EÇS VIII 290a
Evvelâ Sekbânbaşı Bekir Ağa'yı yerinden kaldırup cümle yigirmi iki aded mükellef ü mükemmel yeniçeri odalarıyla ve cümle on yedi aded balyemez toplarıyla ve cümle beş oda topçıyân ve cümle beş oda cebeciyân ve cümle bir oda kumbaracıyân ve cümle bin aded serdengeçdi sipâhân ve cümle altı bin aded erbâb-ı zu‘amâ-yı sipâhân ve cümle bin aded lağımcıyân bu kadar asker ile Sekbânbaşıyı İbrâhîm Paşa koluna serdâr edüp bu Şâm vezîri İbrâhîm Paşa kolu cümle iki yüz yetmiş aded meteris-i kat-ender-kat oldu. Hattâ Yeniçeri ocağı beytü'l-mâlcisi Şalvarcı Süleymân Ağa bu kolda meterisde idi.
EÇS VIII 290a
Ammâ Âl-i Osmân devletinde Hacı Bektaş ocağı olaldan berü böyle bir gûne musanna‘ meteris bir kal‘a altında ne olmuşdur ve ne olacakdır kim makdûr-ı beşer değildir. Meselâ dörd beş hırmen-i azîm cirminde bir meydân-ı azîmi tâ ka‘r-ı zemîne varınca etrâfın çâh-ı gayyâ-misâl handaklar kazup deryâ-misâl sular çıkup bu meteris meydânına ağaç cisr ile geçüp bir tarafdan girüp çıkacak yeri olmayup etrâfına kat-ender-kat yer altında meterisler îcâd etdi kim bir yoldaşlarına küffârın kurşumu gelmeyüp kendileri kâfire kurşum ururlar.
EÇS VIII 290a
Bu meteris gûyâ bir cezîre olup bir cânibden lağım gelmek muhâl oldu, zîrâ Karanlık kapu handakının taşra kenârınca olan ceneral-i la‘înin tabyası hâlâ başka başka bir kal‘a-misâldir. Bu meteris anın handakı kenârına varup mâbeynlerinde ancak bir handak kaldı.
EÇS VIII 290a
Ve bu Süleymân Ağa meterisinden şehbâ[z] yoldaşları bir uzun direk cisr ile kâfirin karşu meterislerine geçüp kâfirleri kancalar ile beri tarafa çeküp dil alırlar idi. Ve kâfirler dahi eyle ederlerdi. Ammâ bu Süleymân Ağa handakı gayyâ olmak ile meterisleri aslâ basılmayup lağımdan emînlerdir. Bu hâl üzre bu meterisde bu Süleymân Ağa odası lağımdan halâs oldular, ammâ yine taş ve kumbara şerrinden halâs olmazlardı.
EÇS VIII 290a
Ve bu Sekbânbaşı koluna bir Mısır beği bin aded şehbâzlarıyla meterise girmişler idi. Andan,
EÇS VIII 290a–290b
Eyâlet-i Rûmeli kolu: On sekiz aded sancak beği askeriyle cümle on üç bin leşker olup cümle yüz seksen beş kol 290b meterisden Rûmeli beğlerbeğisi Pehlivân Paşa girmiş idi. Bu kollarda serdâ[r-ı] zafer-şi‘âr bu idi, zîrâ Deli Hüseyin Pa[şa] asrında alaybeği iken bu koldan meterise girmişler.
EÇS VIII 290b
Der-eyâlet-i Şâm kolu: Mezkûr Rûmeli askerinin alt yanında şimâl tarafında tâ kal‘anın Panıgrad kapusu önü tarafında Çufud tabyası önünde Şâm vezîri Defterdâr İbrâhîm Paşa sekiz bin askeriyle meterise girmiş idi, ammâ gâyet muhâlif ve muhâtaralı subh u mesâ ceng-âşûb yeri bir berzahdır.
EÇS VIII 290b
Ve bu İbrâhîm Paşa kolunda Haseki Hasan Ağa ve Samsoncubaşı (---) Ağa ve Zemberekçibaşı (---) Ağa ve Ta‘lîmhânecibaşı (---) Ağa cümle yigirmi oda yeniçeri ve beş oda cebeci ve beş oda topçu ve bir oda kumbaracılar cümle iki yüz elli aded meterislere girilüp cümle kırk dörd aded balyemez toplar ve cümle on aded havân toplar konulup mükemmel meterisler idi.
EÇS VIII 290b
Der-asâkir-i Sadrıa‘zam kolu: Evvelâ Şâm kolu şimâlinde Vere tabyası, Atlı tabyası, Taşlı tabyası, Kızıl tabya, Hânlar tabyası önlerinde Sadrıa‘zam ve serdâr-ı mu‘azzam koludur kim hemân kendünün on bin aded ceng-âver ve dilâver ü server hünerver askeri vardır. Ve dahi Yeniçeri Ağası Arnavud İbrâhîm Paşa'nın üç bin aded kendü askeri ve Kulkethudâsı Abdî Ağa ve Zağarcıbaşı Burunsuz Ahmed Ağa ve Turnacıbaşı Haseki Ağa ve baş çavuş ve orta çavuş ve küçük çavuş ve Ocak imâmı Ömer Ağa ve Yüzbir Koca Mehemmed Ağa ve Ellitokuz Mehemmed Ağa ve on oda cebeciyân ve on oda topçuyân ve beş oda kumbaracıyân ve beş bin aded sipâhân serdengeçdileri ile cümle dörd yüz yetmiş koldan sıçan yolları içre meterisler içi gûyâ meydân-ı Arasât haşr [ü] neşr idi.
EÇS VIII 290b
Der-fasl-ı Defterdâr Ahmed Paşa kolu: Sadrıa‘zam ile Rûmeli kolu arasına bir incecik yol ile tâ Kızıl tabya ardlarına varınca Defterdâr Ahmed Paşa iki bin âdemiyle gerüden meterise girüp cümle asâkir-i İslâma mühimmât [u] levâzımâtlar yetişdirmede idi. Ammâ defterdâr koluyla Vezîria‘zam kolu cümle on iki koldur, on iki yerde yüz yetmiş aded balyemez toplar idi kim her biri birer ejder-i heft-ser âteş-feşân-ı müdfi‘lerdir. Ammâ Köse Topçubaşı kolunda kara katır nâm top ve sarı balı ve çuldutmaz ve dingil kıran ve kara cum‘a ve elibalı ve kızak kıran ve deli sersem nâmân toplar cümle Kızıl tabyayı berbâd etmeğe başladı.
EÇS VIII 290b
Ve Melek Ahmed Paşa kethudâsı Yûsuf Ağa cebecibaşı olup ve Fazlı Kethudâ baş kethudâ olup ve Yörük Ahmed Kethudâ ikinci kethudâ olup bu cebeciyân ocağı Defterdâr kolunda yeniçerilere rağmen ileri meteris yürütmeğe cür’et etdiler. Ve her bâr küffârdan baş dil getirmeğe başladılar.
EÇS VIII 290b
Der-leşker-i cüyûş-ı muvahhidîn-i livâ-i Yanya: Evvelâ kal‘anın cânib-i cenûbunda Yüksek tabya önünde Kuşaklı Manastır ve Hindî Baba tabyası önlerinde Yanya sancağına mutasarrıf olan Bebr Paşa ve karındaşı Kaplan Paşa cümle livâsı askeriyle karavul bekleyüp çetecilere serdâr idi. (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 290b
Der-asker-i Seydîzâde Mehemmed Paşa: (---) (---) Askeriyle asâkir-i İslâmın ensesinde kafâdâr olup karavul beklemek fermân olundu, ammâ hakkâ ki her bâr eyi hidmet-i pâdişâhîde bulunurdu.
EÇS VIII 290b
Der-cünûd-ı müslimîn-i Çorum Paşa: (---) (---) (---) eyâletiyle bu dahi Göllük taraflarının cenûbu tarafında muhâfaza edüp ince karavulları var idi.
EÇS VIII 290b
Der-gâziyân-ı eyâlet-i (---) Paşa (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 290b
Der-mücâhidân-ı cünd-i eyâlet-i Anatolu: Katırcıoğlu Mehemmed Paşa Göllük tarafında cümle eyâleti askeriyle ve kendünün ipden kazıkdan kurtulmuş yetmiş tâsdan geçmiş bin aded serbâzân-ı gâziyânları ve üç bin aded güzîde Anatolu serdengeçdileriyle Tire ve Mağnisa ve Aydın ve Saruhân ve Engürü ve Kânkırı ve izmid ve Bursa ve Alâ’iyye ve Kastamonu ve Teke ve Hamîd, bu sancaklarda olan cemî‘i erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ile meterise girüp cümle yigirmi bin asker-i İslâm idi.
EÇS VIII 290b
Der-mücâhidân-ı eyâlet-i (---) Vanlı Mehemmed Paşa: Bu dahi Göllük tarafında Haleb Vâlîsi Kethudâ İbrâhîm Paşa kolunda (---) aded eyâleti askeriyle meterisde idiler, ammâ gâyet şecî‘ [u] bahâdır mübârizânı var idi.
EÇS VIII 290b
Der-asâkir-i serbâzân-ı zümre-i sipâhiyân-ı silihdârân: Bunlar dahi Göllük tarafında Kanlı Mağârâlar üstünde yedi bölük sipâhîleri Seydîzâde kolunda cümle altı bölük gâzîleri karavullar bekleyüp cebecilik edüp meterislerde olan gâziyân-ı dîn-i mübîni muhâfaza ederlerdi.
EÇS VIII 290b–291a
Der-eyâlet-i asâkir-i Halebü'ş-Şehbâ ile Kethudâ İbrâhîm Paşa: Sipâhiyân zümresinden aşağı kal‘anın Göllük tarafında Haleb vâlîsi İbrâhîm Paşa 291a sekiz bin aded güzîde asker ile ve kendünün bin aded tüfeng-endâz piyâde cengâver ü dilâver server hünerver cürd atlı bahâdırân-ı mübârizânlarıyla Göllüğ'ün leb-i deryâsında kat-ender-kat meterise girmişler idi.
EÇS VIII 291a
Ve ana muttasıl zümre-i yeniçeriyândan Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa ve turnacıbaşı ve samsoncubaşı ve tebdîl olan Haseki Hasan Ağa ve seksen bir cemâ‘at ve elli bir cemâ‘at el-hâsıl yigirmi aded odalar ile zümre-i yeniçeriyân ve cümle beş oda ile cebeciyân ve cümle beş oda ile topçuyân ve cümle bir oda ile kumbaracıyân, altı bölük sipâhiyândan cümle altı bin aded serdengeçdi sipâhân, cümle bu İbrâhîm Paşa kolunda Anatolu sipâhîleriyle berâber meterise girilmiş idi. Ammâ hakkâ ki bu tarz [u] tavr üzre bir vezîr böyle meterise girmemiş idi, zîrâ zağarcıbaşı olan Zülfikâr Ağa, Gâzî Hüseyin Paşa asrından berü meteris ilminde ve asâkir-i İslâmı çeküp çevirmede tekmîl-i fünûn edüp bu Göllük tarafında ale't-tertîb meterisler etmişdir kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Cümle kırk pâre balyemez topları, cümle yedi yüz yetmiş aded meteris yolları aralarındaki balyemez toplar Göllük tarafın berbâd ederlerdi. (---) (---) (---)
EÇS VIII 291a
Der-cüyûş-ı müslimîn-i Ümm-i Dünyâ-yı Mısr-ı nâdireti'l-asr
EÇS VIII 291a
Bu Göllük tarafında İbrâhîm Paşa-yı Ebü'l-hayr'ın Haleb askeri ardında cümle üç bin aded güzîde Mısır askeri serdârları Mısır beği Köse Kansu Beğ ve Yeniçeri Ağası Kundakçı Mustafâ Ağa ve Bayrakdâr Selîm Çavuş ve yedi odabaşı ve yigirmi aded çorbacı ve on aded Çerâkise beğleri ve'l-hâsıl yedi bölükden sipâhiyân ve gönüllü ve tüfeng-endâz ve sağ ve sol kol ağaları ve müteferrikagân ağalarıyla cümle üç bin asker-i Mısırlı idi, ammâ on bin aded kâmil tevâbi‘ [ü] levâhıklarıyla meterise girüp bunların etdiği savaş-ı perhâş bir meterisde olmazdı, zîrâ cümlesi taşıdıkları silâhların icrâ etmeğe kâdirler idi. Ve bunların ordusundan ganîmet ordu bir meterisde yok idi, zîrâ her bâr Mısır'dan gemileriyle ve Hilâl vilâyetinden firkateleriyle ale'd-devâm zahîreleri gelir idi.
EÇS VIII 291a
Ve bu Göllük tarafında olan cümle-cümle asâkir-i İslâm otuz bir bin yedi yüz aded asâkir-i İslâm olup cümle üç yüz aded meterislerde ve elli aded sıçan yollarında mâl-â-mâl ıskarça asâkir-i müslimîn idi. Ammâ bu Göllük mahalli gâyet teng-i dar olup tâ Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa bu kola gelmeyince meterisler ve sıçan yolları vâsi‘ olmadı. Sağ tarafında nazarete dubasın(?) doldurup sol tarafında küfeke taşlı kayaları kesüp meterisler içre ka‘r-ı zemînde hücreler ve kahvehâneler ve sebîlhâneler ve gasilhâneler inşâ edüp her siperlerin üzerlerine birer âdem kaddi kalın topraklar yığup cümle guzâtı taşdan ve kumbaradan sehel emîn edüp her siperlere ve tabyalar üzerlerine kalın vordinar direkler ve servi dırahtları örtüp üzerlerine çim ü rıhtım toprak döşeyüp bu hâl ile bu Göllük tarafı emîn olup guzât-ı müslimîn huzûr ile ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl eder oldular.
EÇS VIII 291a
Hulâsa-i kelâm bu kal‘a-i Kandiye şekl-i müselles vâki‘ olup iki köşesi kara cânibidir. Ve bu kara cânibinin ancak dörd bölükde iki bölüğü muhâsara olunmuş idi. Ve iki bölüğü tâ Yassı tabyadan ve Yüksek tabyadan ve Bıyıklı tabyasından Fıçılı tabyasından ve niçe küçük mâbeyn tabyalarından geçüp tâ Karanlık kapuya varınca bu mezkûr tabyalar mâbeynlerinde aslâ âdem ve âdemîzâddan bir ferd-i âferîde meterisde olmayup bu taraflar serâpâ hâlî olup küffârın domuzları ve keçileri ve koyunları ve atları ve eşekleri kal‘anın top altlarında çayırlayup gezerlerdi.
EÇS VIII 291a
Ve aslâ bu tarafda kal‘a kapuların kapamazlardı, zîrâ gece ve gündüz üçer dörder bin aded top ve muşkat ve kumbara ve havân taşları atar idi, ammâ yine bu mahallerde topdan alarka yerlerde mezkûr cebeciler ve muhâfazacılar çete ve potura etmeden hâlî olmayup niçe kerre kemîngâhlardan küffârın baş ve dillerin ve at ve koyun [ve] sığırların alırlardı.
EÇS VIII 291a
Ya‘nî me’âl-i kelâm, kal‘a-i Kandiye bu mertebe sûr-ı üstüvâr-ı azîm olup dörd bölükde[n] iki bölüğü meterise girilmiş kal‘adır. İki tarafdaki deryâsı hod emîn ü sâlim dururdu.
EÇS VIII 291a
Bu hakîr-i pür-taksîr bu kal‘a-i Kandiye'yi bir fîle teşbîh etdim. Meselâ Sadrıa‘zam kal‘anın şimâl cânibindeki sûru burnu olan fîl hortumuna sarılmış çeker. Fîl dahi kâhîce darılup hortumun silküp ya‘nî kumbara ve lağımların atup Vezîria‘zam kolundan niçe bin âdemleri helâk ederdi.
EÇS VIII 291a–291b
Ve bir dahi meselâ fîlin kuyruğu kal‘anın Küllük cânibi olup Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa fîlin kuyruğuna yapışup çeker. Kâhîce fîl dahi gazab-âlûd olup İbrâhîm Paşa askerin püşt-i pâsıyla 291b depüp niçe bin âdemleri helâk eder.
EÇS VIII 291b
Fîlin karnı tarafları Aktabya mahalleridir. Anda meterisler olmamak ile ol taraflarda fîlden asâkir-i İslâm emîn ü sâlimdir. Hele hakîr akl-ı kâsırımla bu kal‘a-i Kandiye'yi fîle benzetdim. Burnundan kuyruğundan yapışup zabt [u] rabt edelim derler. Hudâ-yı Bîçûn âsân vech üzre fethin müyesser ede.
EÇS VIII 291b
Küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karârın elli pâre kalyonlarıyla imdâdı gelüp bî-bâk ü bî-pervâ liman kapusundan içeri gece ile niçe yüz kayık ve sandal ve firkate ve balkarmata nâmân gemileriyle kal‘aya imdâdın kor idi, zîrâ deryâ kendinin hükmündedir.
EÇS VIII 291b
Sabâhısı kal‘anın cemî‘i tabyaları ve der-i dîvârları üzre haçlı ve sanmarkalı peykerleri ve orsa bayrakları ve filandıraların ve yüksek tabya üzre üç kat gemi direğin birbirine mıhlayup evc-i âsımâne ser çekmiş amûd-ı müntehâ üzre bir zer-ender-zer filandıra bayrağı sütûn-ı âlînin zirve-i a‘lâsına makaralar ile çeküp bir ucu handak içre zemînde olup bir filandıra göstermişdir kim diller ile ta‘bîr ve tavsîf olunmaz.
EÇS VIII 291b
Bu minvâl üzre kal‘anın cemî‘i ebrâcların zeyn edüp ale's-sabâh imdâdı geldiğini iş‘âr içün bir top ve tüfeng ve kumbara şâdımânları etmişdir kim sadâ-yı küffâr ka‘r-ı cahîmde velvele-ârâ olup kal‘a içre cemî‘i düyûrların çanhâne ve bân[g]hânelerinde ol kadar nâkûs ve erganon ve dankiyo ve dühül ve torompete ve luturyanî boruları çalup şâdımânlar etdi kim gûyâ deccâl-i dâl hurûc etdi.
EÇS VIII 291b
Ba‘dehu ertesi gün ale's-seher küffâr-ı hâksâr gelen imdâdlarına mağrûr olup sene 1078 mâh-ı Rebî‘u'l-âhir'inin ibtidâ günü Göllük tarafında İbrâhîm Paşa üzre küffâr şebhûn etdi.
EÇS VIII 291b
Hikmet-i Hudâ cümle asâkir-i İslâm gâfil değiller idi. Hemân ân-ı vâhidde cümle guzât-ı müslimîn küffârın cânib-i erba‘asın çevirüp ortaya alup eni konu alâ mehil küffârı kıra kıra küffârdan aslâ bir cân halâs olmayup cümle guzât fecere ve meredeleri eyle kırdılar kim Kassâb Cömerd esnâfı-misâl beyâz kolları küffârın kızıl kanlarına müstağrak olup Sadrıa‘zam huzûruna iki bin altmış kelle getirüp cemî‘i guzât-ı müslimîne ihsân [u] in‘âm (ve) bî-bahâne ve bî-nihâye olup cümle gâziyâna ellişer guruş ve niçelerinin serlerine çeleng sancılup İbrâhîm Paşa'ya bir semmûr postîn hil‘at-i fâhire ve sâ’ir vüzerâ ve mîr-i mîrânlar hil‘at-i zerdûzlar ihsân olunup herkes merkezlerine mesrûr şâdımân revâne olup küffâr-ı hâksâr bu kırkını ve bu kelle alayların kal‘adan görüp köse sakalların yoldular. Mürdeleri dâr-ı cahîmi buldular.
EÇS VIII 291b
Ba‘dehu mâh-ı Cemâziye'l-evvel'de tekrâr bir Mısır beği üç bin asker ile cümle Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus askeri ve kalyonlarıyla istiye limanı nâm mahalle lenger-endâht olup yetişüp üçüncü günde ordu-yı İslâma dâhil olurken bir alay-ı azîm ile gelmişlerdir kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Bunlar dahi Göllük tarafında meks edüp Mısırlı meterise girüp Cezâyir asker kalyonlarına gidüp cezîre-i Girid etrâfını muhâfaza etmeğe revâne oldular.
EÇS VIII 291b
Ba‘dehu "Yetmiş sekizde cümle asâkir-i İslâma ne kadar ta‘yînât verilir?" deyü ordu ağası ve sürsat ağası ve anbâr nâzırı ve anbâr kâtibleri ve menkûfât efendilerine fermân-ı sadrıa‘zam sâdır olup cümle verilen ta‘yînâtlar hisâb olundukda ber-mûceb-i defter-i menkûfât cümle toksan altı bin aded mahlûk-ı Hudâ'ya ta‘yînât verilir güzîde asker add olundu.
EÇS VIII 291b
Ve dahi orducu başı defteriyle ordu-yı İslâm içinde ve mîrî hâs furûnlar ile cümle yüz yetmiş aded furûnlarda ne kadar ekmek işlendiği ve ne kadar ekmek fürûht olunduğun beher yevm hisâb edüp askerî tâ’ifesinden mâ‘adâ cümle esnâfât haşerât lağımcıyân ve beldârân ve çerehorân ve gayri bakkâlât çakkâlât esnâfân-ı pây-zenân ecnâs-ı mahlûkât cümle elli dörd bin aded benî âdemdir.
EÇS VIII 291b
Ve seksen yedi bin aded at ve katır ve hımâr der-defter olup sadrıa‘zama arz olundu. Bu yüz elli bin aded kavmin ve bu kadar zîrûh kısmı devâbbât hayvânâtların defterlerin vezîria‘zam görünce âlem-i hayretde kalup âye[t ] sûre-i (---)
EÇS VIII 291b
nassını kırâ’at edüp tesellî-i hâtır buldu. Ammâ günden güne asâkir-i İslâm ziyâd ber-ziyâd olup her tarafdan gelmede. Ammâ bir tarafda ceng [ü] cidâl ederek asâkir-i İslâmdan da şehîd olmada.