EÇS IX Y25a
Ve bu şehrin alaca kilimi meşhûrdur. Ve'l-hâsıl bu şehir cemî‘i tekâlîf-i şâkkadan berî olmağile gâyet ma‘mûr [u] âbâdândır.
EÇS IX Y25a
Bu şehri dahi seyr [ü] temâşâ edüp ale's-sabâh kalkmak üzre iken hikmet-i Hudâ iki kölemiz firâr edüp yer yarılup yere girdi. Şehrin hâkimi cânib-i erba‘aya âdemler perîşân edüp dellâllar nidâ edüp bir eserleri zuhûr etmeyüp âhir bir gece dahi bu şehirde mihmân olup ol gece istihâre du‘âsın kırâ’at edüp yatdım. Hikmet-i Rabbanî ve du‘â-i Sübhânî berekâtıyla vâkı‘amda mukaddemâ Kula şehrinde hânesinde mihmân olduğumuz Şeyhî Çelebi'yi gördüm. Hikmet-i İlâh kaçan kim Kula şehrinde kendülerden müfârakat edüp elvedâ mahallinde buyurdular kim:
EÇS IX Y25a
"An karîb sizi yine hânemize da‘vet ederiz ve müşkilât işleriniz âsân edüp kölenizin birin sünnet edüp müjdesiyle teslîm ederiz" buyurmuşlar idi. Biz dahi,
EÇS IX Y25a
"İnşâallâh dahi gayri şehirleri seyâhat edüp müyesser olursa yine geliriz" demiş idim. Hikmet-i Hudâ vâkı‘amda görüp mübârek dest-i şerîfleri ile elime yapışup,
EÇS IX Y25a
"İşte senin gulâmların şu bâğda mahfûzdur" deyü yerlerin gösterüp,
EÇS IX Y25a
"Size mukaddemâ ‘Müjde ederiz, bize gelin’ demiş idik. Elbette ale's-sabâh gelin yine hanemize teşrîf buyurup mihmân olun" dediler. Derhâl menâmdan bîdâr olup pâk tecdîd-i vuzû‘ edüp iki rek‘at salât-ı kazâ kılup ale's-sabâh atlarımız eğerleyüp Demirci şehrinden ılgar ile kıble tarafına ma‘mûr kurâlar ubûr ederek on iki sâ‘atde,
EÇS IX Y25a–Y25b
Kütâhiyye sancağı hâkinde yüz elli akçe kazâdır. İbtidâ mahkemeye varup andan mukaddemâ Y 25b hânemiz sâhibi Şeyhî Çelebi'ye varup "hay rûh-ı mücessemim" deyüp hakîre hayli i‘zâz u ikrâm edüp gulâmlarımın firâr etdüğin bunlara sehel ifşâ etdikde,
EÇS IX Y25b
"Vallâhi bürâder şunda bir bâğ içre bir alay müsâfirler gelüp meks etdiler. Varsanız tevâbi‘leriniz ile ale'l-gafle anlardan su’âl etseniz, belki husûlü mümkin ola" dediler. Hemân yine mahkemeden bir âdem alup bâğlara vardım. Hamd-i Hudâ bizim çelebilerimizin ikisi dahi bî-bâk ü bî-pervâ kebâb çevirir, biri odun keser. Hemân kebâbı çeviren gulâmım kebâbı bırağup firâr ederken kayd-bend edüp öbür gulâmın dahi girîbânın ele alup bunları kaçıran herîfleri şer‘a da‘vet etdik. Yeniçeri serdârından âdem getürdiler. Derhâl serdâr gelüp bunları şer‘a ihzâr etdi.
EÇS IX Y25b
"İki yanaşma hidmetkârdır. Geldiler, aldım" dedi. Gulâmlardan su’âl etdikde,
EÇS IX Y25b
"Vallâhi Demirci şehrinden bunlar bizi ayardup aldığımız mâl ve atlar ve rahtlar cümle bunlardadır. Bir gecede bizi bu şehre Q 14a P 14a getirüp bu bâğ evlerinde bizi hıfz ederlerdi." deyü cevâb edince yeniçeri serdârı bunları zencîre kayd-bend edüp anlardan bize üç yüz guruş cerîme alıverüp hamd-i Hudâ memâliklerimiz ve sâ’ir serîka olan havâyiclerimiz bî-kusûr hâsıl oldu. Ve rü’yâmızda müjde eden sâhib-i hânemiz Şeyhî Çelebi'ye gelüp mübârek dest-i şerîfin bûs etmeğe kasd etdükde rızâ vermediler ve aslâ bu ahvâle münâsib bir güft [ü] gû etmediler. Böyle bir ulu sultân hânemiz sâhibini vâkı‘amızda görüp işâretleri sebebiyle gulâmlarımızı bulduk. Ve köleler tâ’ib ü tâhir olup birin sünnet edüp Kula şehrinde azîm şâdumânlar edüp bir kaç gün dahi seyr [ü] temâşâ etdik.
EÇS IX Y25b
Bu Kula şehri yüz elli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi (---) kurâdır. Ve hâkimi müftîsi ve serdârı ve kethudâyeri vardır. Ammâ nakîbi Uşşâk'dadır, zîrâ Uşşâk ile bu Kula şehrinin mâbeyni sekiz sâ‘atlik yerdir. Ve şehri bir düz sahrâda bâğlı ve bâğçeli ve bir ferah-fezâ yerdir.
EÇS IX Y25b
Ve cümle sekiz mahalle ve bin iki yüz toprak örtülü ma‘mûr u müzeyyen hâne-i zîbâdır.
EÇS IX Y25b
Ve cümle yigirmi dörd mihrâbdır. Cümleden cemâ‘at-i kesîreye mâlik çârsû içinde kurşum örtülü ve bir musanna‘ kârgîr minâre-i mevzûnlu Hoca Seyfeddîn câmi‘i, gâyet musanna‘ ve müferrih câmi‘dir, ammâ sakfı toprak örtülüdür.
EÇS IX Y25b
Ve Hacı Abdurrahmân câmi‘i, bu dahi kârgîr binâ ve kurşumludur. Mâ‘adâ kurşumsuzdur câmi‘lerdir ve mesâcidlerdir.
EÇS IX Y25b
Ve üç hammâmı var. Biri Sunkur Beğ hammâmı. Âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Ve biri Kutbeddîn hammâmı.
EÇS IX Y25b–Y26a
Ve cümle iki yüz dükkândır, ammâ Uşşâk şehri gibi bezzâzistânı yokdur. Lâkin cemî‘i zî-kıymet eşyâlar bî-kıymet Y 26a râygân bulunur.
EÇS IX Y26a
Ve altı hânı var. Ve on bir mekteb-i sıbyânı var. Ancak imâret ve medreseleri yokdur. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîf olduğundan mahbûb ü mahbûbeleri gâyet çokdur.
EÇS IX Y26a
Ve memdûhatından beyâz etmeği ve Uşşâk gibi bunda dahi zî-kıymet hâlîçe ve zililer ve kırmızı ve elvân kilimleri meşhûrdur.
EÇS IX Y26a
Ziyâretgâh-ı şehr-i Kula: Evvelâ Şollaki Sultân ve Esedullâh Baba. Bunları ziyâret edüp rûhâniyetlerinden istimdâd taleb etdik. Ve hânemiz sâhibinin hayır du‘âları ile şerefyâb olup bu şehirden cânib-i garba ma‘mûr kurâlar ubûr ederek çemenzâr yerler ile 6 sâ‘atde,
EÇS IX Y26a
Menzil-i karye-i Cifanoğlu: İki yüz hâneli Yıldırım Hân evkâfı ma‘mûr kurâdır. Andan yine cânib-i garba amâristân kurâlar içre vâsi‘ mahsûldâr sâhralar içre gâh nehr-i Gedüs sâhilince gâh bâğlar içre 5 sâ‘atde,
EÇS IX Y26a
Sene (---) İskender-i Kübrâ asrında Yanko ibn Madyan neslinden Kortiz nâm bir kralın elinden Aydın Bay oğlu Sultân Ya‘kûb fethidir, be-dest-i Ulubaş Beğ. Ba‘dehu Âl-i Osmân destine sene (---) târîhinde Yıldırım Hân fethidir. Aydın sancağında Yıldırım Hân Gâzî evkâfıdır.
EÇS IX Y26a
Ve üç yüz pâyesile şerîf kazâdır. Nâhiyesi yetmiş sekiz kurâdır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve şeyhülislâmı ve nakîbüleşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı dahi vardır, ammâ dizdârı ve neferâtları yokdur.
EÇS IX Y26a
Ve kal‘ası Bozdağ'a muttasıl Bâğçederesi demek ile ma‘rûf bir cebel-i müntehânın dâmeninde şekl-i müdevver bir Şeddâdî kârgîr binâ bir kal‘a-i azîmdir. Dâ’iren mâdâr cirmi sekiz bin sekiz yüz seksen adımdır. Lâkin iç el olmak ile kal‘aya muhtâc olmayup vîrâna yüz dutmuşdur.
EÇS IX Y26a
Ve cümle beş kapusu vardır: Evvelâ bayır tarafına Şeyh Sinân kapusu garba nâzırdır, bir ağaç kanatlı kapudur. Ve Hergele kapusu, Kula tarafında şarka nâzırdır. Ve Tabahâne kapusu ve Kirmasti kapusu ve Alhadir kapusu.
EÇS IX Y26a
Ve cümle şehri bu kal‘a içinde yigirmi dörd mahalle ve iki bin yetmiş toprak örtülü ma‘mûr ve mükellef tarz-ı kadîm evlerdir.
EÇS IX Y26a
Ve cümle yigirmi dörd mihrâbdır ve (---) hutbe-i cum‘a edâ olunur câmi‘lerdir, ammâ cümleden cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘-i selâtîn-i selef Sultân Yıldırım Bâyezîd Hân câmi‘i, kâr-ı kadîmdir. Ve gerçi kiremitlidir, ammâ gâyet musanna‘ câmi‘dir. Ve hareminde bir âbdest havuzu vardır. Ve medrese dahi Yıldırım Hân'ındır. Ders-i âmmı ve talebeleri vardır. Beyne'l-ulemâ memdûh merâtib medreselerdendir. Bu câmi‘ tâ şehrin ayne'l-fi‘linde vâki‘ olup şehrin âb-ı rûyi olmuşdur.
EÇS IX Y26a–Y26b
Ve yine çârsû kurbundaki Süğlün Muslı Paşa câmi‘i, bu dahi kurşumsuzdur. Ve Şeyh Y 26b Sinân hazretleri câmi‘i şehrin bir mürtefi‘ bayır üzre altı aded kârgîr kubbeli ve kurşum örtülü câmi‘-i rûşendir. Ve bizzât Şeyh Sinân hazretleri evlâd-ı zevî'l-ihtirâmları ile câmi‘nin hareminde bir kubbe-i âlî içinde medfûnlardır. Cümle sâdât-ı kirâmdan ulu sultânlar ve ziyâretgâh-ı hâs u âmdır kim Bursa'da medfûn Emîr Sultân halîfelerindendir. Hâlâ tekyesinde azîm tevhîd [u] tezkîr olup Alaşehir'in halkı her leyle-i cum‘ada zikrullâha hâzır olurlar.
EÇS IX Y26b
Ve Puslulu câmi‘i ve Kadı Şeyh câmi‘i. Bunlardan mâ‘adâ cevâmi‘lerdir .
EÇS IX Y26b
Ve bir tekye ve bir medrese ve on altı mekteb vardır, ammâ Yıldırım Hân imârâtı harâb olmağile nimeti munkatı‘ olmuşdur.
EÇS IX Y26b
Ve iki hammâmı var. Biri Yıldırım Hân'ndır. Ve çârsû içindeki Süğlün Muslı Paşa hammâmıdır. Q 14b P 14b
EÇS IX Y26b
Ve cümle tokuz hândır, ammâ Yıldırım Hân hânı kal‘a-misâl kurşumlu bir hândır. Bedesten-misâl cemî‘i zî-kıymet eşyâ anda mevcûddur. Bundan mâ‘adâ âyende vü revendegânlar için kârbânsarâylardır.
EÇS IX Y26b
Cümle sekiz yüz dükkândır. Ba‘zısı mesdûd durur. Haftada bir azîm bâzâr oldukda kurâlardan cem‘ olan tüccârlar gelüp bu dükkânları açup bey‘ [u] şirâ‘ ederler. Ve yetmiş boyahâne dükkânları vardır. Neftî boyaları meşhûrdur.
EÇS IX Y26b
Ve tabahânesi dahi gâyet meşhûrdur, zîrâ bu tabahâne içre cereyân eden ve Yıldırım Hân câmi‘ine ve hammâmına ve hânına cereyân eden âb-ı hayât uyûnlar cümle Bâyezîd Hân'ın hayrâtıdır kim üç değirmen yürüdür âb-ı hayâtdır. Cümle şehrin hânelerine sokak sokak cereyân eder bir âb-ı hoşgüvârdır.
EÇS IX Y26b
Ve âb [u] hevâsı gâyet latîf şehirdir, ammâ hâkim zulmünden sehel harâba yüz dutmuşdur. Ve halkının reng-i rûyları humret üzre olup mahbûb u mahbûbesi Alaşehir'in elâ gözlü cüvânı deyü meşhûr-ı âfâkdır. Ve halkı gâyet ehl-i zevk ve garîb-dost sâlih âdemlerdir.
EÇS IX Y26b
Ve şehrinin memdûhatından, ince Denizli boğasısı gibi nâzük pembe bezi olur. Ve hâs ve beyâz aseli ve üzümü ve emrûdu ve incîri çokdur. Ve ensesinde Bozdağ yaylasının kirazı kâmil altı ay rayegân bulunur ve,
EÇS IX Y26b–Y27a
Mesîregâh-ı Alaşehir: Bu şehrin cânib-i cenûbunda ılıcalar ile şehir mâbeyninde bir mesîre ve teferrücgâh yer vardır. Rub‘-ı meskûnda misli meğer Konya'da bâğ-ı Merâm yâhûd Malatıyye'de bâğ-ı Azpuzu ola. Ammâ bu anlardan gâlibdir kim midhatinde diller kâsırdır. Rûm ve Arab u Acem seyyâhânı içre Alaşehir'in Hüseyin Bınarı mesîregâhı deyü meşhûr-ı âfâkdır. Koyah-ı hıyâbân-ı Acem'den nişân verir bir cây-ı sürûr makâm-ı latîfdir kim gûnâ-gûn soffalar ve havz u şâzrevânlar Y 27a var kim selâtîn-i seleflerin nazargâhıdır. Niçe yerden âb-ı hayât uyûn-ı câriyeleri var kim herbiri şarâben tahûr-âsâ selsebîl gibi cereyân edüp ahâlî-i şehir bu cây-ı sürûrda zevk [u] safâ ederler.
EÇS IX Y27a
Bu mahalde bir çınâr-ı azîm var kim her haşebesin üçer âdem dirâgûş edemez serâmed nihâllerdir kim kırkar ve ellişer zirâ‘ tavîldir. Ve cüsse-i şecere-i tayyibenin kalınlığı iki destâr ihâta eder cüssedâr ve sâyedâr ve sun‘-ı Perverdigâr evc-i semâya ser çekmiş şecere-i azîmdir. Sâyesinde ba‘zı gencer cem‘iyyetlerinde beş altı bin âdem cem‘ olup zıllindeki hıyâbân koyahında sâyelenüp ayş [u] işret edüp Hüseyin Bınarı'nda Hüseyin Baykara zevki gibi zevk [u] şevk edüp gûnâ-gûn fasıllar ederler. Böyle bir vâcibü's-seyr dıraht-ı azîm ve bir mesîregâh-ı kadîm yerdir.
EÇS IX Y27a
Zikr-i germâb-ı Alaşehir: Eyâlet-i Anatolu'da meşhûr germâbın biri dahi budur. Cemî‘i selâtîn-i seleflerin nazargâhı bir ılıcadır. Şehre karîbdir.