EÇS VIII 284b–285a
Der-aded-i mesâcidhâ-yı muvahhidân: Cümle yedi aded mahalle zâviyeleri idi. Hâlâ dahi amâr olmadadır. 285a
EÇS VIII 285a
Der-zikr-i hânkâh-ı erbâb-ı tarîk-i zîşân: Cümle üç aded tekye-i dervîşândır.
EÇS VIII 285a
Der-çeşme-sâr-ı râhat-ı dil ü cân: Cümle (---) aded çeşme-i cârîlerdir, ammâ cümleden havz-ı azîm meydânının çeşmesi târîhidir:
EÇS VIII 285a
Bârekallâh ser-i sekbânân Ağa-yı MahmûdEyleye Rabbü Vedûd âkibetini mahmûd,Çeşme itmâmına Âlî dedi zîbâ târîh,Yâ Ganî oldu iki eksik olunca ma‘dûd.Sene 1073.
EÇS VIII 285a
Diğer târîh-i gayri çeşme, der kurb-ı Hunkâr câmi‘i:
EÇS VIII 285a
Sâ‘î-i hayr ser-i sansoniyân,Hazret-i Osmân Ağa-yı zî-hayâ,Nûş edince dediler târîhini,Çeşme-i aynı'l-hayât-ı cân-fezâ.Sene 1072.
EÇS VIII 285a
Der-defter-i çârsû-yı bezzâzistân: Cümle beş yüz aded dükkân-ı ehl-i hırefdir ve yigirmi aded kahvehânelerdir, ammâ kal‘adan taşra meyhânelerdir.
EÇS VIII 285a
Der-medh-i hammâmât-ı gâsilân: Cümle altı aded hammâmlardır.
EÇS VIII 285a
Der-sitâyiş-i kal‘a-i meyân: Mezkûr büyü[k] hisârın tâ ortasında bir mürtefi‘ yerde cihân-nümâ bir iç kal‘adır kim cümle üç aded kapuları var. Biri cânib-i şarka ve biri taraf-ı garba ve biri nerdübân ile enilüp çıkılup çârsû-yı bâzâra işler bir bâbdır kim öbür kapulardan küçükdür. Ammâ öbür büyük kapulardan bir kapuya varınca bu iç kal‘a ortasında bir vâsi‘(î) pâk kaldırımlı şâhrâhın yemîn [ü] yesârında aceb kârgîr binâlı musanna‘ azîm sarâyları var kim her biri kat-ender-kat cihân-nümâ sarâylardır. Bu kal‘a ve taşra kal‘a ve taşra bâğ u bâğçeler kâfir zamânı ol kadar ma‘mûr u müzeyyen imiş kim gûyâ her hânedâ[n] kasr-ı İrem ve her bir bâğçe cinîn-i hurrem imiş kim ta‘bîr ü tavsîfden müberrâdır. Lâkin henüz ilâ yevminâ hâzâ ma‘mûr [u] âbâdân olmadadır. (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 285a
Der-fasl-ı âb [u] hevâ-yı râhatı'l-ebdân: Âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbelerine hadd [ü] hasr yokdur. Husûsan siyâh kâküllü Rûm pençe-i mahbûb gulâmları sîm-ten ve nâzük-beden olup hüsn-i cemâlde ve lütf-i i‘tidâlde gılmânları olup gâyetü'l-gâye zekî ve necîb ü reşîd olu[r]lar.
EÇS VIII 285a
Der-eşkâl-i kabâ-yı bintân-ı ehl-i ısyân: Cümle Rûm avretleri dahi mahbûbe-i zamâne olup âşıkperestlerdir, ammâ libâsları gâyet kabîhdir. Meselâ fisdân ta‘bîr etdikleri harîr-i gûnâ-gûn kabâları koltukları altında hammâl semeri gibi yumru olup arkaları ve göğüsleri dahi eyle yumru olup bellerinden yukarusu tâ koltuklarına varınca eğer karınları ve eğer sîneleri ve eğer memeleri ve eğer mû-miyân kemerleri aslâ görünmeyüp hemân koltuklarından yukaru omuzları ve kolları ve gerdân ve yüzleri ve başlarında kâtibî sarıkları altında siyâh saçları görünüyor. Gayri endâmları gûyâ bir harar gibi fisdân içinde olup hemân koltuklarından aşağı bir Mevlevî dervîşi tennûresi geymiş Yezîd libâslı mahbûbe zenâneleri var.
EÇS VIII 285a
Der-kıyâfet-i libâs-ı re‘âyâ-yı kâfirân: Cümle re‘âyâ vü berâyâsı Rûm keferesi olup cümle başlarına kara manlifke şapka geyüp esbâbları koyun yünü sofdan siyâh rokla geyüp bellerinde zünnâr kuşakları ve ayaklarında siyâh Freng pâbuçları geyüp kefereden müselmân olanlara bozma kavmi derler.
EÇS VIII 285a
Der-vasf-ı memdûhât-ı me’kûlât: Evvelâ engûrü Bozcaada'da ve Kuds-i Şerîf kurbunda Halîlü'r-rahmân'da ve Mardin yanındaki Sincâr dağında bu Hanya üzümü gibi âbdâr hoş-hor engûrü olmazdır. Hattâ bir salkım üzümü on beş vukıyye gelüp yigirmi yedi gûne ıneb-i elvânı olur. Ve kilise balı derler bir beyâz asel-i musaffâsı olur kim tenâvül edenin demâğı râyiha-i müşkden mu‘attar olur. Gâyet latîf baldır ammâ az olur. Ve bir nârı bir vukıyye gelir gâyet âbdâr ve dânedâr rümmânı olur. Ve zeytûnu ve servi ağaçları cihânı dutmuşdur. Ve meşhûr-ı âfâk olan harâm şarâb-ı bî-hicâbı fâsıkân [u] fâcirân mâbeynlerinde memdûhdur.
EÇS VIII 285a–285b
Der-temimme-i şehrengîz-i külliyât: Evvelâ kal‘anın kara kapusunda[n] taşra yassı tabya başında gâziyân-ı mücâhidânların 285b küffâr-ı hâksârdan kesdikleri kellelerinden bir kulle-i bâlâ binâ olunmuşdur. Bu dahi vâcibü'l-iberdir.
EÇS VIII 285b
Der-ziyâretgâh-ı meşhed-i kal‘a-i Hanya: Evvelâ kabr-i Gâzî Kansu Paşa, Kamalak Siyâvuş Paşa, Bıyıklı Mustafâ Paşa, Küçük Hasan Paşa, Kör Hasan Paşa (---) (---) (---) niçe yüz aded vüz[er]â ve mîr-i mîrânlar var ve şimdi kâfir kalyonlarıyla ceng ederken şühedâlarımız medfûnlardır. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS VIII 285b
Bu şehr-i azîmi bu yüzden seyr [ü] temâşâ etdiğimizden sonra Sadrıa‘zam Kandiye'yi seyr [ü] temâşâ edüp lağım ve meteris yerlerin görüp (---) haftada Hanya'ya gelince Mora tarafından kapudan paşa niçe kerre deryâ-misâl asker-i İslâmı zahâ’irleriyle cezîre-i Girid'e geçirüp asker-i İslâm deryâ-misâl oldu.
EÇS VIII 285b
Hemân Sadrıa‘zam nefîr-i rıhletleri ve kûs-i kerr ü ferr-i irtihâlleri çaldırup sene (---) mâh-ı (---) yevm-i (---) günde alay-ı azîm ile Hanya'dan sa‘d sâ‘atde çıkup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek "Azm-i râh-ı gazâ-yı Kandiye" deyüp gitmede.
EÇS VIII 285b
Bu hakîr-i pür-taksîr asker-i deryâ-misâlin izdihâmından hazz etmeyüp on aded atlı ve çemender süvârlı refîkler ile yoldan sol cânibe sapup alâ tarîkı's-seyr nîm sâ‘at cânib-i şarka sengistân içre gidüp,
EÇS VIII 285b
İbtidâ bânîsi be-kavl-i müverrihân-ı Latin Kırım cezîresinde Kefe kal‘ası kurbunda Sudak keferesi Sultân Bâyezîd-i Velî'nin Gedik Ahmed Paşası elinden halâs olup gemileriyle bu cezîre-i Girid'e gelüp bu Sudak Frengi bu kal‘acığı binâ etdiklerinden Sudak'dan galat Suda derler, ammâ hakîkatü'l-hâl Suda kal‘asıdır kim karada değildir. Evvel ve âhir Venedik banı hükmündedir.
EÇS VIII 285b
Kal‘ası elli mîl tûlu bir liman-ı azîmin intihâsında Hanya'ya bir bayır aşırı karîb ol bayırlı kaya dibinde deryâ içinde şekl-i müseddes bir sedd-i metîn bir küçücük kal‘acıkdır kim sâfî yalçın kaya üzredir, ammâ gâyetü'l-gâye sa‘bdır ve evleri azdır. Aslâ bâğı ve bâğçesi yokdur, zîrâ adası kâmil üç mîl ihâta eder adacıkdır kim cümle kat-ender-kat dirsek dirsek binâ olunmuş cümle kal‘adır.
EÇS VIII 285b
Bir yerden varılacak yerleri yokdur, ammâ Hanya cânibindeki kayalardan bu kal‘aya bir şâhbâz ve tüvânâ yiğit el taşı atsa taş erer. Tâ bu mertebe karaya yakın adacıkdır. Kurşum atsa evlâ bi't-tarîk kal‘asında kefereler durmaz, ammâ niçe kemîngâhları vardır, aslâ kefereleri görünmez. Ammâ eğer himmet-i Âl-i Osmân olsa Hanya tarafındaki burundan bu Suda'ya varınca el taşı (...) deryâyı beş on pâre gemi gark edüp doldurmak mümkindir, yâhûd karadan darabât-ı top-ı kûb sademâtıyla bu kal‘acığı hâke berâber münhedim etmek emr-i seheldir, ammâ himmet-i azîm ister. Hattâ sene (---) târîhinde Kapudan Voynık Ahmed Paşa bu kal‘aya donanma-i hümâyûn ile eyi hücûm edüp sarılmış, ammâ emr-i Hudâ şehîd olunca cümle gemiler çekilüp gitdiklerinde kal‘anın fethi müyesser olmayup ilâ hâze'l-ân dest-i küffârda bir sûr-ı limandır. Hudâ-yı Müte‘âl fethin müyesser ede.
EÇS VIII 285b
Bu liman-ı cây-ı emân eyle bir pür-emân yerdir kim şarkdan garba tûlu elli mîl olup içine üç bin barçalar ve karavanalar ve galyon ve pinkler ve karaka ve burtunlar ve potaç ve şitiyeler ve kadırga ve kalyetalar ve mavuna ve kalyetalar lenger-endâht olup yatmak mümkindir.
EÇS VIII 285b
Ve sekiz aded rûzgâr-ı zorkârdan emîn olup her cânibinde âb-ı hayât suları vefret üzredir. Akdeniz mellâhânlarının mâbeynlerinde bu Suda limanı meşhûr olup memdûh olan limanın biri dahi bu Suda limanıdır kim niçe kerre yüz bin elvân balıkları çıkar. Bâ-husûs üç vukıyye gelir la‘l-gûn tekür balıkları ve kalkan ve kefal ve sazan ve levrek ve uskumru ve fıçıda ve palamıd ve alakerde ve ülüfer ve kolyoz balıkları olur kim bir limana mahsûs değildir. İllâ bu Suda limanında olur.
EÇS VIII 285b
Ammâ bu limanın bir cânibinden bir cânibine karşu karşuya top güllesi yetişir. Hattâ bu limanın cânib-i kıblesinde Apokoron tarafı burnundan Suda kal‘asın Gâzî ve Şehîd Deli Hüseyin Paşa döğe döğe harâb [u] yebâb etmişdi.
EÇS VIII 285b
Bu kal‘a-i Suda'yı ve limanı seyr [ü] temâşâ edüp Kasra cânibine teveccüh edüp Suda limanı kenârınca kıble cânibine bir sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 285b–286a
Karye-i Çömlek: Yol üzre bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr müslim ve kefere köyüdür. Keferesi cümle çanak ve desti ve çömlek yapdıklarından Çömlek köyü derler. Tîn-i amber-çîn-misâl bir hâk-i pâki var. Hâlâ bunda asâkir-i İslâmdan niçe yüz azebân yiğitler kahvehâneler ve bozahâneler ve niçe yüz 286a aded dükkânlar ihdâs edüp kâr ederler.
EÇS VIII 286a
Andan 2 sâ‘at gidüp Kethudâ Beğ Çeşmesi, andan Kanlı Çeşmeleri geçüp,
EÇS VIII 286a
Menzil-i karye-i Eşkiloz: Bir ma‘mûr bâğlı ve bâğçeli ve bir âb-ı hayât kaynak sovuk sulu Urûm köyüdür. Andan şimâle bir sâ‘atde ma‘mûr limon turunçlu yerleri geçüp,
EÇS VIII 286a
Rûm lisânınca (---) (---) demekdir, ammâ kavm-i Osmâniyân Abokoron derler. Sene (---) târîhinde Sultân İbrâhîm Hân fethidir, be-dest-i Gâzî Deli Hüseyin Paşa.
EÇS VIII 286a
Sancak beğinin hâssı tahtıdır. Hâss-ı hümâyûnu (---) akçedir. Erbâb-ı zu‘amâsı (---) erbâb-ı tîmârı (---) adeddir. Alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Hîn-i seferde beğinin askeriyle ve cümle cebelüleriyle beş bin aded zeytûn sipâhîsi askeri olur. Ve yüz elli akçe şerîf kazâdır.
EÇS VIII 286a
Kal‘ası Suda limanı ağzında şekl-i muhammes bir Şeddâdî kal‘a imiş. Küffâr donanması ile gelüp birez yerlerin câ-be-câ münhedim etmiş ammâ sehel şey ile ta‘mîr ü termîm olmak kâbildir. Bir câmi‘i ve bir mescidi ve bir hânı (ve bir hânı) ve bir hammâmı ve elli aded dükkânları ve üç bin aded muhâfazacı askerleri hâzır-başlardır.
EÇS VIII 286a
Bu kal‘adan Suda limanına top ile gemi geçirmemek âsândır. Gâyet lâzımlı kal‘adır. Bu limanın karşu tarafındaki Suda burnunda Paşa kolu derler, ol mahalde bir kulle-i azîm ve tabya-i metîn yapılsa Apokoron'la karşu karşuya boğaz kal‘aları gibi olup Suda limanına kâfir gemileri giremeyüp Suda kal‘ası küffârı amân deyüp kal‘ayı verirlerdi.
EÇS VIII 286a
Ve bu Apokoron'un âb [u] hevâsı gâyet latîf olup binâsı ol kadar memdûh değildir. Andan yine 4 sâ‘at şarka gidüp sa‘b taşlıklar geçüp,