EÇS IX Y16b
Ve Mevlevîhâne kurbunda iki lüleli çeşme-i zülâlin târîhidir:
EÇS IX Y16b
"Bismillâhirrahmânirrahîm. Büniye hazihi li's-sâkıye fî eyyâmı devleti es-Sultân Süleymân Şâh bin Mehemmed Şâh bin Ya‘kûb Şâh sene erba‘ [ve] sitti mie." [604] tahrîr olunmuşdur
EÇS IX Y16b
Ve bu şehir âdem deryâsıdır. Çârsû-yı bâzârında âdem âdemin omuzun sökemez, eyle izdihâmdır, zîra bender şehirdir. Cânib-i erba‘ası gâyet ma‘mûr kurâlardır. Ve halkı gâyet ankâlardır. Ve gâyet mün‘im kimesnelerdir kim âyende vü revendeye ni‘metleri mebzûldür.
EÇS IX Y16b
Ammâ halkının reng-i rûyları saruya mâyillerdir, zîrâ bu diyâr afyon kânı olmağile halkının ekseri tiryâkîlerdir. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden halkı tiryâkîliklerine göre nâne çöpü gibi ve yâdes kemiği-misâl arık âdemlerdir. Ve suyu balgamî olduğundan [[(---) (---) (---) (---)]] -mdirler ve tiryâkî olduklarından ve tiryâkî olmayanlar dahi cümle lecûc kavimdir, zîrâ sahîh (---) (---) kahvehânelerinde Ashab-ı Kehf'e teba‘iyyeten nevm-i dâ’ime mübtelâ olup dâ’imâ (---) (---) (---) vâkı‘a gördükleri hâlleri cümle vâki‘dir.
EÇS IX Y16b–Y17a
Ve cümle Q 9b P 9b halkı çuka ferrâce ve kontoşlar geyerler. Ve ulemâ ve a‘yânları semmûr ve sof ferrâce geyüp gezerler. Ve ekseriyyâ halkı muhibb-i Mevlânâ olduklarından külâh üzre beyâz alâmet-i Muhammedî destâr sararlar. Ve cümle havâtînleri beyâz car bürünürler, Y 17a ammâ gâyetü'l-gâye ehl-i perde zenâne mahbûbeleri vardır. Anlarda dahi ba‘zısı tiryâkî imişler. Avret ola ve tiryâkî ola, ne‘ûzü billâh. Anıniçün ehilleri hânelerine gelmeyüp kahvehânelerde kıssahân ve gazelhân dinleyerek hânelerine gitmeğe iktidârları olmayup kaşına kaşına kahvede uyuya kalır, zîrâ evine varsa avreti tiryâkî kendüsi dahi tiryâkî iki lecûc bir yerde hüsn-i zindegâne edemediklerinden ekseriyyâ ehl-i hırefleri kahvede mihmân olur.
EÇS IX Y17a
Ve bu şehrin çârsû-yı bâzârlarında râhları gâyet daracık zıyk tarîklerdir. Aslâ arabalar giremez. Atlılar gücile gezer.
EÇS IX Y17a
Ve bu şehirde hânedân sâhibleri çokdur. Ve halkı gâyet zekiyyü't-tab‘ erbâb-ı ma‘ârif ve müfessir ve muhaddis çelebiler gâyet çokdur. Cümleden dîvân sâhibi Abûsî Çelebi ilm-i arûzda bî-bedel zat-ı şerîf çelebidir. Ve Leccî Çelebi ve Nevmî Çelebi ve Nevmîzâde Şûmî Çelebi beyne'z-zurafâ bir mudhik ve rind-ferzend âdemdir. Ve Mez‘î Çelebi ve Veznî Efendi ve Uzâmî Efendi ve Meşrebî Çelebi. Bu makûle mahlaslı erbâb-ı ma‘ârifden şu‘arâ çelebileri vardır. Ammâ ulemâ ve sulehâlarına ve ehl-i takvâ hâl sâhibi sâhib-i sülûk ve ehl-i vera‘ âdemlerine aşk olsun. Bu şehir bu sulehâların âb-ı ruyına ganîmet olup ma‘mûr [u] âbâdân olmuşdur.
EÇS IX Y17a
Ve bu şehir sâ’ir şühûrlara nisbet münevver ve bir ruhâniyet vardır. Âdem bu şehre dâhil olunca gûyâ kalb gözü açıladüşer. Ve bâğ u bâğçelerine âdem girince def‘-i gam edüp cânına cân ve ba‘zı cânân yârân gelüp hoş-elhân tuyûrlar efgân u nâleler etdükde hezâr hezârının hezârân nağamâtları câna râhat verir.
EÇS IX Y17a
Cümleden bâğ-ı İremli Çatalbaş Paşa sarâyı ve Paşa sarâyı ve Alî Kadı sarâyı ma‘mûr sarâylardır.
EÇS IX Y17a
Ve bu varoş-ı azîmin cânib-i erba‘asına Kara Haydaroğlu nâm celâlînin havfinden kal‘a dîvârı-misâl kerpiçden dîvârlar binâ edüp kûşebendlerinde dörd aded tahta kapuları üzre beden beden mazgal delikleri etmişler.
EÇS IX Y17a
Ve şehrin kal‘a altında vâki‘ olan Kaya mahallesi içre hammâm kubbesi kadar kara kara kayalar vardır. Mâ-beyinlerinde hâneler ve yollar vardır. Ve'l-hâsıl kân-ı sulehâ dâr-ı ulemâ bir şehr-i rahmetullâhdır, ve's-selâm.
EÇS IX Y17a–Y17b
{Ve bu şehrin memdûhâtından, halkının ekseriyyâ kârları afyondur. Cemî‘i bâğçelerinde mahsûlleri afyondur kim haşhâş derler bir gûne otdur, müdevver müdevver semeresi olur. Her sene anı zirâ‘at ederler. Kemâlin bulmadan dahi sebiz-gûn iken tarlalarda avret oğlan cem‘ olup bu haşhâşı bıçağıla her tarafından zahm-dâr edüp ol zahm yerlerinden zamk gibi bir şey cereyân edüp anı cem‘ ederler. Ba‘dehu tahmîr edüp afyon olur. Ekâlîm-i Y 17b seb‘ada bu diyâra mahsûs olduğundan cemî‘i diyâra bu Karahisâr'dan gider. Ve bu Karahisâr'ın aseli bu haşhâş şükûfesinden hâsıl olmağile tenâvül edene keyif verir. Ve köselesi ve sahtiyân ve gönü meşhûr-ı âfâkdır.}
EÇS IX Y17b
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı Karahisâr-ı Sâhib: Bu şehr-i ma‘mûrun enderûn [u] bîrûnunda niçe bin ziyâretgâh vardır, ammâ âsitânelerine bu âsî yüzümüz rûmâlîde kıldığımız bu sultânlardır ki tahrîr olunur.
EÇS IX Y17b
Evvelâ şehir hâricinde Kütâhiyye râhı üzre Yahşi Baba ve Bahşi Baba: İkisi tev‘eme bürâderler imiş. Selîm Hân huzurunda ta‘âm yerlerken sofra başında ikisi "Pâdişâhım biz bu ân gideriz" deyüp ol ân ân-ı vâhidde ikisi bir ânda cân teslîm edüp bu mahalde defn edüp üzerlerine bir tekye binâ etmişler. Kendüleri Horasân erenlerden olmağile yine türbedârları ve tekyenişînleri Hindî ve Özbekî ve Mogolî ve Dagıstânî fukarâları sâkinlerdir. Ve
EÇS IX Y17b
Hazret-i Karaca Ahmed Sultân: Sene 660 târîhinde Sultân Orhân asrında intikâl edüp bu âsitânelerinde defn etmişlerdir. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır ve meşhûr-ı âlemdir, kuddise sırruhû. Menâkıbı hadd [ü] hasrdan efzûndur. Andan,
EÇS IX Y17b
Şâhrâh Sultân: Hâtûn hânımın binâ etdüği bin bir mezâristânın yolu üzre medfûn bir ulu sultândır kim hâk-i pây-i benî âdem olmağıçün hayâtlarında vasiyyet edüp hâke berâber defn etdiklerinden Şâhrâh Sultân derler. Ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ve imâret kurbunda,
EÇS IX Y17b
Âsiye Hânım binti Sultân Alâüddîn: Bir kubbe-i müzeyyende medfûnedir. Ekseriyya nisvân tâ’ifesi ziyâret ederler, ammâ aceb hikmetdir kim vaz‘-ı haml edemeyen Hâtûna hâk-i anber-pâkini suda ezüp suyun içirseler bi-emrillâh âsân vechile vaz‘-ı haml eder. Ve,
EÇS IX Y17b
Sâhibler Sultân ve Sinân Sultân ve kal‘a dibinde Yârânlar Sultân ve Orta Sivri dibinde Kısamık Abdurrahîm Sultân ve Konya yolu üzre Hazret-i Mevlânâ'nın ırk-ı tâhirinden Devrânî Çelebi ve Merdümek Sultân ve Hızırlık dağında Makâm-ı Hazret-i Hızır, andan el-Mevlâ Abdullâh-ı Akşehrî, Gedik Ahmed Paşa müderrisken merhûm olup medrese cenbinde medfûndur. (---) (---) (---).
EÇS IX Y17b
Ve Hızırlık dağı bu aşağı şehre havâledir, ammâ kal‘aya aslâ zararı yokdur. Bu Hızırlığı ziyâret etdiğimizde,
EÇS IX Y17b
Şehrin civarına karîb olan kurâları beyân eder: Evvelâ karye-i Çapak, karye-i Akçemen ve karye-i Susuz ve karye-i Anbârlı ve karye-i Anpınaz ve karye-i Çıkrık ve karye-i Sepsen ve karye-i kasaba-i İdris karye-i Komardis(?).
EÇS IX Y17b
Bu kurâlar kasaba-misâl câmi‘li ma‘mûr kurâlardır. (---) (---) tarafındaki kal‘a (---) (---) altındaki hammâm kubbesi kadar eşkâl-i acîbe-misâl olan (---) (---) eder:
EÇS IX Y17b–Y18a
Evvelâ Orta Sivri Y 18a ve Gökcekler kayası ve Atlıbunar kayası ve (---) (---) (---) tarafına mezkûr Hızırlık (---) Sultân havâlîsi dibinde Kırklar kayası meşhûr kaya[lardır. (---) (---) Ammâ her biri birer eşkâl üzre halk olunmuş Q 10a P 10a seng-i hârâlardır.
EÇS IX Y18a
Ve bu şehri bu yüzden seyr [ü] temâşâ edüp cümle a‘yân-ı vilâyet ile vedâlaşup hânemiz sâhibi Abdullâh Efendi ile,
EÇS IX Y18a
Karahisâr-ı Sâhib'den İzmir vilâyetine gitdiğimiz menâzilleri beyân eder
EÇS IX Y18a
Evvelâ kıble cânibinde Hızırlık dağı verâsında ma‘mûr kurâlar ubûr edüp şehre giden Kadın Ana aynının başına varup âb-ı nâbın da nûş edüp 3 sâ‘atde,
EÇS IX Y18a
Kasaba-i Şuhûd: Yüz elli akçe ile kazâdır. Ba‘zı zamân Karahisâr kadısına zamîme ihsân olunur. Kırk pâre nâhiye kurâsı var ve Karahisâr paşasının hâssıdır. Serdârı ve kethudâyeri yokdur. Ve şehri bir mürtefi‘ yerde âb [u] hevâsı latîf bâğ u bâğçeli müzeyyen bir kasabacıkdır. Karahisâr'a engûr-i âbdâr cümle bundan gider. Ve efvâh-ı nâsda bu şehre Çufud kasabası derler, ammâ galat-ı meşhûrdur. Aslı kasaba-i Şuhûd'dur. Zîra cânib-i erba‘asında niçe bin şühedâlar medfûnlardır.
EÇS IX Y18a
Bu kasaba cümle tokuz mahalle ve tokuz mihrâbdır. Çârsû içinde Germiyan câmi‘i, cemaat-i kesîreye mâlikdir, ammâ kurşum örtülü câmi‘ değildir, topraklıdır. Ve mesâcidleri ve hânı ve hammâmı ve mekteb-i sıbyânı ve uyûnları ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Ve cümle bin iki yüz hânedir.
EÇS IX Y18a
Anda bir gece mahkemede mihmân olup ale's-sabâh garb tarafına bir sahrânın nihâyetinde Alî kayası yolunda yüz bin renc [ü] anâ ile ol Alî yaylasına urûc edüp cümle Karahisâr sahrâları ve gayri kurâlar tahte's-serâda görünür idi. Bunu dahi ubûr edüp ikinci sâ‘atde,
EÇS IX Y18a
Karye-i Boyalı: Mezkûr Alî dağı dâmeninde yüz evli müselmân karyesidir ve Osmân Paşazâde'nin ze‘âmetidir. Anda bir bâğ-ı İrem-misâl bir âsitânede sultân-ı kâf-ı kanâ‘at ve alemdâr-ı Hazret-i Risâlet Hazret-i Seyyid Kureyşî, bir kubbe-i pür-envâr içinde medfûndur kim aceb ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Fukarâları cümle Bektaşiyândır. Ve bu mahal Sıçanlı kazâsı hudûdudur. Ve bu sahrâ-yı azîm içre mâl-â-mâl âbâdân kurâlardır. Ve bu Boyalı karyesi bu hâkinde bir gûne kırmızı kök hâsıl olur, Uşşâk hâlîçelerinin boyası bundandır. Anıniçün Boyalı derler. Yedi sâ‘atde bu sahrâ içre yetmiş pâre kurâları ubûr edüp,
EÇS IX Y18a–Y18b
Karye-i Sinân Paşa: Mahkemede mihmân olduk. Karahisâr hâkinde Sıçanlı kadısı bunda sâkindir, zîrâ vilâyet ortasıdır. Yüz elli akçe kazâ-i âsumânîdir. Zîrâ halkı sıçan gibi muzır kavm-i Etrâk'dir. Ve Karahisâr paşasının voyvadalığı hükmündedir. Bir mesîregâh Y 18b ve çemenzâr ve giyâhâtlı fezâ içre iki yüz hâneli müselmân köyüdür. Cânib-i erba‘asındaki kurâlarda niçe bin âdem cem‘ olup haftada bir azîm bâzâr olur. Ve niçe bin çınâr-ı âlî ve bîd-i sernigûn dırahtlar ile müzeyyen olmuş bir namâzgâh vâdîsinde bâzâr-ı mahabbet olur. Ve aşren fe-aşr havz-ı azîmleri var. Bâzâr günleri bu havuzlar içre pîr u cüvân girüp şinâverlik ederler. Ve etrâf havuzlarda gûnâ-gûn müfîd [u] muhtasar maksûrelerde ahâlî-i bâzâr sohbet edüp hânende ve gûyendeler ve mutribler hoş nevâhat edüp herkes yârânları ile kol kol kavl ü karâr edüp ayş [u] işret ederler azîm mesîregâhdır. Bu mahallin amâristânı serâpâ Gâzî Sinân Paşa hayrâtı olmağile karye-i Sinân Paşa derler. Câmi‘-i azîminin kapusu üzre târîhi budur:
EÇS IX Y18b
Sinân Paşa bilüp dünyâ fenâsınDiledi kim yapa ukbâ binâsınYazanlar bu safâ dârına târîhKodular inde gaybin hadd-i tâsınSene (---)
EÇS IX Y18b
Hânları ve hammâm imâreti ve medrese ve mekteb-i sıbyânı cümle kurşumlu kârgîr binâ-yı azîm hayrâtlardır. Ve imâretinde ni‘meti subh u şâm müsâfirîne ve mücavirîne mebzûldür. Sinân Paşa bu binâları inşâ ederken bu diyârın Etrâk'inden muğber-hâtır olup "Bu Sıçanlı'dan ne hâsıl ola kim yeyeler" deyü buyurmuşlar. Andan Sandıklı belin aşup beşinci sâ‘atde,
EÇS IX Y18b
Menzil-i kasaba-i Sandıklı: Karahisâr hâkinde yüz elli akçe kazâdır voyvadalıkdır. Nâhiyesi yetmiş pâre kurâdır. Bu Sandıklı kazâsı sandık dolusu mâllı ve mahsûllü kazâdır. Ve şehri bir ferah-fezâ yerde bâğlı ve bâğçeli ve çayır ve çemenzârlı ve murgân-ı hezârlı yerdir.
EÇS IX Y18b
Ve cümle üç yüz elli toprak örtülü evlerdir. Ve üç mahalle ve dörd mihrâbdır. Cümleden Çârsû câmi‘i kurşumlu, ma‘mûr binâdır. Ve bir minâre-i mevzûnu vardır. Ve kırk aded leblebici dükkânları var. Cümle etrâf kurâlarına leblebi bundan gider. Gâyet dânedâr nohudu olur. Bir diyâra mahsûs değildir. Ve gayri dekâkînleri ve hânı ve hammâmı ve tekye ve mesâcidleri vardır. Emn [ü] emân kasabadır.
EÇS IX Y18b
Andan cânib-i garba vâsi‘ sahrâlar içre ma‘mûr kurâları 6 sâ‘atde ubûr edüp vakt-i zuhurda,
EÇS IX Y18b–Y19a
Menzil-i kasaba-i Banaz: Kütâhiyye hâkinde yüz elli akçe kazâ-yı sipâhdır, zîrâ cümle ahâlîsi kavm-i sipâhdır. Senevî üç yüz yâ beş yüz guruş hâsıl olur. Nâhiyesi kırk pâre kurâlardır. Ve bir bâğlı ve bâğçeli öz içinde yüz hâneli ve bir câmi‘li ve hammâmsız ve çârsûsuz bir kasabacıkdır. Ve mâ-tekaddem Uşşâk kazâsından ifrâz bir kazâdır. Ve halkı ekseriyyâ gerdir ya‘nî uyuzdur. Darb-ı mesel (---) olur kim olmuş kim bir âdem çok kaşınsa Banaz uyuz mu oldun, derler. Zîrâ âb [u] hevâsı gâyet Y 19a sakîldir. (---) (---) dağı bu kasabanın şimâl cânibine vâki‘ olmuş Q 10b P 10b bir azîm karlı kûh-ı bâlâ yaylakdır. Bu kasabaya iki sâ‘at karîbdir. Andan cereyân eden enhârın birisi bu Banaz kasabası içinden güzer edüp ahâlî-i Banaz bu âb-ı nâbdan nûş edüp uyuzdan halâs olurlar. Ve eğer bu âb-ı zülâl olmasa cümle Banaz halkı uyuzdan helâk olurlardı. Böyle bir sakîl yerdir. Bi'z-zarûrî bir gece anda mihmân olup ertesi cânib-i kıbleye 4 sâ‘atde,
EÇS IX Y19a
Evsâf-ı kal‘a-i Şâh İshâk ya‘nî şehr-i Uşşâk
EÇS IX Y19a
Sene (---) târîhinde Germiyanoğlu İshâk Şâh'ın binâsıdır. Ba‘dehu Yıldırım Hân fethidir. Kütâhiyye sancağı hâkinde Gevher Hân Sultân hâssıdır. Ve üç yüz [akçe] pâyesi ile şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi seksen pâre kurâdır. Senevî on kîse hâsıl olur. Hâs hâkimine on kîse dahi olur. Kütâhiyye paşası bu şehre müdâhale edemez. Maktû‘ü'l-kalem ve mefrûzü'l-kadem Sultân hâssıdır.
EÇS IX Y19a
Ve kal‘asın sene 1007 târîhinde ahâlî-i vilâyet cem‘ olup celâlî havfinden bu kal‘ayı ta‘mîr edüp tula ve taş ile inşâ etmişlerdir. Bir bayırlı ve bâğçeli çukur öz içinde vâki‘ olmuş şehr-i ma‘mûrdur, ammâ kal‘ası sâ’ir kılâ‘lar gibi metîn ve muhkem değildir. Hîn-i muhâsarada top-ı kûpa dayanmaz. Kaddi beş arşın tula binâdır.
EÇS IX Y19a
Ve cânib-i erba‘asında handakı yokdur. Ancak Banaz tarafında, Buğday bâzârı kapusu tarafında handakı vardır, ve bir göz cisr ile ubûr olunur, zîrâ namâzgâh ve mezâristân bu tarafdadır.