İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VIII 270b
Andan yine maşrık tarafına 3 sâ‘at zeytûn bâğları içre âb-ı hayât sular içerek,
EÇS VIII 270b
Evsâf-ı binâ-yı ibret-nümûn, ya‘nî rabât-ı müzeyyen kal‘a-i Koron
EÇS VIII 270b
Bânîsi Bundukanî Venedik banıdır. Lisân-ı Latin'de ismi Gorona'dır. Gorona'dan galat-ı meşhûr Koron derler. Lisân-ı Rûmda Gorona Katror derler, zîrâ bir zamân bu kal‘ada tâc-ı İskender goronası durmak ile Rûmlar Gorona Katror derler.
EÇS VIII 270b
Netîce-i kelâm niçe divelden divele intikâl edüp âhır-ı kâr sene 906 târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî'nin Moton kal‘asın feth etdiğin bu Koron küffârları istimâ‘ edüp mehâbet [ü] savlet-i şehriyârîye tâkat getiremeyeceklerin küffâr-ı hâksâr bilüp derhâl Koron kal‘asının miftâhların Bâyezîd Hân'a teslîm-i emân-ı istîmân edüp vere verdiler.
EÇS VIII 270b
Lâkin bu kal‘a-i gevher-nigîn otuz beş sene dest-i İslâmda durup Süleymân Hân Kızılelma-yı Alman üzre Beç'de ve Prak'da ve Budin-i sedd-i îmân kal‘aları tarafında ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâlde iken yine Alman kralı olan Ferdinand kral-ı dâll-ı pür-tadlîlin ığvâ ve tahrîk (...)etiyle Venedik Pirinc-pirimi sene 940 târîhinde altmış pâre kadırgalarıyla ol Moton kal‘asını muhâsara etmek sadedinde iken gâziyân-ı Moton kitâbı metinden görmüş gibi küffârı mezkûr balyemez topları endâht edüp küffârın altı pâre mavunaların Sıpanca adası önünde gark edüp küffâr-ı dûzah-karârın karârları firâra mübeddel olup bu kal‘a-i Koron'a gelüp limanına lenger-endâz olup ol ân taşra cenûb cenbin döğüp cümle etrâf re‘âyâların yetmiş bin gûne dâm [u] tezvîr-i hiyel [ü] şeytânat hulf-ı va‘deler ile re‘âyâları kendülerine râm edüp murâd [u] merâmları üzre kal‘a-i Koron'u muhâsara ederler.
EÇS VIII 270b
Meğer ol asırda gâziyân-ı Koron'a tâ‘ûn-ı ekber istîlâ edüp bir vâveylâ vü vâveledâda dörd bin aded gâzî merhûm olmuşken derûn-ı kal‘ada iş erleri olmak ile kal‘a kırkıncı günde vere ile kâfire kal‘ayı birkaç muhannes nâbekâr bîkâ[r u] bedkârlar verüp seg ber-sahrâ her biri bir tarafa giderler.
EÇS VIII 270b–271a
Küffâr kal‘ayı kabza-i tasarrufa alup mülk-i mevrûsumuz yine elimize girdi mülâhazasıyla cümle keştîlerde olan mühimmât [u] levâzımâtların kal‘aya koyup kal‘ayı gereği [gibi] Kahkahâ-vâr amâr etmeğe şürû‘ eder. Çünki bu haber-i mûhiş Budin altında Süleymân Hân'ın mesmû‘-ı şerîfleri olunca hemân ol ân Semendire sancağından Yahyâ Paşazâde Mehemmed Beğ'e Mora sancağın verüp ve kapudan paşayı dahi deryâdan 271a gönderüp sene-i mezbûrede asâkir-i İslâm berren ve bahren kuşadup niçe bin hüsn-i tedbîrler ile derûn-ı kal‘ada olan cengâver dilâver Urûm [ve] Arnavud'u ve Freng'i içlerine tefrîka düşürüp Rûm ve Arnavudlar Freng'i kal‘ada cümle kırup kal‘a-i Koron'u yine Mehemmed Beğ'e teslîm edüp amân ile Urûm [ve] A[r]navudlar kal‘adan çıkup her biri dâru'l-bevârlarına gitdikde mîr-i müşârun-ileyh kal‘a miftâhların Süleymân Hân'a müjde haberiyle gönderir.
EÇS VIII 271a
Ol zamândan berü hamd-i Hudâ dest-i İslâmda olup Süleymân Hân tahrîri üzre Mora eyâletinde Moton kâ’immakâmı hükmünde olup yüz elli akçe şerîf kazâdır.
EÇS VIII 271a
Nâhiyesi (---) aded ma‘mûr kurâdır. Kethudâyeri, serdârı, emîni, bâcdârı, harâc ağası, mi‘mâr ağası, muhtesib ağası, şehir kethudâsı, cümle on iki aded kal‘a ağası, cümle üç yüz nefer kal‘a neferâtları ve a‘yân-ı eşrâfı, nakîbü'l-eşrâfı, şeyhülislâmı, deryâ beğleri, niçe sancak sâhibi ümerâ-yı mîr-i mîrânları vardır. Moton'dan ziyâde a‘yân-ı kibârı vardır.
EÇS VIII 271a
Der-zemîn-i eşkâl-i sûr-ı Koron-ı meşhûn
EÇS VIII 271a
Akdeniz sâhilinde Koron burnunda bir kırmızı kaya üzre bir minâre-i pespâye kaddi kadar yüksek yerde kıbleye ve maşrıka mukâbil iki kal‘adır, ammâ biri biri üzre hâ’ildir. Biri Koron kal‘asıdır ve biri Livadye kal‘asıdır, ammâ şimdiki hâlde Livadye kal‘ası münhedim olmuş durur.
EÇS VIII 271a
Feth-i sânîde Yahyâ Paşazâde Mehemmed Beğ bu Livadye'yi münhedim edüp kal‘anın zabt [u] rabtı mümkin olsun içün kal‘a küçük idi ammâ metîn Moton Koron oldu. Hâlâ bu Koron dîvârı yigirmişer ayak enli ve kalın Şeddâdî seng binâ-yı sedd-i İskender-misâldir kim her taşı temelinde fîl ve câmûs cüssesi kadar var, rıhtım binâ bir metîn kal‘a-i ra‘nâ olup şekl-i müsellesden sehel müdevvercedir kim maşrıkdan garb tarafına tûlânî vâki‘ olup bir kayalı burun üzre dâ’iren-mâdâr cirmi bin altı yüz aded germe adımdır, ammâ bedenler üzre adımlamışımdır. Taşradan adımlamak müşkildir, zîrâ niçe muhâlif uçurum yerleri vardır kim cânib-i erba‘ası kırkar ve ellişer kulaç yalçın kayalar olmak ile aslâ handakı yokdur.
EÇS VIII 271a
Eşkâl-i iç hisârı: Kara tarafında cânib-i garba nâzır bir kayalı püşte-i âlî üzre başka bir metîn kal‘acıkdır, ammâ yine taşra büyük kal‘aya muttasıldır.
EÇS VIII 271a
Ve Bâyezîd-i Velî câmi‘i önünde semt-i şarka nâzır bir demir kapusu var. Cebehâne kullesi bu iç hisâr içinde bir iç hisâr gibi vâki‘ olup bir azîm serâmed kulle-i serbülenddir.
EÇS VIII 271a
Ve kal‘aya sehel havâle olan yere bu iç kal‘a havâle olmuşdur. Ve iç kal‘anın mağrib tarafında olan köşeye vâki‘ olmuş sehel havâleli kayalardır, zîrâ bu kal‘a-i Koron'un ekseriyyâ havfi bu havâle köşesi burnundandır. Ammâ bu köşe ol kadar metîn şedîddir kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Hattâ üstâd-ı bennâ-yı mühendis bu havâleye karşu kal‘ayı gemi burnu gibi bir sivri ve kaykı burun etmiş kim hîn-i muhâsarada kal‘a-kûp top tokunup kal‘aya zarar isâbet etmeye, deyü bu buruna var makdûrun sarf edüp bu havâleye karşu bir tabya-i azîm sedd-i metîn edüp minâre kaddi kesme kaya üzre binâ olunup üstüne bin âdem sığar meydân-ı azîmdir.
EÇS VIII 271a
Gûnâ-gûn hiyel ü efkâr ile mebnî olup niçe gûne siperler ve kemîngâhlar ve mazgalların cânib-i erba‘asında havâle olan yere ve dahi karada olan etrâfa nâzır kirpi-misâl dizilmiş yetmiş pâre serâmed balyemez ve keşkekyemez ve çuldutma[z] ve kundakkıran nâm şâhâne topları var. Sâfî dolma rıhtım binâlı tabya-i azîmdir. Başka topçuları ve başka neferâtları vardır.
EÇS VIII 271a
Ve bu mahal kal‘anın cümleden yüksek yeri olmak ile bir karavulhâne kasrı var kim cihân-nümâ nâmıyla iştihâr bulup cümle şehrin erbâb-ı ma‘ârifân yârânları anda cem‘ olup cavk cavk zevk [u] şevkler edüp rûy-ı deryâda cezîre-i Çukaları ve Manya vilâyetini ve Zarnata kal‘ası ve Kalamata kal‘asın seyr [ü] temâşâ ederler. Bir acâ’ib ü garâ’ib köşk-i bâlâ-yı mecma‘-ı fukarâ ve kân-ı zurefâdır.
EÇS VIII 271a–271b
Ve bu kal‘anın ancak cânib-i garba nâzır bir bâb-ı hadîdi var ammâ biri biri içinde eğri büğrü yollu dörd aded sa‘b ve metîn derveze-i âlîlerdir. Her kapu aralarında dîdebân ve pâsbân [u] 271b nigâhbân ve bevvâbânlar pür-silâh olup şeb [ü] rûz mevcûd bulunup tavla satranç ve gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar edüp keşik beklerler. Bu dahi bir kârgîr binâ kubbe-i azîm altında bir cem‘iyyet-i kübrâ yeridir kim cemî‘i kal‘a ağaları bu mahalde oturup dîvân ederler. Cümle bu kapu aralarında olan rûy-ı dîvârda niçe bin(?) gûne âlât-ı silâh ile zeyn olmuş dörd aded mehîb kapu aralarıdır.
EÇS VIII 271b
Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asında cümle on bir aded tabya-i azîmleri ve kırk yedi aded ebrâc-ı metîneleri ve bin tokuz yüz aded dendân-ı bedenleri var. Ammâ cümle tabyadan mehîb ü metîn sedd-i İskender Süleymân Hân asrında binâ olunan Yahyâ Paşazâde Mehemmed Paşa'nın binâsı Havâle tabyası gûyâ sedd-i Ye’cûc'dur. Ve Beg tabyası sankim püşte-i Me’cûcdur kim limana nâzır olup üç kat top çeker. Ve maşrık tarafında Süleymân Hân tabyaları iki aded sedd-i Kahkahâlardır kim münhedim olan Livadye kal‘ası yerine ve limana nâzırdır.
EÇS VIII 271b
Ammâ bu Livadye kal‘ası yine ma‘mûr olsa maşrık tarafında deryâ aşırı olan Manya kıyılarını döğüp Kalamata körfezi limanına kâfir gemileri giremezdi.
EÇS VIII 271b
Ve Sarı Beğoğlu'nun evi köşesinde Cığala Paşa tabyası üzre azîm vezni üzre serâmed balyemez topları var, kırkar karışdır, cenûb tarafındaki limanı döğüp kuş uçurmaz. Bu cirmde ve bu eşkâl-i mehâbetde ve bu binâ-yı salâbetde olan kal‘a-i bî-misâlin içinde,
EÇS VIII 271b
Der-vasf-ı sarây-ı hânedân-ı ağavât: Cümle altı yüz aded kat-ender[-kat] kâfirî binâ metîn ü ra‘nâ tahtânî ve fevkânî bâğsız ve bâğçesiz ma‘mûr u müzeyyen büyût-ı ra‘nâlardır, zîrâ bu kal‘a cemî‘i zamânda muhâsara olunup top yemeden evleri harâb olmadan vere ile verildiğinden cümle hânedânları ve kal‘asının rûy-ı dîvârları ve cümle ebrâc-ı dendân-ı bedenleri dürr-i beyz-âsâ durur.
EÇS VIII 271b
Ve cümle sütûhları la‘l-gûn kiremit örtülü olup kapularının atebe-i ulyâları serâpâ kemer binâlar ile ârâste ve revzen ve şâhnişîn ve maksûreler ile pîrâste bir şîrîn bir şehr-i müzeyyen olup cümle şâhrâhları pâk kaldırım döşelidir kim hâr-ı hâşâk mezbeleden nişân yokdur.
EÇS VIII 271b
Der-çeşme-sâr-ı âb-ı hayât: Lezîz hoş-güvâr suları var, taşradan gelir ammâ yolları pinhândır. Ve iç kapudan içeri kapular arasında ibret-nümâ balık kemikleri asılıdır.
EÇS VIII 271b
Ve bu mahalde yigirmi aded dükkâncıkları var ve Sultân Bâyezîd-i velî câmi‘i var, gâyet musanna‘ câmi‘-i rûhânîdir kim yigirmi altı aded sütûn-ı müntehâları iki katdır. Zamân-ı kadîmde kenîseden velî olunmuş bir minâreli câmi‘-i mahbûbdur ammâ ol kadar vâsi‘ değildir. Bu kal‘a içre gayri imâretler yokdur, zîrâ dar diyârdır. Âb [u] hevâsı gâyet latîf olduğundan mahbûbu ve mahbûbeleri gâyet meşhûrdur ammâ cüvânlarına aşk olsun.
EÇS VIII 271b
Der-sûret-i çîn-i meh-cebîn mahbûbân: Gerçi cümle halkı Cezâyirli esbâbları gibi daracık (...) peşli ve geçirmeli ve göğüslüklü libâs geyüp bellerinde pala bıçak ve ellerinde nacak olup eynlerinde beyâz ve la‘l-gûn ihrâm ve siyâh burnus ve kapod libâslar geyerler. Ammâ mahbûbları beyâz Cezâyir ihrâmların arkalarına alup başlarında la‘l-gûn fesler geyüp beyâz ham gümüş gibi baldırların sığayup sâf billûr-misâl beyâz topukların uşşâkân-ı müştâkâna seyr [ü] temâşâ etdirerek ihrâm ile hırâm ederek mahbûbânları güzer etdiklerinde her tarafdan yâhû sadâsı istimâ‘ olunur. Ol kadar hüsn-i cemâlde ve lütf-i i‘tidâlde olup kelimâtları Rûmşadır, ammâ fasîh mevzûn ve mazmûn tekellüm edüp ser-i sa‘âdetlerinden ahmer-gûn feslerin ref‘ etdikde kâküllerinin her târı şeb-i târ-misâl olup uşşâkın akl-ı kâsırları târumâr olur. Her bir cüvânların hâlleri hâl-i Hâşimî hâl-i Hindû-vâr olup her bir hâlleri bin kez reşk-i müşk-i Tatar-ı Hoten değer. Hüsn-i letâfetleri ve şîvekâr-ı zarâfetleri vasıfdan hâriclerdir.
EÇS VIII 271b
El-hâsıl cezîre-i Mora vilâyetinde üç yüz elli pâre şehir ve yigirmi dörd aded kazâ yerde bu Koron şehrinin mahbûb-ı matlûbu meşhûr ammâ mahbûbelerin görmedim. Ve şehir ahâlîsi dahi ehlinden mâ‘adâ havâtînlerin görmezler. Kendilerinin nakilleri üzre Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde zâhide sâhib-cemâle havâtînleri var.
EÇS VIII 271b
Ve cemî‘i halkı halûk ve halîm ü selîm ve nedîm kelâm-ı örfîye(?) mâlik fasîhü'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân bâbâ-yı âlem garîbü'd-diyâr muhibbi a‘yân-ı kibârları vardır.
EÇS VIII 271b–272a
Der-esmâ-i a‘yân-ı kibâr-ı ağavât: Evvelâ Dizdâr (---) ağa ve Sarı Beğzâde ve (---) (---) (---) (---) (---) (---). Gâyet şecî‘ ve bahâdır ve ankâ sofra sâhibi kerem kânları âdemleri var. Lâkin Moton halkı ile bu Koron ahâlîsi aralarında sehel gerd-i kudûretleri vardır. Bâ‘is ü bâdîsi oldur kim kaçan Süleymân Hân asrında küffâr-ı dûzah-karâr ibtidâ Moton kal‘asına istîlâ etmek murâd etdiklerinde gâziyân-ı Moton ceng-i azîm edüp küffârı münhedim edüp kal‘ayı vermediler. Küffâr kal‘a-i Koron'a varup bilâ-te’hîrin kal‘a-i Koron gibi bir hısn-ı hasîni kâfire 272a verdiklerinden Moton halkı Koronluyu ta‘n-ı zebân-dırâzlık ile teşnî‘-i serzeniş etdiklerinden Koronlu da Motonluya "Bire ciğerciler" deyü ta‘n-ı ta‘arruz ederler. Elbette her diyârda iki kabâ’il mâbeynlerinde böyle güft [ü] gûlar mukarrerdir. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 272a
Der-memdûhât-ı fevâkihât: Evvelâ Koron zeytûnu Rûm ve Arab u Acem'de Şâm-ı şerîf zeytûnundan ziyâde memdûhdur. Hadd-i zâtinde bu abd-i kemter dahi bu Koron zeytûnu kadar iri ve (...) ve latîf ve hoş-hor zeytûn görmedim. Husûsan limon suyu ve zeytûnyağıyla perveriş olmuş destiler içre zeytûnu pâdişâha hedâyâ getirirler. Cemî‘i dağları ve bâğların zeytûn dırahtları dutmuşdur. Limonu ve nârenci ve kebbâtı ve tatlı limonu dahi memdûhdur. Ve zeytûnyağı ve üzüm bâğı ve tereyağı hod meşhûr olup yigirmi gûne engûr-i âbdârı olup şîreli(?) şîresi olur. Ve sâbûnu Kuds-i Şerîf sâbûnundan latîf sâbûnu olur. Ve servi ağaçları hod cihânı dutmuşdur.
EÇS VIII 272a
Mesîregâh-ı ârâmgâh: Bu şehir hâricinin cânib-i şimâlinde bir sâhibü'l-hayr kimesne bin aded serv-i serâmed dırahtların hendese üzre çırpı ile sadranç nakşı ale't-tertîb diküp bir teferrücgâh-ı İrem etmişdir kim bu dahi rub‘-ı meskûnda bî-nazîr seyrângâh-ı bî-bedeldir. Servi dırahtlarının râyiha-i tayyibelerinden âdemin demâğı mu‘attar olup niçe yüz kerre yüz bin tuyûr-ı murğ-ı hoş-elhânların asvât-ı hazînleri âdeme safâ verir bir cây-ı safâgâh nüzhetgâhdır.
EÇS VIII 272a
Ve mesîregâh-ı (---) (---) (---)
EÇS VIII 272a
Der-tarz-ı acîb ü garîb: Bu şehirde ve Moton'da Kara Arab cevârîler ve Zengî Arab köleler cihânı dutmuşdur, ammâ köle sâhibleri Arabına bir fiske ve bir çubuk çalmağa kâdir değildir ve kölesine "Bire Arab, bire kara" demeğe kâdir değildir. Cümle halk Arablarına "Yako Çelebi ve Amber Çelebi ve Bilâl Çelebi ve Kobro Çelebi ve Beyran Çelebi ve Cicilkan Çelebi" ve'l-hâsıl çelebi lafzından gayri bir söz söylemeğe kâdir değilsin.
EÇS VIII 272a
Ve ibtidâ satın aldığın mahalde ne hidmet teklîf etdinse andan ziyâde bir şey teklîf edemezsin, ammâ mukaddemâ ma‘hûd olan hidmeti edâ etmese hemân cemî‘i Zengî Arab kölelerin yine bir zişt-rûy abûsu'l-vech şütür-leb bir kara Arab beğleri vardır. Ana varup,
EÇS VIII 272a
"Bizim çelebi, hidmet-i der-uhdesin edâ etmedi" deyü şikâyet edersin, yâhûd bir haber gönderirsin.
EÇS VIII 272a
Derhâl anların mâbeynlerinde çavuşları var, gelüp çelebi Arabını götürüp dîvân eder. Bir seni ve bir köleni söyledüp eğer cürm kölende olup ac u zâc u uryân değilse,
EÇS VIII 272a
"Niçün edâ-yı hidmet etmezsin?" deyü bin, iki bin, üç bin deyenek ve kırbaç ve fîl sikin götüne urup leş gibi bırağır.
EÇS VIII 272a
Eğer Arabın ölürse yerine bir gayri köle verir. Sâhibi döğse yetmiş seksen döğenek(?) urup merhamet edüp koyverir, ammâ beği bî-rahm hûnî cellâd-ı merrîh döğünce helâk edecek mertebe döğer. Hakkâ ki aceb zabt [u] rabt ederler.
EÇS VIII 272a
Ve cemî‘i Arablar bâğları ve bâğçeleri gözedüp zevk u safâlar edüp avretleri ve oğlanlarıyla bâğları amâr ederler. Bu diyârda beyâz Freng kölelerinden mâ‘adâ hüddâm memlûkler siyâh Arablardır.
EÇS VIII 272a
Bu şehrin dahi iklîm-i arz-ı beledi, Gördüs şehri ve Ballıbadra şehri gibi yigirmi sekizinci iklîm-i örfiyyedendir.