EÇS VIII 242a
Ve cümle sağîr ü kebîr iki bin aded müfîd [ü] muhtasar binâ olunmuş serâpâ kiremit ile mestûr dekâkîn-i ma‘mûrlardır kim cânib-i vakıfdan binâ olunmuşdur kim bu cümle dükkânlarda ağır bâzergânlar oturur, zîrâ kal‘a-misâl etrâfları dervezeli emîn yerlerdir.
EÇS VIII 242a
Bu dükkânlarda âdem deryâsı temevvüc edüp kırk gün kırk gece bir alma ve satma ve verme girme ve getirmeli bir cem‘iyyet-i kübrâdır. Diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olur değildir.
EÇS VIII 242a
Ve bu cem‘iyyet-i kübrâ kiraz meyvesi eyyâmlarında vilâyetin her nebâtât mahsûlâtları ganîmet üzre olduğu mahal olmağile niçe kerre yüz bin re‘âyâ vü berâyâlar me’kûlât [u] meşrûbâtlarını bu bâzâr-ı hüsne getirüp eyle ganîmet olur kim bir koyun on akçeye ve iki vukıyye ekmek bir akçeye ve sâ’ir eşyâlar dahi ana göre fürûht olup ganîmet olup niçe bin aded külbe-i ahzândan dükkânlar dahi binâ edüp herkes metâ‘ların bey‘ eder.
EÇS VIII 242a
Ve her tarafda çeng ü çeğâne ve def ü tanbûr u santûr ve çeng ü rebâb u mûsikârlar çalınup kahvehâne ve meyhâne ve bozahânelerde ve gayri hayme vü bârgâhlarda bir hây hûy sâz u söz ü rakkâsân ve mutrıbân ve kaşmerân ve mukallidân [ve] meddâhânların cümlesiyle her gün her gece Hüseyin Baykara meclisleri olup cemî‘i ordu-yı bâzâr niçe kerre yüz bin kanâdîl ve meşâ‘il ve fânûs u şem‘-i asel şem‘-i rîhlar ile çârsû-yı hüsn çerâğân olup şeb-i muzlimleri gûyâ rûz-ı rûşen olup rûzları rûz-ı nevrûz-ı Hârezmşâhî olup bu tertîb üzre kırk gün kırk gece taraf taraf ve köşe be-köşe zevk [u] şevkler olur.
EÇS VIII 242a
Ve niçe kerre yüz bin yük çözülüp fürûht olur ve niçe kerre yüz bin {yük} alınup bağlanup niçe Mısır hazînesi mâl cem‘ olup bu rûy-ı arzda her ne kadar zî-kıymet akmişe-i fâhire ve kâlây [ve] dîbâ ve şîb ü zerbâf-ı nâdire ve cemî‘i cevâhir-i kemyâb zî-bahâyî şeyler var ise bunda bî-bahâ bulunur. Ve herkes metâ‘ın bozup bâzâra çıkarup arz-ı kâlâ eder. (---) (---)
EÇS VIII 242a–242b
Müverrihân-ı Rûm ve tevârîh-şinâs-ı Latin-i merzibûm olan keferelerin tevârîhlerinde tahrîr etdikleri minvâl üzre bu cem‘iyyet-i kübrâ tâ Leka-yı bed-likâ-yı bî-bekâ asrından berü kalmışdır. Ol Leka-yı dâl yılda bir kerre bu cem‘iyyet-i kübrâ olan yere gelüp bir mürtefi‘ püşte üzre çıkup sakalına incü la‘l yâkût ve cevâhir ü gûnâ-gûn girân-bahâ dürr-i yetîmlerı rîş şevârib geysûlarına zeyn edüp arz-ı cemâl etdikde hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet iddi‘âsında oldukda cümle dünyâ halkı gelüp cemâl-i bed-likâyı görüp her bay u gedâ metâ‘ların Leka'ya pâyendâz edüp Leka'ya secde eder imiş. 242b Hâlâ ol zamândan berü bu cem‘iyyet-i bâzâr kânûn-ı Leka-yı bî-bekâ kalup her sene âdem deryâsı cem‘ olur, sebebi budur ve's-selâm.
EÇS VIII 242b
{Der-kâr-ı kehene-i mutalsem-i nâmûs, ya‘nî sivri sinek ve kara sinek
EÇS VIII 242b
San‘at-ı garîbedir kim bu Maşkolor panayuru gününde sinekden âdem duramaz iken hemân panayur günleri olunca aslâ sineğin vücûdu kalmaz. Temâşâ bu kim bu cem‘iyyet-i kübrâda niçe kerre yüz bin benî âdemin muzahrafât-ı kâzûrâtı ve niçe kerre yüz bin hayvânâtların necisleri ve niçe kerre yüz bin aded zibih olan koyunların ve sığırların kanları râyihası çok olacak iken bir bed râyiha olmayup bir peşşe ve bir meges-i siyâh yokdur. Hemân ki bâzâr savulup bir âdem kalmaduğu gibi kara sinek ve sivri sinek cihânı dutup âdemi helâk eder. Tâ Leka'dan berü böyle tılsımât olmuşdur kim temâşâ-yı garîbedir.}
EÇS VIII 242b
Ammâ bu hengâme-i bâzârı görmeyen bir cem‘iyyet-i kübrâ görmemişdir. Seyyâhân-ı berr [ü] bihâr-ı âlem ve nedîm-i benî âdem içinde meşhûr. Gerçi Alasonya şehrinde ve Dabra panayırında ve Dolyan panayırında ve Mitroviçse'de ve Ösek panayırında ve Arat'da ve Varat panayırında ve Eflak ve Boğdan mâbeyninde Fohşan panayırında ve Çerkezistân'da Şeyh Hasan bâzârında ve Acem vilâyetinde Gîlân bâzârında ve yine Acem'de Lahîcân bâzârında ve yine Acem'de imâm Rızâ Meşhedi cem‘iyyetinde ve Acem'in Erdebîl şehri Maktelü'l-Hüseyn'de ve Bağdâd'da Selmân-i Pâk teferrücünde ve yine Bağdâd kurbunda ziyâret-i imâm Hüseyin'de ve yine Bağdâd Kûfe'sinde imâm Alî ziyâretinde ve Mekke-i Mükerreme'de âdem deryâsı cem‘iyyeti olan Cebel-i Arafât'da ve Mısır kurbunda Seyyid Ahmedü'l-Bedevî ziyâretinde ve ana karîb nehr-i Nîl kenârında İbrâhîm Dessûkî'de ve şehr-i Dimyât'da ziyâret-i Şeyh Şatâ'da ve niçe yüz aded ma‘lûmumuz olan ibret-nümâ vâcibü's-seyr cem‘iyyet-i kübrâların Cebel-i Arafât'dan gayri bu Maşkolor panayuru cemi‘i bu dünyâda ve yeni dünyâda misli yokdur.
EÇS VIII 242b
El-hâsıl bu germâ-germ cem‘iyyet-i kübrânın kırk gün kırk gecede olan sürûr, şâdımân-ı hây hûyu evsâfların mâ-vaka‘ı üzre ta‘rîf ü tavsîf eylesek midhatinde lisânlar kâsır ve kalemler kâsirdir. Ve tatvîl-i kelâm olur deyü ale'l-ihtisâr tahrîr etdik.
EÇS VIII 242b
Bu temâşâları edüp yine refîklerimiz ile 4 sâ‘at cânib-i kıbyele gidüp,
EÇS VIII 242b
Bu dahi Tırhala hâkinde voyvadalık olup Yenişehir nâ’ibi hükm eder. Cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Yeniçeri serdârı ve kethudâyeri ve birkaç a‘yânı vardır. İmâreti bir vâsi‘ sahrâya vâki‘ olup bâğlı ve bâğçeli cümlesi yedi aded mahalle ve kamusu yedi mihrâblı bir küçük kasabacıkdır kim serbest ze‘âmetdir.
EÇS VIII 242b
Ve dükelisi iki aded salât-ı Cum‘a edâ olunur câmi‘dir. Biri Ömer Beğ câmi‘i, biri Alî Çavuş câmi‘idir, ammâ bu bir kurşum örtülü câmi‘-i pür-envârdır. Ve hepsi beş aded mahalle buk‘alarıdır.
EÇS VIII 242b
Ve umûmenisi bir aded medrese-i âlimândır. Olancası bir hammâmdır. Ve barısı iki ad[ed] mekteb-i sıbyândır. Ve bardası üç aded hânkâh-ı dervîşândır. Ve olandası iki aded hân-ı tüccârândır. Ve hamusu yigirmi aded dükkândır.
EÇS VIII 242b
Bir âb [u] hevâsı latîf rabta-i ma‘mûr ve ganîmet ve mahsûllü yerdir. Hânedân sâhibi Hâdim Ağa ve bürâderi Mûsâ Ağa sofraları meydânda keremkârây âdemlerdir.
EÇS VIII 242b
Hikmet-i Hudâ bu kasabada kara sinek eyle çokdur kim âdemi helâk eder. Maşkolor panayırı günleri aslâ sineğin vücûdları anda kalmayup bu kasabaya sinek gelüp çok olur. Bâlâda tılsım olduğu merkûmdur.
EÇS VIII 242b
Ba‘dehu bu kasabadan kalkup kıble cânibine (---) sâ‘at sahrâ içre ma‘mûr [u] âbâdân İremezât misilli kurâları geçüp,
EÇS VIII 242b
Bânîsi Leka oğlu Dimoko binâ etmeğile Dimoko'dan galat Domoko derler. Sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Mora vilâyeti fethine giderken be-dest-i Durhân Beğ feth edüp Rûmeli eyâletinde İnebahtı sancağı voyvadalığında Çatalca kazâsı nâhiyesinin niyâbetidir.
EÇS VIII 242b
Aşağıdan kal‘asına bir sâ‘atde su‘ûd edüp temâşâ etdim. Kal‘ası evc-i âsımâna berâber bir sivri kaya üzre şekl-i müdevver ve Şeddâdî taş binâ bir küçük kal‘adır. Ba‘de'l-feth câ-be-câ ba‘zı yerleri münhedim(li) olmuşdur.
EÇS VIII 242b
Cümle kâfiri ve müselmânları ancak yüz kadar kiremit örtülü evlerdir. Ve Rûmları tâ fetihden berü iç kal‘anın zirve-i a‘lâsında sâkinler. Andan aşağıda müselmânlar olup bir mahalle ve bir câmi‘ var, ammâ müselmânlarının dînleri ve mezhebleri nedir, anlar dahi bilmez. Kefereler ile mahlût hem-meclis müselmân şekilli harâc vermeden halâs olmuş bir kavimdir.
EÇS VIII 242b
Cümle iki hânları ve cümle elli aded dükkânları var ammâ hammâmı ve gayri imâretleri yokdur, ammâ âb-ı hayât kaynak suları çokdur. Ve bâğ u bâğçeleri uzakdır. Bu kal‘a şâhrâha hilâf olmak ile bu kavim aslâ müsâfir almazlar ve Yahûdî kavmin bu şehre komazlar ve Yahûdîler de havf edüp gelmezler.
EÇS VIII 242b
Bu kal‘adan kıble tarafına 4 sâ‘at dağlar ve beller ve sarp kayalı yollar aşup ve mandıralarda koyun ve câmûs kaymakları ve yoğurdları yeyüp içüp hoş geçüp,
EÇS VIII 242b–243a
Bânîsi Leka kızı Zidin binâsıdır. Zidin'den galat izdin derler. Sene 852 târîhinde bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Mora cezîresin Venedik elinden almağa giderken bunu dahi Venedik küffârı elinden dest-i kahr ile kabza-i teshîre alup Süleymân Hân tahrîri üzre Cezâyir eyâletinde kapudan paşa hükmünde 243a Ağrıboz sancağı hâkinde yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi (---) aded kurâdır.
EÇS VIII 243a
Ve vâlide sultânların hâss-ı hümâyûnları olup hâkimi voyvadadır kim maktû‘-ı kalem ve mefrûzu'l-kadem olup elli bin guruş tahsîl olur. Şeyhülislâmı, nakîbü'l-eşrâfı, sipâh kethudâyeri, yeniçeri serdârı, kal‘a dizdârı, elli aded merdüm-hisârı, muhtesibi, bâcdârı, harâc emîni, şehir kethudâsı (---) (---) (---) vardır.
EÇS VIII 243a
Kal‘ası evc-i semâya berâber bir gök kaya üzre cenûbdan şimâle tûlânîce şekl-i bâdemî seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâ-yı sedd-i İskender'dir. Dest-i Venedik'de iken eyle amâr u müzeyyen binâ imiş kim cemî‘i Frengistân üstâdlarının pesend etdikleri hisâr-ı üstüvârın biri dahi budur. Ve biri dahi Moton ve Koron'dur. Ammâ bu eyle bir kâr-ı kadîmdir kim her taraf-ı kadd-i bâlâsı otuzar arşın Şeddâdî dîvâr-ı musanna‘ ve mücellâ ve musaykal seng-i hârâdır kim kâr-ı hendese letâfet [ü] zerâfetinde misli yokdur. İlm-i mi‘mârîden sehel haberdâr olup bu kal‘a-i pesendîde gördükde engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olur. Lâkin küçükdür. Girdâ-girdi kâmil bin adım olup iki kapusu var. Biri semt-i kıbleye ve biri cânib-i cenûba nâzır demirden metîn ü kavî kapulardır.
EÇS VIII 243a
Cümle bu kal‘a içre elli aded hânelerdir. Ammâ yukaru tâ iç kal‘ada aslâ evler yokdur, ancak cebehâne ve ba‘zı mühimmât levâzımâtlar vardır. Zehâyir kısmından buğday ve darı ve kılçıklı pirinç ve beksumât var, gayri şey yokdur. Bu iç hisârdan Akdeniz ayak altında gibi nümâyândır. Ammâ aşağı kal‘ada bir câmi‘ var, tarz-ı kadîmdir.
EÇS VIII 243a
Bu kal‘anın suyu eşeklerle aşağıdan gelir, su sarnıçları mu‘attaldır. Ve bu kal‘anın kıble tarafı sahrâ ve dahi mâverâsı Akdeniz bir mîl kadar mesâfedir. Ve şark tarafı havâleli bayırlardır. Ve etrâfında aslâ handakı yokdur, zîrâ sa‘b ve yalçın kayalardır.
EÇS VIII 243a
Ammâ bu varoş-ı ma‘mûr gâyet müzeyyendir. Bir vâsi‘ dereli ve iki tarafları kayalı bir öz içine vâki‘ olup cümle 13 aded mahalle-i müslimî[n]dir. Evvelâ (---) mahallesi,
EÇS VIII 243a
Meşhûru bunlardır. Ve cümle 8 aded mahallât-ı keferâtdır, ammâ Yahûdî ve Freng yokdur. Lâkin Rûm ve Bulgar ve Ermenî ve Latin kefereleri çokdur. Bu kadar mahallâtlar içre cümle 6 ad[ed] mihrâbdır. Dördünde salâ[t-ı] Cum‘a edâ olunur câmi‘-i selâtîn-i Âl-i Osmân [u] sâ’ir a‘yândır. Evvelâ cümleden müferrih dilküşâ ve kurşum örtülü Hasan Beğ câmi‘i.
EÇS VIII 243a
Andan Ebü'l-feth Sultân Mehemmed câmi‘i, gerçi tarz-ı kadîm bir kiremit örtülü ma‘bedgâh-ı kadîmdir ammâ müstecâbü'd-da‘ve beytullâh olup gâyet rûhâniyyet vardır. Ve hareminde gûnâ-gûn sâyedâr dıraht-ı müntehâlar vardır. Kıble kapusunın atebe-i ulyâsı üzre bu târîh mastûrdur:
EÇS VIII 243a
Her ki zi-rahmet-i Hudâ ümmîd kün,Der penç evkât încâ nemâz,İlâhî be-hakk-ı sûre-i ihlâs,Ebedî kün în câmi‘-i halâs.Sene 852.
EÇS VIII 243a
Bunlardan mâ‘adâ mahalle mesâcidleridir kim cümle 3 mahalle zâviyeleridir.
EÇS VIII 243a
Ve cümle 3 aded medrese-i müfessirândır. (---) (---) (---) (---) (---)