EÇS VIII 309a
Ve şehîdân-ı sâ’ir eyâletler cümle-cümle otuz yedi sancakda her tîmârları kırkar ve ellişer kerre mahlûl olup âhara tevcîh olunup tezkireler almışlardır. Meselâ Tire ve Mağnisa ve Bursa ve Menteşe ve Hamîd ve izmid ve Engürü ve Kânkırı ve Kastamonu ve Bolu ve Karahisâr-ı Sâhib ve gayri zeytûn sipâhîleri umûmen bu mezkûr sancakların mîr-i mîrânları ve mîr-i livâları ve alaybeğileri ve çeribaşıları ile cümle ikişer üçer ve beşer kerre lağım atup ender-hevâ mu‘allakest dedikleri gibi bu kadar bin cânlar tuyûr-ı ebâbîl gibi hevâya münkalib yine mahlûldan yerlerine âdemler doldu. Ve yeniçeri ocağında ba‘zı odaların yedişer sekizer yüz neferâtları cümle bir ânda şehîd olup dünkü gün kapuya çıkan en aşağıdaki dümenci nâm yoldaşları bir günde odabaşı olmuşlardır. Niçe kerre böyle vâki‘ olup anlar da şehîd olmuşlardır.
EÇS VIII 309a
Ve cümle şühedâ-yı lağımcıyân 8.009 ve cümle şehîdân-ı hasbeten lillâh 9.080 adeddir.
EÇS VIII 309a
Ve cümle şehîdân-ı serdengeçdiyân ve cümle salıcıyân ve cümle kavm-i varıcıyân bu tâ’ifenin beytü'l-mâllerin kendüleri kabz etdiklerinden başka bir kavm-i azîm olup hemusu on sekiz bin yedi yüz aded şühedâlardır.
EÇS VIII 309a
Ve cümle kavm-i esnâf-ı şühedâ-yı orducuyân on bin tokuz yüz aded âdemlerdir.
EÇS VIII 309a
Ve cümle mürde-i re‘âyâ-ı kefere-i Girid üç bin aded keferelerdir.
EÇS VIII 309a
Ve cümle mürde-i esîr-i forsa pâyzenler iki bin kırk neferdir.
EÇS VIII 309a
Ve cümle mürde-i nasârâ-yı orducuyân esnâf bin kırk aded neferdir.
EÇS VIII 309a
Ve cümle şühedâ-yı kürekçiyân-ı azebistân bin yüz neferdir.
EÇS VIII 309a
Ve sâ’ir garîb gurebâ-yı bî-defter bî-tedbîr ve bî-sâhib fukarâların ve hidmetkârlar makûlelerinin hisâb [u] kitâbların Hudâ-yı Lem-yezel bilür.
EÇS VIII 309a
El-hâsıl âdem cânı ırmak gibi akdı, ammâ gayri gazâlarda kan akardı, ammâ bu Kandiye altında kan üzre cân akardı. Ammâ kal‘a içinde bizim ümmet-i Muhammed'den esîr olmuşlardı. Anlardan bin iki yüz nefer kimesneleri halâs oldular.
EÇS VIII 309a
Ve ba‘de'l-feth küffârların rivâyât dirâyâtları üzre kal‘a içinden bizim tarafa firâr edüp İslâm ile müşerref olanlar ve gayri soltat ve mortatlar ve beğzâdeler ve pür inâdlardan "Cümle bin tokuz yüz yigirmi aded küffârlar taşra firâr edüp size çıkmışlardır" deyü Sadrıa‘zama böyle defter verdiler.
EÇS VIII 309a
Ve hîn-i sulhda ceneral-i la‘în arz-ı ma‘rifet-i mahâretlerin bildirmek içün birkaç lağımcı küffârların bizim lağımcıbaşıya gönderüp on gün yer altında bizim lağımcıbaşı gezüp cümle lağımları temâşâ edüp (...) lesi olunduğu gün hakîr bile gezüp temâşâ etdim. Azamet-i Hudâ hele ka‘r-ı zemînde ol lağımâtları görmeyen dünyâda bir şey görmeyüp âdem oğlanı neye kâdir idüğin bilemez.
EÇS VIII 309a
Ve kal‘a içinde bizim sademât-ı toplardan ve kumbaralar ve lağımlarımızdan ve sihâm-ı kazâ gibi peykân-ı hadenglerden ve kurşum-i tüfenglerden mürde olan küffârlar cümle seksen sekiz bin küffâr üç yılda mürd olmuş ve hîn-i sulhda kal‘a içinde zîr-i zemînlerde pinhân olup ba‘de'l-feth meydâna çıkan cümle kavm-i Cuhûd Karay cuhûdlar üç yüz nefer isrâ’îlîler idi.
EÇS VIII 309a
Ve cümle bakıyyetü's-süyûf on bir bin aded kefereler mecrûh u menkûb ve ac u zâc ve bir habbe ve cübbeye muhtâc kadîd-i mahz halâs oldular.
EÇS VIII 309a
Ve ceneral-i la‘în istikâmet edüp mâ-vaka‘ı üzre kal‘a-i Kandiye'nin cümle mahallâtları ve çârsû-yı bâzârları ve sarây-ı âlîleri ve manastır-ı düyûrları cümle ism [ü] resimleri ile ve bâkî kalan me’kûlât [u] meşrûbâtları ile ve kal‘anın dâ’iren-mâdâr hendese üzre cirm-i hudûdlarıyla ve'l-hâsıl cemî‘i imâretlerinin ve cemî‘i mevcûdâtlarının firâden firâdâ dilli defterlerin sadrıa‘zama gönderüp zabt olundu.
EÇS VIII 309a–309b
Hakîr dahi Sırkâtibi Ahmed Çelebi'den 309b ol ceneral defterin alup andan istihrâc edüp bu mahalle kayd edüp kal‘a-i Kandiye'nin her ahvâllerine vâkıf olup ale't-tahkîk(i) bu gûne tahrîr olunur.
EÇS VIII 309b
Evvelâ lisân-ı Talyan-ı Freng'de Kanye demek köpek hâne demekdir, zîrâ Venedik Frengi San Marko nâm iki kanatlı köpeğe tapup bu kal‘ayı San Marko köpeğe vakf etdiklerinden Kanye derler.
EÇS VIII 309b
Ve lisân-ı müselmânda henüz ismine kal‘a-i Cân-rîz dediler, ammâ Ikrît Rûmları bu kal‘ayı Kanı Kastel derler. Hakîkatü'l-hâl cümle arhondaları ve (---) (---) nâm keferelerinin defterlerinde Kanlı Kastel nâhiyesinde Kanı Kasro derler.
EÇS VIII 309b
Ve (---) (---) nâm deresine karîbdir. Ve Göllük cânibinde (---) (---) nâm deresi cereyân eder. Bu iki aded derelerin mâbeyninde bir kayalı ve topraklı burunda leb-i deryâ-yı Sefîd'in şimâle nâzır tarafında şekl-i müsellesdir, ammâ on iki aded tabyasıyla on iki köşe görünür, ammâ aslı üç köşedir. Bir köşesi şark tarafına nâzır Su kullesidir. Ve bir köşesi garb tarafına Kızıl tabyadır. Ve bir tarafı köşesi cenûba nâzır yüksek tabya görünüp ammâ üçüncü köşesi Göllük burnu tarafıdır.
EÇS VIII 309b
Ve cümle dâ’iren-mâdâr Şeddâdî mutarraş taş binâ-yı sedd-i Ye’cûc u Me’cûc sedd-i İskender-i Yûnân'dır. Murğ-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalmış bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i bî-amândır kim dâ’iren-mâdâr cirmi bedenler dîvârları üzre Göllük tarafından liman burnu dîvârları üzerinden kâh kıbleye ve kâh cenûba ve kâh lodos cânibine gidüp tâ yüksek tabya üstüne varınca kâmil beş tabya va makasları ve bedenleri üzre kâmil beş bin adımdır.
EÇS VIII 309b
Ve bu yüksek tabya (tabya) üstünden garb tarafına cemî‘i makaslar mâbeynlerinden yine bedenler üzre dosdoğru tâ leb-i deryâda Kızıl tabya burnunda Fethiyye tabyasına varınca kâmil dörd bin hatvedir.
EÇS VIII 309b
Ve bu Kızıl tabya burnunda asâkir-i İslâm ile sadrıa‘zam küffâr ile ceng-i azîm etdiği köşeye müverrihân-ı Rûm Fethiyye tabyası derler, andan deryâ kenârında olan kal‘a dîvârları ve makasları ve bedenler üzre gidüp tâ küçük liman kapusu ki ana Kum kapusu derler, zîrâ sâfî kumsaldır, bu mahalle gelince kâmil bin iki yüz (yüz) adımdır.
EÇS VIII 309b
Andan yine deryâ kenârında olan kal‘a dîvârı tabyaları ve makaslarının bedenleri üzre cânib-i şarka gidüp büyük liman kapusu üzerine varınca kâmil bin adımdır. Bu büyük liman kapusundan taşra çıkup liman kenârınca kaldırım üzre şark tarafına tâ Su kullesine varınca dörd yüz adımdır.
EÇS VIII 309b
Başka bir kal‘adır kim Hazret-i Nûh (...) asrında ibtidâ binâ olunan Kanı Kasro kal‘ası budur. Deryâyı amelî doldurup üzerine bu kal‘a binâ olunup liman ağzında sedd-i Ye’cûc olup bedenler üzre dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil dörd yüz adımdır. Suya berâber demir kapulu top deliklerinde yigirmi aded serâmed balyemez topları var ve bir kat toplar dahi yukaru kulleler üzre var kim deryâda kuş kondurmaz.
EÇS VIII 309b
Mezkûr Su kullesinin iç yüzünde tâ Kandiye kal‘asının içinde amelî bir limancıkdır. Cümle yüz pâre gemi ancak alup bir tarafında on dörd göz aded kâmil kârgîr binâ tershâne gözleri (gözleri) var. Cümle üstleri toloz kemer binâlar olup serâpâ horasânî kireç ile mestûr olup tershâne gözleri üzre asker gezer.
EÇS VIII 309b
Bu liman-ı amelînin kenârınca şarka ve garba ve şimâle dolaşınca kâmil bin aded adımdır. Bu hisâb üzre kal‘a-i Kandiye bâlâda tahrîr olunduğu minvâl üzre dâ’iren-mâdâr on iki bin adımdır.
EÇS VIII 309b
Ammâ leb-i deryâdan mâ‘adâ kara cânibinde handak-ı azîmden taşra olan on iki aded tabyaların başka handakları vardır kim cümle ellişer adım enli handaklar kenârınca bu Kandiye'nin ancak hemân kara cânibleri altı bin beş yüz aded adımdır, zîrâ bu tabyaların handak kenârınca makas makas eğri büğrü dolaşmaz, hemân doğru doğruya olduğundan altı bin beş yüz adımdır. Kerrât ile hakîr etek dermeyân edüp adımlamışımdır.
EÇS VIII 309b
Ve Fethiyye burnundan kal‘a içre mahalleler içinden tâ Göllük burnuna varınca bu kal‘anın tûlu altı bin adımdır. Ve dahi Yüksek tabya burnundan yine mahallâtlar içre tâ Su kullesine varınca bu Kandiye'nin enniliği dör[d] bin adımdır.
EÇS VIII 309b–310a
Ve kal‘a-i azîmin asıl vücûdu dîvârında cümle tokuz aded tabya-i azîmlerdir. Evvelâ birisi Göllük tarafı burnunda tershâne gözleri ardında 310a Sarnıç tabyası ve Göllük tabyası ve Kemer kapusu tabyasına Kum tabyası dahi derler ve Bıyıklı Mustafâ Paşa tabyası ve Hüseyin Paşa tabyası ve Yüksek tabya ve Karanlık Kapu tabyası ve Panıgrad kapusu tabyası ve Kızıl tabya ve deryâ kenârında Sadrıa‘zamın Cânrîz nâm Fethiyye tabyası. Bu tokuz aded tabyaların esmâları tamâm olup kal‘a dîvârının iç yüzünde kal‘adan alarka üç aded kûh-ı azîm-misâl tabyalar vardır. Biri Göllük tarafının iç yüzünde büyük Kum tabyası, biri Kemer kapusunun iç yüzünde Tophâne meydânında Yassı tabya, biri dahi cihânnümâ Yüksek ta[bya], bu iki tabyadır. Biri ana dîvârın taşra yüzündedir, biri iç yüzdedir, ammâ yine birbirlerine gidecek yolları vardır. Bu mezkûrûn üç aded tabyalar dahi cemî‘i şehre ve cümle deryâya ve kamu nümâyân olan Kandiye sahrâsına varınca bu tabyalar havâlelerdir.