EÇS VIII 243a
Ve cümle (---) aded tekye-i âbidândır. (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 243a
Ve cümle bir aded hammâm-ı râhat-ı cândır. Ol dahi Mehemmed Paşa'nın hayrâtıdır. Ve cümle 40 aded hânedân hammâmları var dediler.
EÇS VIII 243a
Ve cümle bir aded imâret-i dâ[rı]'l-me’kel-i fakîrândır.
EÇS VIII 243a
Ve cümle 5 yerde şehir içre cereyân eden nehir üzre taş cisr-i ibret-eserler vardır, ammâ birer göz küçük kantara-i zîbâlardır.
EÇS VIII 243a
Ve cümle 2 aded dükkânçe-i ehl-i hırefdir. Gerçi bezzâzistânı yokdur ammâ her metâ‘-ı girân-bahâ bî-bahâ bulunur. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 243a
Ve cümle iki bin beş yüz aded mükemmel ü mükellef kiremit örtülü kat-ender-kat ma‘mûr u müzeyyen hânedânlar ve gayri büyût-ı ra‘nâ-yı İremlerdir ve cümle sokakları kaldırım döşelidir.
EÇS VIII 243a–243b
Ve kal‘a altından tâ aşağı çârsû deresine varınca cümle biri biri üzre ufacık ve daracık ve havlısız kefere evleridir kim yüzleri cânib-i garba nâzırdır. Ammâ bu kefere hâne- 243b -lerinin dere aşırı mukâbelelerinde olan bayırlar üzre cümle müselmân mü’minân muvahhidân hâneleridir.
EÇS VIII 243b
Ve cümle yüzleri kıble semtine nâzır bâğlı ve bâğçeli ve fıskiyye ve havz u şâzrevânlı vâsi‘ havlılı kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir. Cümleden (---) sarâyı ve (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) meşhûr hânedânlardır.
EÇS VIII 243b
Ve bu şehir içre cereyân eden nehr-i (---) yemîn [ü] yesârı böyle ma‘mû[r] büyût-ı müzeyyenelerdir. Âb [u] hevâsı sehildir. Bâğlarında limonu ve turuncu ve zeytûnu ve anârı ve gayri gûnâ-gûn müsmirâtları çokdur.
EÇS VIII 243b
Ve cümle 8 aded mesîregâhları var. Cümleden şehrin yıldız cânibinde nîm sâ‘at ba‘îd Paşa Bâğı nâmıyla ma‘rûf bir bâğ-ı İrem vardır kim bî-bedel teferrücgâh-ı râhat-ı cândır. Ve Mesîre-i
EÇS VIII 243b
Evsâf-ı tetimme-i şehrengîz-i külliyât-ı şehr-i izdin
EÇS VIII 243b
Evvelâ vilâyet-i Rûm olmağile ekseriyyâ halkının lisânları Rûmşa olup fasîh u belîğ Rûmca ve Türkçe kelimât ederler.
EÇS VIII 243b
Esbâbları cümle iskerled ve parankona ve saya ve çuka ferrâce ve kontoş ve serhaddîler geyüp başlarına destâr-ı Muhammedî sararlar. Re‘âyâları yine beyâz keçeden Freng şapkası geyüp beyâz abâlar ve kebeler geyerler. Ve zenâneleri cümle başlarına elvân çukadan terpûş geyüp yüzlerine kıldan nikâb ve başlarına beyâz arakıyye eyinlerine gûnâ-gûn çuka ferrâceler geyüp hırâmânî reftâr ederler, ammâ gâyet mü’eddebe ve ehl-i perde havâtînleri var, zîrâ mazbût şehr-i ma‘lûmdur.
EÇS VIII 243b
Ve cümle halkı garîb-dost kavm-i tüccâr veliyy-i ni‘am sofra sâhibi halûk ve halîm ü selîm âdemlerinden (---) Ağa ve (---) Ağa ve (---) Ağa keremkârây hânedân sâhibleridir.
EÇS VIII 243b
Ve gâyet gâzî ve serbâz u dilâver server hünerver âdemleri olup bu şehir leb-i deryâ kurbunda olmağın âsî Venedik'den havfleri olduğundan her gece bu şehirden biner aded çatal fitilli yarar ve nâmdâr fetâlar çıkup leb-i deryâyı muhâfaza ederler. Ve her gece ikişer yüz atlı fârisü'l-hayl küheylân atlı gâzîler sabâha dak şehrin cânib-i selâsı olan dağları ve belleri geşt [ü] güzâr edüp karavul beklerler.
EÇS VIII 243b
Ve bu şehr-i izdin Akdeniz'in bir körfezi içinde leb-i deryâdan nîm sâ‘at yerde vâki‘dir ammâ limanı gâyet vâsi‘ olup bin pâre gemi sığar. Lâkin kıblesi ve gün doğusu tarafına ağzı açık olup bu iki rûzgâr-ı zorkâr pek isâbet edüp gemiler pârelenir. Lâkin kavî cân kurtaran gomanalar ile lenger endâht olunca bî-bâk ü bî-pervâ gemiler a‘lâ demir dutar yataklı limandır.
EÇS VIII 243b
Ve bu şehirde cümle on bin âdem tahrîr olunmuşdur kim cümle vâlide sultân re‘âyâ vü berâyâlarıdır.
EÇS VIII 243b
Der-beyân-ı ziyâretgâh-ı izdin: Evvelâ eş-Şeyh Rıdvân Efendi, anın kurbunda Saçlı Baba Sultân, andan Kara Kadı Efendi, andan Kurşumlu câmi‘ önünde sâhibü'l-hayrât Gâzî Hasan Beğ, andan eş-Şeyh Hazret-i Sinân Efendi, andan İsmâ‘îl Efendi, andan Mehemmed Dede, kaddesenâllâhu bi-sırrıhi'l-azîz. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 243b
Bu şehirden dahi kalkup garb tarafına (---) sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 243b
Vech-i tesmiyesi (---) (---) dir. (---) sancağı hâkinde dağlar içinde ma‘mûr rabta-i müzeyyendir kim kânûn üzre yüz elli akçe pâyesiyle a‘lâ kazâdır.
EÇS VIII 243b
Ve nâhiyesi (---) kurâdır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve Âsitâne-i sa‘âdetde yeniçeri ocağından bir atîk yeniçeri çavuşu dahi hükûmet edüp cümle re‘âyâlardır mâl tahsîl eder, zîrâ cümle müselmânları ve zimmî kefereleri İslâmbol'da Yeniçeri meydânının koyun etine kayd olunmuş re‘âyâlardır kim cemî‘i tekâlîf-i örfiyyeden berîlerdir. Vâlide hâssı olan izdin kazâsına müşâ kazâdır, ammâ anlar bu re‘âyâlara müdâhale edemezler. Kânûn üzre yeniçeriler hükmünde re‘âyâlardır.
EÇS VIII 243b
Ve şehri Hünkâr yaylağı dibine vâki‘ olup cümlesi 800 aded kârgîr ve kiremit örtü[lü] bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr ve müzeyyen hâne-i zîbâlardır. Bir yayla-yı azîm dâmeninde olmağın âb [u] hevâsı latîf kasabacıkdır. Lâkin limonu ve turuncu ve nârı olmaz.
EÇS VIII 243b–244a
Kamusu beş aded mahalledir. Ve dükelisi (---) aded mihrâbdır. Çârsû içinde (---) câmi‘i ve (---) (---) (---) ve mahallât mesâcidleri ve bir medresesi ve bir mektebi ve bir tekyesi ve bir hammâmı ve yüz mikdârı dükkânları ve bir hânı ve (---) ve sâ’ir imârâtlârı vardır. Cümle âbâdân eser-i binâları yıldız rûzgârı tarafına nâzır, (---) (---) (---) (---) (---) 244a
EÇS VIII 244a
Andan yine cânib-i şarka düşüp izdin sahrâsın geçüp (---) sâ‘at gidüp izdin sahrâsında cereyân eden nehr-i (---) Narda ve Ağrafa dağlarından gelüp bu izdin sahrâsında merhûme Kösem Vâlide Sultân'ın yedi göz ibret-nümâ vâcibü's-seyr cisr-i azîminden geçüp izdin körfezinde Akdeniz'e mahlût olur.
EÇS VIII 244a
Hakîr dahi bu kantara-i memerr-i nâsdan geçüp bir sâ‘at dahi gidüp,
EÇS VIII 244a
Der-beyân-ı uyûn-ı germâb-ı nâfi‘-i izdin: Beş altı yerde kaynak ılıcalardır, ammâ ol kadar binâ-yı azîmli hummalar değildir. Alçak alçak küçük kubbeciklerdir. Ba‘zısının üstünde eser-i binâları olmayup kaynak ıssı sulardır. Ekseriyyâ izdin halkı ve kasaba-i Mercanos ve kasaba-i Mudunuç ahâlîleri gelüp bu hummalara girüp şifâ bulurlar, gâyet nâfi‘ kükürd kokar mâ-i germâlar[dır].
EÇS VIII 244a
Bu ılıcaların yanında tütünü meşhûr kasaba-i Mercanos yolu sağ tarafımızda kalup bizler cânib-i cenûba 2 sâ‘at dahi dağlar aşup giderek,
EÇS VIII 244a
Evsâf-ı sûr-ı üstüvâr-ı kavî burç, ya‘nî binâ-yı metîn kal‘a-i Mudunuç
EÇS VIII 244a
Bânîsi Venedik Penc-pirimidir. Sebeb-i tesmiyesi (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 244a
Fâtihi bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed sene (---) târîhinde Mora cezîresi fethine giderken Gâzî Ömer Beğ'i serdâr edüp be-dest-i Ömer Beğ, bu kal‘a-i bî-misâl dest-i Efrenc-i Venedik'den feth olup tahrîr-i Süleymân Hân üzre kapudan paşa eyâletinde Ağrıboz sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâcıkdır.
EÇS VIII 244a
Nâhiyesi (---) aded kurâlardır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve harâc emîni ve bâcdârı ve kal‘a dizdârı ve yüz aded mekeros apordos ve fakîr kal‘a neferâtları ve fakîr kibâr-ı a‘yânları vardır.
EÇS VIII 244a
Kal‘ası leb-i deryâdan cânib-i garba iki sâ‘atden eksik ba‘îd olup dağların bir yüksek yerinde şekl-i müdevver dörd kat bir Şeddâdî binâ kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil dörd bin adımdır. Lâkin aşağıda kal‘anın iki katı ba‘de'l-feth münhedim olaldan berü câ-be-câ der-i dîvârları rahnedâr durur, ammâ sehel mâl-ı himmet ile amâr olmak mümkindir, ammâ üçüncü kat dîvârı ve iç kal‘ası gâyet metîndir.
EÇS VIII 244a
Hikmet-i Hudâ bu fakîr bu kal‘aya gelmezden mukaddem yolda bir top u tüfeng sadâsı ve bir gülbâng-ı Muhammedî edâsı işidüp mukayyed olmadık. Bir de âheste âheste bu şehre gelirken niçe bin ümmet-i Muhammed ehl [ü] ıyâlleriyle başları kaba ayakları kaba piyâde olup kaçarlardı. Meğer bu kal‘a varoşuna küffâr donanması deryâdan leşker döküp karadan Corci nâm kapudan-ı bî-îmân gelüp bu şehri urup nehb [ü] gâret alan [u] tâlân edüp ihrâk bi'n-nâr edüp iki yüz aded esîr ve niçe bin guruşluk metâ‘-ı kâlây [u] zahâ’ir alup kadıyı dahi esîr edüp evlâd [u] ıyâlin alır.
EÇS VIII 244a
Kadı-i zâlim re‘âyâ vü berâyâya ol mertebe zulm-i sarîh [ve] ta‘addî etmiş kim kadının zülmünde[n] re‘âyâlar kayıklara binüp deryâya şinâverlik eden Corci Kapudan'a Venedik'in İstendil adasında varup bulur. Kadıdan tazallum edüp,
EÇS VIII 244a
"Bizden bu kadar mâl aldı, kapudan Hazret-i Îsâ hakkıyçün olsun bizim hakkımızı hakk eyle" deyü yine re‘âyâlar Corci Kapudan'a vesîle olup berren ve bahren gelüp böyle bir nâzenîn şehir bir kadı-i zâlim sebebiyle küffâr harâb [u] yebâb edüp bu kadar esîr mâl-ı ganâ’im alır.
EÇS VIII 244a
Bizler dahi bu vâveylâ mahallinde bu şehre girmeğe cür’et edüp gördük kim henüz küffâr bu kadar mahlûk-ı Hudâ'yı esîr-i bend-i zencîr edüp götürür.