EÇS VIII 370a
Bunda olan âsâr-ı kadîmeleri ve amûd-ı müntehâları birer birer ta‘bîr ü tavsîf etsem tazyî‘-i evkât olup ve vasfında lisân kâsır ve kalemler kâsirdir, ammâ garîb câmi‘ vîrâna yüz dutmuşdur. Niçe musanna‘ pirinc kapuları ve sadefkârî pençere kanatları fenâ bulmuşdur, zîrâ aslâ cemâ‘ati yokdur. Cümle kefere içinde kalmışdır. Eğer müstakillen kefere elinde kalsa bu câmi‘i ürd-i behişt ederlerdi. Ancak haftada bir kerre cum‘a gün kapuları açılup hüddâmları silüp süpürüp beş on aded pâsbânlar Cum‘a namâzın kılup yine kapuların sedd edüp giderler. Ve hîn-i fethde Fethiyye câmi‘i bu idi, Hudâ amâr eyleye.
EÇS VIII 370a
Andan yukaru iç kal‘a önünde bir mürtefi‘ yerde câmi‘-i Ohrîzâde, bunlar hasîb [ü] nesîb hânedân sâhibi kralzâdeler imiş. Hâlâ bu şehir anların hükmünde fermân-berdir. Bir kurşumlu ve tahta kubbe örtülü ve bir kârgîr minâreli müferri[h] câmi‘ binâ ederken Allâhu a‘lem Sultân Bâyezîd-i Velî bir gazâya giderken bu câmi‘i görüp,
EÇS VIII 370a
"Poh bârekallâh ne güzel câmi‘ olmuş" dedikde hemân âkıbet-endîş dûrbîn-fikr Ohrîzâde zemîn bûs edüp,
EÇS VIII 370a
"Hudâ kabûl eyleye. Savâbı ve binâsı pâdişâhıma hibe olsun" ded[ikd]e pâdişâh hazz edüp,
EÇS VIII 370a
"Tiz sağ tarafına bir minâre-i âlî dahi binâ etsinler" deyü fermân etdiklerinde binâ edüp ol ecilden hâlâ iki minâreli olup Hunkâr câmi‘i derler. Gâyet evkâfları metîn câmi‘-i cihân-nümâdır. Cümle göl cenûb tarafında nümâyân olup cemî‘i keştîlerin ve cümle balıkçı kayıklarının şinâverlik etdikleri nümâyândır.
EÇS VIII 370a
Ve kıblesi önünde revzenlerinden buhayre ve sahrâ-yı bî-pâyân içre cümle amâristân zâhir ü bâhirdir. Ve hareminde kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş dıraht-ı müntehâlar var kim her birinin zıll-ı himâyesindeki çemenzâr yerlerde cümla ahibbâ ve yârân-ı bâ-safâ-yı erbâb-ı ma‘ârifân oturup kesb-i tarâvetler edüp mübâhase-i ilm-i şer‘iyyeler edüp bir tarafda dahi levendât makûlesi tâze cüvânlar gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar ve silâhşorluklar ta‘lîm etmededirler.
EÇS VIII 370a
Ve bu câmi‘-i pür-envârın kıble kapusunun atebe-i ulyâsı üzre celî hatt ile "Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh" şehâd[et]i tahrîr olunmuşdur.
EÇS VIII 370a
Ve bu kal‘ada bunlardan gayri cümle iki aded mahalle mesâcidleri vardır. Anlar dahi cemâ‘atden garîblerdir. Ammâ altı aded kefere manastırları var. Eyle ma‘mûrdur kim ve eyle müzeyyen ve âbâdândır kim her birinde kırkar ve ellişer aded ruhbân bıtrîkleri vardır. Cümleden Patirgah deyri ve Latin deyri gâyet ma‘mûrdur kim subh [u] mesâ matbah-ı Mesîhiyyesinden papaslara ni‘metleri çıkdıkça müselmânlara dahi ni‘met-i firâvân bezl ederler.
EÇS VIII 370a
Ve bu kal‘ada aslâ hân u hammâm ve çârsû-yı bâzâr yokdur. Mâ‘adâ arz-ı hâliye yerleri cümle bâğ u bâğçe ve niçe dölüm arz-ı hâliye yerleri vardır, zîrâ büyük kal‘adır.
EÇS VIII 370a
Der-sitâyiş-i aşağı şehr-i azîm-i İremezât: Gâyet ma‘mûr u müzeyyendir kim gûyâ Şâm-ı cennet-meşâm merâmdır. Vasfında lisân kâsırdır. Uştuk yaylasından enerken bu şehri gören âdemler Edirne ve Bursa kadar vardır derler. Ammâ,
EÇS VIII 370a
Der-aded-i esmâ-i mahallât-i Ohri: Cümle on yedi aded mahallâtlardır. Onu müselmân mahallesidir. Yedisi kefere-i Rûm ve Bulgar ve Latin mahallâtlarıdır. Evvelâ cümle mahallâtlardan ma‘mûr u müzeyyen Ohrîzâde mahallesi ve Tekye mahallesi ve Kuloğlu mahallesi ve Haydar Paşa mahallesi ve Koca Siyâvuş Pa[şa]nın Medrese[si] mahallesi ve Zülmiyye mahallesi ve Hacı Hamza mahallesi ve İskender Beğ Mescidi mahallesi ve Yûnus Voyvada mahallesi ve Küçi Beğ mahallesi ve Emîr Mahmûd mahallesi ve Kara Hoca mahallesi. Netîce-i kelâm on yedi aded mahallâtların eşbehi ve ma‘mûr u âbâdânları bunlardır.
EÇS VIII 370a
Der-fasl-ı cevâmi‘hâ-yı selâtîn [ve] vüzerâ ve kibâr-ı a‘yân: Cümle on yedi on yedi aded mihrâb-ı kıble-i erbâb-ı hâcâtdır.
EÇS VIII 370a–370b
Evvelâ cümleden cemâ‘at-i kesîreye mâlik göl kenârında Hacı Kâsım câmi‘i, nîlgûn rusâs-ı hâs kurşum örtülü çâr-kûşe 370b tahta kubbe örtülü bir turfe tarz-ı kadîm minâreli câmi‘-i zîbâdır.
EÇS VIII 370b
Andan Tekye câmi‘i, Sultân Süleymân Hân'ındır. Bir aceb müferrih câmi‘-i pür-nûrdur.
EÇS VIII 370b
Andan Zülmiyye câmi‘i derler ammâ münevver câmi‘dir. Lâkin ihtimâldir zulm ile binâ olunmuş ola.
EÇS VIII 370b
Andan Hacı Hamza câmi‘i. Andan yukaru kal‘ada çifte minâreli Hunkâr câmi‘i. Andan kal‘ada Ayasofya-i Kebîr câmi‘i.
EÇS VIII 370b
Bu mezkûr cevâmi‘ler meşhûr-ı âfâk ma‘bedgâhlardır.
EÇS VIII 370b
Der-defter-i mesâcidhâ-yı mü’minân-ı âbidât: Cümle 17 aded mahallât buk‘alarıdır. Evvelâ cümleden İskender Beğ mescidi ve Yûnus Voyvada mescidi ve Küçi Beğ mescidi ve Emîr Mahmûd mescidi ve Çârsû mescidi ve Çınârlı mescid ve Kara Hoca mescidi. El-hâsıl on yedi aded câmi‘ olmağa müsta‘id mesâcidler vardır. Her birinin evkâfları metîn olup hüddâmları mevcûddur.
EÇS VIII 370b
Der-vasf-ı sarây-ı a‘yân-ı ağavât ve gayri büyût-ı mü’minât: Cümle sicill-i şer‘de merkûm olduğu üzre dörd yüz aded kiremitli kârgîr binâlı tahtânî ve fevkânî cümle ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânlı vâsi‘ hânedân-ı şehr-i azîmdir kim bâğ u bâğçesiyle Ohri sahrâsın zeyn etmişdir. Gören bu şehri on on beş bin evlerdir der.
EÇS VIII 370b
Ve bu şehr-i mu‘azzam etrâfında aslâ kal‘a yokdur. Hemâ[n] şimâli ve garbı ve cenûbu ve kıblesi tarafı Ohri gölü olup şark tarafı tâ Uştuk yaylası eteklerine varınca serâpâ hıyâbân [u] gül-i gülistân içre bir şehr-i merâmdır. Etrâfında kal‘a olmak muhâldir, zîrâ bâğçeleri ve müşebbek bostânları cihânı zeyn etmişdir. Cümleden mükellef ü mükemmel sarây-ı azîm Ohrîzâde sarâyı kal‘a-misâldir. Müte‘addid dîvânhâneleri ve ıstablları ve göl kenârında maksûreleri ve karındaşının sarâyı dahi ibretdir. Bunlar meşhûrdur.
EÇS VIII 370b
Der-kâ’ime-i medâris-i âlimân-ı müfessirân: Cümle iki aded dâru't-tedrîs-i âlimândır. Evvelâ göl kenârında mezkûr el-Hacı Kâsım câmi‘inin solunda yol aşırısında Eski Siyâvuş Paşa medresesi, gûyâ bâğ-ı Sudak'dır. Hareminin etrâfında müte‘addid hücreleri var. Ders-i âmmı ve talebeleri mevcûd olup her hücrenin talebelerine cânib-i vakfdan lahmiyye ve şem‘iyyesi mu‘ayyendir. Andan Süleymân Hân'ın Tekye medresesi, bu dahi ma‘mûr ve niçe zâviye medreseleri dahi vardır.
EÇS VIII 370b
Der-şerh-i dâru'l-hadîs-i muhaddisân: Cümle bir yerde ilm-i hadîs ve ilm-i tecvîd tilâvet olunur, ammâ muhaddisi ve hamele-i hâfız-ı Kur’ân'ı meşhûr değildir. İlm-i tecvîdde ancak Hafs kırâ’atı tilâvet olunup ilm-i hadîsde Kitâb-ı Buhârî okunur.
EÇS VIII 370b
Der-ta‘rîf-i mekteb-i ciğer-kûşe-i püserân: Cümle yedi aded dâru't-ta‘lîm-i ebced-hândır. Evvelâ Ohrîzâde mektebi ve Ağa mektebi var.
EÇS VIII 370b
Der-şehrengîz-i hân-ı hâcegiyân-ı tüccârân: Cümle üç aded hân-ı zîbâlardır, ammâ sâhibü'l-hayrâtların su’âl etmedim.
EÇS VIII 370b
Der-ta‘rîf-i hammâm-ı gâsılân-ı râhat-ı cân: Cümle iki aded hammâm-ı hâss [u] âmmları vardır. Evvelâ biri Ohrîzâde hammâmı, tarz-ı kadîmdir, ammâ hoş hevâdır. Ve biri Gâzî Hüseyin Paşa hammâmıdır. Hevâsı ve binâsı latîf hammâm-ı rûşenâdır.
EÇS VIII 370b
Der-tavsîf-i hammâm-ı mahsûs-ı kibâr-ı a‘yân: Vilâyet âlüftelerinin nakilleri üzre cümle yetmiş yedi aded sarây hammâmlarımız vardır, deyü tefâhür kesb ederler. Hakîkatü'l-hâl vardır. Evvelâ Ohrîzâde Beğcüğezin sarâyında iki hammâmı var. Ve karındaşı (---) Efendi sarâyı hammâmı var. Ve (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---).
EÇS VIII 370b
Der-tahrîr-i aded-i çârsû-yı bezzâzistân: Cümle yüz elli aded dükkânlardır. Ve yedi aded mükellef ve müzeyyen mecma‘u'l-irfân kahvehâneleri vardır, ammâ bozahânesi ve meyhâneleri âşikârede yokdur. Lâkin kal‘ada kefere mahallelerinde bâde-i nâbı gâyet çokdur. Lâkin bezzâzistânı yokdur. Yine her gûne metâ‘lar firâvândır. Lâkin çârsûsu dörd yerde pârekende ve perîşândır. Ve şâhrâh çârsûsu sokakları içre azîm dıraht-ı sâyedâr çınâr-ı müntehâlarla zeyn olmuşdur. Ammâ ekseriyyâ çeşmeleri mu‘attaldır ve suya dahi ihtiyâcı yokdur, zîrâ göl suyu gibi âb-ı hayâtı var iken çeşme-sârlar lâz[ım] değildir. Anıniçün cümle uyûnları battâldır. Ve ekseriyyâ hânedân-ı azîmleri göl kenârına vâki‘ olmuşdur. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---).
EÇS VIII 370b–371a
Der-temdîh-i âb [u] hevâ-yı hûb-ı câvidân: Âb [u] hevâsının letâf[et]inden mahbûbu ve mahbûbeleri gâyet çokdur. Cümle sîm-ten ve nâzük 371a endâm ehline nerm [ü] râm mahbûbu'l-kulûb cüvânları olur kim hüsn-i cemâlleri ile cihân-ârâ olmuşlardır. Niçe cânlar bunda kalmışlardır.
EÇS VIII 371a
Der-medh-i sun‘-ı Hudâ-yı güzîde-i fâkihât: Memdûhâtından tokuz gûne ayvası ve baba ayvası ve ekmek ayvası ve bâ-husûs yigirmi dörd gûne âlu'l-âl âlûsu ve yigirmi dörd elvân emrûdları sicillâtda mastûrdur kim böyle âbdâr hoş-hor emrûdlar Malatiyye şehrinde ve Kürdistân'da Bitlis şehrinde ve Tebrîz vilâyetinde Tesü ve Ordubar şehirlerinde böyle âbdâr emrûdlar görmedim. Cümleden beğ emrûdu ol kadar lezîz ve âbdârdır kim gûyâ bir tulum katr-ı nebâtdır. Lâkin zâlim şehrin meyveleri bir yerden bir yere hedâyâ gidemez, zîrâ gâyet terdir, ammâ elması kutularla her diyâra gidüp henüz letâfet [ü] halâveti bâkî kalup tûl-ı zamânda tüffâhının rengine ve râyiha-i tayyisebine aslâ tağayyür gelmez, ammâ gayri meyveleri bir fersah yere gitmez, ammâ bu hakîr ayvasından tâ Usturumça şehrine dek pembe içinde ayva-yı sefercelisin getirdim.
EÇS VIII 371a
Der-vasf-ı ni‘met-i uzmâ-yı me’kûlât: Bu şehir a‘yânına mahsûsdur kim kış geceleri cümle sığâr u kibâr birbirlerine ziyâfet-i azîmler edüp bir sohbette yenilen ta‘âm-ı nefîse bir gayri sohbetlerde yenmeyüp her bir ziyâfetde tarz-ı âhar mümessek ta‘âm-ı gûnâ-gûnlar yenmek bu şehre mahsûsdur. Hulviyyâtı ve gûnâ-gûn hoşâbları kezâlik bir sohbetdeki hoşâblara ve hulviyyâtlara aslâ ve kat‘â müşâhebetleri yokdur. Hattâ Oh[r]izâde ziyâfetinde yigirmi altı gûne hoşâblar yenüp ve hakîr hoşâbdan şehîd olayazdım. Rûm diyârında Ohri ziyâfeti ve hoşâbları meşhûr memdûhdur. (---).
EÇS VIII 371a
Der-tektîb-i imâret-i dâru'l-me’kel-i sûhtevât: Cümle üç aded yerde dâru'z-ziyâfet-i fakîrân vardır. Evvelâ yukaru kal‘a önünde Ohrîzâde'nin pâdişâha ihsân etdiği câmi‘-i dilküşânın imâreti subh u mesâ bay u gedâya ve pîr [ü] cüvâna ve gebr [ü] tersâya birer sahan çobrası ve birer nân-pâresi fakîrâne mebzûldur. Ve biri Tekye câmi‘i imâreti var.
EÇS VIII 371a
Der-tastîr-i mihmânsarây-ı kârbân-ı revân: Cümle üç aded mihmânhâne-i hasbîlerdir. Cümleden Küçükbâzâr'da çınâr ağaçları sâyesinde kırk ocaklı kârbânsarây-ı ma‘mûrdur. Ve Ohrîzâde mihmândâristânı binâ-yı metîndir.
EÇS VIII 371a
Der-terkîm-i binâ-yı ibret-nümâ-yı âbâdân: Cümleden câmi‘-i Ayasofya-i Kebîr vâcibü's-seyrdir. Ammâ yukaru kal‘a önünde Ohrîzâde'nin pâdişâha hibe etdiği câmi‘ önünde bir âb-ı hayât su kuyusu var kim üstâd-ı Ferhâd bu çâh-ı mâya eyle Ferhâdî külüngler urup bir bi’r-i ibret-nümâ kazup umku kâmil seksen kulaçdır. Garâ’ib anda kim üstâd-ı kûhken kayaları lağım ile delüp tâ Ohri gölünden ilm-i hendese ile su getirüp âb dollâblarıyla suyu çekilüp imârete ve câmi‘in havuzu ve Hanefî çeşmelerine ve gayri yerlerde isti‘mâl olunur bir temâşâgâh-ı vâcibü's-seyrdir.
EÇS VIII 371a
Der-takrîr-i mesîregâh-ı müferrihât: Bu şehrin cânib-i erba‘asında cümle on iki aded yerde teferrücgâh-ı erbâb-ı merâmlar var kim bir diyâra mahsûs değildir, illâ Ohri'dedir. Evvelâ kayıklar ile göl içre eyyâm-ı muvâfık ile bâdbânların açup çiftliklere gidüp gûnâ-gûn mâhîler sayd edüp deryâ üzre ayş [u] ışretler etmek bu şehre mahsûsdur. Biri dahi kal‘anın kıble tarafında yol aşırı bir sazlı gölü vardır, beş hırmen cirminde vardır, ammâ gâyet amîkdir derler. Anda olan gûnâ-gûn kaz ve ördeklerin sayd [u] şikârı acâ’ibdir. Andan balık dalyanları zevki, andan Uştuk yaylası mesîreleri acâ’ibdirler.
EÇS VIII 371a
Der-tenkîl-i lehce-i mahsûs-ı ahâlî-i bilâd: Cümle halkı Bulgarca ve Urûmca tekellüm ederler, ammâ Arnavudca bilmezler, zîrâ Rûmeli'dir, Arnavudistân değildir. Lâkin fasîh ü belîğ lisân-ı Türkî bilirler. Gâyet şehri zarîf nüktedân nükteşinâsân erbâb-ı ma‘ârif âdemleri vardır.
EÇS VIII 371a–371b
Der-eşkâl-i libâs-ı fetâ-yı şecî‘ân-ı dilîrân: Cümle tâze yiğitleri kırmızı saya çukalı semmûr ve zerdeva kalpaklar ve gûnâ-gûn çuka dolamalar ve kopçalı daracık sıkma çakşırlar geyüp ayaklarında sarı Kubâdî pâypûş geyüp bellerinde pala bıçaklar takup reftâr ederler, ammâ ihtiyârları başlarına gûnâ-gûn mutallâ destâr-ı Muhammedîler sarup ve gûnâ-gûn çukadan 371b serhaddî ve kontoşlar ve ferrâceler geyerler, ammâ zenâneleri gûnâ-gûn bol yenli ferrâceler geyüp ve yassı bağları üzre dülbend çemberler bağlayup çârsû-yı bâzârdan gayri sûk-ı sultânîlerde mü’eddebâne gezerler. (---) (---) (---).
EÇS VIII 371b
Der-fasl-ı tetimme-i şehrengîz-i külliyât-ı şehr-i Ohri: Evvelâ bunda dahi Manya vilâyeti muhâfazasıyçün getirdiğimiz emr-i pâdişâhî dîvân-ı pâdişâhîde Ohri beği Alî Beğ huzûrunda tilâvet olunup "El-emrü emrüküm" deyüp cümle asâkir-i İslâm Manya vilâyetine gitmeğe âmâde oldular. Bu hakîre beğ iki yüz guruş ve bir at ve bir âsî Arnavud gulâmı ve bir kılıç ihsân edüp hüddâmlara dahi onar altun ihsân etd[i]. Biz yine zevk [u] şevkimize mukayyed olup anlar dahi asker cem‘ine cidd [ü] ihtimâm etdiler. (---) (---) (---) (---).