İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS VIII 378a
Ve ishâle hem-çünân aç karnına iki nohud dânesi kadar bu şabdan tenâvül edenin ishâl kanı bi-emri Hudâ kat‘ olur, ammâ kesret üzre isti‘mâl etmeye, yüreği bozar, ammâ cümle yürekdeki kurdu kırar.
EÇS VIII 378a
Hattâ bu dere içre depe depe niçe yerde şeb kümeleri püşte püşte olup yığılı durur.
EÇS VIII 378a
Bu derede şeb ma‘d[en]i olduğundan cümle nebâtları ahmer-gûn olup cümle suları da bâde-i hamrâ gibi kırmızı-gûn cereyân eder, andan bir mahlûk-ı Hudâ nûş etmez. Âdem sehel nûş etse ağzın buruşdurur. Anıniçün gayri sular ile cereyân edüp gelen balıklar bu şeb suyuna dâhil olunca cümle sermest olup taşra kenâra gelüp cümle kurâ halkı sayd edüp kifâflanırlar, ammâ lezîz semekleri olur.
EÇS VIII 378a
Ve bu Ma‘den deresi ve Muştalı suyu ikisi bir olup Edirne yolunda nehr-i Meriç'e Harmanlık hânı kurbunda mahlût olur.
EÇS VIII 378a
Ve bu ma‘den sularından yukaru gayri balıklar aşağı akmağa Ma‘den suyundan korkarlar kim cümle mâhîler Muştalı suyunda gâyet çokdur, zîrâ yayladan ener bir âb-ı hayâtdır kim Muştalı suyu derler. Ma‘denden aşağısına Ma‘den suyu derler. İki cânibi ma‘mûr u âbâdân kurâlardır.
EÇS VIII 378a
Ve bu dere tâ Muştalı yaylasından tâ Harmanlık hânı kurbunda nehr-i Meriç'e mahlût olunca bu dere dör[d] yüz yigirmi kerre yigirmi sâ‘atlik yerde azâb-ı elîm çekerek geçilir, gayri yol yokdur. İki cânibleri şâhin yuvalı kayalardır kim sa‘âdetlü pâdişâhın şâhincibaşısı hükmünde olup bu kayalarda başka dîdebân sayyâdları vardır kim kemendlerle kayalardan âdemler enüp şâhinleri âsitânelerinden sayd ederler, temâşâgâhdır.
EÇS VIII 378a
Sa‘b dere olduğundan âdem bu dereyi geçe geçe bîzâr olur, ammâ ganîmet ve ma‘mûr derelerdir. Andan gidüp,
EÇS VIII 378a
Menzil-i karye-i Kınıklı: Kırk aded saz örtülü müselmân köyüdür. Bir câmi‘i var, kiremitli ve kârgîr minâreli ze‘âmet köyüdür. Ve cânib-i erba‘ası hıyâbân-ı Acem-misâl sâyedâr koyah-ı azîmdir.
EÇS VIII 378a
Andan yine mezkûr nehr-i Ma‘den kenârınca 2 sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 378a
Karye-i İlyâs: Bir ma‘mûr müselmân köyü ve ze‘âmetdir.
EÇS VIII 378a
Ve bu köyden görünür nîm sâ‘at yine ol Ma‘den deresi içre gidüp,
EÇS VIII 378a
Evsâf-ı menzilgâh-ı Âl-i Abâ, ya‘nî tekye-i fukarâ-yı Hazret-i Osmân Baba
EÇS VIII 378a
Pîşvâ-yı tarîk-i Âl-i Abâ ve fukarâ-yı bay u gedâ ve sultân-ı ağniyâ ya‘nî mürşid-i râh-ı Hudâ Hazret-i Osmân Baba kuddise sırruhu'l-azîz hazretleri bizzât Hazret-i Hacı Bektaş-ı Velî halîfesi fukarâlarındandır. (---) (---) asrında bu cây-ı mesîregâh-ı ma‘hûdede mesken [ü] me’vâ edüp karârdâde olmuşdur. Himmetleri hâzır ve nâzır ola. Hâlâ bu âsitâne-i dergâh-ı mu‘allâ mezkûr Ma‘den deresi kenârında Edirne şehrine giderken yolun sağ tarafında bir bayır başında bir düz zemîn-i mahsûldâr üzre bir dırahtistân-ı hıyâbân gün görmez koruyistân içre bir mesîregâh ve cânib-i erba‘ası duhâvî yeşil katîfe-misâl çemenzâr u çerâgâh bir kal‘a-misâl kârgîr binâdır.
EÇS VIII 378a
Dîvârlı pâdişâhâne sarây-ı azîm misâlli kasr-ı gûnâ-gûnlu ve şâhnişîn ve kâ‘alı ve matbah-ı Keykâvuslu ve niçe kilâr hücreli ve gûnâ-gûn meydân-ı müzeyyenli ve mihmânhâneli ve müte‘addid ıstabl-ı anteri ve Kamberî âhûrlu ve gâvân ve câmûsân ve bağalân ve çemenderân âhûrlu âhûrlu ve saman ve şa‘îr ve sâ’ir levâzımât mahâzinler ile ârâste olmuş âsâr-ı binâlardır.
EÇS VIII 378a–378b
Ve ma‘bedgâh-ı selâtîn-i mâzî câmi‘i ve mescidi ve dershâne ve mektebi ve bir hammâmı ve gûnâ-gûn meydân-ı mihmânsarây-ı âyende vü revende dervîşân-ı zîşân merd-i meydân hücreleri ve müte‘addid (müte‘addid) eşyâlar ile amâr olmuş bir sevâd-ı azîm şehir-misâl bir bâğ-ı iremistân âsitâne-i dervîşân-ı zîşândır kim bâğ u bâğçesi 378b ve niçe havuz ve fıskiyye [ve] şâzrevân ve fevvâresi pertâb edüp niçe çâh-ı mâları ve niçe çeşme-sâr âb-ı hayâtları ve cirid meydânlı havlıları ile zeyn olmuş bir hânkâh-ı azîmdir.
EÇS VIII 378b
Cümleden biri ol meydân-ı mahabbetde Sultân Bâyezîd-i Velî velîler ve deliler ve fukarâlar mahabbeti olmak ile bu vâdî-i çemenzâr içre yedi köşe bozdoğan külâhı kisbeti gibi yedi terk bir kasr-ı Havarnak-ı âlî şâd etdirmiş kim yedi iklîmden nişân verir. Diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olmaz.
EÇS VIII 378b
El-hâsıl bu kasr-ı zîbânın cânib-i etrâfında kırk aded kapuları var kim kırklara makâm olması nişânesidir. Ve bu kasrın içi sâfî yeşim harekânî ve mermer-i somâkî ve envâ‘-ı füsûs mukavvim mahkûk-ı gûnâ-gûn ruhâm-ı ibret-nümûnlar ile ma‘kûk ma‘kûd kılınmışdır kim gûyâ Hind sadefkârîsi gibi ferşi döşenmişdir. Ve kubbe-i serâmedinin etrâfında ola[n] tâk-ı revâk-ı tumturâklarında umk-ı mencûklar ve beyâz ve siyâh ahmergûn ve gayri gûnâ-gûn ahcâr-ı zî-kıymetler ile her yanı müzeyyen olup serv haşebi tavan kubbesi nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûndur kim kıl kalemin çekmede Freng Mani ve Acem Bihzâd ve Şâhkulı nâm nakkâş-ı benâmlar bir kıl kalem çekmede âcizlerdir. Ve gûnâ-gûn mermer ve somâkî üstüvâneler ile ârâste olmuş bir kâh-ı müzehheb musanna‘dır.
EÇS VIII 378b
Ve meydân-ı mahabbetde bir şâzrevân fevvâresi pertâb edüp tâ kubbeye müntehîdir. Ve cânib-i erba‘asında gûnâ-gûn revzenlerinden etrâfındaki kûhistân nahlistân gül-i gülistânlar içre gûnâ-gûn andelîbânların hezâr hezârân nağamât-ı hoş-elhân nevâları istimâ‘ olunup iremistânları cümle temâşâ olunur.
EÇS VIII 378b
Ve bu nüzhet-âbâd kasrın üstü serv-misâl bir serâmed kurşum örtülü kubbe-i nîlgûn üzre altun ile mutallâ olmuş bir alem-i serâmedi var kim bir konak yerden şa‘şa‘ası âdemin çeşmini hîrelendirir. Ve cemî‘i selef pâdişâhları ve sâhibü'l-hayrât vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı vilâyet bu Osmân Baba Sultân rûhâniyyeti hâzır olmağiçün bu tekyegâha birer âsâr-ı azîme edüp cümle amâristan edüp cümle âsâr-ı binâları rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr ve cümle altun alemlerle ma‘mûr olup bu mezkûr Bâyezîd-i Velî kasrının misli Rûm diyârı tekyegâhlarında yokdur. Meğer diyâr-ı Îrân-zemînde misli imâm Rızâ'nın meşhed-i azîminde ola.
EÇS VIII 378b
Der-vasf-ı mesken-i meydân-ı fukarâ: Bu mezkûr Bâyezîd-i Velî kasrının karşu cânibinde kâr-ı kadîm ibret-nümâ bir fukarâ meydânı var kim içine beş altı yüz kadar fukarâ alur. Buna kış meydânı derler. Bir acâ’ib mihmânhâne sarây-ı dervîşândır kim etrâfında niçe yüz dollâblar vardır. Her dollâbın birer dervîşi olup postu üzre cülûs edüp tâ‘at [u] ibâdâta meşgûllerdir. Kapusu bir sarâ[y]-ı azîm dervezesi gibi vâsi‘ olup bu meydân içre arabalar ile odunlar gelüp ocakda âteşler yanup etrâfında cümle fukarâlar cem‘ olup "Herkes kıssadan hisse" deyü sergüzeşt [ü] serencâmların nakl edüp gûnâ-gûn mübâhase-i ilm-i şer‘iyye ve niçe gûne tevârîhler kırâ’at olunup cân sohbetleri ederler. Ve niçe kurbânları kebâblar edüp ve mümessek helvâlar pişüp nısfu'l-leylde cümle ahbâb ta‘âmları yeyüp sâhib-i hayrâtlara hayr du‘âlar edüp ba‘dehu üç kerre gülbâng-ı Muhammedî çeküp herkes postlarında merkezlerine ve niçe cânlar savma‘alarına revâne olurlar. İlâ hâze'l-ân bu kış meydânında altı ay bu tertîb üzre tâ‘at-ı Sübhân edüp sohbet-i hâssu'l-hâs ederler.
EÇS VIII 378b
Der-sitâyiş-i meydân-ı bahâr-ı yayistân: Mezkûr kış meydânına muttasıl sâhibü'l-hayrât Yahyâ Paşa oğlu Mehemmed Beğ Üsküb şehrinden gelüp Osmân Baba himmetiyçün bir yaz bahâr meydânı binâ eylemiş kim misli hemân Karadeniz sâhilinde Varna şehri ile Balçık nâm kasaba mâbeynindeki Batova deresinde Akyazılı Sultân âsitânesine benzer.
EÇS VIII 378b
Bu dahi anın gibi İslâmbol'da Galata kullesi gibi evc-i âsımâna ser çekmişdir. Ve dâ’iren-mâdâr yedi (yedi) aded köşe kalın ve metîn ve kârgîr binâ-yı serâmeddir kim bir sivri külâh-misâl tahta kubbe üzre kurşum örtülü ve iki âdem kaddi âlî altun yaldızlı alemli kubbe-i serâmedli meydân-ı bahârdır, ammâ ol kadar vâsi‘dir kim vakt-i seherde bir tarafda olan cânlar öte tarafda olan insânları gücile fark eder.
EÇS VIII 378b
Garâ’ib ilm-i mi‘mârî üstâd-ı selef kâri var makdûrun sarf edüp arz-ı ma‘rifet ile yed-i tûlâsın ayân etmek içün bu meydânın tavan münakkaş halkârî kubbe-i âlîsin sütûnsuz du[r]ğurup böyle vâsi‘ meydân-ı azîm içre aslâ direk yokdur. Hemân bir tavanlı meydân-ı azîmdir.
EÇS VIII 378b
Ve bu meydân ortasında ruhâm-ı ibret-nümûn ferş üzre niçe yüz aded altun yaldızlı çerâğlar ve çerâğdân ve buhûrdân ve şem‘dân ve gülâbdân ve mecmereler var kim her biri ikişer âdem kaddi kadar çerâğlardır.
EÇS VIII 378b–379a
Ve herkes yine birer dollâba mâlik olup postları üzre refîkleriyle oturup tilâvet-i Kur’ân ve ma‘ârif-i îmân bahisleri edüp ve ba‘zı gûnâ-gûn ma‘rifetler icrâ 379a edüp yüz pâreli sadefkârî musanna‘ kaşıklar ve zerdeste ve kâseler keşküller ve karaçalı ve zeytûn ve çemşir köklerinden kaşıklar ve arka kaşağıları ve niçe bin gûne dervîşân ma‘rifetlerinden şeyler îcâd-ı sihr-i‘câz edüp âyende vü revendegânların a‘yân [u] eşrâflarına ma‘rifetlerinden hedâyâlar verüp herkesden ihsân [u] in‘âmlar alup kifâf-ı nefs ve hırka-bahâ edinirler.
EÇS VIII 379a
Ve bu meydânın içi sâfî beyâz mermer-i hâm döşelidir. Eyle meydân-ı vâsi‘dir kim iki bin âdem alup şeb [u] rûz üç yüz aded post-nişîn sâhib-i seccâde fukarâları sâkindir. Ve sâhib-i tarîk-i pîşvâ Şeyh Alî Baba ocak başında vak‘ [u] vakâr ile oturup bu âsitâne-i câriyesiyle(?) zabt [u] rabt edüp evrâd [u] ezkârına mukayyeddir. Gayri fukarâlar dahi her biri birer kâra me’mûrlardır. Ve bu meydânın kapusunun atebe-i ulyâsı üzre tahrîr olunan târîhi budur:
EÇS VIII 379a
Yahyâ Paşa oğlu Mehemmed Beğ rûhunu yâd eyleye, el-fâtiha. Sene (---)
EÇS VIII 379a
Der-meşhed-i ziyâretgâh-ı mehbıt-ı pür-envâr-ı Hazret-i Osmân Baba kuddise sırruhu: Evvelâ zübdetü'l-ahbâb, kıdvetü'l-ashâb, kutb-ı mülk-i vilâyet, mehbıt-ı nokta-i icâbet, âmil-i âlî-mâye hâsıl-ı ömr-i girânmâye, zübde-i evliyâ, umde-i asfiyâ ya‘nî eş-Şeyh tarîk-i Âl-i Abâ Hazret-i Gâzî Osmân Baba: Bizzât Hazret-i Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretleri bunların künyelerin Gâzî Osmân Balı buyurmuşlar idi. Anıniçün müddet-i medîd-i ömr-i azîzleri gazâ ile geçüp seyyâh-ı âlem idiler.
EÇS VIII 379a
Der-sitâyiş-i menâkıb-ı azîz-i merhûm: Bizzât bu Osmân Baba Sultân ır[k]-ı tâhir-i sülâle-i ehl-i Abâ'dandır kim Mûsâ Kâzım hazretlerinin yedinci oğlunun oğullarından Seyyid Alî'dir, anın oğlu Seyyid Hüsâmeddîn'dir, anın oğlu bu Hazret-i Osmân Baba'dır kim hasîbü'n-nesîb ırk-ı tâhirden olup sâdât-ı kirâmdan olduğuna şekk-i şübhe yokdur. İbtidâ Belh [u] Buhârâ'dan kendüler Hazret-i Hacı Bektaş-ı Velî ile Hoca Ahmed-i Yesevî'den me’zûn olup Âl-i Osmân'a imdâda gelüp Orhân Gâzî ile Bursa fethinde bulunup ba‘dehu anın asrında Orhân Gâzî oğlu Süleymân Beşe ile meşveret edüp Süleymân Beşe'den mukaddem üç yüz nefer fukarâlarıyla ibtidâ bu Osmân Baba Rûm'a kadem basup def u kudûmun döğerek ve gülbâng-ı Muhammedî çekerek alem ve (...) ve sancağ bayrakların açarak doğru Edirne kralına buluşup Rûm'da seyâhat ederdi. Ve kadem basduğı yerler cümle İslâm diyârı ola, deyü du‘â ederdi.
EÇS VIII 379a
Ve Rû[m]eli kâfiristânında İşpanya ve Nemse ve Donkarkız ve Danimarka ve Rimpapa ve Paris vilâyetlerin geşt [ü] güzâr ederken "ilâhî İslâm diyârı olup kenîseler ma‘bedgâh-ı müslimîn ola ba‘de'l-elf mi’e" deyü nefes etmişlerdir.
EÇS VIII 379a
El-hâsıl ulu sultândır. Ve hayli mu‘ammer olup yine seyâhat ile Rûm'a gelüp sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr'a gelüp İdrivne şehri fethine terğîb edüp Murâd Gâzî Osmân Baba sa‘yiyle Edirne kal‘asın feth etdikde bile bulunup Osmân Baba mukaddemâ seyâhatde bu nazargâhı beğenüp bir âsitâne inşâ etmeğe murâd edindikde Murâd Hân-ı Gâzî nutk-ı dürerbârıyla Osmân Baba eline dest-âvîz bir hatt-ı yarlığ-ı belîğ-i şâhîler verüp,
EÇS VIII 379a
"Var feth etdiğin yerlerin bir latîf yerinde tâ gözün erdiği yerlere dek senin vakfın olsun" buyurduklarında Osmân Baba dahi cümle fukarâlarıyla def ve kudûmların çalarak bu mahallere gelüp dest-i kâfirden feth edüp kuvvet-i basarı ve kudret-i nazarı yetişdiği yerlere varınca hudûd tarh edüp bu kûhistân çemenistân içre külbe-i ahzânlar edüp üç yüz fukarâlarıyla bu hıyâbânda niçe bin sohbet-i hâsslar eyleyüp ba‘dehu i‘ânet-i Murâd Hân-ı Evvel ile ibtidâ bir müfîd [ü] muhtasar tekyegâh-ı Âl-i Abâ edüp ba‘dehu kendüler de gazâ mâllarıyla niçe âsâr-ı azîmler binâ ederler. Âkıbet sene (---) târîhinde Arapça emrine râm u fermân-ber olup fânî cihândan bâkî sarâyında karâr etdikde cesed-i şerîfin bundaki âsitânede defn ederler.
EÇS VIII 379a
Der-vasf-ı kubbe-i âşiyân-ı pür-envâr: Bir kurşum örtülü kubbe-i serâmed kârgîr binâ-yı âlî içinde âsûde olup misk [ü] amber-i hâm ile mülemma‘ ve mu‘attar olmuş bir kabr-i münevverdir kim cemî‘i züvvârânın demâğları mu‘attar olup cemî‘i selef pâdişâhları ve cümle Âl-i Osmân vüzerâları ve cümle Kırım hânları ve Kırım sultânları birer altunlu ve cevâhirli ve gümüşlü murassa‘ kanâdîller ve gûnâ-gûn maslûbât âvîzeler (âvîzeleri) bu âsitâneye hedâyâ gönderüp bu kabr-i şerîfi eyle tezyîn etmişlerdir kim diller ile vasf olmaz.
EÇS VIII 379a
Ve bizzât kendülerinin mübârek pâypûşları ve mübârek abâdan hırka-i peşmîneleri ve seccâde ve alem ve tuğ ve sancağ u bayrağ ve tabl [u] kudûmü ve nefîr ü nakkâre ve zîlleri ve tesbîh ü asâsı ve na‘lin-i şerîfleri ve misvâkı ve bozdağanî yedi terk keçe külâhı mübârek ser-i sa‘âdetleri ucunda bir taht-ı âlî üzre durur.
EÇS VIII 379a–379b
Ve cânib-i erba‘asında gûnâ-gûn yâdigâr-ı zî-kıymet mutallâ çerâğ-ı musanna‘lar ve sîm ü zer âvânî şem‘dân ve buhûrdân ve gülâbdânlar 379b ile müzeyyendir. Ve gûnâ-gûn zî-kıymet hüsn-i hatt Kelâm-ı şerîfler etrâfında rahleler üzre ale't-tertîb dizilüp cemî‘i züvvâr-ı ünâs tilâvet-i Kur’ân ederler.
EÇS VIII 379b
Ve niçe bin zî-kıymet kâlây metâ‘lar var kim bir âsitânede eyle yâdigârlar yokdur, meğer Bağdâd içinde Hazret-i Abdülkâdir Gîlânî'de ve Bağdâd taşrasında Hazret-i imâm-ı A‘zam'da ve iki merhale ba‘îde imâm Hüseyin'de ve andan üç merhale ba‘îd imâm Alî âsitânelerinde eyle ziynet ola, ammâ "Bu Osmân Baba kabri anlardan müzeyyendir" desem kizb değildir, zîrâ bunda olan hüsn-i hatt Kelâm-ı izzetleri bir âsitânede görmedim.
EÇS VIII 379b
Ve bu kubbe-i mehbıt-ı pür-envâr-ı Osmân Baba'nın taşra kapusunun önünde kemer-i âlîler üzre bir küçük kubbeciği dahi vardır, mecma‘u'n-nâs yeridir. Ol kubbenin çâr-kûşe dîvârının sahîfe-i rûyına her gelen seyyâhân-ı Rûm berr [ü] bihârın birer gûne yâdigâr hatları ve kemter cânların zerdeste ve kabakları ve keşkülleri ve sapan-ı Dâvûdî ve pâlheng-i Mûsevîleri ve niçe âvîze şeyleri var. Hakîr dahi küstâhâne celî hatt ile rûy-i dîvâra,
EÇS VIII 379b
Merhûm Melek Ahmed Paşalı seyyâh-ı âlem Evliyârûhiyçün Allâh rızâsıyçün el-fâtiha,sene 1081,
EÇS VIII 379b
deyü tahrîr etdim.
EÇS VIII 379b
Rûm ve Arab u Acem'de ve Belh [u] Buhârâ'da elbette her câmi‘ ve hân u imâret ve tekyegâhlarda ve'l-hâsıl bu elli bir yıl seyâhat içre on sekiz pâdişâhlık yerlerde elbette ve elbette üstüme iltizâm-ı mâlâ-yelzem edüp hatt-ı nâ-müstekrehimizle birer Fâtiha ricâ edüp tahrîr eylemişiz. Gören âşıklara hafî değildir.