EÇS VIII 380b
Mukaddemâ bu şehri görüp tahrîr etdiğimizden ziyâde şimdi bu Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ Edirne'de sâkin olaldan berü dörd aded vîrân hammâmlar ve sekiz aded câmi‘ler ve kırk kadar mahalle mesâcidleri ve yedi (...) aded sarây-ı azîmler ve evler ve niçe yüz dükkânlar binâ olunup Alî Paşa çârsûsunda zift ve katrân ve araba âletleri(?) ve araba tekerlekleri fürûht olunup anda onar akçeye bir dükkânında kimesne oturmazken şimdi çârsû içre omuz omuzu sökmeyüp cemî‘i la‘l [u] yâkût cevâhirât bu Alî Paşa çârsûsunda fürûht olup bir dükkânında beher yevm birer ikişer guruşa kirâda oturulup şehr-i Edirne eyle amâristân olmuş kim diller ile ta‘rîf ve tahrîr [ü] tastîr olunmaz.
EÇS VIII 380b
Ve cemî‘i ahâlîsi a‘yân-ı kibâr olup cümle semmûr kürkler geyüp her esnâfında âdemleri sâhib-i mertebe olup ankâ olmuşlar.
EÇS VIII 380b
Ba‘dehu bu şehirde on iki günden sonra sâhib-i devlet ve kesîrü'l-mürüvvet efendimizden Girid'deki ahd-i mîsâkımız üzre Hacc-ı şerîfe Mısır-ı nâdirü'l-asrda İbrâhîm Paşa efendimize gitmek içün mektûblar ve menzil emirleri ve bir kîse harc-ı râh ve bir küheylân esb-i siyâh ihsânlar alup ve gayri vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı kibârdan ihsân [u] in‘âmlar aldık. Husûsan Yeniçeri Ağası Abdurrahmân Paşa efendimizden yetmiş aded serdârın mukarrernâmelerin ve yüz altun harc-ı râhın alup cemî‘i ahbâb ile vedâ‘laşup cihân kadar mâl-ı firâvânlar ve niçe donluk akmişe-i fâhireler ve kâlây-ı nâdireler bend edüp,
EÇS VIII 380b
Edirne'den İslâmbol'a revâne olduğumuz menâzilleri ayân u beyân eder
EÇS VIII 380b
Evvelâ Edirne'den çıkup kıble tarafına Güverte(?) sahrâsına teveccüh edüp Solak çeşmesin ubûr edüp İslâmbol'un ulu yolun solumuzda koyup andan kal‘a-i Elbeği boğazı sağımızda nümâyân kalup 7 sâ‘atde ma‘mûr u âbâdân kurâ ve çiftlikler içre ubûr edüp,
EÇS VIII 380b
Karye-i Hündi: Edirne'de Kadı Hâncızâde'nin çiftliğidir. Seksen evli ve bir câmi‘li müselmân köyüdür.
EÇS VIII 380b
Andan yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘atde âbâdân kendler güzer edüp ve sahrâ-yı âbâdânlar içre ma‘mûr (ma‘mûr) ve müzeyyen mahsûllü kurâları ve çiftlikleri ubûr edüp,
EÇS VIII 380b
Der-beyân-ı fütûhât-ı kal‘a-i Gâzî Orhân kulu, ya‘nî kasaba-i ma‘mûr âbâd-ı şîrîn Hayrabolu
EÇS VIII 380b
İbtidâ bânîsi be-kavl-i Rûm Yanvan Dimodoka kal‘ası sâhibi Dimodoka [nâ]mân bürâderânlar iştirâk-i seviy üzre binâ etmişlerdir. Niçe divelden divele düşüp âhır-ı kâr mu‘cizât-ı Seyyidü'l-levlâk Fahr-i Enbiyâ berekâtıyla sene 759 târîhinde Orhân Gâzî asrında be-dest-i Süleymân Beşe ibn Sultân Orhân ve bâ-i‘ânet-i Kara Ece Ya‘kûb ve Sarı Hoca ve Kara Koca ve Kara Mürsel ve Kocaeli Beğ ve Kara Foça ve Kara Sığal(?) ve Kara Tazkır nâmân yetmiş aded Kara Koca Kara Foçalar ile ibtidâ Süleymân Beşe Kapudağı'ndan gemiler ile bism-i İlâh ile hâk-i Rûm'a geçüp ibtidâ İpsala'yı feth edüp ibtidâ salâyı anda edâ etdiklerinden ibtidâ Salâ kalmışdır.
EÇS VIII 380b
Ba‘dehu andan seğirdüp yetmiş nefer kara kocalar bu Hayrabolu kal‘asın muhâsara edüp fethinde usret çekdiklerinde "Nice olur vakit dar olup kal‘a feth olmadı" dediklerinde Gâzî Süleymân Beşe, "Fetih hayri boludur" dediklerinde bi-emri Hudâ kal‘a amân ile feth olup ismine "Hayri bolu"dan galat Hayrabolu derler. Vech-i tesmiyesi budur.
EÇS VIII 380b
Ammâ bu kal‘adan guzât-ı müslimîn ol kadar mâl-ı Kârûn'a müstağrak olup ol kadar gûnâ-gûn akmişe-i fâhire ve mâl-ı ganâ’imler alup bu şehirde mütemekkin olup vâfir hayrât [u] hasenât etdiklerinden dahi Hayri bolu deyü tesmiye etmişlerdir. Hâlâ Rûmeli eyâletinde Edirne bostâncıbaşısı hükmünde iken hâlâ bu şehirde Âl-i Osmân'ın niçe bin katar develeri meştâsı olup bu kadar kârbânsarây deve âhûrları olduğundan hâlâ Dergâh-ı âlî emîr-i âhûr ağalarının hükmünde olup hâss-ı hümâyûn tarafından sârbân şütürbân başı hükûmet eder.
EÇS VIII 380b
Ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâ-yı kadîmdir. Nâhiyesi (---) kurâdır.
EÇS VIII 380b–381a
Ve ba‘de'l-feth kal‘asını câ-be-câ münhedim etdiler kim bir dahi küffâr müstevlî olmağa tama‘ etmeye mülâhazasıyla sûrunu berbâd etmişlerdir. Hattâ cümle 381a İslâmbol etrâfların ibtidâ feth [u] fütûh etdiklerinde böyle münhedim ederlermiş, zîrâ ol zamân Âl-i Osmân'da kuvvet ve kudretleri yok idi kim feth etdikleri kal‘alara kul ve mühimmât koyup zabt ede. Zabt [u] rabt edemediklerinden hemân Âl-i Osmân Tatar gibi kal‘aları sevmeyüp berbâd edüp geçerlermiş.
EÇS VIII 381a
Ammâ hâlâ Hayrabolu'nun sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur, zîrâ Edirne şehri gâyet karîbdir. Anıniçün hâkimleri yokdur ammâ a‘yân [u] eşrâfı gâyet kârîbdir.
EÇS VIII 381a
Eşkâl-i zemîn-i Hayrabolu: Şehri bir vâsi‘ düz fezâda (---) (---) bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı hayât suları cârî ve revân bir zemîn-i nahlistân ma‘mûr u müzeyyen yerdir kim gûyâ küçük Edirne'dir.
EÇS VIII 381a
Cümle (---) aded kiremitli ve serâpâ fevkânî ve cümle kârgîr binâlı ma‘mûr [u] müzeyyen kâr-ı kadîm hânedân-ı azîmlerdir. Cümleden binâ-yı latîf (---) (---) hânesidir. Ve
EÇS VIII 381a
Ve cümle (---) aded mihrâb-ı cevâmi‘-i ma‘mûrelerdir. Evvelâ çârsû içinde (---) (---) (---) câmi‘i,
EÇS VIII 381a
Ve cümle (---) aded dekâkîn-i sûk-ı sultândır, ammâ bezzâzistânı yokdur. Lâkin her metâ‘-ı nâdirât firâvândır. (---) (---) (---) (---).
EÇS VIII 381a
Ve cümle memdûhâtından sahrâlarında olan nebâtât [u] giyâhâtlarından yoncası ve tirfili ve kara ayrıkı ve lihası(?) ve dürüğ otu ve kök çemeni ve gayri otları bir diyârda yokdur. Meğer Erdel vilâyetinde olan yonca ve sabuc otu ola. Anıniçün Âl-i Osmân'ın iki bin katâr develeri bu sahrâ-yı çemenzâr [u] lâle‘ızârda sele-seyf olup otlayup gezer. (---) (---) (---) (---) (---).
EÇS VIII 381a
Âb [u] hevâsı ol kadar latîfdir kim mahbûb u mahbûbesi gâyet şahme-misâl pembe tenli olurlar, ammâ hevâsı avred ile(?) develere pek nâfi‘dir.
EÇS VIII 381a
Evvelâ ziyâret-i Şeyh Sârbân Alî [De]de: Sofyavî Pîr Alî Dede'nin halîfesidir.
EÇS VIII 381a
Andan cümle ihvân-ı bâ-safâlarla vedâ‘laşup andan yine şark cânibine giderken Eynecik kasabası sağımız tarafında kalup 7 sâ‘at gidüp,
EÇS VIII 381a
Evsâf-ı şehr-i müzeyyen cihân bâğı ya‘nî behişt-i irem-âsâ mahrûse-i Tekirdağı
EÇS VIII 381a–381b
Be-kavl-i müverrihân-ı Rûm ân merzibûm anların tahrîri üzre İslâmbol tekrûrlarının bu şehir bâğ-ı hıyâbânları imiş. Her bâr tekrûr kral-ı dâll keştîlere 381b süvâr olup bu cây-i ferah-âbâd-ı dilküşâda birez zamân kesb-i tarâvet edüp bâğ u bâğçelerinin fasılların edüp yine İslâmbol olan Pozanta şehrine gidermiş. Bir iki kerre Âl-i Emeviyyûn Şâm-ı Tarabulus ve Sayda ve Beru[t ve] Akke ve Filistîn ve Yâfa iskelelerinden niçe bin pâre gemilere asâkir-i Arab doldurup eyyâm-ı müsâ‘id ile İslâmbol fethine geldikde ibtidâ bu Tekrurdağı kal‘asın feth edüp limanına donanmasın koyup İslâmbol'un nısfın ve Galata'sın bu minvâl-i meşrûh üzre Emeviyyûn iki kerre İslâmbol'u feth etmişlerdir, ammâ evveli Tekirdağın feth edüp gitmişlerdir.
EÇS VIII 381b
Ba‘dehu sene 759 târîhinde Orhân Gâzî asrında be-dest-i Gâzî Süleymân Beşe bâ-i‘ânet-i Kara Ko(ko)ca ve Kara Foça ve Kara Mürsel nâmân yetmiş aded erler ile bu kal‘a-i Tekrûr'u feth edüp mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre ke'l-evvel hisâr-ı üstüvârını hâke berâber münhedim edüp zabt [u] rabt edüp Silivri'den ve İslâmbol'dan taşra bir kefere çıkmağa iktidârları olmayup hemân her bâr şebhûnlar edüp şikâr alup yine Tekrurdağı'na girüp pinhân olurlarmış. İbtidâ bu Tekirdağı şehrinin feth [ü] fütûhâtı bu yüzden olmuşdur.
EÇS VIII 381b
Hâlâ kânûn-ı Süleymân Hân tahrîri üzre Rûmeli eyâletinde topkeşân yörük beğlerinin tahtgâhıdır kim beğinin taraf-ı pâdişâhîden 600.000 akçedir. Ve yüz elli akçe kazâdır kim hâlâ sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâhın hekîmbaşıları arpalığıdır.