EÇS VIII 354a
Der-sitâyiş-i varoş-ı Ergiri kasrı: Bu kal‘anın maşrıka nâzır kapusu önünden yokuş aşağı gidüp bir mahalle kefere mahallesi var, küçük varoş derler. Cümle iki yüz aded vâsi‘ dâr-ı menhûslardır.
EÇS VIII 354a
Ve kal‘anın şimâlinde kal‘a kayaları altında eski çârsûya Kal‘a çârsûsu derler. Cümle kırk aded dükkâncıklardır. İki başında bezzâzistân-misâl ağaç kapuları vardır. Her gece pâsbân-ı nigâhbânları bu kapuları sedd ederler. Lâkin kapular kapandıkdan sonra aşağı varoşdan kal‘aya yol işlemez olur, ancak Namâzgâh kapusundan işleyüp kal‘aya girüp çıkarlar. Ammâ dahi aşağı büyük varoşunda Memi Beğ çârsûsu nev binâdır kim bu mahaldeki varoşa Memi Beğ varoşu derler. Cümle yüz elli aded kayağan örtülü nev binâ-yı musanna‘ bâğlı ve bâğçeli varoş-ı ra‘nâ evlerdir ve mükellef sarâylardır. Ve mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn dahi bunda olup ol dahi Memi Beğ'in hayrâtıdır.
EÇS VIII 354a
Büyük varoş-ı atîk: Kal‘anın cânib-i erba‘asında sekiz aded dere ve depeler üzre mâl-â-mâl kat-ender-kat fevkânî kârgîr binâlı cümle kayağan taş örtülü bâğlı ve bâğçeli ve her hânedânda kulleli büyût-ı ma‘mûr [u] müzeyyendir kim bu hânedânların cümle havlılarının dîvârları bir gûne beyâz seng-i hârâ taşlardan mebnîdir kim gûyâ cemî‘i taşları Engürü kerpici gibi bir kâlıbdan üstâd-ı Ferhâd kesüp dîvâr-ı hemvâr etmişler, ammâ cümle bay u gedânın dîvârları böyledir. Bir diyâr[d]a böyle çâr-kûşe kesilmiş taşlar yokdur. İllâ Anadolu'da Tire ve Mağnisa şehirlerinde bu kıt‘ada dîvâr taşları vardır.
EÇS VIII 354a
Der-aded-i esmâ-i mahallât-ı Ergiri: Cümle sekiz aded varoş mahallâtlarıdır. Evvelâ Palor mahallesi ve Vutoş mahallesi ve Manalat mahallesi ve Hacı Beğ mahallesi cümleden büyükdür. Ve Dündar mahallesi ve bâlâda Memi Beğ mahallesi. Bunlar gâyet ma‘mûr mahallâtlardır.
EÇS VIII 354a
Der-aded-i vasf-ı sarây-ı ağavât: Mezkûr sekiz aded mahallâtlar içre cümle iki bin aded kayağan taşı örtülü evlerdir. Cümleden Memo Paşa sarâyı mükellef ve nev binâ sarây-ı ra‘nâdır. Ve oğlu Osmân Beğ sarâyı ve Alaybeğ sarâyı ve Zâ‘im Beko sarâyı dahi niçe sarâylar vardır.
EÇS VIII 354a–354b
Cümle sekiz mihrâbdır. Yukaru kal‘ada Bâyezîd-i Velî câmi‘inin bir amelî sütûn üzre celî hatt ile eyle tahrîr 354b etmiş kim,
EÇS VIII 354b
"Bu şehirden Kandiye gazâsında yedi yüz aded hânedâ[n] sâhibleri şehîd olup hâneleri mesdûd kalmışdır ve yedi bin aded hüddâm[â]n bu şehirden Kandiye'de şehd-i şehâdet câmın nûş etmişlerdir" deyü tahrîr etmişler. Hakkâ ki bu şehirde çok hânedânlar mesdûd kalmışdır. Ehillerin hüddâmları almışdır.
EÇS VIII 354b
Ve Namâzgâh'ın sağında bir yalçın kaya üzre bir burun ucunda cihânnümâ Hızır Ağa câmi‘i kârgîr minâreli câmi‘-i ibret-nümâdır.
EÇS VIII 354b
Ve aşağıda hammâm dibinde Hacı Murâd câmi‘i, taş nerdübân ile çıkılır bir serâmed kârgîr minâre-i musanna‘lı ve bir âb-ı hayât çeşmeli ve câmi‘ içinin münakkaş tavanı gâyet nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn câmi‘-i gülgûndur.
EÇS VIII 354b
Ve Tekye câmi‘i cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir ammâ minâresi yokdur ve câmi‘e altı kademe taş nerdübân ile urûc olunur bir kâr-ı kadîm bâbâyâne ma‘bedgâhdır. Bu câmi‘in hareminde gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar ile ârâste olup aslâ güneş te’sîr etmeyüp bir âb-ı hayât çâh-ı mâsı var, gâyet lezîz âb-ı hayâtdır. Hareminin etrâfında Halvetî tarîki tekyesi hücreleri var.
EÇS VIII 354b
Ve haremin bir cânibinde niçe bin kibâr-ı evliyâullâh a‘yân-ı kibârlar medfûndur. Hattâ bu hakîrin bir nâ-resîde gulâmı merhûm olup kendim gasl edüp bu haremde defn etdim. Hattâ cümle Arnavud halkı,
EÇS VIII 354b
"Sen meyyit yaykadın" deyü hakîrden nefret etdiler.
EÇS VIII 354b
"Bire vallâhi tâ‘ûnlu değil idi, ishâlden merhûm oldu" deyü niçe bin yemîn-i muğallazalar edüp gücile halkı i‘timâd etdirdim.
EÇS VIII 354b
Andan Yeni çârsûda Memi Paşa câmi‘i, içine ancak yüz âdem sığar bir teng yerde bir küçük nev binâ bir câmi‘-i ra‘nâdır kim bir kârgîr musanna‘ minâre-i mevzûnu var ammâ bir ân cemâ‘atden hâlî değillerdir. Arnavudistân'ın bu mahalli gâyet musallîlerdir.
EÇS VIII 354b
Andan Vutoş câmi‘i vâsi‘ binâ-yı atîkdir. Meşhûr cevâmi‘ler bu mezkûrlardır.
EÇS VIII 354b
Der-mesâcidhâ-yı mü’minât: Cümle yedi aded mahalle zâviyeleri vardır. Evvelâ Berkî Efendi zâviyesi ve Vatoş zâviyesi ve Memi Beğ buk‘ası ve Alaybeğ eynesi, bunlar meşhûr mesâcidler[dir].
EÇS VIII 354b
Der-ilm-i dâru'l-hadîs-i âlimân: Cümle üç aded dâru't-tedrîs-ı âlimân vardır. Evvelâ Bâyezîd Hân medresesi ve Memi Paşa medresesi.
EÇS VIII 354b
Der-mekteb-i ciğer-kûşe-i püserân: Cümle beş aded dâru't-ta‘lîm-i sıbyân-ı ebcedhân vardır. Evvelâ kal‘ada Bâyezîd Hân câmi‘i dibinde Büyük mekteb ve Palor mektebi ve Çârsû mektebi var.
EÇS VIII 354b
Der-zikr-i hânkâh-ı erbâb-ı tarîk-i dervîşân: Cümle üç aded tekye-i ehl-i tevhîd fakîrân-ı zîşândır. Cümleden mezkûr Tekye câmi‘i hânkâhı meşhûrdur. Şeyhi Abdullâh Efendi sulehâ-yı ümmetden büyük âdemdir. (---) (---).
EÇS VIII 354b
Der-aded-i esvâk-ı sultânî esnâfân: Cümle iki yüz aded dekâkîn-i zîbâlardır, ammâ Yeni çârsû başka nev binâ seksen aded dükkânlar inşâ olunup iki katdır ve iki başında iki aded metîn kapulu çârsû-yı hüsndür kim şehrin gûyâ bezzâzistânıdır.
EÇS VIII 354b
Der-çeşme-sâr-ı teşnegân: Cümle beş aded çeşme-i cân-perverleri var.
EÇS VIII 354b
Der-alâmet-i mihmânsarây-ı tüccârân: Cümle beş aded hân-ı sevdâgerânlar var ammâ cümleden Memi Paşa hânı metîndir.
EÇS VIII 354b
Der-hevâ-yı hûb-ı câvidân: Bu şehrin gerçi hevâsı latîf olduğundan halkı tendürüst zinde olup mahbûb u mahbûbesi memdûhdur, ammâ suyu şehrine göre gâyet azdır. Tâ aşağı sahrâda cereyân eden bâğlar içre nehr-i Dirağopola suyuna muhtâclardır. Andan atlarla ve eşeklerle dâ’imâ su taşırlar. El-hâsıl bu şehre beş çeşme gâyet azdır.
EÇS VIII 354b
Der-medh-i hammâm-ı râhat-ı cân: Ancak bir hammâmı şiddet-i şitâda işler, mâh-ı Temmûz'da mesdûd durur. Bir hammâm dahi dâ’imâ mu‘attaldır, ammâ ev hammâmları çokdur. Kâhîce anlara ehl-i beled de girüp gasl ederler.
EÇS VIII 354b
Bî-medh-i deyr-i râhibân-ı bıtrîkân: Kefere mahallâtları içre üç aded müfîd ü muhtasar kenîseleri vardır.
EÇS VIII 354b
Bu Ergiri sahrâsından cereyân eden nehr-i Dirağopol kıble tarafındaki sahrânın öte ucundan karye-i Zavaraho'dan çıkup Ergiri sahrâsından yıldıza gidüp andan nehr-i Yenice'ye mahlût olup Depedelen kal‘ası mukâbilinde hemân ol mahalde sehel gidüp nehr-i Viyo'ya mahlût olup üç nehir bir olup şimâl cânibine cereyân ederek Avlonya körfezine karîb nehr-i Kuruçay'a munsab olup yine ol mahalde Avlonya körfezi deryâsına karışırlar ve's-selâm.
EÇS VIII 354b
Der-beyân-ı ziyâretgâh-ı Ergiri Kasrı: Evvelâ şehir içre Tekye câmi‘i hareminde ziyâret-i Berkî Efendi ve Popo Baba Sultân ve Baba Hasan Dede Sultân ve yine Tekye câmi‘inde Alî Dost Dede, meşhûr kibâr-ı evliyâullâh bunlardır.
EÇS VIII 354b
Hattâ bu Alî Dost Dede merhûm oldukda cümle Ergiri Kasrı halkı bu "Alî Dost Dede tâ‘ûndan öldü" deyü dağlara ve gayr[i] kurâlar[a] firâr ederler. Azîz-i merhûmun cesed-i pâkleri kırk gün kırk gece savma‘asında kalup ba‘dehu kurâlardan niçe âdemler şehre gelüp cür’et edüp savma‘a kapusun açup görseler kim na‘şe-i Alî Dede hücre içre kıbleye müteveccih olup vücûd-ı şerîfi henüz ter ü tâze ve ıssı olup yatır.
EÇS VIII 354b–355a
Cümle ahâlî-i 355a vilâyet âlem-i hayretde kalup azîz-i merkûmun sâhibü'l-hayrâtlar techîz [ü] tekfînini âmâde edüp teneşûy üstünde gasl ederlerken azîzin sadr-ı münevverinde bir kırmızı et pâresinden kudret kalemiyle Alî Dost lafzı yazılmış. Cümle halk hayrette kalup tevhîd tezkîr ile gasl edüp bu Tekye câmi‘i hareminde defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Kuddise sırruhu.
EÇS VIII 355a
Hâlâ bu Ergiri Kasrı şehrinde bir âdem tâ‘ûndan değil ancak bir sivrice çıban çıkarsa tâ‘ûndur deyü cümle halk ol âdemden nefret edüp ol âdem artık bir yere varamaz. Ana yakın olan komşuları cümle firâr ederler. Meğer gayri hastalık olsa, ol âdemin yanına varup hâlin hâtırın sorarlar. Ve tâ‘ûnlu eve bir iki yıla dak girmezler. Eğer girirlerse ol evi sirke ile yaykayup gûnâ-gûn buhûrlar dütsü verüp niçe yerleri münhedim edüp ta‘mîr [ü] termîm edüp beyâz kireçler ile her hücreleri ağardup andan girirler.
EÇS VIII 355a
Ammâ hikmet-i Hudâ halkı tâ‘ûndan ölmezler. Ekseriyyâ ishâl ve zehîr ve hummâ-yı muhrıka ve ağrı hastalığından yollanırlar. Ammâ ekseriyyâ halkı kemâl mertebe müsinn ü mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i azîzi yüz yetmişe yetmiş kimesneler olup yetmiş seksen sene sakalların tırâş ederler.
EÇS VIII 355a
Ve en ednâ pîr-i fânî dediğin âdemleri yine silâhların kuşanup yâ at ile yâhûd piyâde olup Kuryeleş dağının âsî Arnavu[d]larıyla yâhûd Venedik kâfirleriyle cenge gider bir alay gâziyân-ı mücâhidânlardır.
EÇS VIII 355a
Bunların hakkında dahi Hazret-i Mu‘âviye'yi ve Yezîd'i sevmez ve sebb eder derler ammâ görmedim, lâkin Aydonat halkı gibi bunlar da aslâ mâvî çuka geymezler ve "Mu‘âviye peydâ etdi" deyü zerde aşın yemeyüp, "Mu‘âviye boza yapup, içdi" deyü boza dahi içmezler, ammâ İslâmbol'da ekseriyyâ boza yapan cümle Arnavu[d] kavimleridir.
EÇS VIII 355a
Kırk elli ve seksen yıldan berü ölmüş âdemlerin esmâların akrabâları yâd edüp elbette her bâzâr günü ol merhûmun rûhiyçün cümle ta‘allukâtları ücretler ile niçe âdemler dutup âmedânî bir evde bir feza‘ u çeza‘ ve nâliş [ü] vâveylâ kopup bu kafile ağlayu ağlayu sağular sağlayup feryâd ederler kim ol şehirde bâzâr günleri feryâd u nâliş vâveylâ kopup feza‘ u çeza‘dan âdem bu şehirde duramaz. Anıniçün bu şehre hakîr şehr-i nâliş dedim. Ammâ garâbet anda kim ücret ile dutulan avretler ve âdemlerin alâkaları yok iken yüz yıllık ölü içü[n] akrabâlarından ziyâde nice ağlayup eşk-i çeşm-i ciğer-hûn dökebilir.
EÇS VIII 355a
Ba‘dehu bunlar ağlaya ağlaya açlıkdan bî-tâb u bî-mecâl kalup ba‘de'l-bükâ gûnâ-gûn pişiler ve çamukalar ve komoştovar nâm börek gibi şeyler ve mümessek za‘ferânlı helvâlar bu şehir içre evden eve birbirlerine gönd[er]üp her bâzâr günü şehir içre ervâh-ı mevtâ şâdân ola deyü ni‘met-i nefîse bay u gedâya ve cümle müsâfirîn ü mücâvirîne nüzül olunur. Hele bu eyi hasletdir ammâ yüz yıllık nâfile ağlamak bî-ma‘nâdır. Lâkin elbette her diyâr halkının birer gûne âyîn-i kadîmleri vardır.