EÇS VIII 231b
Temâşâ-yı garîbe-i acîbe: Cümle müselmânların dahi ellerinde mükerrer hatt-ı şerîfleri var kim cümle ümmet-i Muhammed salât-ı ıydeyni kılarken yâhûd kılup câmi‘den çıkdıkdan sonra ol yevm-i ıydde bir kâfir kapusundan taşra çıksa ol ân katl ederler, ammâ şimdi amân u zamân vermeyüp kîr-i mühmelesin kesüp müselmân ederler, temâşâ-yı azîmdir.
EÇS VIII 231b–232a
Zîrâ bir kerre cemî‘i ümmet-i Muhammed salât-ı ıyd-ı adhâyı edâ ederlerken cümle 232a küffâr gulû edüp ümmet-i Muhammedleri câmi‘lerde basup tarafeynden vâfir kıtâl olup hamd-i Hudâ salât-ı ıyd berekâtıyla ümmet-i Muhammed gâlib olup niçe bin küffârı dendân-ı tîğdan geçirirler.
EÇS VIII 232a
Ba‘dehu zamânlarının pâdişâhı Gâzî Murâd Hân-ı Evvel'den hatt-ı şerîf alırlar. Hâlâ anıniçün küffârlar rûz-ı ıydda kapudan taşra çıkamazlar, ammâ [ba]bası ve anasına dilgîr ve hâtır-mânde olan mûğ-pîçe gulâmlar ve mahbûbe kızlar müselmân olmağiçün kapusundan taşra çıkınca ol ân dutup elbette her sene beşin onun böyle müselmân ederler.
EÇS VIII 232a
Ammâ eyle ta‘zîm ü tekrîm ile ol müselmân etdikleri gulâmları atlandırup gûnâ-gûn hil‘at-i fâhireler ile geydirüp alay-ı azîm ile mehterhâneler çalarak şehri deverân etdirüp elbette hânedân sâhiblerinden ihsân [u] in‘âmlar alıverüp andan ıyd-ı şerîfin üçüncü günü alaylardan sonra şeyhülislâm hânesinde sünnet-i Resûl edüp çerâğ edüp ev bark sâhibi ederler, aceb âyîn-i latifdir.
EÇS VIII 232a
Ve bu şehir cümle bin altmış aded serâpâ la‘l-gûn kırmızı kiremit örtülü ma‘mûr u müzeyyen tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ vâsi‘ bâğlı ve bâğçeli {evlerdir} ve her evde aynu'l-hayât misilli değirmen yürüdür sular cereyân edüp fıs[kiy]ye ve havz u şâzrevânlara tevzî‘ [ü] taksîm olup andan aşağı tabahâneye gider, andan aşağı şehrin kenârında evc-i âsımâna ser çekmiş kayalardan aşağı üç Süleymâniyye minâresi kaddi sular aşağı selsebîl-âsâ pertâb etdiği dahi bir seyr [ü] temâşâ-yı ibret-nümâdır kim cemî‘i uyûn-ı câriyelerin pertâbı sâ‘ıkasından âdemin kulakları ra‘d-vâr gibi gürleyüp cemî‘i suların ayağı nehr-i Vardar'a mahlût olur.
EÇS VIII 232a
Ve kamusu (---) aded câmi‘-i âbidân-ı zâhidândır. Evvelâ Sultân (---) Hân câmi‘i, tarz-ı kadîm ibâdetgâhdır.
EÇS VIII 232a
Andan Husrev Efendi câmi‘inin kapusu üzre celî hatt ile târîhi budur:
EÇS VIII 232a
Kadı Husrev Efendi kıldı binâ,(...) allâh zehî âlî makâm u latîf,Hak kabûl eylesün güzel olmuş,Dediler târîhin bu beyt-i latîf.Sene 1010.
EÇS VIII 232a
Ve Nûreddîn Efendi câmi‘i ve Yenicâmi‘ ve Hasan Ağa câmi‘i ve Tekye mahallesi câmi‘i ve Öteyaka câmi‘i ve Yene mahallesi câmi‘i ve Zafer Ağa câmi‘i var.
EÇS VIII 232a
Bunlardan mâ‘adâ dükelisi on bir aded mahalle mesâcidleridir.
EÇS VIII 232a
Ammâ bu şehirde aslâ kurşum örtülü âsâr-ı binâlar yokdur. Cümle kiremit ile mestûr hayrât-ı ma‘mûrlardır.
EÇS VIII 232a
Ve hepsi bir aded med[re]se-i sûhtevâtdır. Ve umûmisi dörd aded mekteb-i necîb ü reşîdândır.
EÇS VIII 232a
Ve olancası iki aded tekye-i dervîşândır kim Tekye mahallesi nâmıyla ma‘rûfdur.
EÇS VIII 232a
Ve bardası bir aded hammâm-ı gâsılân-ı râhat-ı cândır, ammâ suyu firâvândır.
EÇS VIII 232a
Ve olandası on aded sağîr ü kebîr hân-ı müsâfirînlerdir kim cümle kiremitlidir.
EÇS VIII 232a
Ve barısı üç yüz aded dükkânçe-i sanâyi‘dir. Lâkin kadîm-i evveldenberü bezzâzistânı yokdur.
EÇS VIII 232a
Ve hamusu bir aded dâru'l-ıt‘âm me’keli vardır kim cemî‘i bay u gedâya ve gebr ü tersâya ve pîr-i muğâna ni‘meti mebzûldur. Sâhibü'l-hayrâtı merhûm Husrev Efendi'dir, ammâ bir aceb evkâf-ı azîmdir.
EÇS VIII 232a
Ve ümmetâsı yetmiş aded âsiyâb-ı dakîk-i rakîk su değirmenleri gâyet çokdur. Cümle evler içinde dahi niçe yüz küçücük değirmenleri var, zîrâ her hânede birer ikişer aded âb-ı cârîler mukarrerdir.
EÇS VIII 232a
Ve cümletâsı şâhrâhları kaldırımlar döşeli olup üzerlerinden berrâk ve âb-ı sâfîler cereyân edüp şehir içi pâk kaldırımdır kim hâr-ı hâk müzahrafâtdan aslâ bir nişân yokdur.
EÇS VIII 232a
Ve âmmetâsı bu şehir içre on yerde kayalardan evc-i semâdan üç minâre boyu sular aşağı atıldığı yerlerde dahi değirmenler ve bâğlar ve bâğçeler vardır.
EÇS VIII 232a
El-hâsıl bu şehr-i dilâvîzin misli meğer Arabistân'da Şâm u cennet-meşâm ola. Ve âb [u] hevâsı letâfeti Konya şehri kurbunda Karaman Ereğlisi şehri ola.
EÇS VIII 232a
Ve mahbûbu ve mahbûbeleri gâyet çokdur. Ve Rûm kızları ve keratsa nâm avretlerinin perî peykerleri olur kim ve mine'l-acâ’ibdir. Hattâ ba‘zı a‘yân-ı kibâr ta‘aşşuk edüp kefere bânûların nikâh ile alırlar. Gâyet garîb-dost âdemleri ve bânûları olur.
EÇS VIII 232a
Ve hemetâsı yedi aded kenîseleri vardır. Bunlarda dahi zu‘m-ı bâtıllarınca Îsâ içün bâkire kalmış duhter-i pâkîze-ahterleri var kim gûyâ her biri birer gûne pençe-i âfitâbelerdir. Ve perî-rû mûğ-pîçe ruhbân gulâmları var kim her biri bir gûne hüsn-i cemâlde maralî va gazâlî gözlü ve şîrîn sözlü putperest-i put-ı nâ-resîdeleri vardır.
EÇS VIII 232a
Bu gûne perî-peyker ve melek-manzar mûğ-zâde cüvânları düyûrlarında putperestlik ederken hâtıra bu ebyât hutûr etdi. Beyt:
EÇS VIII 232a
Put-ı nevresm (ki)nemâze(m) şeb [ü] rûz râğıb olmuş,
EÇS VIII 232a–232b
Ve dahi ehl-i beledinin lehçe-i mahsûs ıstılâhâtları ekseriyyâ Rûm lisânı lehçesi gibi kelimât ederler. Meselâ her söz esnâsında varmişik, gelmişik, vurmişik, almişik, yemişik lafzını tekrâr ederler. Hâsıl-ı kelâm şik sözlerin çok isti‘mâl ederler. 232b Ammâ cemî‘i halkı ehl-i zevk olup seyr [u] seyrâna mâ’illerdir. Her gün birer mesîregâhlarda zevk u şevk ederler.
EÇS VIII 232b
Yekûnisi kırk yerde teferrücgâhları vardır. Evvelâ şehir içinde Köprü ovası nâm yerde bir acâ’ib ü garâ’ib çemenzâr u lâle‘ızâr vâdî-i mesîregâhdır kim niçe yüz aded gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar ile zeyn olmuş evc-i âsımâna kad keşân olmuş sâyedâr çınâr ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve karaağaç ve misk-bû uhlamur ağaçlarının zıll-ı himâyelerinden zemîne aslâ güneş te’sîr etmeyüp duhâvî katîfe gibi zemîn sebiz-gûn olup câ-be-câ âb-ı revânlarının kenârelerinde maksûre ve nişîmen ve soffalar ile ârâste ve matbah ve kebâb çarhlarıyla pîrâste olmuş âb-ı hayâtları cereyân edüp her dıraht-ı serâmedin şâhalarında tâze cüvân yiğitler salıncaklar kurup uşşâkları kolanlar çeküp salınırlar.
EÇS VIII 232b
Bu fezâ-yı sebzezârda şeb [ü] rûz cem‘iyyet-i kübrâ olup herkes akrânlarıyla cân sohbetleri edüp taraf taraf uşşâkân-ı müştakân fetâlar lu‘bedebâzlık ederler, zîrâ bu vâdî-i ferahfezâ şehrin içindedir. Andan,
EÇS VIII 232b
Mesîregâh-ı Papas kasrı: Bu dahi şehir içinde olup cümle sahrâ-yı Karaferye ve sahrâ-yı Vardar ayak altında olup cihân-nümâ bir maksûre-i İrem-âbâd-ı temâşâgâh-ı ibret-nümâdır. Ve,
EÇS VIII 232b
Teferrücgâh-ı Yeniçeşme başı: Bu dahi dıraht-ı azîmler içre bir âb-ı hayât sulu hadîka-i gülistân-ı İremdir. Ve,
EÇS VIII 232b
Alî Beğ köşkü: Sâhibü'l-hayrâtı hayâtda olup her rûz-ı Cum‘ada ziyâfet-i azîm edüp cân sohbetleri olur. Ve,
EÇS VIII 232b
Salıncaklı köşk: Bu dahi niçe yüz aded sâyedârlı çınârlarda salıncakları var. Ve,
EÇS VIII 232b
Bostânlık köşkü: Bunda ekseriyyâ Rûm kefereleri cem‘ olup horalar depüp ayş [u] ışret ederler. Ve,
EÇS VIII 232b
Seyrângâh-ı Hüsâm Efendi çeşmesi: Bu dahi bir bâğ-ı Merâm-misâl teferrücgâh-ı Şâm'dır.
EÇS VIII 232b
Ve bu terkîm olunan mesîregâhlardan mâ‘adâ niçe merâmgâhlar vardır ammâ hakîrin manzûru olan bunlardır.
EÇS VIII 232b
Ve memdûhâtından: Bu şehrin âb-ı hayât suları ve bâğ u bâğçelerinin unnâb dırahtları cihânı zeyn edüp unnâb dânedâr meyvesi meşhûrdur. Ve siyâh keçi oğlağı kürkü memdûhdur.
EÇS VIII 232b
Ziyâretgâh-ı şehr-i Vodina: Evvelâ kibâr-ı kümmelînden Üveys Efendi kuddise sırruhu. Ve,
EÇS VIII 232b
Ziyâret-i Baykuş Baba: Savma‘asından taşra aslâ çıkmayup a‘yân-ı vilâyetden ayağına ni‘met-i nefîse nasîbi geldiğiyçün Baykuş Baba derler. Rahmetullâhi aleyh.
EÇS VIII 232b
Ve ziyâret-i Kadın Ana: Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde gece kâ’im ve gündüz sâ’im bir hâtûn-ı zâhide-i ehl-i perde imiş. (---) (---) (---)