EÇS VIII 320a
Evvelâ Kandiye kal‘ası kurbunda Lodos cânibinde ibtidâ Sadrıa‘zam ile ordu-yı İslâm konduğu mahalde nehr-i (---) üzre bir göz Kral cisri aslâ yıkılmayup metânet üzre durup ibtidâ andan ubûr edüp nîm sâ‘at gidüp nehr-i Mersin üzre bir göz cisri dahi güzer etdik.
EÇS VIII 320a
Bu mezkûr iki aded nehircikler Kurşuniçse nâm karlı dağlardan gelüp Kandiye kurbunda Küçükkale kurbunda Akdeniz'e mahlût olur.
EÇS VIII 320a
Andan yine cânib-i garba leb-i deryâ ile nehr-i azîm Acısu'yu atlar ile ubûr etdik. Niçe yerde kaynaklardan tulû‘ eder, ammâ Katırcızâde Mehemmed Pa[şa] çiftliği dibinde bir kayadan ve isfakiye dağları eteklerinde Kolina dağlarından çıkup yarım sâ‘at gidüp hemân ol mahalde yine deryâya mahlût olur. Ammâ Mersin nehri gibi âb-ı hayât su olmadığından Acısu derler. Ammâ bunda çıkan alabalıklar ve kefal balıkları üç yıl Âl-i Osmân askerin ganîmet etdi, ammâ yine her balığın dânesi birer guruşa bey‘ olunurdu.
EÇS VIII 320a
Ve bu Acısu çıkduğu kayalar dibinde yigirmi göz un değirmenleri var kim şeb [ü] rûz deverân edüp Âl-i Osmân leşkerlerine rahmet-i âsiyâb-ı tahhân yetişdi. Andan yine taraf-ı garba bir sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 320a
Lisân-ı Yûnân'da Vasil Potamo kal‘ası derler. İşpanya binâsıdır, lâkin taşrasın Venedik binâ etmişdir. Sene (---) târîhinde Voynuk Ahmed Paşa Sultân İbrâhîm asrında feth etdi. Evc-i âsımâna ser çekmiş bir yalçın kaya üzre leb-i deryâda Potamo dağları eteğinde bir sedd-i metîn kal‘a olup içinde Deli Hüseyin Paşa Kethudâsı Veli Paşa muhâfazada iken Kandiye fethinden sonra Kapudan Kaplan Paşa yüz pâre gemiler ile bu kal‘a altına gelüp kazan kumbaralar ile bu kal‘ayı yere berâber münhedim etdi.
EÇS VIII 320a
Andan yine cânib-i garba bir sâ‘at gidüp Firişkiye burnuna varılır. Kandiye burnu ile bu Firişkiye burnu karşu karşuyadır kim Acısu tarafı körfez gibidir. Ve Firişkiye burnundan cânib-i Lodos'a bir sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 320a
Sene 1077 târîhinde Fâzıl Ahmed Paşa "Kandiye'ye imdâd gelsin" deyü bu limanın bir ucunda sedd-i Ye’cûc-misâl toprakdan yığma müfîd ü muhtasar bir kal‘a inşâ edüp gâyet mahallinde metîn ve müstahkem olduğundan her bâr kapudan paşa bu limana imdâd ve zahâ’ir döküp asâkir-i İslâma rahmet olurdu. Bu kal‘a-i türâbın dâ’iren-mâdâr cirmi dörd yüz aded adımdır.
EÇS VIII 320a
Ve cümle kırk üç pâre balyemez topları olup Yırtlas İbrâhîm Paşa askeriyle ve bir ota yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir ota topçu ve bin aded Girid'in zeytûn sipâhîleri muhâfazacıları âmâde olup imdâd gemileri askere zahîre getirdiklerinde hidmet ederler. Birkaç kerre küffârın donanması gemileri gelüp bu kal‘ayı döğüp ikişer üçer aded keştîleri kal‘adan toplar ile urup zahmnâk olduklarında gemileri gark olup gayri küffâr gemileri hâ’ib ü hâsir giderlerdi.
EÇS VIII 320a
Her bâr kapudan paşa bu mahalle gece ile gelüp bir gecenin içinde imdâd ve cebehâne ve zahâ’irleri döküp yine gerüye giderdi, zîrâ gâyet dar yer olup gemilere müstevfâ yatak limanı değildir.
EÇS VIII 320a
Hakîkatü'l-hâl çanak gibi bir müdevverce limancık olduğundan Çanak limanı derler. İki yüz pâre gemi alır ammâ ağzı poyraza mukâbil vâki‘ olup kenârları kumsaldır. Cümle gemiler başdan karaya yatırlar.
EÇS VIII 320a
Andan yine garb cânibine sarp kayalı yerleri 5 sâ‘atde aşup,
EÇS VIII 320a
Sene (---) târîhinde Deli Hüseyin Paşa binâ etmiş idi. Lâkin zamân mürûr edüp sehel vîrân olup sene 1077 târîhinde bunu dahi Sadrıa‘zam serdâr-ı mu‘azzam Fâzıl Ahmed Paşa binâ edüp Kayseriyyeli Dilâver Paşazâde Murâd Paşa askeriyle bir oda yeniçeri ve topçu ve cebeciler ve bir sancak beği zeytûn sipâhîleri muhâfaza bekleyüp bunun dahi kal‘ası ve limanı kenârında toprakdan siper yığma bir kal‘a olup cümle yigirmi yedi aded balyemez topları olup dâ’iren-mâdâr cirmi üç yüz adımdır. Bunun dahi içinde âb-ı hayât suları vardır.
EÇS VIII 320a–320b
Bunu dahi birkaç kerre küffâr gemileri döğerken yedi pâre 320b gemileri darabât-ı top-ı kûpdan gark-ı âb olup niçe kerre bizim gemileri küffâr kovarak selâmetle bizim gemiler bu limana girüp cânların halâs edüp top şâdımânları olurdu. Ve cümle imdâd askeri ve zahâ’ir ve cebehâneleri bunda döküp bir gecede limandan taşra çıkup giderlerdi. Bunun dahi limanı yüz pâre gemi alır.
EÇS VIII 320b
Andan taraf-ı garba (---) sâ‘at leb-i deryâ ile kâh sengistân ve kâhîce çemenistân yerlerde ma‘mûr kurâlar geçerek,
EÇS VIII 320b
Sene 1061 târîhinde efendimiz Melek Ahmed Paşa vezîria‘zam iken Zileli Çavuşzâde Mehemmed Paşa kapudan-ı bahreyn iken fermân-ı şehriyârî ile bu kal‘ayı Mehemmed Paşa zamân-ı Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘de feth edüp amân u zamân verüp cinâyet(?) etmedi ve istimâletler verüp nehb ü gâret etmedi. Anıniçün bâ-sulh feth olup hâlâ Retime sancağı hâkinde yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır. Nâhiyesi cümle kırk yedi pâre kurâlardır.
EÇS VIII 320b
Kal‘ası leb-i deryâda şekl-i muhammes bir Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i zîbâ olup cirmi dâ’iren-mâdâr bin adımdır. Ol kadar büyük değildir ammâ bir şîrîn kal‘a-i müzeyyendir. Hâlâ dizdârı ve içinde bin yedi yüz aded kulu ve Kaplan Paşa-yı Yanyalı askeri ve bir oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir ota topçu ve bir sancak erbâb-ı tîmâr muhâfazacı cüyûşu âmâdedirler.
EÇS VIII 320b
Ve iki kapusu var, biri garba ve biri karaya nâzır kapulardır. Ammâ limanı gâyet küçükdür. Gemiler amânsız yatırlar. Ancak cânib-i erba‘ası gâyet mahsûllü kurâlardır.
EÇS VIII 320b
Derûn-ı hisâr[da] Sultân Mehemmed Hân câmi‘i ve bir hânı ve bir hammâmı ve altmış aded dükkânları vardır, ammâ bâğ u bâğçeleri firâvândır. Andan 4 sâ‘at garba leb-i deryâ ile gidüp,
EÇS VIII 320b
Menzil-i kal‘a-i azîm Resime: Retime dahi derler. Girid cezîresinde böyle âb [u] hevâsı latîf şehir yokdur. Bâlâda yetmiş yedi târîhinde Kandiye altına giderken bu kal‘anın evsâfı mufassalan tahrîr olunmuşdur. Tekrâra hâcet yokdur. Andan yine semt-i garba 5 sâ‘atde sa‘b sengistân dağları ve belleri aşup,
EÇS VIII 320b
Menzil-i kal‘a-i Apokoron: Bunun dahi evsâfı bin yetmiş yedide tahrîr olunmuşdur. Andan yine cânib-i garba Suda limanı kenârında deverân ederek yüz mîl limanın temâşâ edüp ağzı yıldız cânibine nâzır bir liman-ı azîm olduğu ve kal‘a-i Sud[a] bu limanın intihâsında Hanya tarafı hâkine karîb olup taş atsan Suda kal‘asına erişür olduğu mukaddemâ bu dahi bâlâda tahrîr etdiğimizde içine girmedik idi, zîrâ ol zamân dâr-ı harb olup şimdi dâr-ı emân bir kân-ı bî-îmân kefere kal‘ası olup atlarımızdan cümle enüp bir kayığa pür-silâh süvâr olup kal‘a-i Suda'ya geçdik.
EÇS VIII 320b
Su içinde vâki‘ olduğundan "Suda" derler. Gerçi Kandiye ile cezîre-i Girid lafzen feth oldu ammâ ma‘nen feth olmayup bu Suda kal‘ası tâ cezîre-i Girid'in göbeğinde dest-i küffârda kalup küffâr donanması cezîre-i Girid'e bu Suda kal‘ası bahânesiyle gelüp gitmededir.
EÇS VIII 320b
Küffâr donanmasına râst gelsen "Nereye gidersin?" deyü kapudanlarına su’âl etsen, "Girid'ime giderim" der, ammâ Kıbrıs'ıma ve Rodos'uma giderim, diyemez, zîrâ anlarda alâkaları yokdur, ammâ Girid'e Suda ve ispirlonka ve Karambusa adalarında alâkaları vardır.
EÇS VIII 320b
El-hâsıl Kandiye feth oldu ammâ bu Suda kâfirde kalmağile fenâ sulh [u] salâh oldu. Anıniçün böyle sulh etdirene Hak belâ verdi.
EÇS VIII 320b
Hâlâ bu kal‘a-i Suda Venedik elinde kalup ceneral canavârına buluşup mülâkât oldukda hakîre vâfir ta‘zîm [ü] tekrîmler edüp hoş geldiniz deyü iskemleler üzre yer gösterüp vâfir kelimâtlar etdik. Mel‘ûn başına bir sorguc sokup hamd edüp,
EÇS VIII 320b
"Yine sorgucumuz başımızdadır, ne gam Kandiye elimizden gitdi ise, Suda gibi kal‘a-i hısn-ı hasînimiz cezîre-i Girid'in tâ ortasında hâlâ elimizdedir ve Suda limanı gibi beş bin pâre gemi alır limanımız elimizdedir" deyü tefâhur kesb edüp,
EÇS VIII 320b
"Böyle sulhdan hazz edüp yine sizinle dost olduk" deyü vâfir sürûrlar semtin gösterüp yanımıza âdemler koşup kal‘anın der-i dîvârları ve burc [u] bârûların seyr [ü] temâşâ etdik. Ne‘ûzü billâh hemân Kandiye kal‘asının Su kullesi-misâl bucak bucak tâk-ender-tâk odalar ve mazgalların cümlesi suya nâzır olup bunda olan serâmed toplar Kandiye'de değil belki Rodos kal‘asında yokdur. Cümle sığâr u kibâr üç yüz pâre balyemez toplardır. Ve niçesi kırmızı çukalar ile örtülü toplardır. El-hâsıl eyle metîn ve müstahkemdir kim bu kal‘a gûyâ yek-pâredir.
EÇS VIII 320b–321a
Ve içinde kırk elli kadar evleri var. Cümle kireç örtülüdür kim cemî‘i der-i dîvârlarından cereyân eden 321a bârân-ı rahmetden bir katre hebâ yere gitmeyüp cümlesi su sarnıçlarına cereyân eder kim kırk yıl suyu yetişmek mümkindir. Ve cümle der-i dîvârları ve dâm [u] bâmları eyle pâkdir kim ta‘bîr olunmaz.
EÇS VIII 321a
Hakîr bu kal‘ayı seyr [ü] temâşâ ederken nezâketle bedenler üzre adımladım. Girdâ-girdi cümle yedi yüz yetmiş adımdır, ammâ şimdi bin adım mikdârı tüccâr limanından tarafa hâlî kayalar var idi, anların dahi üstlerine üç yüz adım kadar cirmde bir sedd-i metîn kal‘alar binâ edüp eski kal‘aya zam etdikde Suda kal‘ası dahi vâsi‘ oldu.
EÇS VIII 321a
Ve şark tarafına altı kat biri biri içinde karanlık yerlerde metîn demir kapuları var. Ve bir kapu dahi nev binâ ilhâk etdüği mahalle binâ ediyordu.
EÇS VIII 321a
Ve kal‘a içinde iki aded küçücük kenîseleri ve cümle iki bin aded soltat mortat askerîsi var ammâ cümlesi ac u zâc ve bir habbe ve nukraya muhtâc susuz ve bâğ u bâğçesiz cezîre-i bî-amândır.
EÇS VIII 321a
Ve kayaların mağârâları içinde ve birkaç kemer binâlar altlarında birkaç aded küçücük balıkçı ve ekmekçi dükkânları var, ammâ levendât sâkin olsunlar deyü fâhişeleri çokdur.
EÇS VIII 321a
Ammâ eğer Venedik küffârı isyân etse Hanya kal‘amız tarafından on bin adım taş yetişen deryâyı hâr-ı hâşâk ile doldurup yürüyüş etmek mümkindir ve Hanya tarafından bu kal‘ayı döğe döğe berbâd etmek mümkindir, ammâ cemî‘i küffârları mağârâlara girüp suya berâber topların atmadan hâlî olmazlar. Hudâ-yı Müte’âl bir dahi bu Venedik küffârının isyân [u] tuğyân etdiğin göstermeye.
EÇS VIII 321a
Bu temâşâları edüp yine ceneral-i la‘îne gelüp vâfir ni‘metlerin yeyüp ba‘de't-ta‘âm hedâyâların alup yine bir kayığa binüp atlarımıza süvâr olup andan şimâle bir sâ‘at gidüp Suda Burnu ki ana Freng tâ’ifesi Kavcelce burnu derler. Deryâ mellâhları cezîre-i Mora'da Benefşe kal‘asının Kaya burnundan Hanya'ya karîb Kapospata burnun yâhûd bu Kavcelce burnu ki Suda limanı burnudur, cümle gemiciler bu mezkûr olan iki aded burunları üzleyüp bu iki burnun mâbeynlerinde Hanya kal‘asıdır.
EÇS VIII 321a
Andan cenûb cânibine Hanya körfezi içre 2 sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 321a
Menzil-i kal‘a-i sedd-i metîn Hanya: Bu dahi ibtidâ sene (---) târîhindeki fethinde bulunduğumuz ve hâlâ sene 1077 târîhinde geldiğimiz evsâfları kerreteyn tahrîr olunmuşdur.