İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VIII 269a
Ve maşrık tarafında iki kapu dahi limana nâzır küçük kapulardır, ammâ biri ba‘zı zamân işler, ba‘zı mahal mesdûd durur, ammâ biri dâ’imâ meftûhdur. Ve bu kapular önünde leb-i deryâda kızak kundaklar üzre limanı muhâfaza eder mefret azîm toplar var kim her birine âdem sığar. Ve bir kapusu dahi burc-ı mendirek kullesi kapusudur kim cânib-i lodos rûzgârına nâzır bâb-ı sağîrdir. Lâkin bu kapu dahi dö[r]d kat kavî ve sa‘b u metîn bâb-ı hadîdlerdir. Bu kapu üzre bir kulle-i bâlâsı var. Zemînden yukaru bu kal‘anın zirve-i a‘lâsına kâmil yüz kademe taş nerdübân ile urûc olunur bir kulle-i serâmeddir.
EÇS VIII 269a
Ve bu kal‘a içi yıldızdan lodosa dörd aded vâsi‘ sokaklardır, tûlleri yedişer yüz aded germe adım şâhrâhlardır. Ammâ bu kal‘anın enniliği liman tarafından mağrib tarafına cümle on aded vâsi‘ sokaklardır ve cümle üçer yüz adımdır. Bu kal‘a böyle ensiz ve tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Lâkin bu mezkûr olan tarîk-i âmların cümlesi iri taşlar ile mücellâ kaldırım döşelidir kim gâyet pâk şâhrâhları vardır. Bu cirmde ve bu eşkâlde olan kal‘anın evsâfı tamâm olup,
EÇS VIII 269a
Der-evsâf-ı cevâmi‘hâ-yı selâtîn-i müslimât: Cümle yedi aded mihrâb-ı ma‘bedgâh-ı mü’minândır. Evvelâ iç kal‘ada Sultân Murâd Hân-ı Sâlis câmi‘i ve büyük kal‘ada Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i, kenîse imiş. Âye[t]: Sûre-i Bakara Arapça nassı üzre hîn-i fethde bu deyrin mihrâbı Kudüs'den Mekke'ye velî olunup beytullâh-ı müslimîn olup hâlâ derûn-ı câmi‘de on altı aded mermer sütûn üzre tâk-i havarnaklardır kim her biri gûyâ tâk-i Kisrâların üzeri servi dırahtı kirişleri üzre münakkaş tavandır. Tûlı yüz ayak ve arzı seksen ayakdır. Bir nâzük ve musanna‘ tarz-ı kadîm kârgîr minâre-i mevzûnu var, câmi‘-i kebîrdir.
EÇS VIII 269a
Der-mesâcidhâ-yı âbidât: Cümle (---) aded buk‘a-i zâhidânı var. Evvelâ Tekye mahallesi mescidi ve Şeyh Efendi mahallesi mescidi ve Aşağı mahalle mescidi ve Uryânî mescidi ve Çârsû mescidi (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 269a
Der-tenkîl-i dâru't-tedrîs-i sûhtevât: Cümle (---) aded dâru't-tahsîl-i ulûm-ı müfessirân muhaddisân dâru'l-kurrâ-i huffâzândır. Evvelâ medrese-i Bâyezîd Hân, talebeleri çokdur, ammâ hâfız-ı kur’ânları yokdan azdır. Var ise hâfız-ı Kur’ân'ı evlâd-ı Arab-ı mücâvirândır.
EÇS VIII 269a
Der-tescîl-i mekteb-i tıflân-ı necîbât: Cümle 4 aded dâru't-ta‘lîm-i ebcedhân-ı püserândır. (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 269a
Der-tezkîr-i hânkâh-ı dervîşân-ı meczûbât: Cümle (---) aded hâne-i zikrullâh-ı erbâb-ı tarîk-i Âl-i Abâ'dır. Cümleden Tekye mescidinde pîşvâ-yı tarîk Azîz Efendi tekyesi ve
EÇS VIII 269a
Der-dâru'l-ıt‘âm-ı fakîrân-ı imârât: Cümle iki aded imâret-i dâru'z-ziyâfe-i müsâfirîni var. Sultân Bâyezîd'in ve Şeyh tekyesinin ni‘metleri mebzûldür. Ammâ bu şehirde fukarâları imârete muhtâc etmez, niçe yüz aded gâziyân-ı mücâhidândan hânedân sâhibleri velî-ni‘am ve sâhib-i kerem âdemler var.
EÇS VIII 269a
Der-medh-i aded-i binâ-yı hammâmât: Cümle bir aded hammâm-ı müfîd [ü] muhtasardır, ammâ niçe yerde hânedân hammâmları olup pâk ve tâhir gâzîleri var.
EÇS VIII 269a
Der-temeddüh-i dekâkîn-i erbâb-ı sanâyi‘ât: Cümle kırk aded dükkân-ı ehl-i hırefdir, ammâ yine her metâ‘-ı zî-kıymet eşyâlar bî-kıymet bulunur.
EÇS VIII 269a
Der-ibret-nümâ-yı mutalsamât-ı acâ’ibât: Çârsû meydânı ile varoş kapusunun iç yüzünde bir mahall-i vâsi‘de bir somâkî alaca amûd-ı müntehâ üzre bir mermerden mebnî tâbût vardır. İçinde bir kral meyti vardır, derler. Niçe âdemler içinde tibr ve iks[î]r-i a‘zam vardır derler. Ammâ Latin keferelerinin târîhlerinde yazduğu üzre bu kal‘ada yılan ve çıyan ve akreb ve sivri sinek olmasın içün tılsımât vardır, derler.
EÇS VIII 269a–269b
Der-tenmîk-ı aded-i hânedân-ı ağavât: Cümle kal‘a içre sağîr ü kebîr tahtânî ve fevkânî hâne-i müselmânı yedi yüz aded ma‘mûr u mükellef 269b ve mükemmel Şeddâdî kefereden kalmış metîn ü kavî binâ evlerdir kim cümle la‘l-gûn kiremit ile mestûrdur. Ammâ suları yokdur, taşradan getirirler, lâkin hîn-i muhâsara mülâhazasıyla her hânedânlarda su sarnıçları mukarrerdir. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 269b
Der-temimme-i evsâfât-ı şehrengîz-i külliyât: Bu kal‘ada olan toplar bir kılâ‘da yokdur. Meğer Rodos kal‘asında ve Akdeniz ve Karadeniz boğazlarında ve İslâmbol'da Sarâyburnu'nda ve Tophâne'de ve Budin kal‘asında ve Eğre kal‘asında ola. Cümle yüz toksan aded sağîr ü kebîr top-ı kal‘a-kûplardır kim her biri birer kal‘a değer. Allâh şerr-i a‘dâdan hıfz ede. (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 269b
Der-sitâyiş-i liman-ı vâsi‘-i buhayrât: Bu kal‘anın maşrık tarafında iri taşlar ile binâ-yı kavm-i Amâlika bir liman-ı azîmi var ammâ büyük barçalar ve karavana kalyonlar giremezler, ammâ küçük şitiye ve potaç ve pink ve burtun ve polaka ve tartınar ve galyeta ve kadırga ve çekeleve ve zarbina(r) ve şayka gemiler girüp müstevfâ yatırlar, ammâ büyük barça gemiler limana karşu denizde demir kuvvetiyle yatırlar. Bir hudâyî liman-ı latîfdir kim gemiler palamarların liman kenârlarında olan azîm taş direklere bağlayup demirlerin maşrık tarafında deryâya bırağup yatırlar, zîrâ bu deryânın umku altı ve yedi ve on kulaç yerleri olup her gemi kışlamak mümkindir. Ve bu limanın iki mîl kıble tarafına,
EÇS VIII 269b
Der-vasf-ı eşkâl-i cezîre-i Sipanca: Bu ada ile Moton kal‘ası arasından yat gemiler geçmesin deyü Sultân Bâyezîd-i Velî Moton önündeki mendirek kal‘asın binâ eder. Ba‘dehu Süleymân Hân dahi mükemmel vâsi‘ binâ kal‘a-i mendirek edüp gâyet emn [ü] emân olup bir enâyî ve ecnebî düşman gemisi geçmek değil bir murğ-ı zeyrek bu mendirek önünden uçamaz ve bir çırnık deryâdan geçemez. Ve bu Sipanca adasının maşrık tarafında Hudâyî bir eyice limanı var, ismine Porto Lonko derler, ya‘nî Uzun liman deyü Freng lisânında tahrîr ederler. A‘lâ yataklı limandır, ammâ içecek suları acıcadır. Bu cezîre kıbleden yıldız tarafına iki çatal tûlânîce vâki‘ olmuş bir adacıkdır.
EÇS VIII 269b
Der-medh-i bi’r-i mâ-i hayât: Bu limandan cümle keştîbânlar sandallar ile kenâr-ı limana der-kenâr olup varulları ve kavataları ve destileriyle Moton'un kapusundan taşra yıldız cânibinde olan varoşda Hamursuz nâm bir su kuyusu var. Kâfir zamânından kalmış bir çâh-ı âb-ı nâbdır kim nazîri yokdur. Cümle mellâhân-ı keştîbân-ı fellâhân ve şehir halkının kibâr u sıbyân olan hüddâmânları bu kuyudan su çeküp isti‘mâl ederler. Ve niçe sâhibü'l-hayrâtlar bu kuyunun etrâflarında taş tekneler edüp cümle garîbü'd-diyâr fukarâ-yı tüccârân bunda câme-şûyluk edüp libâsların pâk ederler. (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 269b
Der-beyân-ı taşra varoş-ı mahallât: Bu şehr-i rabât şîrîn müzeyyen-i İremezât Moton kal‘asının taşrasında yıldız cânibine bir ok menzili ba‘îd vâki‘ olup cümle iki yüz aded ma‘mûr u mükellef kârgîr binâlı ekseriyyâ tahtânî keferelerin menhûs hâneleridir. Aslâ bunda müselmân hâneleri yokdur. Lâkin bâğlarında ve bâğçelerinde a‘yân-ı kibâr hâneleri ve maksûreleri olup teferrücgâhlar için binâ olmuş ârâmgâhlar bî-hisâbdır. Bu varo[ş] hâneleri dahi cümle kiremit ile mestûr dâr-ı fücûrlardır. Ve cümle bin aded merâm bâğavâtdır. Cümlesi kal‘a a‘yânı ve kal‘a neferâtlarınındır. Zeytûnu cihânı dutmuşdur. Limonu ve turuncu [ve] inciri ve engûrü ve rümmânı cümle hadîkaları zeyn etmişdir.
EÇS VIII 269b
Ve cümle elli aded dükkân-ı ehl-i harâbât ya‘nî meyhâne-i muharremât dükkân-ı meykedeleri var, gayri imârât yokdur. Lâkin leb-i deryâda bir vîrân hammâmı var, kâhîce işler dediler. Suyu bu hammâma karîb Freng kuyusundan gelir.
EÇS VIII 269b
Der-çâh-ı mâ-i imârât: Bu âb-ı hayât kuyu bir musanna‘ temâşâgâhdır kim üstâdân-ı Freng-i asfer-reng bu bi’r-i mâya var makdûrun sarf edüp kuyu üzre sekiz yerden pâyendâzlar üzre tâk-i kuzahlar binâ edüp kuyu üstünde ortası delik bir kubbe-i âlî edüp etrâfını alçacık dîvârcık edüp dahi etrâfına incecik mermer sütûncuklar edüp dahi üstüne asma kameriyyeleri edüp câ-be-câ etrâfında soffalar ve dikkeler etmiş kim gûyâ bir kasr-ı âlî olup mezkûr kuyu bu kubbe altında binâ olunmuş bu kasr-ı a‘lânın taşrasından yokuş yukaru atlar ile çıkılır bir yolu vardır.
EÇS VIII 269b–270a
Bu kasrın kubbesi ortasındaki mezkûr kuyu üzre olan delik üzre üstâd-ı Freng gûnâ-gûn çarh-ı musanna‘lar ile su dollâbları îcâd eylemiş kim niçe engâzları cümle demirdir. Ve dollâb kovalarının ipleri dahi zencîrlerdir. Bu dollâba atları koşup çarhları deverân etdirdikçe kubbede olan mezkûr delikden kovalar aşağı kuyudan suyu yukaru kasra çeküp andan aşağı minâre kaddi 270a su uçup terâzûler ile şehrin hânedânlarına ve sarnıçlarına ve hammâm ve amâristânlarına gider, bir ibret-nümâ çâh-ı mâdır. Lâkin ba‘zı zamân atları olmayup işlemez, ammâ aşağıda kuyusu şeb [ü] rûz mu‘attal durmaz.
EÇS VIII 270a
Hakkâ ki san‘at-ı garîbe ve acîbe temâşâgâhdır kim her bâr atları hâzır olup sehel şey ile ma‘mûr olsa kal‘a içindeki çeşmeler amâr olurdu.
EÇS VIII 270a
Ve bu varoşda Balı Dede türbesi kurbunda bir küçük hânı var, kiremit örtülüdür. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 270a
Der-memdûhât-ı müsmirât-ı sun‘-ı Hudâ-yı fevâkihât: Evvelâ zeytûnu rub‘-ı meskûnda yokdur. Ve çiçek inciri hod cihân-ârâ olup çokdur.
EÇS VIII 270a
Der-güzîde-i meşhûr-ı kâr-ı sanâyi‘ât: Cümleden sâbûnu misk gibi râyiha-i tayyibesi vardır. Esbâbı gül-i pembe-misâl pâk eder. Ve pembesi firâvân olmağın beyâz ve rakîk kara dimisi ve nâzük harîri olur, zîrâ cümle dağ ve bâğlarında dud ağaçları çokdur.
EÇS VIII 270a
Der-vasf-ı hevâ-yi dilsitân bâd-ı nesîm-i müferrehât: Hevâsı mâh-ı Temmûz'da iki ay gâyet şiddet-i hâr üzre olup sehel sakîlcedir, ammâ on ay hevâsı ol kadar latîfdir kim gûyâ Halebü'ş-Şehbâ ve şehr-i Ma‘arratü'n-nu‘mân'dır. Hakîr anda iken bahâr eyyâmları olup eyle safâlar etdik kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Kış eyyâmları hod gâyet latîf hevâ-yı nazîf olur deyü ahâlî-i vilâyet hevâ-yı şitâsın medh etdiler, zîrâ bu şehirlerde aslâ kar yağmadığından bir bender-âbâd iskeledir kim Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Cerbe ve Hilâl vilâyetlerinden beher sene niçe yüz pâre barça galyonlar niçe yüz bin gûne metâ‘lar ve niçe bin siyâh Arablar bu iskeleye gelüp andan Maşkolor panayuruna giderler.
EÇS VIII 270a
Der-acâ’ibât-ı gazâ-yı ekber-i âmedânî: Hikmet-i Hudâ biz bu şehirde iken Cezâyir'den ve Tarabulus'dan beş pâre korsan gâziyân levendân gemileri orsa bayraklar açup pupa eyyâm-ı müsâ‘id ile gelirken hemân kal‘a önünde olan Sipanca adası ardından iki aded kâfir kalyonları her biri dağ gibi seksener pâre yatırtma tuç top çeker Freng kalyonları bizim Cezâyirli kalyonları önlerine çıkadüşdü.
EÇS VIII 270a
Hemân sâ‘at bizim beş pâre Cezâyir galyonlarının kapudanaları ve paturunaları ve iryaleleri kâfir üzre tıramola edüp tarfetü'l-ayn içre müslim ve gayri müslim galyonları birbirlerine sarılup birbirlerine eyle top ve kumbara ve muşkat urup sadâ-yı Allâh Allâh istimâ‘ olunur, ammâ mendirek kullesinden temâşâ ederiz, ammâ tarafeynin top ve tüfenglerinin dûd-ı bârûd-ı siyâhından gemiler aslâ görünmez, ammâ bir ceng [ü] cidâl [ve] harb [ü] kıtâl oluyor kim zemîn ü âsımân dir dir ditreyüp durur. Bir sâ‘at murûrundan sonra bir bâd-ı nesîm İslâm tarafına esüp cümle gemiler râygân olup meğer cümle guzât kâfir kalyonlarına girüp direklerine çıkup cümle küffârın çarmıh ve halat alatların baltalar ile kesüp kâfirin yelkenleri cümle deryâya düşüp cümle guzât küffârın gemileri içinde kılıç urup Allâh demede. Ve yine ceng-i savaş-ı perhâş olmada. Hikmet, rû[z]gâr bunlar[ı] Moton kal‘asına doğru sürüp getirdi.
EÇS VIII 270a
El-hâsıl kıssayı ne dırâz edelim. Yedi sâ‘at germâ-germ ceng-i azîm olup âhır-ı kâr küffâra gâzîler amân u zamân vermeyüp iki pâre kâfirin dağ gibi kalyonların feth edüp cümle haçlı bayrakların baş aşağı edüp liman-ı Moton'a girirlerken bir top u tüfeng şâdımânlıkları olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz.
EÇS VIII 270a
Netîce-i kelâm kal‘ada ve keştîlerde üç gün üç gece zevk u şevk u şâdımânlar etdiler, zîrâ feth etdikleri gemilerin her biri kal‘a-misâl idi. Meğer içinde Girid cezîresine gidecek mâl-ı hazîne ve mühimmât ve cebehâne-i imdâd levâzımâtı var imiş. Cümle mâl-ı ganâ’imi cemî‘i guzât-ı müslimîn kalyonları üzre pay edüp altı yüz esîr sağ ve dörd yüz kefere mecrûh ve dörd yüz aded kefereler dendân-ı tîğdan ve sademât-ı topdan cümle mürd olup lâşe-i murdârların cümle deryâya atdılar.
EÇS VIII 270a
Ve yüz yetmiş aded gâzîleri şehd-i şehâdet câmından nûş etdiler, gemiden taşra çıkarup e’imme ve hutebâlara teslîm olunup techîz [ü] tekfînlerinin ma‘ûnetleri görüldü.
EÇS VIII 270a–270b
Andan gazâ mâlından kâ’immakâm-ı vilâyete kânûn üzre üç kîse guruş liman hakkı verdiler. Ve dizdâra ve kadıya ve sâ’ir kal‘a ağalarına el-hâsıl cümle a‘yâna merâtiblerine göre hedâyâlar verdiler. Hattâ hakîr-i pür-taksîre bir Freng gulâmı ve niçe çuka ve kumâşlar 270b ihsân etdiler. Ve hüddâmân-ı gılmânlarıma bile in‘âmlar etdiler.
EÇS VIII 270b
Ba‘dehu cemî‘i şühedâları gasl edüp cümlenin cenâzelerin bir yerde bir namâz ile kılup tevhîd [ü] tezkîr ile kal‘anın hâricinde yıldız tarafında kal‘a ile taşra varoş arasında,
EÇS VIII 270b
Der-beyân-ı kubûr-ı şühedâ-yı gâziyân-ı şehr-i Moton
EÇS VIII 270b
Bu mahalde meşhed-i gâziyân-ı kadîm ki Sultân Bâyezîd-i Velî asrında kal‘a altında şehîd olanların yanlarında bu Cezâyirli şühedâların defn edüp rûhlarıyçün Yâsîn-i şerîf ve Fâtiha-i ümmü'l-kitâb-ı latîf tilâvet olunup herkes vatanlarına revâne oldukda bu hakîr gayr[i] ziyâretgâhlara meşgûl oldum. Evvelâ bir kubbe-i âlî içinde
EÇS VIII 270b
Meşhed-i Gâzî Silihdâr Ağa: Sultân Bâyezîd Hân'ın makbûl [ü] merğûbu iken ser-i sa‘âdetin top götürdükde Bâyezîd Hân hemân ol ân iki rek‘at salât-ı Sübhân kılup el açup,
EÇS VIII 270b
"Behey âteşe yanası kal‘a dahi bu ânda da mı feth olmayup bir yâr-ı gâr-ı hem-râz şâhbâz-ı silihdârımı şehîd etdin" deyü bed-du‘â etdikde bi-emrillâhi te‘âlâ hemân Moton'un iç kal‘asında bir azîm bârûd-ı siyâh tutuşup niçe bin küffâr ender-hevâ mu‘allakast olup ol ân Kasaba nâm iç kal‘a feth olup taşra büyük kal‘a sonra kılıç ile feth olmuşdur.
EÇS VIII 270b
Ve bu mezâristânda beş aded kubbelerde beş aded vüzerâlar ile yedi bin aded şehîdân-ı gâziyânlar medfûnlardır.
EÇS VIII 270b
Ziyâret-i Balı Dede: Kurbunda bir küçük hân vardır kim hânda mihmân olanlar elbette ziyâret ederler. Ve ziyâret-i
EÇS VIII 270b
Bu ziyâretleri edüp ol gece şehirde cemî‘i şühedâların gâzîler helvâsı ziyâfetleri yeyüp niçe yüz bin ihlâs-ı şerîfler tilâvet olunup savâbları şehîdân-ı gâziyân ervâhlarına hibe olup ale's-sabâh hakîr cümle ahbâb ile vedâ‘laşup ve yarar refîkler verüp önümüzce kulağız-ı pür-silâh olup maşrık cânibine 3 sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 270b
Karye-i Kokinapoli: Lisân-ı Rûmca kırmızı kuş köyü derler. Moton kal‘ası dizdârının ze‘âmeti köyüdür.