VIII 229a
Der-memdûhât-ı güzîde-i sanâyi‘ât: Halkının cümle kârları memdûhdur ammâ cemî‘i Yahûdîleri gûnâ-gûn nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn Selânik keçeleri işlerler kim sihr-âsâr ederler. Ve Âl-i Osmân'ın kırk bin yeniçerilerine Selânik'in mâvî ve yeşil suprama çukası ve londura şeklinde çuka işlerler. {Ve kırk kalem nâmında kenârları kırmızı harîrden mâvî peştemâllar işlenüp Rûm u Arab u Kırım'a peştemâl ve hâlîçe-i gûnâ-gûnlar bu Selânik'den gider.}
EÇS VIII 229a–229b
Der-nazargâh-ı bâğ-ı İremezât: ihtisâb ağası ve şehir kethudâsı ve bâcdâr defteri üzre şehr-i Selânik'in etrâfında cümle kırk altı bin bâğ-ı Merâmlar olup dölüm hakkı verirler, deyü nakl etdiler, ammâ her bâğda gûnâ-gûn kasr-ı nişîmenler mukarrer olup şîre-i engûr bezm-i rezm-i rez faslı olunur. 229b
EÇS VIII 229b
Der-mesîre-i teferrücgâh-ı cinîn-i bâğavât: Evvelâ Yedikulle ardı, andan Yene suyubaşı, andan Yenikapu suyubaşı,