EÇS VIII 379b
Ve bu Osmân Baba azîzin merkad-i şerîflerinin atebe-i ulyâsı kemeri üzre bir çâr-kûşe beyâz mermer-i hâm üzre altun ve lâciverd ile tahrîr olunmuş hüsn-i hatt ile tahrîr olunan târîhi böyledir:
EÇS VIII 379b
Büniye hâze'l-imâret merkad-i Sultân-ı Fukarâ Hazret-i Osmân Baba ve Gâzî Mihal Beğ rûhiyçün ve oğlu ikiyürekli Alî Beğ rûhiyçün el-fâtiha.
EÇS VIII 379b
El-hâsıl bu meydânlar bir pâdişâh diyârında yokdur. Meğer Anatolu'da Kırşehri'nde Sultân Hacı Bektaş-ı Velî âsitânesinde ola. İnkırâzu'd-devrân ma‘mûr [u] âbâdân ola. Bi-hakkı Hazret-i Rahmân.
EÇS VIII 379b
Ve bu âsitânede her gece âyende vü revendegânlardan şeb [ü] rûz yüz iki yüz ve üç yüz atlılar ve niçe yüz piyâdegânlar eksik olmayup cümle pâ-bürehne ve ser-bürehne abdâlân-ı Hudâ köçekleriyle cümle müsâfirîne cân baş üzre hiçmet edüp çul ve tobra ve kahve ibriği ve tancere çıkartmadan matbah-ı Keykâvus'undan niçe gûne ni‘met-i nefîseleri yedirüp içirüp kondurup göçürürler.
EÇS VIII 379b
Ammâ selef pâdişâhları bu âsitâneye himmet nazarıyla nazar edüp dırahtistân kûhistân koruları içre ve yaylalarında on iki bin aded sağmal koyunları ve bu kadar sığırı ve câmûs at ve katır ve taylakları vardır. Gayri eşyâ-yı evkâfâtları ana göre kıyâs oluna.
EÇS VIII 379b
Hulâsa-i kelâm bu dergâhın âb [u] hevâsının ve erbâb-ı ma‘ârif cânlarından hazz edüp bir hafta meks eyleyüp azîz-i merhûmun rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîf tilâvet edüp cümle Rûm erenleri cânlarından birer hedâyâların alup andan cümle ahbâb ile vedâ‘laşup şark tarafına yine nehr-i Ma‘den kenârınca gidüp 1 sâ‘atde,
EÇS VIII 379b
Paşa köyü: Bir kulleli ve bir câmi‘li müselmân köyüdür. Osmân Baba tekyesinin nâzırı olan (---) Paşazâdeler Paşa köyünde sâkin olduğundan Paşa köyü derler.
EÇS VIII 379b
Karye-i Anabacı: Zamân-ı kadîmde Anabacı nâm bir musâhibe hâtûnun tekyesi imiş. Mürûr-ı eyyâm ile sehel harâba mü’eddî olup birkaç hücreleri ve birkaç evleri kalmış. Andan,
EÇS VIII 379b
Karye-i iğdebükü: Hakîkatü'l-hâl iğde ağaçları cihânı zeyn etmişdir. Ve,
EÇS VIII 379b
Karye-i Kütüklü: Edirne şehrine kütük ve kömür cümle bundan gider. Osmân Baba'dan bu mahalle gelince (---) sâ‘at kâmil aceb yağmurlar ve çamurlar çekerek andan yine cânib-i şarka gidüp,
EÇS VIII 379b
Karye-i Alî Baba Tekyesi: Bu azîz-i merhûm dahi Osmân Baba Sultân'ın halîfesidir. Yigirmi otuz kadar abdâlânları var. Evkâfları olmayup hemân kanâ‘at tekyesi olduğundan subh u mesâ Cenâb-ı Bârî fukarâların nafakaların verir. Sûre-i (---) Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre fukarâların Rabbü'l-ibâd yedirüp içirüp geydirüp kuşadup perveriş eder. Bu abdâllar dahi yedi terk keçe külâh bozdoğanî kisbet ve tâc-ı revâc geyerler. Ve dâ’imâ "Şey’en lillâh" ile geçinirler. Osmân Baba'dan berü bunlara eyle nefes olunmuş ammâ yine cümle fukarâları "Yâ Ganî" ismine mazharlardır. Ve Cenâb-ı Bârî elbette beher yevm bu tekye fukarâlarına birer koyun kurbân gelmek mukarrerdir. Ve yine her tarafdan sadaka ve nezerât ve ihsân [u] in‘âmlar eksik değildir. Ve yine âyende vü revendelere ni‘metleri mebzûldur. Andan anı geçüp niçe yerler ubûr edüp,
EÇS VIII 379b–380a
Karye-i Kuruşlu andan karye-i Fındıklı andan karye-i Dingli: Bu kurâları 7 sâ‘atde ubûr edüp andan yine bârân zahmeti çekerek gidüp, 380a
EÇS VIII 380a
Karye-i Derbend: Bulgar ve Rûm keferesi köyü ve hâssdır. Andan bir sâ‘at gidüp Edirne'nin ulu yoluna çıkup,
EÇS VIII 380a
Kasaba-i Cisr-i Mustafâ Paşa: Mukaddemâ sene (---) târîhinde niçe kerre cild-i (---) mufassal merkûmdur.
EÇS VIII 380a
Andan 2 sâ‘at şarka giderken çamur derdinden ulu yoldan sağ tarafa ol dereden düz yollara sapup nehr-i Meriç'i ubûr edüp cisr-i azîm ardımızda kalup bizler baş yukaru cenûba 1 sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 380a
Menzil-i kasaba-i Çirmen: Bu dahi sene (---) âmında bâlâda sancak beği tahtı olduğu cümle imâretiyle mâ-vaka‘ı üzre tenmîk olunmuşdur.
EÇS VIII 380a
Andan kalkup 4 sâ‘at şarka gidüp yine nehr-i Meriç'i cisirden güzer edüp tekye-i Hamza Baba Sultân'ı güzeşt edüp düz sahrâlar ile 3 sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 380a
Evsâf-ı menzilgeh-i şehr-i azîm ve taht-ı sânî belde-i kadîm mahmiyye-i Edirne
EÇS VIII 380a
Bu sevâd-ı mu‘azzam dahi sene 1062 târîhinde cemî‘i âsâr-ı binâları ve bânîsi ve hâkimi ve cemî‘i amâristânlarıyla bâlâdaki cild-i (---) de mufassal meşrûhdur ne mertebe mahrûse-i kebîr olduğunu bilinmek içün murâd olunursa bâlâda fihrislere nazar oluna.
EÇS VIII 380a
Ammâ niçe kerre bu şehr-i azîme uğrayup zevk [u] safâlar edüp temâşâlar etmişdik, ammâ şimdi seyr [ü] temâşâ etmeden der-ceng-i evvel Edirne şehrinde Manya seferinde serdârımız olan Kapudan Köse Alî Paşa'nın kapu kethudâsına doğru varup mektûblarımızı verüp hemâ[n] ol ân hakîri sadrıa‘zama götürüp mülâkât oldukda Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa hazretlerinin zânûsun bûs etdikde,
EÇS VIII 380a
"Bire safâ geldin, Evliyâ" dedikde yine dest-bûs edüp Alî Paşa'nın ve Zekeriyyâ Efendi'nin ve sâ’ir a‘yân-ı vilâyetin cümle mektûbları ve arz-ı mahzarların verdikde,
EÇS VIII 380a
"Hâlâ sultânım, Manya'da Zarnata kal‘asın tamâm edüp iki kal‘a dahi binâ etmeğiçün ol cânibleri muhâfaza edüp hâlâ hakîr Arnavudluk içinde beş aded sancak askerlerin fermân-ı pâdişâhî üzre Manya muhâfazasına sürüp şimdi hakîr huzûr-ı şerîfe geldim" dedikde,
EÇS VIII 380a
"Sultânımın himmet-i aliyyesiyle Kandiye kal‘ası feth olduğundan Manya küffârı sultânımın samsâm selle-seyfi havfinden amân deyüp kal‘a-i Zarnata'yı verdiler, yohsa güzîde Manya vilâyeti kanda kan içinde görünürdü."
EÇS VIII 380a
"Yâ kal‘ayı nice müceddeden binâ etdiniz?" dedikde hemân koynumdan Manya kal‘asının ve yetmiş yedi pâre kurâlarının eşkâlleri ve esmâlarıyla tahrîr etmişdim, meydân-ı mahabbete koyup bu eşkâl-i hayâl-pesend kal‘a cümle der-i dîvâr tabyaları ve câmi‘ ve mesâcid medrese tekyelerinin eşkâl [ü] nâm [u] nişânı tasvîrin gördükde,
EÇS VIII 380a
"İlâhî berhordâr-ı ömr ol" dedikde zemîn-bûs edüp kal‘anın miftâhların zerdûz kîse ile eline verüp,
EÇS VIII 380a
"Gazânız mübârek ola kim bir sâl-i gazâda hem Kandiye fâtihi oldun ve hem Manya vilâyeti gibi bir mülke Âl-i Osmân pâdişâhını mâlik etdin" dediğimde sürû[r u] safâsından at deyüp telhîsî ileri gidüp kendüler dahi sa‘âdetlü pâdişâha revâne olup hakîri ma‘an huzûr-ı pâdişâhîye götürürken bâğçe-i hâssda hakîre âdâb-ı meclisi sehel işrâb edüp andan Yıldırım Hân kasrında pâdişâha varup miftâhları ve Manya kal‘ası tasvîrlerin huzûr-ı pâdişâha koyup pâdişâh-ı âlem-penâh hazretleri miftâhın safâsından ve kal‘anın eşkâl-i resminden hazz edüp,
EÇS VIII 380a
"Bire ne güzel mehâbetli kal‘a imişler" dedikde Sadrıa‘zam,
EÇS VIII 380a
"Kal‘a fethi müjdesiyle miftâhları getiren ve bu kal‘ayı tahrîr eden Melek Ahmed Paşalı Evliyâ kulunuz Kandiye gazâsında bizimle bile idi. Ba‘de'l-feth Manya'ya gönderdim. Şimdi bundadır" dedikde sa‘âdetlü pâdişâh eydir:
EÇS VIII 380a
"İşte hikmet-i Lokmân'dan haber alup söyledelim" dedikde hemân Silâhdâ[r] (---) Ağa gelüp,
EÇS VIII 380a
"Gel beri Evliyâ Çelebi" deyüp üç kerre pertâb edüp ser ber-zemîn edüp eyitdim:
EÇS VIII 380a
Âfâkı şehâ ma‘deletin nûr pür etsinHurşîd gibi encümen-i dehre çerâğ ol,Dâdâr-ı cihân eylemesin âlemi sensizHer kande isen pâdişâhım dünyâda sağ ol
EÇS VIII 380a
deyü bî-bâk u bî-pervâ bu ebyâtları bi't-tamâm terennüm edüp ve niçe gûne du‘â ve senâlar edüp,
EÇS VIII 380a
"Padişâhım cihân durdukça sağ olup elhamdülillâh devâm-ı devlet-i pâdişâhımda Kandiye kal‘ası gibi sedd-i Ye’cûc ve sedd-i İskender ve kal‘a-i Kahkahâ-misâl bir sedd-i metîn kal‘a fethinde bulunup ibtidâ-i fethinde ezân-ı Muhammedî okumak bu abd-i ahkara müyesser olup andan Manya gibi bir bî-amân derbend-i calender vilâyeti feth edüp bu eşkâlde binâ-i azîm kal‘a yapup böyle bir gûne tasvîrin yazdım. İnkırâzu'd-devrân dest-i İslâm'da mü’ebbed ola" deyüp hâmûş-bâş oldum.
EÇS VIII 380a–380b
El-hâsıl vakt-i gurûba 380b varınca kâmil üç sâ‘at lâübâlî kelimâtlar edüp her su’âllerine cevâblar verüp hakîre üç yüz altun ihsân edüp sadrıa‘zam ile sarâyına gelüp ol gece sarâyda yatup ale's-sabâh bir semmûr hil‘at-i fâhire ve bir kat libâs-ı nâdire geydirüp Edirne şehrinde kâmil bir haftada üç kerre huzûr-ı pâdişâha varup her gece sadrıa‘zam ile sohbet-i hâslar edüp Manya'dan sonra seyâhat etdiğim yerleri su’âl ederdi.
EÇS VIII 380b
Ba‘dehu niçe a‘yân-ı kibâr efendilerimizle görüşüp cân sohbetleri edüp yine Edirne şehrin seyr [ü] temâşâya meşgûl olduk.