EÇS VIII 359a
Der-aded-i çârsû-yı bezzâzistân-ı kapan: Cümle (---) aded bâzâr-ı hüsn sûk-ı sultânîdir, ammâ cümleden sarrâchânesi ve haffâfhânesi ve debbâğhânesi ve kazancılar çârsûsu gâyet ma‘mûr ve şîrîn ve müzeyyen tertîb üzre binâ olunmuş dekâkînlerdir, ammâ nehir kenârında henüz nev binâ bir sûk-ı ra‘nâyı Hüseyin Paşa binâ etmiş. Cümle bir kâ‘ide bir tertîb bir bâzâr yeridir kim mecma‘u'l-irfândır kim yüz aded dükkân-ı cedîdlerdir kim esnâf-ı mütenevvi‘a anda mevcûddur. Ortası bir meydân-ı azîm olup gûnâ-gûn eşcâr-ı sâyedârlar ile ârâste olup sâye-i zıll-ı himâyelerindeki soffalarda cümle erbâb-ı sanâyi‘ ve erbâb-ı ma‘ârif birer gûne kârgerlik ederler. Bu meydânda,
EÇS VIII 359a
Der-âsâr-ı ibret-nümâ-yı acâ’ibât: Ol çârsû içre bir sâ‘at kullesi var, evce ser çeküp anda Erdel diyârından gelme bir sâ‘ati var. Nâkûsu içinde on âdem oturur. Vakt-i zuhr oldukda on iki kerre darb edüp sadâsı bir konak yerde istimâ‘ olunur. Ta‘bîr ü tavsîf ile olmaz, tâ ki görmeğe muhtâc bir sâ‘at-i ibret-nümâdır.
EÇS VIII 359a
Ve bu çârsû kurbunda cümle altı aded kahvehâneleri var. Cümlesi birer gûne nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn kahâvîlerdir kim her biri birer gûne nakş-ı nigârhâne-i Çîndir. Bir kaçı şehir içre cereyân eden nehr-i (---) kenârına vâki‘ olup ba‘zı yârân suda şinâverlik ederler. Ba‘zılar mâhî-i gûnâ-gûnlar sayd ederler. Ba‘zılar niçe gûne ahbâb u asdıkâ ve erbâb-ı ma‘ârifler ile görüşüp bilişüp mübâhase-i ilm-i şer‘iyye ve fünûn-ı şi‘riyye görürler, zîrâ şu‘arâsı ve fusehâ ve büleğâsı ve musannifîn ü mü’ellifînden tekmîl-i fünûn etmiş bahr-i ummân-ı ma‘ânî kimesneleri gâyet çokdur, ammâ mezheb kaydında değillerdir. Ancak meşreb kaydındadırlar. Zarîf ve necîb ve reşîd zekiyyü't-tab‘ âdemleri vardır.
EÇS VIII 359a
Ve Debbâğhâne çârsûsu nehr-i azîm kenârında vâki‘ olmağın çınâr-ı müntehâlar ve bîd-i ser-nigûn ve engûr-i gûnâ-gûn eşcârlarıyla müzeyyen olmuş bir koyah-ı sâyedâr kârhâne-i Âh-i Evran'dır kim gâyet pâk ü tâhir mesîregâh yerdir.
EÇS VIII 359a
Ve Kazgancılar çârsûsunda gerçi sendân ve çekiçlerin bir "taka tır tak taka tak" sadâsı var ammâ ol dahi usûl-ı âheng ile nühâs-ı hâlisi üstâdlar döğdükçe ol dahi bir gûn[e] usûl-i âheng sadâsıdır. Amma bu çârsû dahi gâyet müzeyyen ve sâyedâr dekâkînlerdir kim bir tertîb üzre binâ olunmuşdur.
EÇS VIII 359a–359b
Ve Gazzâzlar çârsûsu dahi eyle pâk ve latîf ve nazîf bâzâr-ı hüsndür kim bunda olan mahbûb-ı pençe-i âfitâb gazzâz cüvânlarının parmaklarında özdekleri(?) ilikleri seyr olunup cemâl-i bâ-kemâlleri müşâhede olunur. Cemî‘i çârsû-yı bâzârından sular cereyân etdiğinden ol kadar pâk bâzârları var kim âdem yollar üzre oturup 359b temâşâ-yı cemâl etmek ister, zîrâ cümle dükkânlar içre olan dilberânları aslâ güneş yakmayup her biri gûyâ gün görmez pâdişâhlarının evlâdlarıdır. Ve bu iki taraf dükkânlarının ekseriyyâ sokakları üzre tahta örtülü dükkânlardır. Cemî‘i yârân-ı erbâb-ı ma‘ârif sâdıkân-ı âşıkânlar cümle dükkânlarda dilberânlar ile musâhebet ederler, ayıb değildir, zîrâ üstâdları ve peder [ü] mâderleri tefâhür kesb ederler.
EÇS VIII 359b
Der-şürû‘-ı sitâyiş-i hân-ı tüccârân-ı hâcegân: Cümle beş aded kiremit örtülü hân-ı hâcegân-ı sevdâgerânları var, gûyâ kal‘alard[ır].
EÇS VIII 359b
Der-aded-i vekâle-i gurebâ-yı mücerredân-ı ehl-i pişegân: Cümle altı aded bekâr odalarıdır kim içinde garîbü'd-diyâr ehl-i sanâyi‘âtlar sâkin olurlar.
EÇS VIII 359b
Der-aded-i me’kel-i dâru'z-ziyâfât-ı ıt‘âm-ı imârât: Cümle üç aded imâret-i me’keldir. Cümleden Bâyezîd Hân ve Uzkurlu ve Azîz Efendi imâreti meşhûrdur.
EÇS VIII 359b
Der-beyân-ı enhâr-ı zülâl-i cârî âb-ı hayvân mâ-i hayât: Bu şehir içre cereyân eden nehr-i Osum, tâ cenûb tarafında Iskırapar ve kûh-ı Osum ve cebel-i bâlâ Tomor'dan gelüp bu şehir içinden cereyân edüp garb tarafında Morava sahrâsı içre gidüp Kara Osmân Beğ oğlunun çiftliği dibinden geçüp Elbasan suyu nehr-i (---) mahlût olup deryâ-misâl ikisi bir yerden cereyân ederek Müzakiyye sahrâsından ubûr edüp tâ yine Baştova kal‘ası dibinde Venedik körfezi deryâsına munsab olup Müzakiyye sahrâsında yaz u kış bu nehr-i Osum gemilerle ubûr olunur.
EÇS VIII 359b
Der-vasf-ı imâret-i Koru varoş: Bu Belgrad şehrinin bu Osum nehri karşusunda cenûb tarafında su aşırı bir varoş-ı müzeyyen vardır. İsmine Koru varoş derler. Cümle iki yüz aded evli bâğ u bâğçeli ve cümle kiremitli vâsi‘ evlerdir. Ekseriyyâ Rûmlar ve Arnavud kefereleri sâkinlerdir. Bu varoşun ensesindeki dağa Koru dağ dediklerinde bu kasaba anın ismiyle müsemmâ olup Koru varoş derler. Bir azîm kûh-ı serbülenddir kim dıraht-ı müntehâ-yı azîmler ile müzeyyen olup nehr-i Osum üzre olan cisrin ta‘mîr [ü] termîmine dırahtlarının kerastelerin sarf ederler. Her kim bu dağdan bir çubuk kesse hâkim tecrîm edüp hakkından gelirler. Ve şehirde bir âdem kan edüp bu Koru dağa firâr edüp dahl düşse hâkim elinden halâs olup artık hâkim ana vaz‘-ı yed edemez, ammâ ol kâtil şehre dahi gelemez. Gelse ol ân katl ederler. El-hâsıl halâs olursa celâ-yı vatan eyler. (---) (---) (---) (---) (---).
EÇS VIII 359b
Der-mesîregâh-ı erbâb-ı merâm: Bu şehr-i Belgrad etrâflarında cümle yetmiş yedi yerde teferrücgâh [u] mesîregâh yerler vardır. Evvelâ yu[ka]ru kal‘ada mesîregâh-ı Çekebeni kayalarının maksûreleri, aşağı Debbâğhâne soffaları, Yeniçârsû meydânı dırahtları ve Tomor dağı yiğitlerin sayd [u] şikârgâhlarıdır. Ve bu Koru dağ mesîregâhı bir çemenzâr-ı lâle‘ızâr ve hıyâbân-ı Acem'dir kim gûyâ Konya'nın Merâm'ı ve Malatiyye şehrinin Aspuzu'sudur. Niçe yerlerinden uyûn-ı câriye-i âb-ı hayâtları revân olup her dıraht-ı azîm sâyelerindeki soffa ve mastabalarda yüzer âdem sığar dikkelerdir. Hattâ şehrin aşkıyâca ve maryolca olan levendât makûlesi cânları bu dağın koyahında fısk [u] fücûr edüp bir hafta ayş [u] ışret ederler. El-hâsıl acâ’ib tarbgâh ışretgâh yerdir.
EÇS VIII 359b
Ammâ bu Kuru varoşda hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzâr yokdur. Ancak iki aded kefere deyrleri vardır. Hemân Belgrad şehrinin su aşırı bir mahallesidir. Ve evleri cümle su kenârlarında balık dalyanları ile ma‘mûrdur. Lâkin şehir içre cereyân eden nehr-i Osum tuğyân üzre gelse bu Koru varoşun evlerin ve karşu tarafda Belgrad'ın su kenârında olan mesîregâh debbâğ dükkânların ve niçe evlerin şâhnişîn ve maksûre ve kahvehâneler ve derzî dükkânların su gark eder, zîrâ şehr-i Belgrad'ın gâyet ma‘mûr hânedânlarının revzenleri cümle suya nâzır olup ba‘zı zamân imâretlerin su basup geçer ammâ zarar etmez, zîrâ metânet üzre mebnî binâ-yı azîmlerdir. (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS VIII 359b
Der-binâ-yı cüsûr-ı memerr-i nâs-ı acâ’ibât: Evvelâ şehr-i Belgrad'ın aşağıca Kazgancılar çârsûsu başında nehr-i Osum üzre karşu Koru varoşa ubûr edecek tokuz göz ağaç kantara-i azîmdir, ammâ bu cisrin cümle pâyeleri su içinde kârgîr binâ ibret-nümâ taşlardır. Lâkin üstleri mezkûr Koru dağdan kesme iri meşe ve pelid ağacı direkleri döşelidir. Bir acâ’ib ve garâ’ib pül-i âsâr-ı acîbe ve garîbedir kim gûyâ Hersek vilâyetinde Foça şehrinde nehr-i Dirin üzre Sultân Süleymân'ın bir göz ağaç cisridir, ammâ bu Belgrad cisri tokuz gözdür. Hudâ hıfz eyleye, âmîn. Bu cisr-i azîmin altından cereyân eden nehr-i Osum Belgrad şehrinin karşu tarafındaki sahrâdan cereyân edüp niçe bin pirinç tarlası ve niçe bin müşebbek bostânları var. Ekseriyyâ bu şehr-i Belgrad halkı bu sudan isti‘mâl ederler. Gâyet latîf ve nazîf âb-ı hayâtdır. Ve gâyet lezîz pirinci hâsıl olup cümle Arnavudistân'a gider.
EÇS VIII 359b–360a
Der-manzara-i mekâlîd-i cebel-i Tomor: Bu Belgrad şehrinin kıble cânibinde iki sâ‘at ba‘îd olan Tomor dağı 360a eyle yüksek ser-bülend kûh-ı bâlâdır kim beş altı konak yerden nümâyân bir mehîb kûh-ı bâlâdır. Anda olan nebâtât [u] giyâhât [u] uşbâtın envâ‘ı olur kim cemî‘i Frengistân ve Latinistân'dan hukemâlar bu cibâl-i bâlâya urûc edüp niçe bin yük gûnâ-gûn edviyeler cem‘ ederler.
EÇS VIII 360a
Bunda olan âb-ı hayâtlar etrâflarında olan on bir kazâ yerlere cereyân edüp kıble tarafındaki uyûn-ı câriyeler cümle Ohri gölüne akar. Ve bu kûh-ı bâlâda olan ecnâs-ı mahlûkât haşerât-ı mütenevvi‘a meğer kûh-ı Bîsütûn'da ve kûh-ı Sübhân'da ve kûh-ı Demâvend ve kûh-ı Sehend'de ve kûh-ı Ağrı'da ve kûh-ı Bingöl'de ve kûh-ı Elburz'da ola. El-hâsıl gâyet mesîregâh ve şikârgâh cibâl-i âlîdir. Ammâ bu Belgrad'ın yıldız tarafında olan sahrâ yoluyla şehr-i Elbasan beş sâ‘at yerdir.
EÇS VIII 360a
Ve bu şehr-i Belgrad yayla eli olmağile âb [u] hevâsı latîf olduğundan mahbûb u mahbûbesi gâyet firâvân olup cümle âşık-perestlerdir, ammâ gâyet mü’eddeb ve mü’eddebelerdir. Ve cümle tâzeleri pür-silâh gezerler, zîrâ el-ıyâzen billâh hodi sedi bilmez Arnavudistân'dır. Hemân ışmata hakkıyçün ya‘nî kılıcım hakkıyçün deyüp gezerler. Ammâ askerî ve levendât tâ’ifesi olmayup re‘âyâ oğlu olanlar ekseriyyâ bu şehirden İslâmbol'a gidüp hammâmlarda üstâd-ı kâmil olup dellâklik ederler.
EÇS VIII 360a
Der-beyân-ı memdûhât-ı me’kûlât-ı ta‘âm-ı azamât-ı meşrûbât: Evvelâ beyâz Arnavud simidi ve nohudlu çöreği ve tavuk böreği ve çamuka ve komoştovar nâm peynir ve yumurtalı tava böreği ve kaymak baklavası ve bâdemli samsası gâyet memdûhdur.
EÇS VIII 360a
Ve meşrûbâtından üzüm şîresinin bir gûne kaynamış la‘l-gûn şîresi olur ana (ana) reyhâniyye derler. Bir kâse andan nûş eden sarhoş ve sermest olup kâmil bir hafta demâğından reyhân ve amber râyihası zâ’il olmaz. El-hâsıl bu şehre mahsûs reyhâniyye şerbetidir. Ve darı bozası beyâz ilik gibi olup andan nûş eden susuzluğu def‘ eder. Gûyâ Mısır'ın pirinç subya bozasıdır.
EÇS VIII 360a
Ve fevâkihât [u] müsmirâtından âdem kelleli kadar lüffân nârı ve zeytûnu ve inciri ve niçe bin bâğ u hadîka-i cinânları cihânı zeyn etmişdir, ammâ limonu ve turuncu olmaz.
EÇS VIII 360a
Der-kâr-ı sanâyi‘ât-ı masnû‘ât-ı mütenevvi‘ât: Cümle ehl-i esnâf ehl-i hıref mevcûd olup ammâ ekseriyyâ halkı Arapça deyüp kâr [u] kisbleri ticâretdir kim vilâyet vilâyet metâ‘ götürüp getirirler. Bir sınıfı avândır. Bir zümresi âlimândır. Bir fırkası ehl-i esnâfândır kim çoğu şehir içre gazzâz ve sarrâc ve kuyumcu ve haffâf ve kazgancı ve debbâğdır.
EÇS VIII 360a
Der-hisâb-ı ekâlîmât: Be-kavl-i ilm-i nücûm-ı ilm-i usturlâb bu şehir dördüncü iklîmin vasatında bulunup arz-ı beledi (---) (---) ve tûl-ı nehârı (---) (---) bir şehr-i şîrîndir. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---).
EÇS VIII 360a
Der-tâli‘-i amâristân-ı Belgrad: Be-kavl-i müneccimîn üstâd kehene-i Padre ve Kolon kavilleri üzre bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı sünbüle ve beyt-i utârid ve turâbîde bulunup şehrinin mahsûlâtı ziyâde olup halkı hâkile yek halûk ve halîm ve selîm âdemlerdir, ammâ bu şehirden çok a‘yân-ı vilâyet vüze[r]â ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ kimesneler kopmuşdur.
EÇS VIII 360a
Der-tetimme-i şehrengîz-i külliyât: Evvelâ beyne'l-akrân gâyet gayret-keş yarar ve bahâdır ve şecî‘ fetâ gâzîlerdir. Ve gâyet müdebbir ve mütebassır ve cerî hâkimlerdir. Ve her şeyde ve şeş cihetde pâklerdir. Ve Arnavudistân'ın bu kavm-i hasîbü'n-nesîb Kureyşî çelebileridir, ammâ Ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at Hanefiyyü'l-mezhebiz derler ammâ bir alay âlüfte ve âşüftegân erbâb-ı ma‘ârif âdemleri çokdur.
EÇS VIII 360a
Der-ziyâretgâh-ı Arnavud Belgradı: Evvelâ ziyâretgâh-ı Vâ‘ız Mehemmed Efendi ve Cimcim Hoca ve Bâyezîd-i Velî câmi‘inin hareminde ziyâret-i Emîrler Sultân ve Uzkurlu câmi‘inin (câmi‘inin) cenûbî tarafı kurbunda ziyâret-i Pîr Mehemmed Efendi ve meydân-ı mezâristânda cisr kurbunda ziyâret-i eş-Şeyh Alî Dede (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS VIII 360a–360b
Karye-i Pendi hondi'den ve dahi karye-i Düşmenik'den ve dahi karye-i Lapirda'dan mezkûr kurâlar gâyet mahsûllü beşer altışar yüz evli ma‘mûr köylerdir. Bunları devr etmeden paşa mâl-ı ganâ’imle şehre bir alay-ı azîm ile girüp bir dîvân-ı pâdişâhî edüp Manya muhâfazasına fermân-ı pâdişâhî üzre serâperdesiyle tuğların çıkarup hakîr ile vedâlaşdıkda yine hakîre "vedâ‘ mahallidir" deyü hakîre iki yüz guruş ve bir siyâh Arab kölesi ve bir âsî Arnavud kızı ve bir kat esvâb ve bir at ve hüddâmlarıma dahi tekrâr birer çuka ve birer kumâş ve onar guruş ihsân edüp yüz aded pür-silâh tüfeng-endâz şehbâz yiğitleri refîk verüp paşa ile öpüşüp vedâ‘laşup 360b anlar vilâyet-i Manya'ya bizler,
EÇS VIII 360b
Vilâyet-i Avlonya'ya gitdiğimiz konakları beyân eder
EÇS VIII 360b
Evvelâ Belgrad içinde mezkûr ağaç cisirden ubûr edüp cenûb cânibine ma‘mûr kurâlar geçüp kûh-ı bülendler üzre 3 sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 360b
Karye-i Sineya andan karye-i Bobrat andan 4 sâ‘atde gidüp,
EÇS VIII 360b
Andan ma‘mûr köyler güzer edüp (---) sâ‘at lodosa gidüp nehr-i Ergiri'yi karye-i Mikat altında gemiler ile nehri karşu tarafa ubûr edüp,
EÇS VIII 360b
Der-beyân-ı temâşâgâh-ı ma‘den-i zift-i siyâh: Avlonya sancağı hâkinde aceb sun‘-ı Hudâ ma‘dendir kim bir dağdan çıkar. Ol dağı kûhkenler Ferhâdî külüngler ile delüp niçe yüz mağârâlardan yasdık gibi ve sandık gibi kıt‘a kıt‘a parçaları çıkarup cemî‘i Frengistân'dan bâzergânları gelüp zift emîni bey‘ eder yetmiş yük akçe iltizâm mâl-ı pâdişâhîdir kim gâyet çok mâl-ı pâdişâhî hâsıl olur.
EÇS VIII 360b
Bu hidmete me’mûr yigirmi pâre mu‘âf [u] müsellem köyleri var. Ve ne kadar mücrimleri var ise katl etmeyüp bunda mü’ebbed der-zencîr zift ma‘deninde esîr olup hidmet ederler. Ve niçe bin âdemler bu ma‘denlerden kâr edüp beslenirler. Hâlâ bir dağ-ı azîm dahi var idi, meğer bi-emri Hâlık-ı Kevneyn meğer anda dahi zift ma‘deni var imiş. Ol dahi bu mahalde zuhûr edüp anı dahi der-i devlete Avlonya beği arz edüp ol dahi on yük akçe başka iltizâm oldu.
EÇS VIII 360b
El-hâsıl-ı kelâm Cenâb-ı Bârî sun‘ın ızhâr içün cümle bu dağların üstlerin sebzezâr ve çemenzâr halk edüp içlerini cümle siyâh zift halk etmiş. Âye[t] sûre-i (---) Arapça
EÇS VIII 360b
Bu temâşâ-yı ibret-nümâları edüp hemân bu mahalle karîb,
EÇS VIII 360b
Nehr-i Aksu: Bunu atlar ile geçüp ammâ hemân yine ol mahalde Ergiri'den gelen nehr-i Ergiri'ye mahlût olup ol dahi ol mahalle karîb Avlonya körfezi deryâsına munsabb olur.
EÇS VIII 360b
Ve bu Aksu'dan çeyrek sâ‘at çemenzâr sahrâ ile gidüp,
EÇS VIII 360b
Karye-i Mikat: Bir bayır dibinde bâğlı ve bâğçeli ve bir câmi‘li ve bir müferrih fezâ-yı lâlezârlı karyedir. Ve ma‘mûr sarây-ı azîm çiftliği var kim Sinân Paşazâde Yûsuf Beğ efendimizle kâmil bir hafta bu karye-i merâmda murâd [u] merâmımız üzre cân sohbetleri edüp yetmiş sene mukaddem pederimiz merhûm bizim gibi seyâhatle ol dahi bu köye gelüp bu hânedânda mihmân olup niçe sene sâkin olduğu hücresinde biz de sâkin olup pederimiz rûhiyçün bir hatm-i şerîf tilâvet edüp rûy-ı dîvâra yazduğu hatları ve niçe âsârların ve Yûsuf Beğ'de olan yazduğu kitâbları cümle temâşâ edüp hatm-i şerîfin savâbın pederimizin ve Gâzî Sinân Paşa'nın rûh-ı şerîflerine hibe edüp andan beğ ile vedâ‘laşup andan kıble tarafına bir öz içre gidüp,
EÇS VIII 360b
Karye-i Cevherina, andan yine ana karîb karye-i Akçakilise. Bu kurâraları (---) sâ‘atde ubûr edüp yine kıbleye ma‘mûr kurâlar ubûr edüp,