İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VIII 255a
Sırr-ı sun‘-ı Hudâ-yı azîm: Hikmet, garâ’ib bunda kim balın kovan sepedi içre hâsıl olan bal koç başı gibi boynuzlu ve kaşlı ve gözlü ve ağızlı ve burunlu ve kulaklı bir şîrîn mahbûb koç kellesi gibi petek balı olur. Her sepetde onar ve on beşer ve yigirmişer vukıyye gelir baldan koç kellesi hâsıl olduğıyçün "koç başı balı" deyü memdûhât içre meşhûrdur. Ve râyiha-i tayyibesi misk [ü] amber-i hâm gibi olup tenâvül edenin demâğın mu‘attar eder. Ve bu kenîsede pişen ni‘met-i nefîse bir yerde tabh olmak ihtimâli yokdur kim cemî‘i âyende vü revendelere sofra-i bî-im[tin]ânlarıyla ni‘met-i mümessekleri mebzûldür.
EÇS VIII 255a
Der-şehrengîz-i temimme-i külliyât: Bu Atina kazâsı gibibir küçük kazâda cümle bin bir aded sağîr ü kebîr kenîseler ve manastırlar ve düyûrâtlar vardır. Niçesinde beşer ve onar ve yigirmişer aded palâs-pûşân keşîşân lât-ı uzzâ perestânları var. Ve her bir kenîselerin birer gûne esmâları var. Ammâ bu Koçbaşı manastırına Rûm kefereleri süryânî der ve gâyet i‘tibâr ederler. Hattâ cemî‘i Frengistân ve gayri kâfiristândan nezerâtlar gelir.
EÇS VIII 255a
Nâ-medh-i deyr-i râhibân-ı Mendel: Bu mezkûr Koçbaşı kenîsesinden şark cânibine 2 sâ‘atde kayalı dağlar ve sa‘b yollar ile gidüp bir kûhistân mişeistân bâğ-ı hıyâbân koyah içinde keşîşhâne-i Mendel manastırın dahi Hazret-i Îsâ âyet, sûre-i (---) Arapça nass-ı kâtı‘-ı bürhânı üzre Îsâ Nebî âsımâna urûc etdikde on iki aded havâriyyûn nâm halîfeleri pârekende ve perîşân olup her biri bir cânibe seyâhat ederek (---) nâm havâriyyûn dahi bu Atina şehrine gelüp bu Mendel kenîsesin binâ etmiş. Hâlâ beş yüzden mütecâviz ruhbânları vardır. Buna dahi cemî‘i kâfiristândan nezerâtlar gelir. Bin atlı gelse "Hoş geldiniz" deyü ta‘zîm edüp ri‘âyet ederler, ammâ Yahûdî varsa sabâh mürd olmuş bulunup kapkara yanmış bulunur, aceb hikmetdir.
EÇS VIII 255a
Bu deyr-i musanna‘da ol kadar mahbûb mûğ-pîçe papas gulâmları var kim medihlerinde lisân kâsırdır. Niçe bin koyun [ve] kuzu ve keçi ve sığır ve at ve katırları dağlarında ve hıyâbânlarında çobansız sürü sürü reme reme gezerler. Ve bâğ u bâğçeleri dünyâyı dutmuşdur.
EÇS VIII 255a–255b
Ve hâlâ İslâmbol'un Emînönü'nde binâ olunan Vâlide câmi‘ine bu kenîse hâs kayd olunup bostâncıbaşı tarafından bir haseki zabt edüp imâret-i dâru'z-ziyâfe içün cânib-i vakfa beş bin vukıyye asel-i musaffâ verirler. Ve eğer bu Mendel manastırının mâ-vaka‘ı üzre binâsı ve hevâsı ve anda olan ibret-nümâ musanna‘ kanâdîl ü şem‘dân ve çelipaları 255b ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir tomar-ı dırâz olur, zîrâ bu deyr-i bî-misâlin vasfında lisân kâsırdır. Bu deyri dahi temâşâ edüp mâ-fevkinde,
EÇS VIII 255b
Temâşâgâh-ı gâr-ı acâ’ib: Bir kûh-ı ser-bülend içinde sâfî mermeristân bir kûh-ı azîm-i bâlâdır kim evc-i âsımâna ser çeküp mâ-fevkinde Hazret-i Süleymân'ın Belkîs Ana'ya binâ etdiği kasr-ı azîmin hâlâ eser-i binâları râygândır. Cemî‘i Akdeniz içinde olan cezâyirâtlar serâpâ zâhir ü bâhirdir.
EÇS VIII 255b
Atina şehrinde her ne kadar âsâ[r-ı] binâlar var ise mermer amûdları ve gayri mermer ahcârâtları cümle bu kûh-ı bâlâdan kesildiği yerleri durur. Ve hâlâ niçe yüz aded kûhkenler Ferhâd-vâr mermer kesmededirler, garîb temâşâgâhdır.
EÇS VIII 255b
Ve bu mahalde bir derk-i esfel-misâl bir kehf-i azîm vardır. Papaslar balmûmları yakup cümlemiz uryân olup birer zıbun ile daracık kayalar içre teper aşağa delikden deliğe enüp bir sâ‘atda tâ ka‘r-ı zemînde makâm-ı işrâkıyyûn ve makâm-ı Meşşâ’iyyûnlara varup temâşâ etdik. Cümle bu tâ’ife cümle bu kehflerde ifnâ-yı vücûd edüp birbirleriyle bî-zebân kelimât edüp tahsîl-i ulûm-ı felsefiyyât ederlermiş. Ammâ bu gârların cümlesi hüdâyîdir, benî âdem kârı değildir. Ve kayalar arasından aydınlık gelecek yerleri vardır. Her gârda ve her seng-i hârâda niçe yüz bin hukemâların esmâları ve gûnâ-gûn ibret-nümâ hatlar ve tasvîrâtlı hatlar var kim gûyâ İslâmbol'da Atmeydânı'nda çâr-kûşe dikili taşın hatlarıdır. Ve herkes bu gâra girüp temâşâ etdiğin taşa kazup yazmış.
EÇS VIII 255b
Andan aşağı ka‘r-ı zemînde tâ havza varınca enüp niçe bin âsâr-ı garîbeler ve niçe bin benî âdem üstühânların seyr edüp vesîlemiz olan papaslar ile üç sâ‘atde taşra selâmete çıkdık.
EÇS VIII 255b
Ba‘dehu andan aşağı 2 sâ‘atde bâğ u bâğçeler ve dağlarda niçe kerre yüz bin bal kovanları ve niçe ma‘mûr çiftliklerde zevk u safâ edüp geçerek,
EÇS VIII 255b
Menzil-i kar (---) (---) Mesoya: Hâlâ başka kazâdır kim yüz elli akçe pâyesidir. Hâ[lâ] kadısı bunda sâkin olur. Yüz aded evli ma‘mûr Urûm karyesidir. Dâğları cümle bâğlar ve zeytûn ağaçları ve bal kovanlarıdır. Andan cânib-i cenûba bir sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 255b
Temâşâgâh-ı Derzî limanı
EÇS VIII 255b
Bu cây-ı menâs-ı keştîye Derzî limanı demeğe bâ’is oldur ki bu limanın ağzında bir kara yumru adacık vardır. Ol adanın üstünde zamân-ı sâbıkdan kalmış taşdan yonma bir put vardır. Ol putu bir derzî yapdırmış. Anıniçün Derzî limanı derler, garîb temâşâdır. Be-kavl-i nasârâ ol put tâ Hazret-i Risâlet-penâh rahm-ı mâderden müştak olunca söylermiş. Mevlûd-ı Nebî gecesi lâl olmuş. Hâlâ bir beyâz mermer putdur durur. Bu put olan adacığın iki cânibinde büyük gemiler bî-bâk geçer derin yerlerdir. Ve gemiler içeri girdikden sonra her cânibi a‘lâ demir dutar yerlerdir. Ve bu limanın ağzından taşraki kıble tarafında bir bucak dahi vardır. Anda içecek âb-ı hayât su bulunur.
EÇS VIII 255b
Mezkûr bucakdan Bibercik adası dörd mîldir. Bir karaca incecik uzun adacıkdır kim tûlu on mîldir. Ve Rûmeli kenârına yigirmi mîldir ve mâbeynleri beşer ve altışar kulaç derindir. Ammâ yıldız rûzgârı olan cânibin mukâbelesindeki olan burun ucunda bir taş vardır, andan geçen gemiler ol taşı gözetmek gerek. Ve bir taş-ı azîm dahi kıble tarafındaki burunda vardır, andan dahi ihtirâz lâzımdır.
EÇS VIII 255b
Andan Derzî limanın ve Bibercik cezîresin seyr edüp 2 sâ‘at cânib-i cenûb garba meyyâl gidüp,
EÇS VIII 255b
Menzil-i karye-i Temâşâlık
EÇS VIII 255b
Atina kazâsı hâkinde olup Kifse kazâsı ile Mesoya kazâsı mâbeyninde cezîre-i Ağrıboz'da Kızılhisâr burnuna mukâbil deryâya havâle eflâke ser çekmiş bir yüce dağlı ve kayalı yerde bu kayanın tâ zirve-i a‘lâsında at meydânı-misâl bir meydânda ilm-i hendes[e] üzre çırpı ile hemvâr dizilmiş niçe yüz aded sâbit-kadem gûnâ-gûn amûd-ı müntehâlar var kim ol sütûn-ı müntehâların üstleri ebr-i semâya çıkınca kat-ender-kat sarây-ı azîmler ve kasr-ı Havarnaklar ve kâh-ı nüzhet-âbâdlar var imiş kim zamân-ı Hazret-i Süleymân'da Belkîs Ana'nın tahtgâhı imiş.
EÇS VIII 255b–256a
Ve bu cây-ı ma‘hûdede niçe bin vîrân kenîseler ve hân ve hammâm ve kubâb-ı azîmler ve tâk-i Kisrâlar var kim âdem anların vasfın tahrîr etmeğe âcizdir. Ve mezkûr mermer direkler olduğu kayalar altında ya‘nî deniz kenârında olan yarlar ve kayalar diplerinde niçe âb-ı hayât sular vardır, ammâ biri aceb kaynak-ı azîmdir. Değme âdem ol kaynak suyu bilmez, denizde kaynar, deryâdan yukaru kubbe gibi atılır, âb-ı hayâtdır. Tâ gemilerle üzerine varmayınca bilinmez. Yanına varınca kaynadığından ma‘lûm olur, zîrâ bir yerlü kayadan 256a atılup çıkar. Keştîbânlara su lâzım olursa bu mahalde tâ burunun ucunda bu kaynak suyun yoklayalar, ve's-selâm.
EÇS VIII 256a
Bunları dahi temâşâ edüp karayel tarafına dolaşdıkda,
EÇS VIII 256a
Memleha-i azîm: Bir hudâyî tuzla vardır, gâyet lezîz tuzu olur. Cemî‘i kazâlara ve nevâhîlere tuz bundan gider.
EÇS VIII 256a
Andan bu tuzla burnun gün batısı ve karayel tarafına deniz kenârıyla dolaşdıkdan sonra şehr-i Atina'nın Eski limanı kenârına gelinir. Bu limanın ismine lisân-ı Freng'de Porto-Veko derler. Mezkûr limanın gün batısı tarafına Atina'nın Ejder limanıdır. Bu limanın ismine lisân-ı Efrenc üzre Porto-Liyo derler. Zamân-ı kadîmde bu liman ağzına kâfirler taş dökmüşlerdir. Bu limana girirken gâyet ihtirâz lâzımdır. Mezkûr taşlar limanın gün doğusu tarafındadır.
EÇS VIII 256a
Ve bu limandan tâ Meğara kal‘asına varınca otuz beş mîldir. Bir hayli vâsi‘ ve tavîl körfezdir kim nihâyetinde Meğara kal‘ası var. Ve karşu cenûb tarafına Mora cezîresinin Termiş kal‘ası burnu var. Ve Meğara kal‘asının garb tarafı ardına İnebahtı körfezidir. Ve bu İnebahtı körfeziyle Meğara kal‘ası körfezinin ikisi mâbeyni altı mîl karadır. Dağdan iki körfez denizleri dahi görünür.
EÇS VIII 256a
Ve mezkûr Atina limanı ile Külür adası mâbeyninde Harâmî adası derler, bir küçük adacıkdır. Atina limanından Harâmî adacığına dak iki mîldir kim gâyet yakındır kim bâng-ı horos istimâ‘ olunur. Ammâ mezbûr adacığın mâbeyninden refâhiyyet üzre barça gemiler geçer.
EÇS VIII 256a
Ve mezkûr Külür cezîresi bir çam ve ardıç ağaçlı adadır. Her cânibi a‘lâ demir dutar yerlerdir. Ve kenâr ile Külür adası mâbeyni bir mîl karası yakındır. Ve derinliği dörd ve beş kulaç denizdir. Ve cezîre-i Külür'de bir kenîse vardır, ismine San Nikola derler. Mezbûr adaya varan gemiler kilisanın önüne yanaşırlar ve içmeğe suları bu adada çamlı derelerde bulunur.
EÇS VIII 256a
Andan yine cânib-i garba gidüp tekrâr,
EÇS VIII 256a
Menzil-i şehr-i azîm Atina
EÇS VIII 256a
Voyvoda İbrâhîm Ağa'da yine mihmân olup yine seyr [ü] temâşâ-yı ahvâl-i Atina'ya şurû‘ etdik. Evvelâ,
EÇS VIII 256a
Der-hisâb-ı ekâlîmât: Be-kavl-i müneccimîn bu Atina yigirmi sekizinci iklîm-i örfîde bulunup arz-ı beledi (---) (---) ve tûl-ı nehârı (---) (---) derîce ve dakîkadır. (---) (---) (---)
EÇS VIII 256a
Der-kavl-i kehene-i kudemâ-yı selef: Bu Atina şehrinin tâli‘-i imâreti burc-ı kavs-ı beyt-i müşterî ve nârîde bulunmuşdur. Anıniçün halkı şast ber-kabza çekilmiş yay gibi her cânibe nigerân edüp müşterî sayd edüp ticâret ederler. Beyt-i nârîde bulundukları cihetden ahâlî-i vilâyeti âteş-pâre lecûc ve akûr Urûmlardır.
EÇS VIII 256a
Der-memdûhât-ı mahbûbe-i mahbûbât: Rûm keratsaları olur kim bu cihânda misilleri yokdur. Ol kadar beyâz ve ebrû-yı kemân ve hokka ağız ve dürr-i dendân ve sîm-gabgab çâh-ı zenehdân sâhibi pençe-i âfitâb bintân-ı bâkire ve dûşîze ve pâkîze duhterleri olur kim gûyâ her biri perî-peyker ve melek-manzar olurlar.
EÇS VIII 256a
Ve mahbûb Urûm kiritsileri var kim her biri maralî ve gazâlî Hoten âhûsu gözlü ve şîrîn sözlü sîm-beden ve nâzük-endâm ve bedr-i tâm misilli sûretleri çîn-i meh-cebîn mahbûbu'l-kulûb mûğ-pîçe cüvânları olur kim söze gelseler bedî‘u'l-beyân ve fasîhu'l-lisânlardır.
EÇS VIII 256a
Âb [u] hevâ-yı râhat-ı cânı ise gûyâ şehr-i Ma‘arratü'n-nu‘mân ve şehr-i Halebü'ş-Şehbâ'dır. Binâ cihetinden ise bu kevn-i atlâs-ı felekde nazîri yokdur. Eğer misli var ise Şâm u Haleb'de ve Kuds-i Şerîf'de ve Mısır-ı Kâhire'nin binâ-yı ibret-nümâları ola.
EÇS VIII 256a
Der-temdîhât-ı ulemâ-yı etıbbâ-yı hâzikân: Cemî‘i halkı ilm-i tıbba mukayyeddirler, ammâ cümleden Marçelin ve Mendel kenîsesinde Mihail ve Tiryandafila ve Zafiri nâm kefereler cümleden üstâd-ı kâmil hâzık-ı fassâd-ı âmil tekmîl-i ma‘rifet etmiş keferelerdir.
EÇS VIII 256a
Ve cerrâhân-ı fassâdları hod bî-nihâyedir, ammâ Nikola ve Saranda ve Manolak nâm zımmîler gâyet üstâd-ı kâmil cerrâhlardır. El-hâsıl hukemâ-yı hâzıkı ve cerrâhân-ı fâsıdı hadden efzûn ve ta‘rîf ü tavsîfden bîrûndur, zîrâ Hazret-i Süleymân bu şehre bünyâd uralı medînetü'l-hukemâ ve'l-kudemâ şehr-i azîm Asina'[dır].
EÇS VIII 256a
Der-memdûhât-ı sun‘-ı hudâyî mezkûr olan mümessek olan asel-i musaffâsı bu edîm-i arzda yokdur, zîrâ bu diyârın dağlarında hâsıl olan giyâhât [u] nebâtâtın şükûfe-i ezheriyâtından hâsıl olur berrâk musaffâdır kim pâdişâhlara hedâyâ gider. Ve beyâz ve la‘l-gûn kiraz-ı âbdârı bir şehrin bâğ-ı cinîn-i gaytânlarında yokdur.
EÇS VIII 256a–256b
Hulâsa-i kelâm bu şehrin üç tarafı gül-i gülistân ve sünbül [ü] reyhânistân ve ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânları ve müşebbek bostânları hisâbın Rabbü'l-izzet (...) bilüp bu şehrin cenûb tarafı deryâ olup kara tarafı bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr 256b bir dâr-ı diyârdır kim cemî‘i müverrihân-ı vassâfân bu şehrin midhatinde kâsırlar, zîrâ hüsn-i letâfeti ve kâr-ı zarâfeti vasfdan hâric ve beyândan âricdir. Bu cihân durdukça durup inkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola, âmîn yâ Mu‘în, bi-hurmeti Seyyidi'l-mürselîn.
EÇS VIII 256b
Lâkin zâlim şehir kân-ı kavm-i Yûnâniyân olmak ile kefereleri bî-hisâbdır ve müselmânları azdır. Anlar dahi cümle Rûmca kelimât ederler, zîrâ müslimlerin şeb [ü] rûz bey‘ [u] şirâları ve hüsn-i ülfet [ü] ihtilâtları cümle kefere-i Rûm iledir, ammâ ol kadar fasîh ü belîğ Rûm lisânı tekellüm ederler kim ta‘bîr olunmaz, zîrâ lisân-ı Rûm bu şehirde iştihâr bulup Eflâtûn ve Bokrât ve Sokrât ve Batlîmûsânlar ve gayri hukemâ-yı kudemâlar Rûm lisân-ı Yûnân'a bu belde-i kadîmde irtibat vermişlerdir.
EÇS VIII 256b
Lâkin bu lisân-ı Yûnân-ı Rûm Hazret-i Dâvûd Nebî asrında Melik Câlût hukemâlarından istimâ‘ olunup Hazret-i Süleymân oğlu Melik Rac‘îm asrında iştihâr bulup Hazret-i Zekeriyyâ ve Hazret-i Yahyâ ve Hazret-i Îsâ salavâtullâhi aleyhim ecma‘în, nebîlerin zamân-ı sa‘âdetlerinde cümle lisân-ı Yûnânca kellim etdiklerinden Cenâb-ı Hallâk-ı âlem kıb(l)elinden Hazret-i Îsâ'ya kitâb-ı İncîl lisân-ı Yûnân üzre nâzil olup lisân-ı Latin'e ve lisân-ı Süryân'a ve lisân-ı Kabâbıta-i Mısır'a tercüme olundu, ya‘nî iştihâr-ı lisân-ı Yûnân bu şehr-i Atina'da tevâtür bulup cümle hukemâlar niçe bin aded kitâb-ı mu‘tebereler te’lîf ve tasnîf etdiler.
EÇS VIII 256b
Der-beyân-ı lisân-ı Yûnâniyân
EÇS VIII 256b
Bu âyet kitâb-ı İncîl'de Hazret-i Muhammed hakkında nâzil olmuşdur: