EÇS IX Y1b
Kâ’ide-i Hazret-i Rezzâk-ı Bîçûn ve erkân-ı kün-feyekûn ber-muktezâ-yı âdet-i Rabbü'l-âlemînin hükm-i şerîf-i ezelü'l-âzâli bunun üzerine cârîdir kim ins [ü] sekalânın hâlıkı ve râzıkıdır. Takdîr eylediği erzâkların verir kim âye[t]:
EÇS IX Y1b
nass-ı kâtı‘ı üzre rezzâkdır. Cemî‘i mahlûkâtının rızkın verir kim bu âyet-i şerîfe delîl [ü] bürhândır. Âye[t]:
EÇS IX Y1b
Ve eşref-i mahlûk kim hayvân-ı nâtık benî âdemdir ve gayr-i nâtık cemî‘i mahlûkât [u] devâbbâtdır kim anlar içün edîm-i arzda benî âdem nafakasından mukaddem vech-i zemînde menbût olan nebâtât [u] kiyahâtı gayri nâtık mahlûk-ı Hudâ hayvanatlarıyçün evvelce şa‘îr ve alef bitirir ki âye[t]:
EÇS IX Y1b
fehvâsınca anlara dahi takdîr etdüği nafakaların verir. Hattâ karanu gecede kara taş içre kara baş kara karıncanın kadrince nafakasın veren Perverdigâr Rabbü'l-âlemîn'dir.
EÇS IX Y1b
Hattâ bu nass-ı kerîmelerin mazmûnunca Şeyh Sa‘dî buyururlar kim, beyt:
EÇS IX Y1b
Ey kerîmî ki ez hızâne-i gayb,Gebr-i tersâ vazîfe-hor dârî,Dostân-râ kücâ künî mahrûm,Tû ki bâ-düşmenân nazar dârî
EÇS IX Y1b
Ebyâtı üzre Rabbü'l-ibâd'dır. Ve İzid Allâ Kepenâh Çaltı Hun'dur. Beyt:
EÇS IX Y1b
Râzık u bî-ta‘b Hudâ-yı KerîmHâlık-ı cennet-i na‘îm ü mukîm
EÇS IX Y1b–Y2a
bu ebyâtlara ve bu nass-ı kâtı‘lara i‘tikâd-ı tâm ile mu‘tekid olup hemân Cenâb-ı Bârî'den dünyâda emn [ü] emân, âhir nefesde îmân ricâsında olup âlem-i seyâhatde bir mürşid-i kâmil tecessüs ederdim ki sermâye-i girân-mâye-i vücûd-ı kuvvet ve kuvâ ve kudret elde iken sevdâ-ger-i âhiret olup cihânı geşt [ü] güzâr ederek hâs u âmdan el çeküp çirkâb-ı dünyâdan el yuduk. Zîra cemî‘i erzâkımız Allâh üzredir. Beyt: Y 2a
EÇS IX Y2a
Hâlıkdan utan umma sakın rızkını halkdan"Errızku tevekkeltü alallâh" unutma
EÇS IX Y2a
deyüp bu pendleri gûşuma menkûş ve vücûdum halka begûşvâr fakr [u] fâka ile gınâ-yı kalb hâsıl edüp cümleden kat‘-ı ricâ etdim.
EÇS IX Y2a
Ol Vâcibü'l-vücûb'a sadlek hamd [ü] senâ olsun ve salât [ü] selâm anın üzerine olsun kim ibtidâ mebde-i âdemiyân ve eşyâ-yı kadı-i kevn [ü] mekân anın muhteri‘ât-ı bedî‘i'l-beyânından bir risâledir. Mukaddimesi netîce-i nübüvvet-i Muhammedîdir ki buyururlar: Hadîs:
EÇS IX Y2a
ol hâtemü'l-enbiyâdır. Ammâ cümle nebîlerden evvel rûh-ı Seyyidü'l-Kevneyn halk olmuştur. Cümle nebîlerden yine öndin ümmetiyle dâhil-i cinân olsa gerek. Durûd-ı bî-tü‘ad ana ve âl [ü] ashâb ve ezvâcı ve Ehl-i Beyt-i Âl-i Abâ ve Çâryâr-ı Güzîn üzerine olsun kim böyle bir Şâh-ı Rüsül'ün ümmetindeniz. Eş-şükrü lillâh.
EÇS IX Y2a
Ve hayr du‘â ve senâ ve pâdişâh-ı İslâm: Güzîde-i sultân vâcibü'l-i‘zâm hallede mülkehu ve ebbede saltanatahu ilâ inkırâzı'd-devrân es-Sultân ibnü's-Sultân es-Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ ibn Sultân İbrâhîm Hân'a hadden efzûn ve kıyâsdan bîrûn hayır du‘âlar ederiz. Zîra kavanîn-i Sultân akılda merkûm ve resm-i âyin-i şehriyâr fehm-i hıredde mersûmdur ki mecmû‘-ı efkâr ve ezkârda belki her kârda pâdişâh-ı zıllullâha senâ ve midhat olsa savâb-ı lâ-yuhsâdır.
EÇS IX Y2a
Hamd-i Hudâ böyle pâdişâh-ı âdil-i cem-cenâbın zamân-ı sa‘âdetlerinde vezîr-i a‘zamı ve serdâr-ı mu‘azzamı olan Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa ile sene 1078 târîhinde cezîre-i harîr-i Girid'de fethi bâkî kalan dest-i Venedik'de olan Kandiye kal‘asın üç sene pey-a-pey muhâsara edüp kuvvet-i bâzû ile döğe döğe sene 1080 târîhinde feth edüp hamd-i Hüdâ Göllük nâm tabya üzre ibtidâ fetih ezânı bu hakîre müyesser oldu.
EÇS IX Y2a
Andan cezîre-i Mora'ya geçüp Manya kal‘asın dahi feth edüp Âsitâne-i sa‘âdetde âsûde oldum. Ammâ derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden Arz-ı Mukaddes'de Mekke-i Mükerreme ve Ravza-i Mutahhara câniblerine gitmeğe ârzû ederdim. Ammâ "Bir yâr-ı muvâfık olsa" deyü her kûşe ve pûçeyi tecessüs ederdim. Hikmet-i Hudâ,
EÇS IX Y2a
Bu hakîr Evliyâ âlem-i şebâbda ve devr-i felek-i pür-şitâbda bu kuvâ-yı beden terakkîde iken kuvvet-i basarım ile her ne tarafa nazarım tîrini şast ber-kabza-i sa‘y kavsı ile çeküp atsam ol ân nişân ururdum. Bi-emri Hudâ sayf u şitâda ne cânibe azîmet etsem elbetde ol diyâra vasıl olurdum. Ammâ İslâmbol'da altı ay meks edüp başıma zindân oldu.
EÇS IX Y2a–Y2b
Âhirü'l-emr bin seksen bir Leyle-i Kadr'inde himmet-i merdân himmettin ricâ edüp cemî‘i evliyâ ve enbiyânın ervâh-ı şerîflerinden istimdâd taleb edüp Ebâ Eyyûb-ı Ensarî hazretlerin Y 2b ziyârete azîmet etdim. Zîra Hazret-i Resûl-i Hudâ Muhammedi'l-Mustafâ buyururlar kim,
EÇS IX Y2b
Hamd-i Hudâ ziyâret edüp rûh-ı şerîfleriyçün bir Yâsin-i Şerîf tilâvet edüp savâbın rûh-ı şerîflerine hibe eyleyüp ve rûhlarından istiânet taleb edüp meded cânib-i Hak'dan yetişdi. Ol gece künc-i mihnetde zâr ü giryân ve nâlende bî-riyâ ve bî-recâ hâb-âlûde Q 2a P 2a yatırken menâmımda üstâdımız Evliyâ Efendi kim hamele-i Kur’ân-ı azîm ve fürkân-ı kerîm ve sâhib-i takrîb-i şeyhü'ş-şüyûh sâhib-i kurrâ ve imâm-ı muktedâ-yı Sultân Ahmed ve Sultân Mustafâ idi. Anları gördüm ve peder-i vâcid-i mâcidimiz Dervîş Mehemmed Ağa-yı Zıllî nedîm-i Sultân Süleymân Hân ve serzergerân-ı Dergâh-ı âlî ve dervîşân-ı zîşân kimesneler idi.
EÇS IX Y2b
Bunları vâkı‘amda görüp dest-i şerîflerin bûs edüp hayli kelimâtdan sonra üstâdımız Evliyâ Efendi bu âyeti tilâvet etdi âye[t]:
EÇS IX Y2b
deyüp "Bu âyet-i şerîfler ile amel eyle" buyurdular.
EÇS IX Y2b
Ve peder-i buzürgvârımız tâbe serâh bu âyeti okudu âye[t]:
EÇS IX Y2b
deyüp vâ‘z [u] nasîhat edüp ba‘de'd-du‘â ve's-senâ Fâtiha-i Seb‘u'l-Mesânî tilâvet etdiler.
EÇS IX Y2b
Ve mübârek dest-i şerîflerin pederimiz cemî‘î uzvumuza sürüp cemî‘î vücûduma sürüp cümle endâmıma üfürdüler. Ve yine pederimiz gûşumu berk çeküp mekteb-i tıfl-ı ebcedhân gibi enseme bir sille-i pehlivânî eyle urdu kim kâse-i serim pûlâd-ı Nahcivânî gibi çın çın sadâ verdi.
EÇS IX Y2b
Ve buyurdular kim, "İki yerden bir gayret kuşağın kuşanup mahrem-i râz ol. Her ne cânibe gidersen, hemân sağ ol" buyurdular.
EÇS IX Y2b
Ve üstâdımız Evliyâ Efendi nutk etdiler kim, "Yürü, âlemi sihhat-i beden ile geşt [ü] güzâr edüp yâverin Mâlikü'l-mülk olsun" buyurduklarında hemân hâbdan bîdâr olup gûyâ bu hakîr bir gayri vücûd sâhibi olmuşum.
EÇS IX Y2b
Cümle endâmıma bir kuvvet-i kuvâ gelmiş ve dil gözü münevver olup cân evi güm güm öter. Ale's-seher ki oldu hemân sefer tedârüküne sa‘y eyledim.
EÇS IX Y2b
Hikmet-i Hudâ ol gün Azmîzâde Haletî Efendi merhûmun telâmîzlerinden Sâ’ilî Çelebi hânemize teşrîf buyurdu. Beyt:
EÇS IX Y2b
Rûz-ı ıyd oldu o meh hâneme kıldı teşrîfMerhabâ etdi benimle dedi eyyâm-ı şerîf
EÇS IX Y2b
Birbirimiz ile öpüşüp görüşüp ba‘de'l-letî ve'l-letâ ol yâr-ı vefâdâr ve bî-dâr u bî-diyâr eydir:
EÇS IX Y2b–Y3a
"Ey ihvân-ı mâ. Niçün böyle pür-zâr ve bî-karârsın. Gel senin ile cihângeştlik Y 3a edelim ve diyâr-ı Arabistân ve Hindustân'a gidelim. Ola kim Cenâb-ı Bârî bize bir pîşvâ-yı tarîk ve mürşid-i kâmil-i ehl-i tahkîk ve bir mûnis-i gamgüsâr ve bir yâr-ı gamhâr ve bir yâr-ı vefâdâr-ı sıddîk verüp şimden gerü tarîk-ı Hakk'a yönelüp bir sâhib-nazar-ı bahr-i atâ ve bir destgîr-i kân-ı şifâ bulup sevdâger-i âhiret olup seyyâh-ı âlem olalım" dedikde derûnumda yer edüp "İşte budur bana yâr u hemrâh olacak" deyü "evvelü'r-refîk sümme't-tarîk" deyüp derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden safâ ve sürûr etdim ve ikimiz mâbeyninde muharremât ve mükeyyefâtdan bir şey ile âlûde olmamak içün ahd ü yemîn etdik. Hakîr eyitdim:
EÇS IX Y3a
"Ey birâder ü cân-berâberim, bu gerdiş-i dehr-i dûnun çok âlâm-ı şedâyidinden ve endûh-u sedâyidinden pertâb edüp geçmişim ve kâse-i mesmûmundan hûn-ı ciğer nûş etmişim ve çarh-ı bûkalemûnun elinde ciğerim döne döne kebâb ve hûn-ı dilden kabağım pür-şerâb olmuşdur. Beyt:
EÇS IX Y3a
Belâ tennûru sînemdir ciğerciğim kebâb olduCefâ meyhânesi içre kabağım pür-şarâb oldu
EÇS IX Y3a
deyüp hasbihâl-i diyergûnum nakl edüp kendüye âlâm-ı renc [u] anâ-yı seferi bir bir takrîr edüp nasîhat-âmîz kelimâtlar etdim. Ol yâr-ı gârımız olan Sâ’ilî Çelebi pend [ü] nasîhatlerimize rızâ verüp ol dahi "es-Seferu kıt‘atun mine's-sakar ve lev-kâne fersahen" mazmûnun fehm edüp râh-ı Hicâz'a âmâde oldu.