EÇS VIII 233b
Der-vasf-ı mesîregâh-ı müferrihât-ı ârâmgâh-ı erbâb-ı merâm: Cümle yigirmi altı yerde teferrücgâh-ı İremezâtları vardır, ammâ cümleden ma‘mûr teferrücgâh-ı Çağlayık: Gûyâ ki hıyâbân-ı Acem'dir.
EÇS VIII 233b
Andan mesîregâh-ı Eynebınarı, andan Peşker köyü bınarı merâmı, andan seyrângâh-ı Bekir Efendi kasrı, andan cilvegâh-ı Sukapusu kaynağı, andan işretgâh-ı (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 233b
Andan sohbetgâh-ı ibâdetgâh-ı namâzgâh: Bir vâsi‘ fezâda vâki‘ olmuş bir musallâdır kim Rûm ve Arab u Acem'de misli yokdur. Elli bin âdem alur bir çemenzâr u lâle‘ızâr vâdîde etrâfı dîvârlı ve çârbâğ-ı Acem-misâl çâr kapulu bir fezânın içi ilm-i hendese üzre çırpı ile sâhibü'l-hayrât-ı selef niçe bin aded dıraht-ı müntehâları diküp her bir şecer-i müntehâlar evc-i âsımâna ser çekmiş duru[r]. Her dıraht-ı bâlâların nihâl-i şâhdârlarının berk-i nâbınıñ(?) zıllından zemîne âfitâb-ı âlemtâbın sâyesi zemîne düşmeyüp edîm-i arz gûyâ ahzar-gûn duhâvî katîfe gibi nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn bir vâdîdir. Bunda olan sun‘-ı Hudâ kad keşân olmuş sebiz-gûn servlerin râyiha-i tayyibelerinden âdemin demâğları mu‘attar olup her biri zümürrüd gibi yeşil hil‘atli cüvân gibi ayağ üzre Hallâk-ı âlemin kulluğuna el kavşurup durur kim biri birinden müntehâ serâmed servlerde ve gayri dıraht-ı azîmler üzre niçe kerre yüz bin murğân-ı hoş-elhân-ı hezâr hezârân bülbül-i gûyâ-yı nağme-sâzın ve gayri murğân-ı nevâ-sâzın âğâze-i dâstânları asvâtı âdeme âdeme rûh-efzâ hayât verir.
EÇS VIII 233b–234a
El-hâsıl bu abd-i kemter elli bir yıl seyâhatde böyle bir ma‘bedgâh-ı musallâgâh görmedim. İllâ Sirem sancağı hâkinde Öziçse nâm şehrin içindeki namâzgâhı gördüm. Ol dahi ibret-nümâdır, ammâ bu Karafer[y]e 234a musallâsı vâcibü's-seyr küşâde bir medrese-i azîmdir, zîrâ şehrin cemî‘i ulemâ vü sulehâ ve meşâyihân tâlibân-ı ulûmları ba‘de'l-asr bu hıyâbân içre cem‘ olup köşe be-köşe küme küme mübâhase-i ulûm-ı şer‘iyye ve gayri ulûm-ı Arabiyye ve Acemiyye görüp cân sohbetleri edüp mecma‘-ı ulemâ ve menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâ-yı musannifîn müverrihîn kânıdır. İktizâ etdikde niçe yüz bin âdem bu dergâhda cem‘ olup du‘â-yı istiskâ edüp tazarru‘ [u] nâlîşler etdiklerinde elbette du‘âları hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup bir müstecâbü'd-da‘ve du‘â hırmeni namâzgâh-ı bî-misildir kim gören âdemler engüşt ber-dehen edüp aklı perîşân olmak mertebesine varır. Tâ bu mertebe acîb ü garîb sun‘-ı Hudâ eşcâr-ı azîmler vardır. İnkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola.
EÇS VIII 234a
Hakkâ ki seyyâhân-ı berr [ü] bihâr olana bu şehr-i ibret-nümâyı görmeğe muhtâcdır kim ibret-eserler vardır.
EÇS VIII 234a
Der-vasf-ı ziyâretgâh-ı kubûr-ı müslimîn: Evvelâ ziyâret-i Hasan Baba Sultâ[n]: Bir mesîregâh yerde medfûndur kim yanında bir ulu çınâr-ı azîm vardır kim on beş âdem kucaklar. Her nihâl-i şâhdârları eflâke kad keşân olup nihâlleri üzre niçe kerre yüz bin leylek balıkçıllar ve devlingeçler ve çaylaklar ve gayri gûnâ-gûn hoş-elhân tuyûrân âşiyâneler yapmışlar. Bir vâcibü's-seyr dıraht-ı çınâr-ı bâlâdır.
EÇS VIII 234a
Ve ziyâret-i Sinân Beğ Sultân ve ziyâret-i Kemâl Ata Sultân ve ziyâret-i Durbalı Baba ve ziyâret-i Abdüssamed Sultân ve ziyâret-i Seyyid Sultân.
EÇS VIII 234a
Ve ziyâret-i şu‘arâ-yı Sultân Selîm Hân-ı Evvel Âhî Çelebi: Sâhil-i nehr-i Tuna'da Nigebolı nâm bir şehr-i benâm maskat-ı re’sleri olup âsitâne-i Selîm Hân'da perveriş-i neşv [ü] nemâ bulup ism-i şerîfi Benli Hasan iken Âhî tahallus edüp mahlasının te’sîrinden ömr-i nâzenîn-i girân-mâyesi âh vâh ile geçüp bu şehr-i dilcûyda kadı iken Arapça emrine imtisâl edüp bu şehrin cebbâne-i müslimîninde medfûn olup kabr-i münevveri seng-i mezârından ma‘lûmdur. Bî-hisâb te’lîfât-ı lâ-nazîrleri vardır, ammâ Hüsn-i Dil-i Âhî'si nazîre kabûl etmez sâhib-i dîvân fusahâ-yı büleğâ-yı Rûm'dan bir sultân-ı şu‘arâdır. Rahmetullâhi aleyh.
EÇS VIII 234a
Ve ziyâret-i Ulu câmi‘ imâmı ve eş-şeyh vâ‘ız u nâsıh Hurrem Efendi. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS VIII 234a
Bu şehri dahi seyr [ü] temâşâ edüp cümle ahbâb ile vedâ‘laşup cümle refîklerimiz ile kalkup cânib-i garba baş yukaru giderken,
EÇS VIII 234a
Karye-i Lözviçe ve karye-i Peşker, karye-i Rûmihat ve karye-i Öziçe: Bunlar Karaferye hâkinde ma‘mûr ze‘âmet ve tîmâr ve evkâf köyleridir. Bu kurâları ubûr edüp bu kurâların ensesinde Avusdos yaylası içinde Rûm kurâlarından geçerken,
EÇS VIII 234a
Der-ma‘den-i sun‘-ı Hudâ-yı hacer-i mermer: Cemî‘i kûh-ı serbülendleri mermer-i hâm olup mezkûr kurâların kefereleri bu kûh-ı bâlâdan beyâz mermerler kesüp vilâyet vilâyet götüre götüre bu kûh-ı serbülend kûh-ı Bîsütûn'a dönmüş, ammâ balgamî ve yerekânî-misâl bî-nazîr mermer ma‘denidir. Ve niçe kurâların dahi kefereleri cümle kirâcılardır.
EÇS VIII 234a
Bu kurâlardan sonra yine baş yukaru gidüp Hızır-ilyâs gediği yolun aşup azîm derd-i ser çeküp hattâ Kızılyumurta günleri olup cemî‘i rûy-ı arz şiddet-i hâr üzre olmuşken bir azîm dipi ve boran ve şiddet-i şitâ çeküp ellerimiz ve ayaklarımız donayazup seyishânemizin biri boranda gark olup gücile halâs edüp ba‘dehu 3 sâ‘atde cânib-i garba baş aşağı enüp mahûf u muhâtara kayalar ve dereler ve depelerli yolları kar örtmüş yerleri yüz bin renc-i anâ ile ubûr edüp karye-i inobası'nı geçüp cümle (---) sâ‘atde gidüp Eğribucak kazâsı içinde,
EÇS VIII 234a
Menzil-i karye-i Evrenli: Bunda düşüp cân kurtardık. Andan ale's-seher karye-i Evrenli'yi geçüp 2 sâ‘atde,
EÇS VIII 234a
Menzil-i tekye-i Memi Baba Sultân: Bu hânkâh-ı pürnûr Eğribucak kazâsı hâkinde ulu dergâh-ı hânkâh olduğu mâ-tekaddem sene (---) târîhinde zahîre-bahâ tahsîliyçün geldiğimizde cild-i (---) de evsâfı mufassalan tahrîr olunmuşdur, ammâ şimdi bir gece mihmân olup cümle âşıkân-ı sâdıkân olan fukarâ-yı Bektaşiyân cânlarıyla cân sohbetleri edüp azîz-i merkûmun kabr-i pür-envârı dîvârı safhasına bu ebyâtı tahrîr etdim. Beyt:
EÇS VIII 234a
Gelüp etdik ziyâret bu makâmı,Ki budur Memi Beğ Sultân-ı Rûmî.
EÇS VIII 234a
Andan kalkup cânib-i kıbleye 3 sâ‘at gidüp kazâ-yı Çehârşenbebâzârı'na dâhil olup vilâyet-i Yörükândır kim bu kavmin başka lehçe-i mahsûsaları vardır.
EÇS VIII 234a
Der-beyân-ı lisân-ı kavm-i Çıtak-ı Yörükân, kavm-i {Rûm ân merzibûm}
EÇS VIII 234a
Bu kavm-i nâ-tırâş-ı kallâşların ibtidâ dedelerini Süleymân Beşe ibn Orhân Gâzî Anatolu'dan Türkmân kabîlesinden sürüp bu diyârda tavattun etdirüp Bulgar ve Urûm kefereleriyle ülfet-i ihtilât ederek başka bir lisân-ı lehçe-i mahsûsa ile kellim ederler. Evvelâ
EÇS VIII 234b
Bu kazâdan kalkup yine semt-i kıbleye giderken nehr-i azîm ince Karasu'yu gemilerle geçdik. Bu nehir dahi bâlâda mevsûfdur. Andan (---) sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 234b
Menzil-i kal‘a-i kadîm Serfice: Ve Serefçe dahi derler. Mâ-tekaddem bunun dahi sitâyişi sene (---) târîhinde cild-i (---) mizde mufassalan mastûrdur.
EÇS VIII 234b
Bunda bir gece yine Memi Ağa hânesinde mihmân olup cümle âşinâ-yı âlüftegânlar ile görüşüp ale's-sabâh kalkup 4 {sâ‘atde} cânib-i kıbleye giderken,
EÇS VIII 234b
Kırk Yigit nâm geçidi: Kırk kerre yüz bin renc-i anâ ile hamd-i Hudâ selâmet ile geçince her bir geçitde kırk cân geçdi. Hudâ-yı Bîçûn bir dahi ol geçidden geçmek müyesser etmeye, zîrâ her birinde âdem kanı kokusu kokar ve hayduk nâm kefereleri âdemi helâk ederler. Erkek âdem anda kan döküp cân çıkarup doğurur, zîrâ aşağı ve yukaru yolları mahûf u muhâtaralı ve sâfî ormanlı pusu yerleridir. Her derelerde niçe bin şühedâlar medfûndur, zîrâ at işlemez, piyâde âdem birer birer geçmeğe muhtâcdır. Hamd-i Hudâ Hafîz Allâh bizleri hıfz edüp sâlimîn geçüp 3 sâ‘atde geçüp,
EÇS VIII 234b
Menzil-i karye-i Çiftlik: Bir hânı ve birkaç dükkânları var, müslim ve gayri müslim köyüdür.
EÇS VIII 234b
Andan yine 3 sâ‘atde düzlük ve bayırlık yerlerde ma‘mûr kurâları ve ovaları dahi üç sâ‘atde geçüp,
EÇS VIII 234b
Evsâf-ı vilâyet-i Romanya, ya‘nî kal‘a-i ibret-nümâ-yı Alasonya
EÇS VIII 234b
Bu kal‘a-i berâberin bânîsi Romanya veled-i Maşkolor veled-i Leka-yı bed-likâ-yı bî-bekâ kral-ı dâlldır. Ba‘dehu Romanya kralın bir bânû-peykere kızı Ayasonya nâmıyla melike olup bu şehri babası Romanya kralın amârından ziyâde amâr etdiğiyçün Ayasonya'dan galat Anasonya derlerken dest-i İslâm'a bu şehir girince galat-ender-galat olup Alasonya derler. Ammâ lisân-ı Rûm'da "aya" lafzı "evliyâ" demekdir, keferelerin zu‘m-ı bâtıllarınca Ayasonya melike avret evliyâ ola. Anıniçün bu şehr-i Alasonya'ya Rûm ve Bulgar ve Sırf ve Latin gâyet ziyâdesiyle i‘tibâr ederler.
EÇS VIII 234b
Ba‘dehu niçe mülûkdan mülûka intikâl edüp sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr feth etmişken yine küffâr-ı dûzah-karâr istîlâ etdi.
EÇS VIII 234b
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Gölikesri kal‘asıyla bu kal‘ayı feth edüp yine küffâr-ı Rûm ve Bulgar kabza-i tasarrufa aldı.
EÇS VIII 234b
Ba‘dehu sene (---) târîhinde bizzât Sultân Bâyezîd-i Velî Mora vilâyetinde Moton ve Koron kal‘aları fethine giderken reh-i râstı üzre olan kılâ‘lardan kal‘a-i Serfice'yi ve bu kal‘a-i Alasonya'yı feth edüp bir dahi küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr karârgâh etmeğe tama‘-ı hâma düşüp istîlâ etmesin içün ba‘de'l-feth bu kal‘a-i Alasonya'yı câ-be-câ münhedim edüp şehrinin hükûmetin feth ü fütûhuna sa‘y [ü] cidd-i ihtimâm eden Gâzî Durhân Beğ'e ihsân edüp bu şehir etrâfında dahi niçe Leka-yı bed-likâ kal‘aları feth [ü] fütûh eder. Hâlâ münhedim olan yerlerinde niçe yüz aded burc-ı bârûları zâhir ü bâhirdir.
EÇS VIII 234b
Bu şehir hâlâ tahrîr-i der-dest-i Sultân Süleymân Hân fermânı üzre Rûmeli eyâletinde Dırama Tırhala sancağı hâkinde maktû‘u'l-kalem ve mefrûzu'l-kadem vâlide sultân hâssıdır kim (---) yük akçe iltizâmdır kim hâkimi üç yüz elli iki asker ile bu şehri zabt u rabt eder. Ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır.
EÇS VIII 234b
Ve nâhiyesi (---) aded kurâdır. Ve bu kazâ re‘âyâsının cümle harâcı mâlları Selânik'de dokunan yeniçeri çukası bahâsına kayd olunmuşdur. Yeniçerilerin Selânik ağası gelüp bu şehir re‘âyâsı harâcını tahsîl eder.
EÇS VIII 234b
Ve bu şehrin şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâf vekîli ve sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir subaşısı ve şehir kethudâsı ve muhtesib ağası ve bâcdâr ağası vardır, ammâ dizdârı ve kal‘a neferâtları yokdur. Lâkin üç yüz aded martoloslara ağaları vardır kim cümle martolosânları âyende vü revendegânları götürüp getirirler.
EÇS VIII 234b
Ve iç kal‘ası bir mürtefi‘ bayırlı püşte-i âlî üzre bir taşlı sarı eşkâl kaya üzre şekl-i muhammes bir küçük seng binâ bir havâleli kal‘a-i ra‘nâ imiş. Câ-be-câ münhedim olmuş. İçinde bir kenîse ve birkaç kefere hâneleri vardır. Mâ‘adâ imâret-i şehri aşağıdadır.
EÇS VIII 234b
Der-sitâyiş-i şehr-i Alasonya: Bu beldenin niçe yüz hâneleri mürtefi‘ bayırlara yapışmışdır. Ve kıble tarafı iki sâ‘at yer sahrâ-yı azîmdir. Gayri tarafları alçak kayalı dağlardır. Gûyâ bu şehir bir kâsenin bir köşesindedir.
EÇS VIII 234b
Ve cümle 7 mahalledir. Nısfı kefere ve nısfı müs[elm]ândır. Ve cümle 655 aded kiremit örtülü azacık bâğçeli kârgîr taş binâ vâsi‘ hânedânların ba‘zısında Serfice şehri gibi on beş yerde serâmed çâr-kûşe kulleli sarâyları vardır, zîrâ haydud küffârları ve gayri aşkıyâları çokdur. Anıniçün kulleler binâ olunmuşdur.
EÇS VIII 234b–235a
Ve cümle yedi mahalde on aded mihrâbdır. Dördünde salât-ı Cum‘a edâ olunup mâ‘adâsı mahalle mesâcidleridir. Cümleden varoşda Muharrem Paşa câmi‘i, bir kurşum kubâblı ve bir mevzûn minâreli ve hareminde niçe mevzûn ve serâmed servler içinde bir şîrîn câmi‘-i 235a pür-nûrdur.
EÇS VIII 235a
Ve dahi çârsû içinde imâret câmi‘i, hayrât-ı azîmdir. Andan Tekye câmi‘i, andan Gazanfer Ağa oğlu câmi‘i, müferrihdir. Bu ma‘bedgâhlardan mâ‘adâ cümle (---) aded mahalle mesâcidleridir.
EÇS VIII 235a
Ve cümle bir aded mekteb-i dâru'l-ulûm-ı sıbyân-ı püserândır.