EÇS VIII 346b
Bu cisr-i lâ-nazîri temâşâ edüp andan yine şehr-i Narda'ya gelüp Defterdâr Ahmed Paşa ağası Durmuş Ağa ile ve şehir a‘yânı Yûsuf Ağa ile vedâ‘laşup andan kalkup karye-i imâret'i geçüp ve Narda sahrâsının dağ eteğinden ubûr ederek kaldırımlı ve kumsallı yerler geçerek cânib-i şimâle 4 sâ‘atde ma‘mûr kurâlar geçerek yol üzre bir ulu öz dere içre,
EÇS VIII 346b
Kapuağası hânı: Sâbıkan Mısır vezîri olan Hâdım Abdurrahmân Paşa'nın elli ocak kiremitli bir hân-ı azîm-i hasbîsidir kim kapusu üzre târîhi budur:
EÇS VIII 346b
Kapu ağası Abdurrahmân Ağa,Temelinden bu hânı etdi binâ,İki el kaldırup [de]dim târîh,Cennetde ecrini vere Mevlâ.Sene 1058.
EÇS VIII 346b
Andan Beşkuyu'yu geçüp ve bir yaylağ-ı azîmi aşup (---) sâ‘atde iki tarafı bâğ u bâğçeli yerleri geçüp yüzü aşağı gidüp sahrâ-yı Yanya ucunda,
EÇS VIII 346b
Çiftlik-i Bebr Paşa: Kal‘a-misâl bir hânı ve birkaç dükkânları var.
EÇS VIII 346b
Andan çemenzâr sahrâ içre (---) sâ‘at garba mahsûllü çiftlikler ubûr ederek,
EÇS VIII 346b
Evsâf-ı dâr-ı amâniyye, ya‘nî sevâd-ı azîm kal‘a-i Yanya
EÇS VIII 346b
Lisân-ı Rûmca Yanya demek (---) (---) demekdir. Bânîsi Rûm krallarından (---) (---) kralın binâsıdır. Sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Gâzî asrında be-dest-i Gâzî Evrenos Beğ Rûm keferesi elinden feth edüp Rûmeli eyâletinde sancak beği tahtıdır. Beğinin hâssı 460.260 akçedir. Ve ze‘âmeti 62 ve tîmârı 345. Alaybeği ve çeribaşı ve yüzbaşısı vardır.
EÇS VIII 346b
Cümle erbâb-ı tîmârın kânûn üzre cebelüleriyle beğinin askeriyle cümle dörd bin aded güzîde pür-silâh asker olur.
EÇS VIII 346b
Ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Nâhiyesi (---) aded kurâdır. Beher sene ber-vech-i adâlet kadıya altı bin guruş beğine yigirmi kîse hâsıl olur. Sancağında cümle yigirmi iki aded kazâlardır, niçeleri tahrîr olundu ve ba‘de'l-yevm râst geldikçe tahrîr olunur.
EÇS VIII 346b
Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı ve sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve (---) aded kal‘a neferâtları ve muhtesib ağası ve bâcdârı ve şehir kethudâsı ve harâc ağası ve gümrük ağası ve şehir subaşısı ve mi‘mâr ağası vardır. Ve Urûm kefereleri üzre on iki aded portoyorozları ya‘nî kefere kethudâları vardır.
EÇS VIII 346b
Kal‘ası Yanya gölü kenârında kehkeşân-âsâ semâya kad çekmiş bir till-i refî‘ üzre bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn binâ-yı refî‘u'l-bünyân ve halkı azîmü'ş-şân şekl-i muhammes bir Şeddâdî seng binâ bir kal‘a-i bâlâdır kim bir tarafdan aslâ havâlesi olmayup kenâr-ı buhayrede yalçın kayalar üzre seng binâ bir kal‘a-i garrâdır kim der-girdâ-gird-i kılâ‘ât cümle üç bin adım ihâta eder bir hisâr-ı üstüvârdır.
EÇS VIII 346b
Ve cümle iki aded büyük kal‘a kapuları vardır. Büyük kapu cânib-i cenûbda olan varoşa bir alçak kemerli kapudur. Piyâde âdemler girir çıkar ammâ bu kapulardan arabalar ve eğerli atlar ve katırlar geçemezler. Meğer at üzre süvâr olan âdemler fârisü'l-hayl olup eğer boşaldarak at ile büyük varoş kapusundan geçeler. Zamân-ı kadîmde eyle binâ olunmuş.
EÇS VIII 346b
Ve bir kapu dahi küçük uğrın kapudur kim bu dahi taraf-ı cenûba nâzırdır. Varoşa açılan büyük kapunun solunda vâki‘ olup bu uğrın kapucukdan aşağı göle kayadan kesme yüz ayak nerdübân ile enilüp gölden su alınır. Bu iki aded mezkûr kapulardan mâ‘adâ sekiz aded küçücük su kapucukları var kim anlardan göle nerdübânlar ile enilüp su alınır.
EÇS VIII 346b
Ammâ iç kal‘adan mâ‘adâ bu kal‘anın göl tarafında aslâ büyük kal‘a dîvârları yokdur, zîrâ evc-i âsımâna berâber kad çekmiş kayalar olmağile dîvârları yokdur ve lâzım da değildir. Lâkin aşağı varoş tarafı ikişer kat metîn kal‘a dîvârları vardır kim kırk arşın âlî ve beş arşın arîz dîvârlardır. Lâkin kâr-ı kadîm olmağile ba‘zı yerleri câ-be-câ rahnedâr olup abûsu'l-vech-misâl siyâh dîvârlardır, zîrâ intihâ-i serhad olmayup Rûmeli diyârının ortasında iç elde kalmış bî-nef‘ kal‘a olduğundan iltifâtdan mahrûmdur.
EÇS VIII 346b
Bu cirim bu eşkâlde olan kal‘a içre cümle 4 aded mahalle-i müslimîndir, aslâ kefereler yokdur. Aşağı mahalle ve Yukaru mahalle ve Orta mahalle ve Paşa mahallesi var.
EÇS VIII 346b–347a
Ve cümle 347a sekiz yüz aded tahtânî ve fevkânî kârgîr binâlı bâğçesiz serâpâ kiremit ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır. Cümlesi elbette kârgîr kemer kapulu büyût-ı ra‘nâlardır. Bu kal‘anın cânib-i selâsında evc-i semâya ser çekmiş kayalar üzre cümle cihân-nümâ göle nâzır hânedân-ı musanna‘-ı azîmlerdir kim her biri birer tarz [u] tavr üzre mebnî olup mesîregâh evlerdir. Cümleden Koca Mustafâ Paşa sarâyı ve Ako sarâyı ve Paşo sarâyı vâsi‘dir. Câ-be-câ bunlarda dıraht-ı müntehâlar vardır. Ba‘dehu Mustafâ Paşa sarâyından iç kal‘a burnuna varınca iki yüz adımdır.
EÇS VIII 347a
Sitâyiş-i iç hisâr: iç kal‘anın şehir varoşu tarafı köşesinden iç kal‘aya varınca beş yüz adımdır. Derûn-ı kal‘ada dizdâr ve kethudâ ve imâm ve mü’ezzin ve çalıcı mehterbaşı sâkin olup gayri amâristân yokdur. İllâ göle ener kesme kayadan su yolu ve anbârları ve cebehâne mahzenleri olup kal‘a câmi‘inde ve ba‘zı anbârlarda cümle Kotur kal‘ası mühimmâtiyçün beksumât ve gayri levâzımâtlar memlû olup cümle bâbları mesdûd durur.
EÇS VIII 347a
Cümle dörd aded ibâdetgâh-ı müselmândır. Evvelâ cümleden mükellef ü mükemmel câmi‘-i selâtîn-misâl cemâ‘at-i kesîreye mâlik vâcibü's-seyr ibret-nümâ kal‘a içinde,
EÇS VIII 347a
Koca Kaplan Paşa câmi‘i: Cümleden müzeyyen ve şîrîn ve rûşen binâ-yı musanna‘ câmi‘dir kim diyâr-ı Rûm'da misli meğer Hersek diyârında Taşlıca şehrinde Bulehnikli Hasan Paşa câmi‘i ola, ammâ ol tahtânîdir ammâ bu evc-i âsımâna berâber bir yalçın kaya üzre kasr-ı Havarnak-misâl nigârhâne-i Çîn-misâl bir câmi‘-i cihân-nümâdır kim cemî‘i buhayre ve cemî‘i sahrâ-yı hâmûnlar pâymâl-i rimâl-misâl görünür.
EÇS VIII 347a
Cümle kubâbları rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr bir mürtefi‘ hevâdâr yerde câmi‘-i ma‘mûr Arslan Paşa'dır. Bu kal‘anın şimâl tarafında kûh-ı Bîsütûn-misâl bir kaya üzre cümle şehre ve cemî‘i nevâhîlere havâle bir câmi‘-i dilküşâ-yı rûşendir kim mâ-fevkinde bir şehirde böyle bir ma‘bedgâh yokdur. Çâr dîvâr üzre kubbe-i nüh-tâkı evce ser çekmişdir. Bu câmi‘in tûlu ve arzı yüzer ayakdır. Ve cânib-i erba‘asında revzenleri câm billûr ve necef ve morandır.
EÇS VIII 347a
Ve cümle mebsût olan hâlîçeler ibrîşim münakkaş olup bir musanna‘ minberi var. Bir kemer üzre üstâd-ı mühendis eyle binâ etmiş kim gûyâ ol minber-i musanna‘ mu‘allak durur. Altında birkaç âdem sığınup ibâdet ederler. Minâresi bir serâmed şeşhâne bânghâne-i zîbâdır kim aşağı kapusundan tâ yukaru şerîfe tabakasına çıkınca seksen beş kademedir. Hakîr bunda urûc edüp şehrin eşkâl-i cirmin hey’eti üzre bir tabak kâğıza resm etdim. Bu minâre-i şerîf[esin]den yukaru külâha varınca on beş kademe dahi vardır. El-hâsıl gâyet musanna‘ minâre ve câmi‘dir.
EÇS VIII 347a
Kıble kapusu üzre celî hatt ile tahrîr olunan târîhi budur:
EÇS VIII 347a
Hoş sa‘âdet ana kim oldu mücâhid hayrete,Ede tâ anı Hudâ devlet-i dâreyne sezâ,Göricek itmâmını hâtif dedi târîhini,Pâydâr ola bu bünyâd-ı şerîfi a‘lâ.Sene 1027.
EÇS VIII 347a
Ve taşra kubbelerinin üç tarafı dâ’iren-mâdâr mermer sütûnlar üzre câmi‘-i selâtîn-misâl küçük kubâbları üzre cümle altun ile mutalla‘ serâmed alemlerdir, ammâ hareminin ortası mermer döşeli olmayup yeşil duhâvî katîfe-mesâl çemenzârdır. Ve haremin şimâlî ve yıldız taraflarında göle nâzır soffalar var kim aşağısı yüz arşından mütecâviz göldür. Bu soffalar dahi cihân-nümâ mesîregâh olup cümle ahbâb yârân-ı sâdıkân erbâb-ı ma‘ârifân bu soffalarda haşr olup cemî‘i ulûm-ı garîbe ve acîbe müzâkeresi ederler.
EÇS VIII 347a
Ve bu haremde Şahin Beğ ve Pehlivân Paşa ehli ve Bebr Paşa ehli ve niçe Arslan Paşa evlâd [u] akrabâları kıble önündeki beş aded serâmed kubbelerde bizzât sâhibü'l-hayrât Arslan Paşa dahi bu kubbelerde medfûndur.
EÇS VIII 347a
Ve büyük haremden aşağı küçük haremde medrese-i Arslan Paşa kırk aded hücreleri serâpâ kiremit örtülü müte‘addid hücreler ve dershâne kubbesi vardır.
EÇS VIII 347a
Bu hücrelerin cânib-i garbında kayalar üzre buhayreye nâzır Bebr Paşa'yı Girid'e me’mûr etmeğe gelen Defterdârzâde Kapucubaşı Mustafâ Beğefendimiz bir kasr-ı âlî cihânnümâ inşâ etdikde hakîrin ol kasr-ı nüzhetgâha şikeste beste ale'l-fevr târîhidir:
EÇS VIII 347a
Kasr-ı Havarnak dediler ihvân,Evliyâ dedi el-kasru hûbân.Sene 1081.
EÇS VIII 347a
Evliyâ gördükde târîhin dedi,Ey beğim kasr-ı bülend oldu tamâm.Sene 1081.
EÇS VIII 347a–347b
Hakkâ ki cihânnümâ kasr-ı müntehâlar- 347b -dır kim aşağı göl içinde şinâverlik eden niçe kerre yüz bin elvân mâhîlerin temâşâsı nümâyândır.
EÇS VIII 347b
Andan bu haremin yine göle nâzır bir köşesinde koca Gâzî Arslan Paşa bir dâru'z-ziyâfe-i me’kel-hâne inşâ etmiş kim cemî‘i pîr u muğân ve gebr [ü] tersâya ve bay u gedâya subh u mesâ âye[t] sûre-i (---) üzre Arapça nassı üzre cümle âyende vü revendelere ni‘meti mebzûldür. Her Cum‘a gecesi kırk elli yere et‘ıme-i nefîse summât-ı Muhammedî çekilü[p] ba‘de't-tenâvül Arslan Paşa'ya def‘-i cû‘ edenler hayr du‘â ile Fâtiha tilâvet ederler, zîrâ evkâf-ı azîmdir.
EÇS VIII 347b
Ve bu câmi‘den kıble tarafına mahalleler içre beş yüz adım gidüp Sultân Bâyezîd'in Fethiyye câmi‘i, harpüşte tavanlı ve serâpâ kiremitli ve kârgîr minâreli ma‘bedgâh-ı kadîmdir kim mâ-tekaddem kenîse imiş. Bu dahi yalçın kaya üzre kal‘anın bir köşesinde bir câmi‘-i rûşendir kim tûlu yüz ayakdır arzı altmış ayakdır. Bu câmi‘lerden mâ‘adâ bu kal‘a içre,
EÇS VIII 347b
Der-mesâcidhâ-yı muvahhidân: Cümle yedi ad[ed] mahalle zâviyeleridir. Evvelâ kal‘a kapusunun iç yüzünde Alî Paşa mescidi, cemâ‘at-i kesîreli câmi‘ olmağa müsta‘id zâviyedir. Ve Mehemmed Kethudâ mescidi.
EÇS VIII 347b
Bu abd-i kemterin bu kal‘ada dörd aded mihrâblar ma‘lûmudur, ammâ bu kal‘ada aslâ dükkân ve hammâm [ve] çeşme ve hân yokdur.
EÇS VIII 347b
Bu kal‘a-i kadîm Yanya sahrâsının yıldız tarafındaki ucunda otuz mîl ihâta eder bir azîm göl kenârında minâre kaddi yalçın kaya üzre bir kal‘a-i köhne binâ olup cânib-i erba‘asın göl ihâta edüp kal‘aya cisir ile geçilirmiş. Hâlâ cisir yerleri zâhir ü bâhirdir. Ve hâlâ cenûb tarafında olan varoşa giden kapusu tarafı handakları dörd yüz adım göl suyu kesilüp türâb [u] rimâl ile memlû olup bu kal‘a karada kalmışdır, ammâ kefere zamânı göl içinde cezîre imiş. Yine eyle olsa metîn kal‘a olurdu. Bu bir tarafı karadan mâ‘adâ cânib-i selâsın göl ihâta etmiş kayalar üzre kal‘a-i bî-hâ’ildir.