EÇS IX Y22b
"Bizim şehrimizin pehlivânları olur kim Anatolu diyârında şehrimiz pehlivânlarının arkasın zemîne götürmüş pehlivân yokdur" deyü şahâdet etdiler.
EÇS IX Y22b–Y23a
"Ve şehrimiz etrâfında ve sâ’ir vilâyetlerde düğünler ve gencerler olsa şehrimiz pehlivânları ol cem‘iyyet-i kübrâlara varup cümle kasaba pehlivânların birer elden elleşüp kündeden yâhûd Cezâyir sarmasından yâhûd taşlamadan veya kirdmandan yâhud pîş kabzadan ve'l-hâsıl yüz altmış nakş-ı fend-i bendden bir lu‘b ile zorâzor yenüp öğdilleri ve hedâyâyı bizim pehlivânlarımız alagelmişlerdir" deyü tefâhür kesb ederek söylediler. Ve Kütâhiyye müftîsi bürâderi Yûsuf Efendi ve Abdullâh Y 23a Efendi ve Süleymân Efendi ve niçe ihvân-ı bâ-safâ safâ edüp bu gûne şehâdet etdiler. Hemân hakîr eytdim:
EÇS IX Y23a
"Ya sultânım, âyâ aslı ne ola kim sizin fetâlarımızın gâlib, gayriler mağlûb ola. Bu hod malûmumuzdur kim dest ber-bâlâ-yı dest ile'l-arş demişler. Bunda bir hikmet vardır kim dâ’imâ sizin pelivânlarınız gâlib ola" dedim. Anlar eyitdi:
EÇS IX Y23a
"Su’âlin vâriddir. Bizim fetâlarımızın gâlib olduklarının aslı oldur kim her biri birer kibâr-ı evliyâullâhın zürriyyetindendir. Anıniçün zahrları yere gelmez ve bir fetâmız düşmenden rûgerdan olmaz. Secî ve bahâdır yiğitlerimiz vardır. Ve bizim şehrimizde hâsıl olan duhter-i pâkîze-ahterlerimiz bu şehirden taşra çıkarup sâ’ir kurâ halkına vermeziz, yine bunda kefene veririz. Ve gayri yerden kız dahi almazız. Anıniçün cümle şehrimiz halkı hasîbü'n-nesîb er oğlu erler pehlivân erenler" deyüp bu gûne ahlâk-ı cemîlelerden tavsîf etdiler.
EÇS IX Y23a
Hakîkatü'l-hâl şehbâz ve dilâver cüssedâr gevdeli ve kesimli güzel yarar fetâları vardır. Ve herkes ile hüsn-i ülfet eder garîb-dost âdemlerdir. Ve hakîkat bu şehrin enderûn-ı bîrûnunda âsûde olan kibâr-ı evliyâullâha nihâyet yokdur, ammâ ziyâret etdiğimiz bu sultânlardır kim zikr olunur:
EÇS IX Y23a
Evvelâ Karşuyaka ta‘bîr etdikleri dağda merkad-i pür-envâr-ı fukarâ-yı Âl-i Abâ Hazret-i Hacı Baba.
EÇS IX Y23a
Ve andan aşağı şehre karîb kabrü'ş-şeyh Cavlı Sultân.
EÇS IX Y23a
Ve yine Cavlı mahallesine karîb ziyâretgâh-ı azîm eş-Şeyh Hazret-i Zekeriyyâ Efendi, niçe yüz kerâmât-i bâhire sâhibi ulu sultândır. Cümle kerâmâtından birisi zamân-ı hayâtlarında du‘â edüp "Bu Simav şehrine tâ‘ûn ve hummâ marazı girmesin" [deyü] buyurmuşlar. Müddet-i hayâtlarında bu şehr içre yüz elli sene tâ‘ûn girmemiş. Bu du‘â’i yigirmi beş seneye bâliğ iken edüp du‘âları hedef-i icâbetde vâki‘ olup kâmil yüz yigirmi beş sene bu şehr-i Simav'a hummâ ve tâ‘ûn girmemişdir.
EÇS IX Y23a
Ve yine bu mahalde makâm-ı savma‘a-i Şeyh İlâhî Simavî hazretlerinin maskat-ı re’sleri bu Simav şehridir. Ve bu mahalde sâkin olurlar imiş. Hâne-i pür-envârındaki külbe-i ahzânları hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır. Kırk sene bu savma‘adâ sâ’imü'n-nehâr ve kâ’imü'l-leyl idi. Hâlâ makâm-ı şerîfleri müşk-i amber ve abîr râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ba‘dehu ol asrın kutbü'l-aktâbı izniyle kendüye Rûmeli hilâfeti ihsân olunup Vardar Yenicesi nâm şehirde Gâzî Evrenos türbesine karîb âsitânesinde âşıkân-ı Rûm ile semâ‘-ı safâda iken sene 861 devr-i âhir olup âhir âhirete intikâl edüp Vardar Yenicesi'nde âsitânesi içre âsûde ulu sultândır. Ve ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Kaddesenallâhu bi-sırrıhi'l-azîz.
EÇS IX Y23a–Y23b
Ve Simav'da niçe Y 23b yüz ziyâretler dahi etdik, ammâ kesret-i kitâbet olmasın içün tahrîr etmedik, ve's-selâm.
EÇS IX Y23b
Ve bu şehirde cümle ahibbâ ile vedâlaşup garb tarafındaki dağlar eteğinde yigirmi beş pâre ma‘mûr kurâları ve âb-ı hayâtlı râhlı ve mahsûllü sahrâları ve kettânı ve engûrü ve cevizi ve unnâbı firâvân belîdeleri ubûr ederek, 4 sâ‘atde kûh-ı bi-emân Demirci beline urûc etmeğe başladık. Kâmil iki sâ‘atde evc-i semâya münkalib olmuş bir kûh-ı Demâvend-i bülenddir. Ve bu kûhun tâ zirve-i a‘lâsında Oklu Çam nâm mahalle vardık.
EÇS IX Y23b
Sergüzeşt: Dervîş Şecî‘ nâm bir âşık câna on kan edici, dağlar gezici, cândan bezici, âdem kesici rehzenlik ederler. Bu garîb cân bunların onun dahi ok ile kanların türâba döküp vücûdların hâke salar. Hikmet-i Hudâ bir sehm-i kazâ kemânından dürüst çıkup bir çam dırahtına râst gelüp perrân geçüp hâlâ ol nâvek çam ağacının sîne-i pür-kînesinde üç âdem kaddi bâlâda kadanmış yelekleri derûn-ı şecerde peykân-ı tîr iki karış taşrada yalman gösterüp durur. Hakkâ ki dürüst şast sâhib-i kemândâr pehlivân imiş. Anıniçün Oklu Çam beli derler. Ve on maktûl harâmîler dahi mezkûr çam dibinde ecel câmın nûş edüp hâlâ mest olup tâ ilâ yevmi'l-kıyâm vâdî-i hâmuşânda yatırlar. Hakîr dahi bu mahalden havf [u] haşyetimizden pür-silâh hâmûş-bâş âmâde güzer etdik, ammâ bî-cân ve bî-mecâl ubûr etdik, zîrâ gâyet mel‘ûn bî-amân beldir.
EÇS IX Y23b
Ba‘dehu ol harâmîleri katleden garîb dervîş-i dilrîş on harâmînin esbâb [ü] eskâlleri ile ve âlât-ı silâhları Q 13a P 13a ile yine kendi atlarına tahmîl edüp lâşelerin destârlar ile atlar üzre berk kayd-bend edüp ve on aded atları bir birinin dümmüne licâmlarından akd edüp yine dervîş piyâdece atları leşler ile yedeğe alup Demirci şehrinde hâkime getirüp esbâb [u] eskâlleri ile teslîm edüp bir köşede karâr eder. Bu hâli ahâlî-i şehir görüp hamd [ü] senâ edüp dervîşe niçe bin guruş ihsân ederler.
EÇS IX Y23b–Y24a
Hâkimü'l-vakt dahi harâmîlerin bir şey'in almayup cümle dervîşe ihsân edüp başına turna telleri takup cümleden melik yakın nüdemâlarından eyleyüp dervîşe bu şehir içre bâğ u bâğçe ve bir hâne verüp bir bikr-i nâ-şüküfte verüp Demirci şehrinde kalır. Karîbü'l-ahd olmağla Dervîş Şecî‘'i görmüş âdemlerden istimâ‘ etdik. Nitekim mezkûr dervîş hayâtda imiş, bu Demirci belinde kurd ile koyun yağ u bali gezerlermiş. Ve Dervîş her sene başına bu kadar bin âdem cem‘ edüp ol sa‘b dağ u râğın râhların ve muğaylân ve hâr [u] hâşâklerin tathîr edüp kaldırımlar ve âb-ı hayât kaynak çeşmeler ve çemenzâr soffalar binâ edermiş. Hâlâ ol kûh-ı sa‘b içre ne kadar âsâr-ı hayrât güzer etdik ise mezkûr dervîşin tîri Y 24a berekâtıyla olmuşdur.
EÇS IX Y24a
Ve yine Dervîş kendü keremlerinden katl etdüği harâmîleri dağa götürüp gasl edüp ale't-tertîb bir mastaba üzre ceng etdikleri Oklu Çam nâm mahalde defn etmişlerdir. Hâlâ etrâfları çevrilmiş alçacık dîvârlı mezârlıkdır. Ve kendü içün dahi bir kabir inşâ etdirüp ahâlî-i şehre vasiyyet edüp kırk sene mu‘ammer olup ba‘dehu âhirete intikâl edüp vasiyyetleri üzre cümle ahibbâ Dervîş'i harâmîlerin yanında cümleye ser-çeşme defn etmişlerdir. Hâlâ bu kûh-ı bâlâ içre "Oklu Dede" deyü âyende vü revendeye ziyâretgâhdır ve "Oklu Çam" deyü meşhûr-ı âfâkdır.
EÇS IX Y24a
Ve hâlâ bu mahalde harâmîler âdeme hücûm etmeğe cür’et edemezler. Ammâ aşağı eteklerde ve Demirci şehrine karîb yerlerde ol ulu çamlık içlerinde gâyet ihtirâz lâzımdır. Zîrâ bu Demirci beli ve Oklu Çam beli Rûm ve Arab ve Acemde meşhûr-ı âfâk bî-emân beldir. Ve Oklu Çam denmesinin sebeb-i tesmiyesi oldur ve's-selâm.
EÇS IX Y24a
Evsâf-ı kal‘a-i Âhengerân, ya‘nî Demirci şehri
EÇS IX Y24a
Sene (---) târîhinde Cimcime krale karının karındaşı Fındıcak kral elinden Sarhanoğlu beğlerinden Demirci oğlu Kara Mustafâ Beğ fethidir kim hakîrin pederi pederi dedem dedesinin altıncı dedem dedesi Kara Ahmed Beğ'in karındaşıdır. Bu şehri ol Demirci Kara Mustafâ Beğ feth etmegile maktû‘u'l-kalem ve mefrûzü'l-kadem ocaklığımız olmağile Demirci eli derler. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile devlet-i Sarhaniyye inkırâz bulup devlet-i Âl-i Osmân'da Bâyezîd-i Velî'ye intikâl etdükde fâtih Kara Mustafâ Beğ dahi merhûm olup hâlâ Demirci şehrinde medfûndur. Hamd-i Hudâ ziyâreti müyesser oldu.
EÇS IX Y24a
Ve nefs-i Kütâhiyye'de bu hakîrin ecdâdları Erduğrul ile Mâhân memleketinden gelmişlerdir, Demircioğulları deyü meşhûrdur. Ba‘dehu bu Demirci şehri Sultân Bâyezîd-i Velî destine girince bu Demirci kal‘asın celâlî ve cemâlî zabt etmesinler deyü münhedim etmişlerdir. Hâlâ âsâr-ı binâları zâhir ü bâhir ve sehel mâl ile ta‘mîr ü termîm olunmak mümkinü'l-husûldür.
EÇS IX Y24a
Ve bu şehir Sarhan sancağı hudûdudur. Ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Nâhiyesi yüz elli pâre kurâdır. Ve Â’işe Sultân hâssı olmağile hâkimi voyvadalarıdır. Ve şeyhülislâmı ve nakîbüleşrâfı ve kethudâyeri ve serdârı vardır.
EÇS IX Y24a
Ve şehri yedi dere depeli yere vâki‘ olmuş kat-ender-kat evlerdir. Ve cümle on sekiz mahalledir. Ve üç bin altmış toprak örtülü Türkistân evleridir. Ve dîvârları serâpâ kerpiç ile mebnîdır.
EÇS IX Y24a
Ve cümle kırk iki mihrâbdır. Ammâ kâr-ı kadîm Sarhanoğlu'nun câmi‘idir, ammimiz Kara Mustafâ Beğ binâ etmişdir. Gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve kapusu üzre târîhi budur:
EÇS IX Y24a–Y24b
"Ammera hâze'l-câmi‘e's-sultânu' Y 24b l-mu‘azzam zıllullâhi fi'l-âlem, sâhibü'l-hayrât ve'l-hasenât Ya‘kûb bin Devlet Hân ibn Sarhan Bay. Sene aşere semâne mi'e." [710]
EÇS IX Y24b
Ve bu câmi‘in sağında câmi‘e muttasıl uçurum başında kutbü'l-aktâb Hasan Efendi bir kârgîr türbede medfûndur. Ve bu câmi‘in bir nâzük kırmızı ve serâmed tula minâresi vardır.
EÇS IX Y24b
Ve yine çârsû içinde Süllemiş câmi‘i, kiremit ile örtülüdür ve cemâ‘ati çokdur.
EÇS IX Y24b
Ve Kıran[g] câmi‘i ve Sinân Efendi câmi‘i ve Hacı Ağa câmi‘i ve Arab Efendi câmi‘i.
EÇS IX Y24b
Bu câmi‘lerden mâ‘adâ kırk iki mihrâba varınca mesâcidlerdir. Ammâ bu Demirci şehrinde aslâ kurşum örtülü imâretler yokdur.
EÇS IX Y24b
Ve iki hammâmı var. Biri eski hammâm ve biri yeni hammâm. Ve bu şehirde cümle beş aded tula minâreler nümâyândır. Gayriler tahta minârelerdir, ammâ cümlesi musanna‘ ve serâmed minâre i zîbâlardır.
EÇS IX Y24b
Ve iki tekyesi var. Biri Hacı Baba Sultân tekyesi derler, bir kârgîr kubbe-i âlî içinde bi'z-zât Hacı Baba medfûndur. Âyende vü revende içün müte‘addid hücreleri ve meydân sofaları ve ıstablları ve matbahında ni‘meti vardır. Fukarâ-yı Bektaşiyân ile mâl-â-mâl âsitâne idi. Sene 1082 Köpürlüzâde Ahmed Paşa'dan bir alay sûhtevât tâ’ifesi emirler getirüp tekyeyi medrese edüp sûhtevât müstevlî olunca cânib-i erba‘adan nezarâtlar kat‘ olup Q 13b P 13b dersi‘âmlar vakfullâhı berbâd etmişler ve berekât-ı Halîl'i uçurmuşlar.
EÇS IX Y24b
Ve bu şehirde dörd medrese dahi vardır. Ve yedi hân-ı bâzergân-ı âyende vü revendegânı var. Ve on mekteb-i sıbyân var. Ve on yedi kaynak çeşmeleri var.
EÇS IX Y24b
Ve iki yüz dükkânları var, ammâ bezzâzistânı yokdur. Ve bu şehirde haftada bir bâzâr durup âdem deryâsı olup cemî‘i eşyâ-yı zî-kıymet mevcûd olur.
EÇS IX Y24b
Ve dere ve depeli ve mürtefi‘ yerler olmağile âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Ve her sokağı başında birer çeşme-i cânbahş mukarrerdir. Zîrâ her bayır başındaki birer mahallenin birer gûne âb-ı hayât suları vardır. Anıniçün bu şehir ma‘mûr [u] âbâdân olmuşdur. Ve halkı Etrâk-i eşirrâ olduğundan hâkimlerine teğallüb edüp zulm etdirmediklerinden ma‘mûr olmuşdur.
EÇS IX Y24b
Ammâ cümlesi garîb dostlardır, zîrâ ticâret ile geçinirler. Ekinleri ve gılâl mahsûlleri yokdur. Cümlenin kâr [u] kisbleri şehrinin cânib-i erba‘asında ikişer sâ‘atlik yer dağlar serâpâ bâğlardır. İncîri ve üzümü meşhûrdur, anın ile geçinirler. Tâ Afyon Karahisârı'ndan ve Tavşanlı şehrinden katırcılar gelüp bu şehre buğday getirüp üzüm kurusuyla değişirler. Halkının kâr [u] kifâfları bu gûnedir.
EÇS IX Y24b–Y25a
Ve sokakları eniş yokuş olmağile cümle kaldırım taşı döşelidir. Ve çârsû-yı bâzârı şehrinin Y 25a büyüklüğüne göre azdır.
EÇS IX Y25a
Ve halkı ekseriyyâ çuka ferrâce geyerler. Askerî tâ’ifesi mabeynlerinde mezmûmdur, kız vermezler ve andan kız almazlar. Ve elbette sipâh ve yeniçeri olsun andan tekâlîf alırlar yâhûd şehirden nefy ederler. Ve külâh ve kavuk üzre beyâz destâr-ı Muhammedî sararlar.
EÇS IX Y25a
Ve zenâneleri yassı başlı ve siyâh ferrâce muhayyer geyerler. Ve ayaklarına çizme geyüp mü’eddebâne gezerler. Ammâ sıbyânlarına zabt [u] rabtları yokdur. Cümlesi karga kuşu besleyüp hevâya uçurup ömr-i nâzenînlerin dahi hevâya uçururlar. Peder [ü] mâderleri oğullarına imhâl etdiklerinin aslı oldur kim pek terbiyet edersem belki bir avâm ile firâr eder deyü evlâdların zabt [u] rabt etmezler. Ve bu şehirde evlâdların bir ağaya hidmetkârlığa vermek küfre berâber şeydir, ammâ gâyet mahbûb Türk cüvânları vardır.
EÇS IX Y25a
Ve tarîk-ı âmları eniş ve yokuş olduğundan ve daracık zıyk yollar olmağile arabalar bu şehre giremez. Ve ba‘zı evleri kimi derede ve kimi depede olmağile herbiri birer cânibe nâzırdır.