EÇS VIII 261b–262a
Venedik körfezinin cânib-i şarkîsinde Holumiç kal‘ası burnundan içeri bir küçük körfezciğin nihâyetinde bir müdevver hudâyî limandır, ammâ şehir kenârında sığ[ın]acak yerleri olup barça galyonlar bir tonoz mikdâr lenger bırağup yatırlar. A‘lâ yatak yeridir kim her gûne simâki vefret üzredir. 262a Gerçi hevâsı sehel sevâhildir ammâ mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Şarâbı ve sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbât ni‘metleri firâvândır.
EÇS VIII 262a
Evvelâ Sarı Sıddîk Baba: Rûm kefereleri dahi ziyâret edüp "Bizim İsvet Nikolamız olan Sarı Saltık Sultân budur" derler. Türbedârlarına nezerâtlar verüp ziyâret ederler. Cümle hâkimler üskes men‘ edemediler.
EÇS VIII 262a
Menâkıb-ı muhtasar: Bu azîz-i merkûm Vostiçse şehrinden karşu İnebahtı körfezin karşu geçmek murâd edindiklerinde gemiciler azîz-i merkûmu gemiye almayup giderler. Hemân Sarı Sıddîk Sultân eteğine deryâ kenârından kum doldurup deryâya döke döke kayığın ardı sıra gider. Hemân keştîbânlar görürler kim ol dervîş-i dilrîş deryâ üzre iki bin adım doldurup gelir. Hemân kayıkçıların akılları başlarından gidüp eğer dervîş böyle deryâyı doldurursa boğaz kapanup kendileri kâr yeri kalmaz. "Bire dede gel, kayığa gir" deyü Sarı Sıddîk'ı kayıklarına alup İnebahtı'ya geçirirler.
EÇS VIII 262a
Anıniçün hâlâ Vostiçse tarafından bir mîl kadar yer kumsal burundur kim ucunda bir hânı vardır. Mora'dan İnebahtı'ya iskele ol burundadır. Hâlâ ol kerâmât-ı aliyye bu Badra'da âsûde olan Sarı Sıddîk Sultân'ındır. Niçe keşf [ü] kerâmetleri dahi vardır, ammâ bu kerâmeti ızhâr etdiğiyçün âhirete intikâl etmişlerdir. Hakkâ ki Rûm tevârîhlerinde çok menâkıbların yazmışlardır. Anların tahrîri üzre bu azîz Âl-i Osmân'ın Osmâncık pâdişâhı asrında Hacı Bektaş-ı Velî halîfesi imiş, eyle terkîm etmişler. Andan,
EÇS VIII 262a
Ziyâret-i Yovani Baba kuddise sırruhu: Bunu dahi Rûmlar "Bizim Hazret-i Îsâ halîfelerinin on ikinci halîfelerinden Yovani halîfedir kim bizim havâriyyûnlarımızdandır" deyüp ziyâret ederler. Ve Hazret-i Îsâ'ya nâzil olan kitâb-ı İncîl âyetlerin bu bir yere cem‘ etdi, deyü i‘tibâr ederler.
EÇS VIII 262a
Andan ziyâret-i (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 262a
Bu şehirden dahi kalkup 3 sâ‘atde semt-i cenûba gidüp,
EÇS VIII 262a
Nehr-i Kamaniçse: Tâ Kalavrata dağlarından gelüp bu mahalde körfeze karışır küçük sudur. Anı atlarla geçüp,
EÇS VIII 262a
Karye-i Mustafâ Paşa: Üsküdar'dan bir menzildeki Gekbiziyye'deki Mustafâ Paşa câmi‘inin evkâf-ı azîmidir kim re‘âyâsı sâfî Arnavud kefereleridir. Andan 3 sâ‘atde dahi,
EÇS VIII 262a
Karye-i Mertire: Mora alaybeğisi ze‘âmetidir. Re‘âyâsı cümle Rûm olup bu köy Mora kara dağları eteğinde olup cümle kâfir firkateleri bu kenârlarda ağaçlık içre küçük limanlarda gizlenüp âyende vü revendeleri esîr edüp gider.
EÇS VIII 262a
Ve bu karyeden (---) sâ‘at Gaston sahrâ-yı bî-pâyânı içre ma‘mûr câmi‘li ve hânlı ve hânedânlı ve bâğ u bâğçeleri geçüp,
EÇS VIII 262a
Bânîsi Bundukanî Venedikidir. Lisân-ı Rûmca Larinçe (---) (---) (---) (---) derler. Sebeb-i tesmiyesi oldur. Ammâ sene (---) târîhinde Bâyezîd-i Velî Hân fethidir. Usret ile feth olup bî-fâ’ide olduğiyçün ba‘de'l-feth kal‘asın câ-be-câ münhedim etdiler, zîrâ Balıbadra ve Holumiç kal‘aları gâyet yakın olduğundan kal‘asın berbâd etdiler, ammâ amâr iken Mora adasında anın gibi ma‘mûr u metîn kal‘a yok imiş. Hâlâ cümle der-i dîvârından çok yerde âsâr-ı binâları vardır. Sehel bahâne ile ta‘mîr olup leb-i deryâda şekl-i muhammes bir kal‘a-i metîn olurdu. Ve âb-ı hayât suları ve iki aded limanları olup sekiz rûzgâr-ı zorkârdan bî-bâk ü bî-pervâ yatılır limanları var. Ve hâlâ Cezâyir korsanları deryâda şinâverlik edüp şikâr ararlarken bu Holumiç kal‘ası dağın seçüp bu Larinçe limanlarında lenger-endâht olup yatırlar.
EÇS VIII 262a
Bu hakîr [ü] fakîr cümle atlarımı dağlar içre pinhân edüp iki hüddâmımla hakîr üç kişi piyâde olup Larinçe kal‘ası harâbistânı içre bir köşede pinhân olup dûrbîn ile körfez bahri içre Kefalonya cezîresi Venedik Frengi hükmünde olup cümle kal‘a ve burc-ı bârûları iskeleleri ve keferelerinin sığâr u kibârların dûrbîn ile râygân temâşâ ederken sekiz pâre yeşil sancaklı ve orsa bayraklı müselmân firkateleri zâhir oldu.
EÇS VIII 262a–262b
Meğer bize İnebahtı gâzîlerinden Durak Beğ ve Mısırlıoğlu nâm gemiler gazâdan gelirlerken hemân küffârın mezkûr Kefalonya kal‘ası limanından on pâre firkate çıkup Durak Beğ gemileri üzre avanta edüp rûy-ı deryâda İslâm gemileri ve kefere firkateleri birbirlerine girişüp bir ceng-i azîm etdiler kim 262b bu hakîr Larinçe kal‘ası harâbında top u tüfeng serpindisinden duramaz olup bir köşede pinhân idim, ammâ bizim gâzîler hakkâ ki dilîrâne eyi savaş-ı perhâş etdiler.
EÇS VIII 262b
Ammâ bizim guzâtın gemileri sekiz aded firkatelerin içi mâl-â-mâl küffâr esîri ve bî-hisâb ıskarça yüklü mâl-ı ganâ’im kendülerinde cenge iktidârları var ammâ gemilerinin cenge tahammülleri yok.
EÇS VIII 262b
Ve küffârın on pâre pür-silâh yüksüz serdemend firkateleri ve gerüden dahi sandallar ve kayıklar ile imdâdları gelmede.
EÇS VIII 262b
Hemân bizim asker-i İslâm gemileri firkatelerinin içinde mâl-â-mâl olan küffâr esîrlerinden havf etdiler kim belki ceng esnâsında esîrler baş kaldırmak ihtimâlleri ola, deyü hemân cengden fâriğ olup avanta deyüp cümle levendât küreğe girüp sekiz pâre İslâm firkatesi bizim temâşâ etdiğimiz Larinçe kal‘ası limanına girüp kapandılar.
EÇS VIII 262b
Hakîri görüp cümle gâzîler hazz edüp tarfetü'l-ayn içre sekiz pâre firkatelerinin içlerinde olan mâl-ı ganâ’im bâr-ı sakîlleri ve cümle kefere esîrlerinin ellerin dest ber-kafâ bağlayup gemilerden taşra çıkarup hakîre teslîm etdiler.
EÇS VIII 262b
Hemân hakîr hüddâmlarımı atlarıyla getirdüp hakîr dahi atıma süvâr olup küffâr esîrleri üzre âmâde durup bir gulâmımı dağda olan köğe gönderüp cümle re‘âyâ pür-silâh aşağı enüp cümle esîrleri ortaya alup ve bâr-ı sakîlleri esîrlere yükledüp harâb kal‘adan çıkup dağlara gidüp anda karâr etdik.
EÇS VIII 262b
Hemân ki Gâzî Durak Beğ sekiz aded firkatesi ile salt kalup cânib-i erba‘adan ceng-âşûbu görüp gelen yiğitlerden beş yüz kadar yiğitleri firkatelerine doldurup ol ân Larinçe limanından taşra yine küffâr üzre avanta edüp küffâr ile kütâ-küt germâ-germ savaş-ı perhâş etdiğin Ballıbadra ve Holumuç kal‘ası yiğitleri bu ceng-âşûbu duyup yolunda(?) olanlar pür-silâh tarfetü'l-ayn içre gemilere girü[p] derhâl Gâzî Durak Beğ'e imdâd yetişüp küffârın on pâre firkatesin ortaya alup top ve kurşum ile küffârı topa tutulmuş maymûna dönderüp fi'l-hâl küffârın sekiz pâre gemilerini ân-ı vâhidde feth edüp iki küffâr gemisi gerüye firâr edüp Kefalonya cezîresi limanına girdiler.
EÇS VIII 262b
Hamd-i Hudâ Gâzî Durak Beğ sekiz pâre gemi ile sekiz gemi dahi feth edüp cümle keferelerini esîr edüp ol kadar mâl-ı menâl-i ganâ’im ve silâh ve cebehâne makûlesi alup yine Larinçe kal‘ası limanına lenger-endâht olunca hakîr dahi dağdaki esîr mâl-ı ganâ’imleri yine getirüp Durak Beğ'e teslîm etdikde Gâzî Durak Beğ ve Mısırlıoğlu ve gayri hocalar ve dayılar hakîre hidmetimiz mukâbelesinde üç kefere esîr ve iki Freng gulâmı ve bir kîse talar guruş ihsân edüp ol ân on altı pâre gemilere cümle guzât girüp küffârın sekiz pâre gemilerinin haçlı peykerlerin baş aşağı edüp top u tüfeng şâdımânları edüp muvâfık eyyâm ile yelkenlerin açup İnebahtı kal‘asına doğru azm etdiler.
EÇS VIII 262b
İşde ale'l-gafle böyle bir deryâ cengi seyr [ü] temâşâları edüp Cenâb-ı Kibriyâ beş esîr ve bir kîse guruş bu hakîre dahi ihsân etdi. Cenâb-ı Allâh bir kuluna ihsân edince karada gezerken deryâ ganîmetinden mâl ihsân eder. Ammâ Gâzî Durak Beğ'in ve gayri gâzîlerin cümle karadan İnebahtı'ya gidecek esîrleriyle bizim dahi beş aded ihsân olunan esîrleri bir gulâmımla karadan Gördüs'de Zekeriyyâ Efendi'ye gönderüp "Bu esîrleri fürûh[t] edersiz" deyü mektûblar tahrîr edüp anlar İnebahtı ve Gördüs'e gitdiler.
EÇS VIII 262b
Yine hakîr Larinçe kal‘asından kalkup cânib-i cenûba 3 sâ‘atde baş yukaru gidüp,
EÇS VIII 262b
Der-defter-i pîç-ender-pîç, ya‘nî binâ-yı bâlâ kal‘a-i Holumiç
EÇS VIII 262b
Ba‘zı kimesneler Holumuç yazarlar. Bundukanî Venediği binâsıdır. Vech-i tesmiyesi (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---). Niçe divelden divele değüp âhır-ı kâr sene (---) târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî fethidir. Mora eyâletinde paşasının hâssı voyvadası hâkimdir. Ve pâdişâh tarafından azîm emânetdir. Üç yüz akçe şerîf ammâ kadısı Gaston kasabasında sâkindir. Nâhiyesi (---) aded ma‘mûr kurâdır. Kethudâyeri, yeniçeri serdârı, bâcdârı, kal‘a dizdârı, yüz on aded merdüm-hisârı, harâc emîni, muhtesib ağası, mi‘mâr ağası, şehir kethudâsı vardır.
EÇS VIII 262b
Der-tarz [u] tarh-ı zemîn-i eşkâl-i kal‘a-i Holumiç
EÇS VIII 262b–263a
Bu sûr-ı üstüvâr-ı bâlâ leb-i deryâdan iki mîl ba‘îd şark cânibine evc-i semâya berâber olup kâmil iki sâ‘atde çıkılır bir şekl-i müsebba‘ Şeddâdî taş binâ kal‘a-i bâlâ-yı 263a ra‘nâ-yı metîndir kim aslâ bir tarafdan havâlesi yokdur. Her tarafında beşer konak yerden ve deryâda yüz mîl yerden görünür kal‘a-i bî-hemtâdır.
EÇS VIII 263a
Ve iç kal‘ası içinde ancak dizdâr evi ve cebehâne ve gılâl anbârı ve su sarnıçları var, gayri ma‘mûrâtdan bir şey yokdur. Ammâ cânib-i erba‘asındaki odalar üzre kireç ile sıvalı bârân-ı rahmetden akan su yolları olup su sarnıçlarına gider. Ammâ bu iç kal‘anın ortası bir vâsi‘ meydân olup altında su sarnıcı ve bir servi ağacı olup cânib-i şimâle nâzır bir iç kal‘a kapusu var. Ammâ taşra kal‘ası bu iç kal‘aya muttasıl çâr-kûşe bir kal‘a-i metîndir. Lâkin yalçın kayalar üzre olmak ile her tarafında aslâ handakları olmayup bunun dahi taraf-ı garba nâzır bir kapusu var.
EÇS VIII 263a
Bu kal‘a içinde seksen aded kiremit örtülü kârgîr binâ hâneleri mâbeyninde Sultân Bâyezîd-i Velî'nin bir câmi‘i var, bir tarz-ı acîb ü garîb minâre-i ra‘nâsı var.
EÇS VIII 263a
Bu kal‘a-i mezkûrun garb tarafı taşrasında cümle iki yüz aded kiremit örtülü ma‘mûr Urûm keferesi evleri var. Kal‘aya aslâ kefereler giremez. Zamân-ı kadîmde Venedik ile Âl-i Osmân sulh iken azîm iskele imiş. Hâlâ yedi kral balyoz Frenkleri ve konsolozlarının sarâyları var, ammâ Venedik balyozu yokdur.
EÇS VIII 263a
Ve yetmiş bin guruş iltizâmlı gümrük emîni oturup iskele başında bir gümrükhâne sarâyı var, hâlâ ma‘mûr durur ammâ ne emîni var ve ne cây-ı emânı var. Venedik keferesi havfinden müselmânları yokdur ammâ kefereleri çokdur.
EÇS VIII 263a
Ammâ bu kal‘anın enderûn u bîrûnunda aslâ çârsû-yı bâzâr ve hân u hammâm ve mekteb ve tekye dahi yokdur. Gâyet cezîre yer olup harâba yüz dutmuşdur. Limanı beş yüz pâre gemi alır a‘lâ demir dutar altı rûzgârdan emîn liman-ı emândır, ammâ batı ve lodos rûzgârları isâbet eder. Lâkin demir kuvveti ile yatılır bir cây-ı menâs liman-ı körfüzdür.
EÇS VIII 263a
Ve bu kal‘adan garb tarafına deryâ aşırı kal‘a-i izakilse tokuz mîl deryâda bir cezîre-i mahsûldârdır kim cirmi seksen mîldir. Zamân-ı kadîmde bizim idi. Kılıç Alî Paşa sene (---) de Aya Mavra kal‘asın Venedik bize verüp bu cezîre-i Zakilse'yi Alî Paşa Venedik'e vermeği re’y-i ahsen görürler. Hâlâ ma‘mûr kefere cezîresi olup içinde seksen bin aded keferesi var. Ve bu Holumiç kal‘asına mukâbil nümâyan bir sarp kal‘ası ve liman olup horos sadâsı ve nâkûsları sadâları istimâ‘ olunur bir cezîredir.
EÇS VIII 263a
Ve bu bizim Holumiç kal‘asından Holumiç burnu yigirmi mîl poyraz rûzgârı üzre gidilir bir burundur kim tâ Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus'dan çıkan gemiler bu burnu üzlerler.
EÇS VIII 263a
Hikmet-i Bârî biz bu Holumiç kal‘asın seyr [ü] temâşâ ederken Mora paşası Hasan Paşa'nın kethudâsı Ballıbadra'dan dörd pâre firkate ile bu Holumiç'e gelüp küffâra zahîre veren âdemleri ve zahîre taşıyan gemileri arayarak geldikde biz dahi atlarımız Holumiç'de bırağup kethudâ firkatesine girüp izakilse cezîresi taraflarına avanta edüp cezîreyi seyr [ü] temâşâ ederek gezdik.