EÇS VIII 264b
Andan yine sahrâ-yı Gaston içre ma‘mûr kurâları ve çiftlikleri 3 sâ‘atde geçüp,
EÇS VIII 264b
Der-ta‘rîf-i mahsûldâr-ı şehr-i Gaston-ı ibret-nümûn
EÇS VIII 264b
Mora paşasının hâssı voyvadalığıdır. Ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Nâhiyesi cümle (---) aded ma‘mûr kurâdır. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve nâhiye nâ’ibi ve kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve harâc ağası ve muhtesib ağası ve bâcdârı ve cümle a‘yân-ı kibârı var, ammâ tâ‘ûndan dağlara firâr etmişler. Ve Bundukanî Venediği gâretinden şehri harâba yüz dutmuşdur.
EÇS VIII 264b
Bu şehir deryâdan iki sâ‘at ba‘îd bir mahsûllü vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr bir sahrâ-yı ganîmet bî-pây[ân]da vâki‘ olup cümle 4 aded mahallât ve cümle 4 aded mihrâb ve cümle iki yüz aded kiremit örtülü sehel ma‘mûr kalmış bâğlı ve bâğçeli vâsi‘ evlerdir.
EÇS VIII 264b
Evvelâ çârsû içinde Eski câmi‘ ve Yeni câmi‘ vardır. Mâ‘adâ cümle (---) aded mahalle mesâcidleridir.
EÇS VIII 264b
Ve cümle bir aded medrese ve cümle 2 aded mekteb ve cümle 100 aded dükkândır. Ve cümle bir hân ve cümle bir hammâm ve cümle 4 aded tekye-i dervîşânı var, ammâ cümleden eş-Şeyh Mehemmed Kâdirî hânkâhı ma‘mûrdur. Yüz neferden mütecâviz âşıkân-ı sâdıkânları vardır. Ve Şeyh (---) tekyesi Halvetî tarîkinde ulu âsitâne olup ni‘meti pîr ü cüvâna dâ’imdir.
EÇS VIII 264b–265a
Ammâ bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır. Mâ-tekaddem bu sahrâ-yı bî-pâyânın mahsûlât-ı gûnâ-gûnları cümle Venedik'i ve sâ’ir Frengistân'ı beslerdi, zîrâ Mora 265a vilâyetinde bu sahrâdan ve Arhoz vâdîsinden ve Eloz ovasından ve Lakoz vâdîlerinden mahsûldâr hâmûn-ı lâle-ızârlar yokdur, ammâ bu Gaston sahrâsı cümleden azîm nebâtât [u] giyâhât mahsûlâtlı ve kurâ ve kasabâtlı fezâ-yı ma‘mûrdur.
EÇS VIII 265a
Memdûhâtından: Balı ve yağı ve her fevâkihe müsmirât-ı âbdârı memdûh olup illâ kiraz-ı gülnâr-ı hoşhoru rub‘-ı meskûnda yokdur, meğer İslâmbol'un Hisâr kirazı ola. Ve dahi memdûhu bu sahrânın âb [u] hevâsı bi-emri Hudâ câmûsuna yaramışdır. Niçe yüz bin kara câmûsları olup sürü sürü gezerler.
EÇS VIII 265a
Cümle halkı Urumşa lisânlılardır, ammâ müselmânları cümle sâhib-i sülûk muhibb-i fukarâ âdemlerdir. Re‘âyâları Rûm kefereleri olup cümlesi başlarına bir gûne manlifke beyâz şapka gibi tartur geyerler. Ve avretleri başlarına beyâz sarık sarar kefere karılarıdır kim bir gûne mudhik çe[h]reli ve saçı (ve) sarıklı karılardır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 265a
Der-beyân-ı ziyâretgâh-ı şehr-i Gaston: Evvelâ Kâdirî tekyesinin bâğ-ı iremi içinde bir gül-i gülistân-ı hıyâbânda merkad-i Delikli Baba: ism-i şerîfleri Şeyh Alî'dir. Ve civârında meşhed-i eş-Şeyh Arâkî. Ve ana karîb kabr-i eş-Şeyh Ebûbekir. Ve bunun cenbinde eş-Şeyh Mehemmed eş-Şâmî, bu azîz-i merkûm tarîk-i Kâdirî serverlerinden bir serbâz-ı âşk-ı ilâhî hünerverlerinden ulu sultân olup niçe yüz menâkıbları vardır. Kaddesenâllâhu bisırrıhi'l-azîz, rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS VIII 265a
Kal‘a-i Pazgan: Leb-i deryâda vîrânca şekl-i müselles bir Şeddâdî kal‘acık imiş. Durkud Paşa harâb etmiş, ammâ kurbunda ma‘mûr kurâlar çokdur. Andan yine cânib-i kıbleye 3 sâ‘atde,
EÇS VIII 265a
Karye-i Beğ çiftliği: Yüz mikdârı saz örtülü kâfir evleri var. Andan yine kıble tarafına (---) sâ‘at leb-i deryâ ile gidüp,
EÇS VIII 265a
Lisân-ı Rûmca sıçan kal‘ası demekdir. Bânîsi yine Venedik'dir. Leb-i deryânın bir burununda vâki‘ olup ma‘mûr edecek kal‘adır. Sene 906 târîhinde Bâyezîd Hân-ı Velî feth edüp ba‘de'l-feth münhedim etmişdir kim bir dahi küffâr tama‘ edüp istîlâ etmeye. Ammâ rivâyet-i sahîhanın sebeb-i inhidâmı oldur kim bu şehr-i azîm içre bir amûd-ı bâlâ üzre hukemânın biri bir altundan sıçan timsâlini mutalsam edüp bu şehirde aslâ sıçan olmazmış. Hîn-i fetihde şikârcı guzât-ı müslimînler mezkûr amûdu yıkup üzerindeki altun sıçanı koparup aldıkları gibi cemî‘i şehre sıçan müstevlî olup içinde olan benî âdemlerin esbâb-ı havâ’icleri kalmadığından mâ‘adâ cümle gâzîlerin atlarının yelelerini ve kuyruklarını sıçan yeyüp atları tay eder. Ve cümle halkın saçları ve sakalları ve bıyıkların sıçan yeyüp pîr-i nâ-tüvân sâhib-i rîşleri sıçan cüvân yiğitler etdiğinden cümle halk sıçan derdinden şehri bırağup firâr etdiklerinden şehrin harâbı böyle olmuşdur, deyü yazmışlar. Anıniçün bu kal‘aya Rûmlar Pondikoz kal‘ası derler. Şehri ve bâğ u bâğçesi dahi (...) kedi kadar sıçanları vardır ve âdem ve âdemî-zâd yokdur. Anı geçüp bir sâ‘at dahi gidüp,
EÇS VIII 265a
Karye-i (---) : Bir bayırlı yerde yüz elli evli ve bir câmi‘li ma‘mûr köydür. Ze‘âmeti olan Hasan Çavuş bir câmi‘i kiremitlice ve bir alçak minârelice câmi‘ binâ etmiş.
EÇS VIII 265a
Andan bir sâ‘at cânib-i cenûba gidüp nehr-i azîm Rufiya'yi keştî ile ubûr etdik. Bu nehr-i âb-ı zülâl tâ Arhoz ve Taraboliçse ve Kalavrata dağlarından cem‘ olup nehr-i azîm oldukda mezkûr Pondiko[z] kal‘ası kurbunda Akdeniz'e mahlût olup kâhîce gemilerle ubûr olunur bir dîvâne akar nehr-i azîmdir, ammâ garâbet anda kim bu Mora cezîresi deryâ içinde olup böyle nehr-i kebîr ola garîb hikmet-i acîbdir. Hemân Arapça dir. Hakkâ ki Mora adasında bundan büyük nehir yokdur. Andan şark tarafına 2 sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 265a
Teşrîfât-ı kazâda kazâ-yı Fânûs-ı Mora yazar, zîrâ bir Fener kal‘ası dahi Tırhala kal‘ası kurbunda vardır, ammâ bu Fânûs kazâ-yı Mora'dadır. Bu kal‘ayı dahi sene 906 târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî feth etmişdir. Be-dest-i Koca Mustafâ Paşa. İslâmbol'da Zencîrli Servi'de câmi‘ ve tekyesi olan Mustafâ Paşa feth etmişdir. Hâlâ Mora sancağı hâkinde seksen akçe pâyesiyle kazâ-yı nâgehânîdir kim nâhiyesi (---) aded kurâdır. Serdârı var, kethudâyeri ve gayri hâkimleri yokdur. Kal‘ası bir sarplık ve taşlık yerdedir, ammâ vîrândır.
EÇS VIII 265a–265b
Şehrinin imâreti cümle iki yüz aded hâneli ve cümle bir câmi‘li ve cümle bir zâviyeli ve cümle bir 265b hammâmlı ve cümle bir mektebli ve cümle bir sûhte medreseli ve cümle bir tekyeli ve cümle on dükkânlı vîrân şekilli kasabacıkdır, ammâ bâğ u bâğçesi çokdur.
EÇS VIII 265b
Andan nehr-i Rufiya kenârınca niçe dere ve depeler aşup 3 sâ‘at semt-i şarka gidüp,
EÇS VIII 265b
Yüz evli ve bâğ u bâğçeli ve dere ve depeli Fener kazâsı nâhiyesinde ze‘âmet köyüdür. Andan yine cânib-i kıbleye 3 sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 265b
Ba‘zılar Ardiça derler. Bir sarp dereli ve depeli yerde bâğ u bâğçeli ve bir câmi‘li ve seksen aded kayağan örtülü ve nısfı kiremit ile mestûr ze‘âmet ma‘mûr köyüdür. Andan cânib-i cenûba el-ıyâzen billâh dağlar ve beller aşup sarp yerleri 6 sâ‘atde geçüp,
EÇS VIII 265b
Vezîria‘zam iken Sultân İbrâhîm'in hal‘i günü Atmeydânı'nda hezâr-pâre etdikleri Ahmed Paşa'nın oğlu Bâkî Beğ'in serbest ze‘âmeti köyüdür kim bir vâsi‘ öz içinde bâğlı ve bâğçeli ve yü[z] elli evli serâpâ kiremit örtülü ma‘mûr kârgîr binâlı ve bir câmi‘li bir şîrîn karyedir, ammâ kasaba olmağa müsta‘id zemîn-i mahsûldâr[dır].
EÇS VIII 265b
Der-sun‘-ı Hudâ-yı ibret-eser: Bu karye içre bir âb-ı hayât-ı berrâk ve âb-ı nâb su kaynak havz-ı azîmi var kim bu karye-i ma‘mûrenin etrâfında olan niçe kurâlardan avred ve oğlanlar gelüp bu havz-ı azîm içre şinâverlik edüp benî âdem mâhîleri birbirlerine bilâ-vâsıta kuç kucağ olup sohbet-i pür-çîn ederler.
EÇS VIII 265b
Bu havzın etrâfında âsımâna kad keşân olmuş çınâr-ı müntehâların zıll-ı sâyelerinde gûnâ-gûn nişîmen soffalar ve niçe mastaba ve dikkeler ve çemenzâr yerde gûnâ-gûn maksûrelerde erbâb-ı merâm teferrüc edüp ayş u nûş ederler.
EÇS VIII 265b
Her dıraht-ı şâhdârın her birin onar âdem kucaklayamaz. Aceb sun‘-ı Hallâk-ı Lem-yezel kârı dıraht-ı azîmlerdir kim sâyelerinde olan aşren fe-aşr havz-ı azîm üzre ve zıll-ı himâyesinde olan soffalar üzre sohbet-i hâs eden âdemlere aslâ güneş te’sîr etmez, bir garîb ü acîb teferrücgâh-ı mesîregâh bâğ-ı Merâmdır kim Mora'da ve sâ’ir diyârda Zursa teferrücgâhı gâyet meşhûrdur.
EÇS VIII 265b
Bu teferrücgâh içün her bâzâr gün bunda etrâf kurâlardan beş on bin âdemler cem‘ olu[p] alı satı ve bâzâr-ı azîm olur. Bu karye-i ma‘mûre Arkadiya kazâsı nâhiyesidir.
EÇS VIII 265b
Ba‘dehu bu karyeden elli aded tüfeng-endâz Urûm yiğitlerinden levendâtlar alup Hudâ'ya sığınup (---) sâ‘at taraf-ı cenûba gidüp nehr-i Boz'u geçdik. Bu nehir Arkadiya ve Kala[v]rata dağlarından cem‘ olup bu mahalle karîb Körfez deryâsı'na munsab olur.
EÇS VIII 265b
Andan Körfez deryâsı kenârına çıkup nîm sâ‘at ileri bayırlar başlarına karavullar koyup leb-i deryâ ile sengistân yerleri geçerdik. Bu mahallerde Manya ve Çuka adalarının Freng-i bed-reng pür-ceng kâfirlerinin yatak yerleri olduğundan kâfir havflerin çekerek (---) sâ‘at dahi taraf-ı kıbleye gidüp,
EÇS VIII 265b
Der-tahrîr-i zemîn-i Matya, ya‘nî temdîh-i kal‘a-i Arkadiya
EÇS VIII 265b
Bânîsi (---) (---) (---) dir. Lisân-ı Rûmca üzre Arkadiya (---) (---) demekdir. Niçe mülûk destine girüp âhır-ı kâr sene 906 târîhinde Bâyezîd-i Velî fethidir. Mora eyâletinde paşa hâssı voyvadalığıdır. Üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâ olup (---) aded nâhiye kurâsı var.
EÇS VIII 265b
Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve bâcdârı ve mi‘mârı ve harâc ağası ve şehir kethudâsı ve Rûmlar üzre portoyorozi vardır. Kal‘a dizdârı ve toksan aded gâzî merdüm-hisârı cümle Cezâyir levendleri gibidir. Kal‘ası leb-i deryâdan bir top menz[il]i içeri şark cânibinde karada Cum‘a köyü(?) dağı burnunda bir mürtefi‘ havâlesiz şekl-i bâdemî bir seng-i tırâş ve bir kârgîr ve metîn kal‘a-i savaş muhkem hisâr-ı üstüvâr-ı hâzır-bâşdır kim ejder-i heft-ser gibi cânib-i erba‘aya ve deryâya nâzır bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn rabât-ı müzeyyen ve şehr-i medîndir kim bir refî‘u'l-bünyân ve halkı azîmü'ş-şân gâzî fetâlardır. Ammâ bu kal‘anın etrâflarında aslâ handak ve hafirden bir nişân yokdur, zîrâ sâfî yalçın kayalar üzre vâki‘ olmuşdur.
EÇS VIII 265b
Bu sûrun girdâ-girdi cümle iki bin adımdır. Ve cümle üç kat dolma rıhtım Şeddâdî sedd-i İskender-vâr kalın dîvâr-ı üstüvârdır. Lâkin iç kal‘ası dahi metîn ve müstahkemdir. Ve cümle etrâf-ı kal‘ada sekiz aded tabya-misâl burc-ı bârûlardır kim her tabyaları üzre gâyet latîf topları vardır.
EÇS VIII 265b–266a
Ve bu kal‘a içinde cümle seksen aded kiremit ile mestûr tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ hânedân-ı ma‘mûrlar vardır. Ve cümle cânib-i şarka nâzır bir demir kapusu var ammâ iki kat kapulardır. Ammâ 266a şarka nâzır orta kapu önünde Sultân Süleymân câmi‘i var, tarz-ı kadîm bir musanna‘ câmi‘-i rûhânîdir. Ve taşra büyük kapunun iç yüzünde bir âb-ı hayât çeşme-i âb-ı hoş-güvârı var. Bu kapu dahi cânib-i şarka mekşûfdur. Bu kapudan taşra,
EÇS VIII 266a
Der-kayd-ı taşr[a] varoş-ı müzeyyen: Bir sarplık ve kayalık zemîn içre cümle 400 aded serâpâ kârgîr binâ ve cümle taş dîvârlı kal‘a-misâl metîn ve tahtânî ve fevkânî kiremitli ve (---) örtülü ma‘mûr u müzeyyen hânedânlardır kim her evde tüfeng mazgalı delikleri var kim cânib-i etrâfında olan sokaklarda aslâ düşman girüp gezemez, zîrâ bu şehir halkının havfi Freng'dendir. Bir kerre bu şehre Venedik Frengi girüp cümle kırılup bakıyyesi hâ’ib ü hâsir firâr etdiler. Zîrâ bu şehrin hânedânlarının ikisi üçü bir yerde değillerdir seyrek seyrek binâ olunmuş kal‘a-misâl hânedânlardır, ammâ yine birbirini gözedirler. Cümleden (---) Ağanın hânesi ve (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) meşhûr sarâylardır.
EÇS VIII 266a
Der-kârhâne-i ehl-i sanâyi‘ât: Bu şehir içre cümle elli aded ma‘mûr u müzeyyen çârşû-yı bâzâr-ı hüsn vardır. Ammâ bu sûk-ı sultânî içre dükkânların önlerinde iri kadd-i bâlâ çınâr ağaçları ve asma ağaçları ile zeyn olup bir sâyedâr ve koyah-ı hıyâbân müferrih ve mesîregâh-ı müzeyyen çârsûdur.