EÇS VIII 267b
Sitâyiş-i aşağı taşra kal‘a: Bunun cirmi üç bin sekiz yüz adım kâ[r]gîr binâ olduğu tahrîr olunup derûn-ı hisârda cümle altı yüz aded kârgîr binâ odalar olup serâpâ kiremit ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır.
EÇS VIII 267b
Sultân Murâd Hân-ı Sâlis ibn Selîm Hân câmi‘i: Bu kal‘a içre olup kurşumlu ve kârgîr kubbeli ve bir nâzük minâreli musanna‘ câmi‘-i zîbâdır. Lâkin çârsû içinde olmayup tâ şehrin ortasında bir mürtefi‘ yerde hareminde havz-ı selsebîlli câmi‘-i pür-envârın kıble kapusu üzre târîhi budur:
EÇS VIII 267b
Bi-hamdillâh yapıldı işbu câmi‘,Komadı şöyle hâlî Hak Te‘âlâ,Ziyâret eyleyenler bu makâmun,Dediler târîhin hoşça a‘lâ.Sene 1016.
EÇS VIII 267b
Andan çârsû içindeki Ferhâd Ağa câmi‘i: Kiremitli ve nâzük ve mevzûn minâreli câmi‘dir kim on ayak taş nerdübân ile çıkılır ma‘bedgâh-ı fevkânî olup altı serâpâ kemerli kârgîr binâ dükkânlardır. Bunun dahi kıble kapusu üzre târîhi budur:
EÇS VIII 267b
Eyledi bünyâd Ferhâd Ağa-yı ehl-i dîn,Hasbeten lillâh ibâdet etmeğiçün kavm-i dîn,Eşref-i abde mesâcid ola bu hısn içre hem,Oldu târîhi be-tertîb mescidün lil-müslimîn.Sene (---)
EÇS VIII 267b
Bu cevâmi‘lerden mâ‘adâ mesâcidler dahi vardır. Ve cümle bir medrese-i âlimân var. Ve cümle bir aded mekteb-i sıbyân var, Sultân Murâd-ı Sâlis hayrâtıdır.
EÇS VIII 267b
Ve cümle bir aded tekye-i dervîşân var. Ve cümle bir aded hândır.
EÇS VIII 267b
Ve {cümle bir aded hammâmı Cığala Paşa'nındır.} Ve cümle 85 aded dükkândır.
EÇS VIII 267b
Ekseriyyâ sokakları içre âb-ı hayât sular cereyân edüp taşradan gelir. Her sokak başında çeşme-sârlar ve gûnâ-gûn asma ağaçlarıyla müzeyyen şehirdir kim çârsû-yı hüsnüne aslâ güneş te’sîr etmeyüp cümle a‘yân-ı şehir dükkânlarda ve kahvehânelerde oturu[p] tavla ve satranç ve kûs ve dama ve mankala oynayup eğlenirler, zîrâ gâyet cezîre yerdir.
EÇS VIII 267b
Der-eşkâl-i libâs-ı gâziyân: Cümle pîr ü cüvân ve sığâr [ü] kibârı Cezâyir esbâbı geyüp levendâne gezer. İhtiyârları fes üzre sarık ve gûnâ-gûn çukadâr peşliler geyüp bellerinde üç aded bıçaklar bir yerde ve ayaklarında kara tomaklar geyerler. Cüvân yiğitleri beyâz baldırlı ve Freng pâbuçlu ve başlarında kırmızı fesli ve sîne-çâk ve bâzûları küşâde orta kuşaklı gezerler. Ammâ zenânelerini görmedim, ne gûne libâs geyerler, zîrâ bunda avret merhûme oldukda kapudan çıkar. Gâyet ehl-i ırz gayret-keş-i nâmûs ve hamiyyet sâhibi merd-i Hudâ yiğitleri vardır.
EÇS VIII 267b
Cemî‘i Tunuslu ve Tarabuluslu ve Cezâyirli her sene gemileriyle bunda gelüp lenger-endâz olup metâ‘-ı gûnâ-gûn ve Kara Arab köleler getirirler, zîrâ Mağrib-zemînden kopan gemiler at başın bu meydânda çeküp lenger bırağırlar, zîrâ bu Avarin kal‘ası Mağrib'e göğüs gerüp durur. Cezâyir'den çıkan gemiler cenûb lodos rûzgârıyla yıldız üzre kâmil bin mîlde bu Anavarin'e gelirler. Dâ’imâ kârları Cezâyirli iledir.
EÇS VIII 267b
Âb [u] hevâsı latîf olduğundan halkı tendürüstlerdir. Suyu hayrât-ı azîmdir kim Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ kim Fâtih-i Bağdâd'dır, anın kapudan ve berberi Çelebi Hasan Paşa yüz bin guruş hasbeten lillâh harc edüp bir konak yerden kayaları ve kûh-ı Bîsütûnları Ferhâd gibi kesdirüp bu şehir ahâlîsine su ziyâfet eylemişdir. Hakkâ ki hayrât-ı azîmdir.
EÇS VIII 267b–268a
Bu âb-ı hayât gelen yerler ve kal‘a enseleri sâfî bâğ u bâğçelerdir kim 268a limonu ve nârenci ve kebbâtı ve rümmânı ve inciri ve sâ’ir müsmirâtları ve zeytûnu ve servi dırahtları çokdur.
EÇS VIII 268a
Hikmet-i Hudâ Âl-i Osmân diyârında bundan gayri yerde kahve ağacı yokdur. Kal‘a kapusunun önünde yol aşırı Cerrâh Alî Çelebi dükkânının ardındaki bâğçesinde bir kahve ağacı var. Her sene bî-hisâb mahsûl verir. Eğer eşkâl-i dırahtı su’âl olunursa hemân Rûm diyârlarında hâsıl olan bir nâr ağacı gibi alçak ve küçük ağacı olur, gûyâ Yemen diyârındaki gibi ağaçdır. Ammâ nazar ta‘alluk etmesin içün kimseye göstermez ve kış eyyâmlarında etrâfını keçeler ile örtüp keçe içre bir tağar âteş yakar, bir temâşâ dıraht-ı mudhikdir. Ve dahi,
EÇS VIII 268a
Kâr-ı memdûhâtından pembeden hayâl-i rakîk [Sa]kız dimisi işlenir. Sakız dimisinden nazîfdir [kim] gûyâ Ahmedâbâd bezidir. Her diyâra hedâyâ götürürler. Ve tüfenglere tabancalı çakmak işlerler kim Cezâyir'de ve Hersek'de Taşlıca şehrinde eyle tabanca işlenmez, meşhûrdur.
EÇS VIII 268a
Der-terkîm-i eşkâl-i taşra varoş: Kal‘anın hârici kıblesinde bir düz vâsi‘ fezâda serâpâ [bâ]ğ-ı İremli kârgîr binâlı tahtânî ve fevkânî ve kiremit örtülü cümle iki yüz aded evlerdir, ammâ ekseriyyâ Rûm keferesi hâneleri olup Ermenî ve Yahûdî yokdur. Ve cümle bir mahalle mescidi ve cümle bir hân-ı müsâfirîn ve cümle on beş aded dükkân-ı mücâvirîni var. Hammâmı ve gayri hayrâtları yokdur. İllâ cümle bir aded mesîregâh mesken-i fukarâ-yı hânkâh vardır.
EÇS VIII 268a
Bu kal‘ayı dahi seyr edüp cümle gâziyân-ı mücâhidânlar ile vedâ‘laşup baba oğuldan ayrıldıkda ağlaşır gibi ağlaşarak birbirlerimizden ayrılup kıble tarafına leb-i d[er]yâ ile bâğlar ve zeytûnlükler içre kâhîce taşlıca yerler üzre 3 sâ‘atde renc-i anâ çekerek gidüp,
EÇS VIII 268a
Der-takrîr-i binâ-yı metîn-i ibret-nümûn ya‘nî hısn-ı hasîn-i hisâr-ı üstüvâr-ı Moton
EÇS VIII 268a
İbtidâ bânîsi Hazret-i Yahyâ aleyhi's-selâm asrında kavm-i Amâlika binâsıdır. Ba‘dehu İşpanya amâr etdi. Ba‘dehu bir hiyel [ü] şeytânat ile Bundukanî Venedik'i bu kal‘ayı kabza-i teshîre alup dahi metânet üzre binâ etdi. Be-kavl-i müverrihân-ı Âl-i Osmân ba‘dehu sene 906 târîhinde bir azîm donanma-i hümâyûn ile bahren ve leşker-i bî-hadd [ü] bî-pâyân cünd-i müslimîn ile berren Sultân Bâyezîd-i Velî bizzât kendüler gelüp muhâsara edüp (---) ay döğe döğe cebren ve kahren dest-i Venedik'den feth etdiklerine târîhi budur:
EÇS VIII 268a
Mülhem olup Lâmi‘î Hak kıbelinden dediKan dedi târîhini feth-i bilâdı'l-Fireng.Sene (---).
EÇS VIII 268a
Kuvvet-i bâzû ile yürüyüş edüp kılıç ile feth olduğundan anıniçün derûn-ı câmi‘lerdeki hatîbler minbere kılıç ile çıkarlar. Ve hâlâ şehir içre ba‘zı rûy-ı dîvârlarda küffârın kanları alâmeti durur kim küffârın kanı kellelerini seyl-i hûn-ı revân götürmüşdür.
EÇS VIII 268a
Bu kal‘a-i v[â]lâ ibret-nümâ zamân-ı kadîmde Freng-i bed-reng küffârının sağ gözü idi. Sol gözü Körfez adasıdır. Bu gözü çıkup dest-i İslâma girdi. Körfez adası kal‘asın da Hudâ kerîmdir, anı da çıkarup inşâallâh feth ederiz. Bu kal‘a dahi cümle ehl-i deryânın at başı meydânıdır.
EÇS VIII 268a
Tahrîr-i Bâyezîd Hân üzre Mora paşasının kâ’immakâmı tahtı olup iki yüz askeriyle zabt edüp üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâ olup nâhiyesi (---) aded ma‘mûr kurâlardır. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı yokdur, ammâ nakîbi ve şeyhülislâmı ve yigirmi dörd aded tuğ ve alem sâhibi kal‘a ağalıkları ve kal‘a dizdârı ve cümle yedi yüz aded merdüm-hisârı var. Lâkin a‘yân [u] eşrâfı yokdur. Cümlesi gâziyân-ı serbâzân-ı mücâhidân-ı fî-sebîlillâh şehbâz ve bahâdır şehnâz fetâları vardır. Cümleden sâhib-i hüküm dizdârdır. Ve azeb ağası ve cebeci ağası ve topçu ağası ve muhtesib ağası ve bâcdâr ağası ve mi‘mâr ağası ve şehir kethudâsı ve harâc ağası yine kal‘a ağalarındandır, zîrâ cümle harâcları kendülerinin aklâmlarıdır.
EÇS VIII 268a–268b
Mora cezîresinin hâkinde kıbleye karşu bir alçak kayalı yerde leb-i deryâda bir burun üzre binâ olunmuşdur. Yıldızdan lodosa tûlânîce gûyâ surâhî bardak-misâl bir Şeddâdî binâ-yı metîndir kim cânib-i erba‘ası deryâdır, ammâ yıldız tarafında dörd yüz adım seng-i hârâ karaya muttasıl kayadır, ammâ bu taraf iki kat kesme kaya handak-ı azîm vâsi‘dir. Ve bu dörd yüz adım olan kara tarafındaki handakı küffâr 268b ol kadar derk-i gayyâ-vâr amîk etmiş kim kal‘ayı çevirüp cezîre gibi etmeğe az kalmış. Hemân sehel dahi kayaları kesilse bu kal‘a-i Moton bir ada olur, acîb ü garîb himmet edüp kesmişdir.
EÇS VIII 268b
Ve bu iki kat kesme handakları yüzer adım enli ve beşer altışar yerden asma makaralı zencîrler ile her gece kalkar haşeb cisirlerdir.
EÇS VIII 268b
Ve handak içine nâzır gûnâ-gûn mazgal delikleri olup ol kara tarafı üç kat biri birinden âlî sedd-i İskender-misâl serâmed dîvârlardır. Ve her kat dîvârı kırkar ve ellişer ayak enli Şeddâdî hâ’it-i acîb dîvârlardır. Ve bu dîvârların iç yüzleri ellişer adım dolma rıhtım ve çim toprak yığılıdır kim murâd olunsa bu dîvârlar üzre fârisü'l-hayller cirid oynamak mümkindir.
EÇS VIII 268b
Ve bu kara tarafları kat-ender-kat tabya-i azîmlerdir kim kirpi tüğü gibi balyemez topları cemî‘i mühimmât [u] levâzımâtlarıyla âmâde durup ejder-i heft-ser-misâl arabalar ve şütürler(?) üzre serâmed toplardır.
EÇS VIII 268b
El-hâsıl küffâr bu kara tarafından havf etdiğiyçün bu kal‘anın bu cânibin gâyet metîn ü müstahkem etmişdir, ammâ hamd-i Hudâ küffâr yine korkduğuna uğrayup yine bu tarafdan Bâyezîd-i Velî döğe döğe toplar ile münhedim edüp yürüyüş ile feth olmuşdur. Ve bu kara tarafı iç {yüzü köşesinde,
EÇS VIII 268b
Eşkâl-i iç hisâr}: Yedi yüz adım cirimde iç kal‘adır kim ana Moton ve Koron halkı kasaba derler, ya‘nî şehrin bir köşe ucunda vâki‘ olduğundan kasaba ta‘bîr ederler, zîrâ ibtidâ bu kal‘a feth olup birkaç eyyâm asker-i İslâm bunda sâkin oldular.
EÇS VIII 268b
Bu nârin hisâr içinde cümle elli aded hâneleri var. Ve Sultân Murâd-ı Sâlis'in bir küçük câmi‘i var, tarz-ı kadîmdir, ammâ gayri imâret ve hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârdan nişân yokdur.
EÇS VIII 268b
Bu taşra büyük kal‘a dâ’iren-mâdâr cirmi bin beş yüz adımdır. Ammâ kara tarafından mâ‘adâ leb-i deryâda olan dîvârları yalın katdır. Ve kaddi kâmil yigirmi arşın yüksek dîvârdır. Ve enniliği yigirmi ayak enli dîvâr-ı âlî olup böyle iken dîvârlardan içeri şehre deryâ fırtınası girüp damlar üzre deryâ suyu dökülüp sokaklardan seyller cereyân eder. El-hâsıl deryâ altı bir kal‘adır.
EÇS VIII 268b
Ve iç kal‘a ile bu kal‘anın cümle etrâflarında yigirmi beş aded kulle-i mevzûn metîn müstahkemleri vardır. Ammâ cümleden kal‘anın keşişleme cânibine liman ağzındaki Sultân Süleymân mendireği bir azîm kulledir kim rûy-ı arzın kılâ‘larında misli meğer Selânik kal‘asında yine Süleymân Hân'ın Kelemerye kullesi ola. Hemân bu dahi Kelemerye kullesi gibi on iki köşe evce berâber tokuz kat bir burc-ı mendirekdir kim felekde bî-hemtâdır. Suya berâber on iki köşesinde on iki demir kapaklı top deliklerinde on iki aded âdem sığar serâmed topları var kim karşu deryâ içinde Sipanca adasında aslâ kuş kondurmaz, topları üzre târîhleri budur:
EÇS VIII 268b
Süleymân-ı zamân sultân-ı a‘zam,Buyurdu topları heybet-ejder,Dem urup ra‘d-veş gıjgırdığınca,Ola a‘dâ hisârı hâke yekser.
EÇS VIII 268b
Ba‘zı topları üzre üstâd-ı rahnegân(?) böyle ebyâtlar yazmışlar, hakkâ ki sikke-i kilk-i cevâhir-nisârların tuçda kazmışlar.
EÇS VIII 268b
Bu kal‘anın dizdârı ve cümle neferâtları başka ağalıkdır, zîrâ bu kulle-i bâlâ aşağıdan tâ yukaru zirve-i a‘lâsına çıkınca beş tabaka olup kirpi gibi topları her yanında mevcûddur. Limanı ve gayri cânibleri korudup cümle üstü nîlgûn kurşum örtülü olup andan cereyân eden bârân-ı rahmetden âb-ı nâblar bu kulle içre su sarnıcına cem‘ olur. Hakkâ ki bu mendirek kullesinde Süleymân Hân'ın Mi‘mâr Sinân'ı arz-ı ma‘rifetin icrâ etmiş. Bu kullenin cânib-i şimâle mekşûf ancak bir demir kapucuğu var. Önünde cisr ile geçilir bir kapudur kim talattum-ı deryâda bu kulle deryâ içinde kalup etrâfı dökündü kayalı taşlardır.
EÇS VIII 268b
Ammâ büyük kal‘anın cümle dörd aded kapuları vardır. Evvelâ yıldız rûzgârı tarafına büyük varoş kapusu dörd kat dolambaç eğri büğrü girilir sa‘b kapulardır. Bu kapuların araları ve cânib-i erba‘aları sâfî mazgal delikleri ile ârâstedir. Ve sâfî kirpi tüğü gibi zeyn olmuş balyemez toplar ile pîrâstedir.
EÇS VIII 268b–269a
Ve taşra büyük cisir kapusu üzre Sultân Bâyezîd-i Velî'nin bir tuçdan topuzu alâmeti var, ya‘nî bu kal‘ayı topuzumla aldım demek alâmetidir. 269a Ve bir mermerden alem alâmeti ve bir mermerden kavun ve bir mermerden karpuz alâmeti var, ya‘nî kavun ve karpuz mevsimi mahallinde feth eyledim, demek alâmetidir.
EÇS VIII 269a
Alâmet-i diğer: Ve mezkûr büyük kapudan içeri orta kapuda dahi içeri iç yüzünde kapu kemerinin altında bir kalın balık eğegisi kemiği var, kâmil on beş arşın tavîl balık kemiğidir kim ibret-nümâdır. Zencîrler ile kapu kemeri altında maslûbdur. Ammâ böyle bir balık kemiğini Alman vilâyetinin Danimarka vilâyetinde seyr etdim, kâmil yetmiş adım kaddi bir üstühân-ı mâhî olup amûd-ı kebîr-misâl kalın idi, ammâ bu Moton kal‘asındaki dahi ibret-(...) idi.