EÇS VIII 247a
İbrâhîm Hânzâde etdi nâgehân azm-i bekâ,Terk-i dünyâ kalbine gûyâ ki oldu lâyiha,Kim ederse fevti târîhin su’âl el kaldırupRûh-ı İbrâhîm beğ içün diye el-fâtiha.Sene 1077.
EÇS VIII 247a
Bu câmi‘lerden mâ‘adâ kamusu altı aded mahalle buk‘alarıdır. Cümleden (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---),
EÇS VIII 247a
Dükelisi dörd aded medrese-i hâce-i âlimândır. Evvelâ medrese-i (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 247a
Ve cümlesi (---) dâru'l-ulûm-ı nâresîde-i püserândır. Evvelâ Sarıkabak mektebi (---) (---) (---).
EÇS VIII 247a
Ve cümle üç aded hânkâh-ı erbâb-ı tarîk-i Âl-i Abâ-yı fenâ fillâhdır. Cümleden (---) tekyesi (---) (---). Ve cümle altı aded müselmân mahallesidir. Evvelâ (---) mahallesi (---) (---) (---) (---) (---) (---) Ve cümle on yedi aded Rûm mahallesidir. Ve cümle bir aded Yahûdî mahallesidir.
EÇS VIII 247a
Ammâ hepsi iki bin beş yüz aded mükellef ü mükemmel kiremit örtülü Şeddâdî taş dîvârlı kârgîr binâ sarây kapuları gibi kemer kapulu vâsi‘ hâne-i zîbâlardır. Cümleden Sarıkabak {Hasan Ağa} sarâyı ve (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---).
EÇS VIII 247a
Ve umûmisi bir aded hammâmdır. Ve olancası iki aded hânlardır, ammâ hammâm ve kurbundaki hân vâlide sultânın hayrâtıdır kim izdin hâssı mâlıyla binâ olunmuşdur, ammâ çârsû içindeki hân gayri kimesne hayrâtıdır.
EÇS VIII 247a
Ve cümletâsı yüz mikdârı dekâkînlerdir ammâ add etmedim, ammâ gâyet vâsi‘ sokak içine vâki‘ olup çârsû içre üç yerde çınâr-ı azîmleri vardır. Ekseriyyâ şâhrâhları kaldırımsız şûre yerlerdir.
EÇS VIII 247a
Âb [u] hevâsı gâyet sakîl olduğundan hukemâ-yı kudemâ bu şehre dâr-ı hummâ deyü tesmiye etmişler. Anıniçün halkının reng-i rûyları saruya mâ’illerdir. Ve tâze yiğitleri Cezâyirli esbâbı libâslar geyüp baldırı çıplak gezüp ve elvân çukadan peşliler geyüp arkalarında birer Cezâyir ihrâmları olup ayaklarında siyâh Freng pâbuçları geyüp başlarında la‘l-gûn fesler ve bellerinde çatal bıçaklar taşıyup gezerler.
EÇS VIII 247a
Ammâ bu şehirde avretler sokağa rûz-ı rûşende çıkmak aybdır. Gece fânûslar ile hüddâm-ı siyâh çerdeleriyle akrabâ ve ta‘allukâtlarına gider. Eğer merhûme olursa ol zamân gündüzün kapudan taşra Arapça ile dâr-ı karâr-ı vâdî-i hâmûşâna gider.
EÇS VIII 247a
İbret-nümâ-yı binâ-yı âbâdân: Bu şehrin cenûb cânibinde şehre gelen su kemerleri acâ’ib binâ-yı temâşâgâhdır. Lâkin suyu ol kadar memdûh olmayup elbette vefret üzre nûş eden balgamî olup asferü'l-levn olur.
EÇS VIII 247a
Ve mesîregâh-ı bâğ-ı Merâm Alî Paşa: Bir teferrücgâh-ı hıyâbândır kim vasfında lisân kâsırdır. Bu cây-ı müferriha Köpürlüzâde Fâzıl vezîria‘zam Ahmed Paşa konup seksen gün kâmil meks etdikde bu şehrin âb [u] hevâsı sakîlliğinden kâmil defter ile on sekiz bin âdem asker-i İslâmdan hastalık ile merhûm olup âşinâ-yı velî-ni‘am olan efendilerimiz ve Gedüslü Halîfe efendimiz ziyâret edüp rûh-ı şerîfleriyçün bir Yâsîn-i şerîf tilâvet etdik. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS VIII 247a–247b
Bir hafîf beyâz taşdır. Şehrin şimâli hâricinde tarlalar içinde bir mahûf u muhâtara çâh-ı cahîm gayyâsı gibi ka‘r-ı zemîn mağârâlarda keserlerken gûyâ peynir gibi yumuşakdır, hemân kesb-i hevâ edicek bir beyâz katı taş olur. Ammâ kehf-i azîmlerden çıkarırken çok kûhken âdemler altında kalup helâk olmuşlardır. 247b
EÇS VIII 247b
Memdûhât-ı sanâyi‘âtından: Bu mezkûr taşdan beyâz ve musanna‘ tütün lüleleri edüp eyle münakkaş ederler kim gûyâ nakş-ı Mânî'dir. Ve gûnâ-gûn kâseler ve buhûrdânlar ve fincân-ı münakkaşlar edüp sarı şem‘-i asel ile tertîb edüp gûyâ altun olur. Ve tereyağı sürseler gûyâ seng-i hârâ olup vilâyet vilâyet lüle ve kâse ve fincânların hedâyâ götürürler.
EÇS VIII 247b
Bu şehri dahi seyr [ü] temâşâ edüp cânib-i şarka 5 sâ‘atde taşlı bayırlar aşup koyun ağıllarında kaymaklar yeyüp içüp hoş geçüp,
EÇS VIII 247b
Evsâf-ı deyr-i Ayağırıyoz, ya‘nî kal‘a-i azîm Ağrıboz
EÇS VIII 247b
Rûm Yûnân keferelerinden Ayağırıyoz ya‘nî nâm sâhibi evliyâ bir ruhbân binâ edüp Ayağırıyoz'dan galat Ağrıyoz derler. Ba‘zılar Eğriboz derler, zîrâ bu şehre deryâdan gemiyle girirken Kızılhisâr nâm kal‘ası tarafında bir eğri boz dağ vardır kim yüz mîl mesâfe-i ba‘îde yerden nümâyândır, ol eğri boz dağ içün bu şehre Âl-i Osmânlı Eğriboz derler, ammâ defter-i hâkânîde Ağrıboz yazılır.
EÇS VIII 247b
Niçe kral-ı bed-fi‘âl-i dâllden dâll-i mudille intikâl edüp âhir dest-i Efrenc-i Venedik elinden bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân sene (---) târîhinde deryâdan donanma-i hümâyûn ile karadan kendileri elli yedi bin asker ile yüz yigirmi yedi gün muhâsara edüp kal‘a-kûp toplar ile döğe döğe niçe yerlerin münhedim etdikden sonra Maslahat Depesi nâm mahalden yürüyüş edüp kılıç ura ura feth olmuşdur.
EÇS VIII 247b
Hâlâ tahrîr-i Süleymân Hân üzre kapudan paşa eyâletinde sancak beği tahtıdır kim paşasının hâss-ı hümâyûnu 440.000 yük akçedir.
EÇS VIII 247b
Ve tîmârı 205 ve erbâb-ı ze‘âmeti 48 var. Kânûn üzre cebelüleri paşasının askeriyle cümle üç bin aded asker-i pür-silâh olup me’mûr oldukları sefere giderler. Paşası deryâda üç pâre kadırga ile palpa ve aleste olup her bâr kadırgaları limanda âmâde olup bir cezîrede düşman gemileri görünse kadırgalarıyla avanta edüp düşman üzre varır.
EÇS VIII 247b
Ve kânûn üzre kadısı üç yüz akçe pâyesidir. Nâhiyesi (---) aded kurâdır. Ber-vech-i adâlet beher sene hâkim-i şer‘a on kîse ve hâkim-i örf olan paşaya seksen kîse hâsıl olur.
EÇS VIII 247b
Müftîsi vardır ve nukebâsı ve vâlîsi ve voyvadası ve sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârısı ve muhtesib ağası ve bâcdâr ağası ve harâc ağası ve şehir kethudâsı ve mi‘mâr ağası ve gümrük ağası ve dizdâr ağası ve azeb ağası ve hisâr eri ağası ve topçu ağası ve cebeciler ağası ve meremmâtçı ağası ve cümle üç yüz aded merdüm-hisâr erleri vardır kim cümle âmâde askerdir.
EÇS VIII 247b
Ve eşkâl-i zemîn-i kal‘ası: Akdeniz içinde Rûmeli eyâleti hâki tarafına yakın bir uçda şekl-i muhammes üç kat bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn sedd-i İskender-vâr bir hisâr-ı üstüvârdır kim gûyâ kal‘a-i Seğitvar'dır. Bir ma‘nâda bu kal‘a yedi kat kal‘a dîvârıdır. Araları Şeddâdî dolma rıhtım moloz binâ dîvârlardır. Ba‘zı yerleri kırkar ve ellişer ayak enli kalın dolma dîvârdır.
EÇS VIII 247b
Ve şark ve cenûb ve garb ve şimâl taraflarını deryâ döğer dîvârlardır. Ancak karayel ve yıldız cânibleri karadır, ammâ bu kara câniblerinin dîvârları seksen adım enli sedd-i Kahkahâ-vâr kesme kaya handakdır. Ve ol taraflarının dîvârları kırkar arşın yüksekdir. Ve handak kenârınca kara tarafının dîvârı bir denizden bir denize varınca bin beş yüz adım kara tarafı dîvârıdır.
EÇS VIII 247b
Ve dahi evvelki kat taşra dîvârı üzre bu kal‘anın gird-â-gird cirmi cümle altı bin adımdır. Andan iç yüzündeki ikinci kat dîvârı üzre bu sûr-ı ma‘mûrun cirmi kâmil dörd bin adımdır, ammâ levendâne yürümek ile ol kadar adımdır.
EÇS VIII 247b
Ve cümlesi yüz on bir kulle-i azîmlerdir kim her biri birer gûne burc-ı eflâkden nişân verir ebrâc-ı azîmlerdir. Ve her bir kullede kırkar ve ellişer aded iri ve ufak dendân-ı bedenlerdir. Ve her bir kullede onar ve on beşer aded sağîr ü kebîr balyemez topları vardır.
EÇS VIII 247b
Evvelâ (---) kullesi (---) ve kullesi (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 247b–248a
Ammâ cümle kullelerden metîn ve azîm ve kavî Cisr kullesi başka kal‘adır kim Köprü kal‘ası nâmıyla meşhûrdur. Başka bir küçücük adacık içinde vâki‘ olup dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır. Başka dizdâr ağası ve başka iki yüz neferâtı vard[ır]. Bu kal‘adan büyük kal‘aya giderken ağaç cisr ile geçilüp gidilir. Ve ba‘zı mahalde cisrler zencîrlerle kalkup kal‘a cezîrede kalup cisr altından 248a kadırga gemisi geçer.
EÇS VIII 248a
Der-acâ’ibât-ı mutalsamât-ı kâr-ı kehene-i kudemâ: Bu mahallin cisri altından gece ve gündüz deryâ bir kesme kaya boğazda kırk kerre aşağı ve kırk kerre yukaruya cereyân etmededir, ammâ katı yaydan ok çıkar gibi akar. Ve sabâhdan öyleye dek cânib-i garba akar. Ve öyle vaktinden tâ vakt-i gurûba dek şark tarafına cereyân eder. İlâ mâşâallâh leyl ü nehâr bu boğazda deryâ böyle cereyân etmededir. Bir acâ’ib ü garâ’ib temâşâgâh mutalsamât-ı ibret-nümâdır. Ve bu boğazda suyun yukaru aşağı akduğu yerde,
EÇS VIII 248a
İbret-nümâ-yı kâr-ı üstâdân: Üç aded su değirmenleri var kim dakîk-i gendüm-i rakîk öğüdürler. Su kangı cânibe cereyân ederse âsiyâb-ı musanna‘lar dahi ol tarafa deverân edüp un öğüdür. Bu dahi bir gûne ağreb ü garâ’ibden musanna‘ ibret-nümûn tahhân-ı pesend-gûndur.
EÇS VIII 248a
Ve bu değirmenlerin üstlerinde bu kal‘a neferâtlarının ve garîbü'd-diyâr yiğitlerin odaları vardır.
EÇS VIII 248a
Ve bu değirmenlerin kapusu dibinde bu köpr[ü] kal‘asının suya berâber bir uğrın hisârpîçe kapusu var. Ve bâlâda köprünün beri başında bir kapu ve öte başında bir kapusu var. Ortası mezkûr haşeb cisrdir kim her gece bevvâbân dîdebân nigâhbânlar bu cisri demir zencîr dollâblar ile çeküp kaldırırlar. Bu cisr kal‘ası ve andan içeri büyük Ağrıboz kal‘ası cezîrede kalır. Bu kal‘a-i Ağrıboz'un bu mahallini görmeyüp ibret nazarıyla bakmayup geçenler bu rûy-ı arz-ı cihânda bir şey görmemiş ve bir sun‘-ı Hudâ'yı temâşâ etmemişdir, zîrâ alâ mele’i'n-nâs böyle bir tılısmât-ı râygân yokdur.
EÇS VIII 248a
Ve bu cisr iki yerdendir. Biri değirmenler olan cisr-i azîmdir, birisi kulle cisridir. Ammâ kulleye girecek cisr Rûmeli tarafından gelüp geçilen küçük cisrdir kim anın altından kadırga geçemez. Ve bu cisr üzre bir teferrücgâh köşkü var. Cisr altından beriye ve öteye akan tılısmât suyun tarfetü'l-ayn içre nice akup nice değirmenlerin deverân etdikleri bu kasrdan temâşâ olunup bir ârâmgâh-ı müsâfirîn ü mücâvirîndir.
EÇS VIII 248a
Ve bu cisr kapusu üzre bir beyâz mermerde bir musanna‘ Santa Marka ya‘nî kanatlı arslan tasvîri var kim üstâd-ı mermer-bür bu timsâle eyle tîşe ve direfş urmuş kim gûyâ sihr-i i‘câz etmiş. Görenler anı zî-rûh zann eder, zîrâ bu sûrete Venedik kâfirleri perest edüp cemî‘i sancağ u bayrağ u peykerlerinde bu sûretin nakşın taşırlar.
EÇS VIII 248a
Ve bu cisr kullesinde cisr başından taşra çıkarken kullenin sağ tarafı rûy-ı dîvârında çâr-kûşe bir beyâz mermer-i hâm üzre celî hüsn-i hatt-ı lâciverd-i müzehheb ile tahrîr olunan târîh budur:
EÇS VIII 248a
Bâ-fermân-ı âlî mübâşeret kulle ve cisr hazret-i vezîr-i mükerrem Ken‘ân Paşa el-vâki‘ fî şehri şevvâl 19 ve itmâm şud 26 fî şehr-i mezkûr sene 1067.
EÇS VIII 248a
Ve bu cisr-i ibret-nümânın karşusunda Rûmeli tarafında istife hâkinde hemân cisrin başında otuz ocaklı bir hân-ı mu‘azzam var, leb-i deryâdadır. Cemî‘i âyende vü revendegânlar bu hân-ı mihmânsarâyda konup sabâh cisr kurulup kal‘a kapusu açıldıkda erbâb-ı hâcât kal‘aya duhûl ederler.
EÇS VIII 248a
Ve bu hândan kal‘aya girecek cisr kapusu cânib-i garba nâzırdır. Ve bir kapusu dahi aşağıda taraf-ı kıbleye nâzırdır. Ve bir kapu dahi yukaru kapulardır kim semt-i garba meftûhdur kim taşdan mebnî alçak cisirler ile ubûr olunur. Lâkin bu kapuların önleri zencîr ile her gece kalkar ağaç cisrdir.
EÇS VIII 248a
Ve bu kapuda Süleymân Hân bir azîm kulle binâ edüp kapunun iç yüzünde beyâz mermer üzre tahrîr olunan târîhdir: