EÇS IX Y61b
Evvelâ karye-i Danminona ve karye-i Varvarato ve karye-i Zifina Q 32a P 32a ve karye-i Vavilo ve karye-i Hariköz ve karye-i Vasilyoniko ve karye-i Bihori ve karye-i Simyana. Bunlardan mâ‘adâ kurâlar dağlardadır.
EÇS IX Y61b
Anların yigirmi beş kurâsı sakız kurâlarıdır. Sakızı tahsîl edüp emîne yemîn ederek teslîm ederler kim bir damla sakız sonra bulunursa katl ederler, zîrâ cümlesi mîrîdir. Ammâ akçesin her re‘âyâ emînden alup harâclarına verirler. Emîn dahi bu sakızları cem‘ edüp Sakız hazînesile pâdişâha gider.
EÇS IX Y61b–Y62a
Der medh-i şecere-i sakız: Zemînden birer âdem kaddi kadar pırnar çalısı ağacına müşâbih bir gûne şecereciklerdir. Zamânında re‘âyâ gelüp bu ağaçları keserler ile çendik çendik edüp keserler. Ol rahnedâr yerlerden mâh-ı Temmûz'da çekîde çekîde zemîne sakızı cereyân etdikçe şecere sâhibleri dağ bâğlarında âmâdedir. Derhâl arz-ı tâhirden sakızı cem‘ edüp hıfz ederler, gâyet amel-i kesîrdir. Ve bir ibret-nümâ cây-ı mu‘attar mekândır ki her dırahtın sâyesinde bir ân sâkin olan cân bin ân ömür sürmüş kadar hayât-ı cân bulup âdemin demâğı râyiha-i Y 62a mastakiden mu‘attar olur.
EÇS IX Y62a
Rub‘-ı meskûnda nâdirâtdan biri dahi bu sakızdır, niçe diyârlarda olur, ammâ ana kenger sakızı derler, bunda olan hâssa anda yokdur. Hemân Sakız cezîresinin âb [u] hevâsının letâfetin bu sakız hâsıl olduğundan kıyâs oluna kim ne kadar latîf ve hoş hevâdır.
EÇS IX Y62a
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtı Mühürdar Paşa İreminden memdûhdur. Ammâ müşebbek besâtînlerinde bir gûne sarı kavunu olur. Bektaşîler külâhı-misâl On İki İmâm aşkına düvâzdeh terkdir. Ol kadar âbdâr ve lezîz hoşhâr bıttîh-ı asferdir kim lezzetinden lezzet alan bilir. Ve karpuzu hurdedir, ammâ bir tulum âb-ı zülâldir. Ve yigirmi gûne limonu ve turuncu dahi mevsûfdur.
EÇS IX Y62a
Mühürdar Paşa bâğından sonra Mesîh Çelebi ravzası dahi memdûh-ı âlemdir ve gâyet mahsûldârdır. Bu bâğa uşşâkân bâğ-ı hezâr demişler, zîrâ hezârân hezârın nağamât [u] asvâtlarından vakt-i seher âlem ağyârdan bî-haber iken her murg-ı andelîb nâhunlarından nihâl-i güle asılup nevâht etdükde feryâd [ü] nâle ve efgân-ı gûyâdan gûyâ gûşlar pür menkûş ve akıllar mest [u] medhûş olur.
EÇS IX Y62a
Ve sarıasma nâm murg-ı hoş-nevâ asılacak dahi dallara asılup karatavuk nâm murg-ı esved tuyûr-ı İshâk ile hasmâne müselsel savt-ı hazîn ile nağamâtlar ederler kim âdem ferah şâd olur. Ve kumru ve yûsufî (ve) kumru ve hakkıranı ve kumru-ı şâhid-i Yûsufî ya‘nî "Yûsuf Mısır'da satıldı" deyü feryâd eder bir hoş-âvâz kumrudur. Ve murg-ı sakkâ ve murg-ı filironya ve tayr-ı iskete ve murg-ı başdankara ve murg-ı ispinoz ve niçe bin bunun emsâli tuyûr-ı hoş-elhân bu cezîrenin bâğlarında gûyâlık edüp âşiyânlar edinmişlerdir.
EÇS IX Y62a
Ve meyvesinden gayri lezîz ve semîn ve latîf koyunu ve keçisi gâyet mukavvî luhûmları vardır. Ammâ cümleden sığır eti mezmûm iken bu diyârın sığırı kadar lezîz ve hafîf ve serî‘ü'l-hazm bakar bir diyâra mahsûs değildir illâ Sakız'a mahsûsdur. Yılda on bin sığır bu cezîreye Anatolu'dan geçüp bu cezîre içre on gün bir bakar durunca bi-emri Hudâ âb [u] hevâsından ol kadar semîn ve cesîm olur kim ta‘bîr olunmaz. Cümle halkı lahm-ı bakar yerler, zîrâ hukemâ kavlince lahm-ı bakar tenâvül eden zeyrek ve tîz-fehm olur. Zîrâ bakar çobansız hânesin bilür müdrikdir ve tabî‘ati müshil olduğundan lahmın tenâvül edenin dahi tabî‘ati i‘tidâl üzre olup dîdelerinin kuvvet-i basarı ziyâde olduğundan münakkaş hayâl-pesend kârları vardır. Ve hakîkatü'l-hâl koyundan lezîz bakarı vardır. Ve beyâz ekmeği ve yağlı çöreği dahi meşhûrdur.
EÇS IX Y62a–Y62b
Ammâ memdûhât-ı sanâyi‘âtından gemi binâ Y 62b edici marankoz neccârları ve hâne neccârları ve tüccârları ve gavvâs-ı bihârları ve Ferhâd-misâl kûhkenleri ve mermer-bür taşkenler ve mâhî ve murgân sayyâdları ve keştîbân mellâhları ve her esnâf-ı mütenevvi‘anın memdûhu bu şehre mahsûsdur. Ve bu diyârda hâsıl olan harîr-i gûnâ-gûn-ı latîf Bursa'da ve Acem Lahîcân'ında ve Mora cezîresi Kalamatası'nda olmak ihtimâli yokdur. Ve bunda işlenen Sakız atlası ve kemhâsı ve Sakız kîsesi ve elvân elvân akmişe-i fâhiresi Haleb ve Şâm ve Mardin'de yokdur. Ve cemî‘i halkı ehl-i zevkdir. Ayş [u] işrete mâlik cümle erbâb-ı ma‘ârif sâlik garîb-dost halîm ve selîm âdemlerdir. Ve,
EÇS IX Y62b
Mesîregâhların beyân eder: Evvelâ Mühürdâr Paşa'nın âb-ı hayât Kıryo Nerosu bâlâda mevsûfdur. Ve bir teferrücgâh dahi Durkud Paşa'nın Kırk pençeresi meşhûr-ı âfâk ve mine'l-acâ’ib gûnâ-gûn havz u fıskıyye ve selsebîlli kasr-ı âlîler ile ma‘mûr bir cây-i sürûr yerdir. Hattâ Ak Mehemmed Paşa anda bir kasr-ı cihân-nümâ inşâ etmişdir kim cümle yârân-ı ihvân anda mihmân hân olurlar. Ve her dıraht-ı âlîlerin sâyesinde âşıkân [u] ma‘şûkân [ve] müştakân bilâ-vâsıta birbirleri ile cân sohbeti ederler. Vech-i arzda bunun dahi misli yok bir işretgâhdır.
EÇS IX Y62b
Ve mesîregâh-ı Aya Moniya ve niçe yüz manastır mesîregâhlar vardır. Ammâ meşhûrları bu tahrîr olunanlardır.
EÇS IX Y62b
Ve bu şehir ıklîm-i râbi‘dendir. Arz-ı beledi (---) ve tûl-i nehârı (---) (---).
EÇS IX Y62b
Ziyâretgâh-ı merâkıd-ı gâziyân: Liman kurbunda Arnavud Memi Baba Q 32b ve küçük kal‘a dibinde P 32b Hızır Baba ve yel değirmenleri kurbunda Âşık Baba. Karîbü'l-ahd feth olmak ile kümmelînden kibâr-ı evliyâ ziyâretleri yokdur.
EÇS IX Y62b
Ve bu şehr a‘yânlarından Mesîh Çelebi ve dâmâdı (---) ve Bekir Beğ ve Halîl Ağa ve Bâkî Çelebi ve niçe ahibbâ ile vedâlaşup Mühürdâr Paşa'dan bî-hisâb me’kûlât ü meşrûbât hedâyâ gelüp elli tüfeng-endâz yarar ve bahâdır yiğitler ile Paşa'nın kendi firkatesine atlarımız ile süvâr olup bir keskin firişka poyraz rûzgârıyla Sakız'dan çıkup mütevekkilen alallâh deyüp Çeşme burnundan Akyâr burnu yigirmi mîldir, anda iki adacıklara Çömez adaları derler, hâlîdir.
EÇS IX Y62b
Bu iki cezîre mâbeyninden berk-i hatîf gibi ubûr edüp andan yine yigirmi mîl Anatolu kenârına karîb Saplıca adaların ubûr edüp sarp dereler kenârınca giderek ve Sıra limanın ve dahi Nergis limanın ubûr etdiğimiz mahallerde, Cezîre-i Susam nümâyân oldu.
EÇS IX Y62b–Y63a
Ve mezkûr Sıra limanı ve Nergis limanı âb-ı hayât sulu sekiz rûzgârdan emîn limanlardır. Ammâ Y 63a lodosa ağızları açıkdır ve demir lodos üzre bırağılsa gâyet demir dutar limanlardır.
EÇS IX Y63a
Andan yine sol cânibimizde Anatolu kenârlarınca Doğantaşı nâm mahalle varılır bir burundur.
EÇS IX Y63a
Andan öte Kırkdilim içi nâm mahaller dere ve depe ve çamlı bayırlardır.
EÇS IX Y63a
Anı ubûr edüp Teke burnu nâm bir mahûf yerdir. Susam cezîresinden çıkan gemi bu burunu üzler, keştîbânlar mâbeyninde meşhûr burundur. Ve gâyet mahûf u muhâtara girdâb yerdir. Hattâ keştîmiz az kaldı kim zifoz sağanağından kapanayazdı. Ammâ hamd-i Hudâ keştîbânlarıımız gâyet üstâd idiler. Derhâl dümeni rûzgârın altına çevirüp gemimiz halâs oldu. Bu girdâbdan halâs olup giderken Susam boğazından beri iki pâre kâfir kalyonu ve iki pâre tartına firkate ve iki küçük ıskanpaviye nâm gemiler bizi görünce cümle levendâtlarımız âlât-ı silâha el edüp hâzırbâş oldular. Hemân re’îsimiz Hatîboğlu,
EÇS IX Y63a
"Oturun gâzîler, eyyâm kâfirindir. Biz anlardan cân kurtarup Susam adasına varamazız. Hemân Evliyâ Efendi'yi selâmetle Anatolu kıyısında çıkaralım. Bize Allâh kerîmdir, olmaya illâ hayr" deyüp müşâvere edince, kâfir bir top menzili yakın gelince hemân re’îs yelkeni alaborona edüp dümeni çevirüp mezkûr Teke burnundan içeri bir körfeze girüp şark tarafına girdik, ammâ eyyâm kalmadı. Derhâl yelkeni sarup sarmalayup cümle gâzîler küreğe yapışup eyle ribaçsa urdular kim keştîmiz murg-ı bahrî gibi uçup küreklerden âteşler çıkardı. Meğer bu körfez Sığla kal‘ası körfezi imiş. Yedi mîl bu bahir içre gidüp,
EÇS IX Y63a
Gemleyik limanı lodosdan gayri rûzgâra a‘lâ yatakdır ve latîf suyu vardır. İki yüz barça galyon sığar limandır.
EÇS IX Y63a
Andan altı mîl yine şarka gidüp küffâr gemilerinden nâm [u] nişân kalmaup yine Anatolu yakasında Düverlik limanı ol kadar memdûh liman değildir, ancak sulanacak yerdir. Andan yedi mîl dahi gidüp tâ Sakız'dan yüz on mîl gâh eyyâmlı ve gâh kürek ile,
EÇS IX Y63a–Y63b
Hamd-i Hudâ selâmetle dizdârın hânesinde mihmân olduk. Ammâ bu kal‘aya gelirken bu kal‘a göründuğü mahalde limana girirken sağ tarafda bir küçük adacık vardır. Andan gâyet ihtirâz lâzımdır. Yakın varmayup sol tarafda Anatolu cânibin üzleyerek limana girmek gerek, azîm limandır. Beş yüz pâre gemi alır sulu demir tutar ve sekiz rûzgârdan emîn âlâ yatakdır. Ba‘zı yerleri kumsaldır. Lengeri batı cânibine bırağup Y 63b koltuğu kal‘a dibine bağlaya. Ammâ dere içi olmağile gâhîce sağanağı eksik değildir, ihtirâz lâzımdır. Koltukları muhkem ısparçina ve gomanalar ile muhkem kayd [u] bend etmek gerek.
EÇS IX Y63b
Eşkâl-i kal‘a: Sene (---) târîhinde bizzât Süleymân Hân binâsıdır. Be-dest-i Kapudan Pılak Mustafâ Paşa. Bir körfez derenin nihâyetine şeddâdî taş binâ ve şekl-i murabba‘ dâ’iren-mâdâr cirmi bin altmış adımdır. Ve dîvârının kaddi onar mi‘mâr arşını âlî ve cânib-i erba‘asında aslâ handakı yokdur, zîrâ gâyet alçak kumsal yerde vâki‘dir. Bir karış mikdârı yeri kazsan su çıkar, handaka muhtâc değildir. Ve yıldız ve garb tarafın deryâ döğer metîn dîvârlardır. Mâ‘adâ tarafları kara cânibleridir.
EÇS IX Y63b
Ve üç kapusunun biri limana, garb cânibine açılır. Bu kapudan tâ iskele başına varınca deryâ içre azîm kayalar ile vâsi‘ kaldırım döşelidir. Ve kıbleye nâzır kara cânibinde Ayasuluk ve Kuşadası kapusu ve şarka nâzır Sivrihisâr kapusu.
EÇS IX Y63b
Ve leb-i deryâ tarafı köşesinde iç kal‘a vâki‘ olmuşdur. Cirmi dörd yüz adım kal‘acıkdır. İçinde ancak dizdâr evi ve cebehâne kullesi üzre Süleymân Hân'ın câmi‘i var. İçi mâl-â-mâl peksumâtdır. Ve iç kal‘ada bundan gayri bir şey yokdur. Ve şarka nâzır bir demir kapusu vardır.
EÇS IX Y63b
Ammâ taşra kal‘ada yüz yigirmi neferât evleri serâpâ kiremitlidir ve cümlesi tahtânî ve bâğçeli hânelerdir. Ve serâpâ kerpiç ile binâ olunmuş evlerdir. Q 33a P 33a Ve kumsal yer olmak ile bu şehir içre aslâ kaldırım yokdur. Ve bir câmi‘i ve iki mescidi ve bir mektebi ve bir küçük hammâmı vardır. Mâ‘adâ hân ve imâret ve medrese ve çârsû-yı bâzârdan aslâ ve kat‘â nâm u nişân yokdur. Ve dizdârı ve seksen aded neferâtları mevcûddur.
EÇS IX Y63b
Ve Kapudan Paşa eyâletinde Sığla beğinin tahtı olsa gerek. Ammâ cezîre yer olmağile bu kal‘ada voyvadası elli âdem ile hükm eder. Ve yüz elli akçe ile ihsân olunur kazâdır. Ammâ kadısı, Sivrihisâr'da sâkindir, zîrâ âb [u] hevâsı sakîldir.
EÇS IX Y63b
Ve taşrasında aslâ bâğ u bâğçe yokdur. Ammâ bostânları gâyet çokdur. Ve suları kuyulardır. Ve halkı gemicilerdir. Ve reng-i rûyları sarışınlardır. Ammâ kal‘aları gâyet şîrîn binâ-yı İslâmdır. Bundan refîkler alup şark tarafına rub‘ sâ‘at,
EÇS IX Y63b–Y64a
Der-beyân-ı tılsım-ı Karagöl nâm mahaldir kim bir küçük göldür. Ve bir yerden su gelecek yerleri yokdur. Ve yaz u kış eyle durur kapkara bir halîcdir. Ahâlî-i vilâyet bu göl içün mutalsamdır, Y 64a derler, garîb ü acîb hikâyetler nakl etdiler. Kenârında niçe yüz Mağribî ve Hindî ve gayri defîne-küşâ âdemler feth edemeyüp helâk olup sâhil-i halîcde zîr [ü] zeber olup yatırlar. Hâlâ bir âdem bu göle gireyim dese tarfetü'l-ayn içre kendüyi kenârda bulur.
EÇS IX Y64a
Ve yakın zamânda bir dervîş-i dahme-küşâ bu göl kenârına gelüp kırk gün kâmil erba‘în çıkarup ilim kuvveti ile gölde bir katre âb kalmayup çâh-ı gayyâdan nişân verir bir ka‘r-ı zemîn zâhir olup bu ka‘rın ortasında bir demir kapulu gâr nümâyân olup kapu önünde bî-hisâb altun ve gümüş evânî eşyâlar ile mâl-â-mâl durur. Dervîş bu mâl-ı firâvândan nasîbi kadar alup avdet edüp gider.
EÇS IX Y64a
Ba‘dehu kurâ halkı haber alup hâkime haber edüp cümle ahâlî-i vilâyet bu halîcin dibindeki dahme kapusuna enüp kurbânlar kesüp kapu önündeki dervîşin aldığı mâldan mâl-ı hazâyin alup mağâra kapusunun miftâhı deliğinden içeri nazar ederler. Mâl-ı hazâyin ve cevâhir ve la‘l yâkût ile mâl-â-mâl bir kenz-i azîm görürler. Hemân küskülerle kapuyu kal‘ etmeğe başlarlar. El-azametü lillâh ol gâr-ı azîmin içinden gıjgırup bir su çıkar kim kenz-küşâ halkın kimi gark-ı âb kimi halâs olup mezkûr dervîşi defîne buldu deyü mâl-ı firâvâniyle Sultân Ahmed'e götürürler.
EÇS IX Y64a
Dervîş huzûr-ı şehriyârîde bu mâcerâyı nakl edüp yine dervîş ile bir kapucubaşı bu Karagöle gelüp sâhilinde meks edüp yine dervîş ke'l-evvel erba‘în çıkarup yine gölün suyu gâyib olup gârın kapusu beyân olup dervîş baba vaz‘-ı yed edince yine kapudan bir su tulû‘ edüp dervîşi ve gayri dilrîşi rîşe rîşe edüp vücûdların kenâra atar. Kapucıbaşı gücile halâs olup kaçar. Böyle bir karaca gölceğizdir. Ammâ ka‘rında olan mâhîler dahi cümle kara kara bir turfe eşkâl balıklardır.
EÇS IX Y64a
Bu gölü temâşâ edüp bir sâ‘at bağlar içre ubûr etdik. Ammâ bu diyârın bâğları dıraht-ı müntehâ karaağaçlar üzre mâr-ı ecel gibi sarılmış üzüm asmalarıdır. Tilki ve çakal havfinden bâğları zemînde olmayup cümle ağaçlardadır. Ammâ gûnâ-gûn lezîz ve âbdâr şıralı engûrü olur. Bu bâğları ubûr edüp,
EÇS IX Y64a–Y64b
Sığla sancağında yüz elli akçe kazâ ve nâhiyesi kırk pâre kurâdır. Şehri Vâlide Sultân hâssıdır, voyvadası hâkimdir. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve a‘yânı vardır. Sivrihisâr derler, ammâ hisârdan Y 64b bir alâmet yokdur. Ammâ bu şehrin garbında gördüğümüz mezkûr bâğlar içre kal‘a-misâl kudretden kayalar vardır, gûyâ kal‘alardır. Ol ecilden buna Sivrihisâr derler.
EÇS IX Y64b
Ve bu şehrin poyraz tarafında dörd sâ‘at ba‘îd merkûm Urla şehridir kim deryâya karîb boğaz yerdir. Urla'nın orta mahallesidir. Beri tarafda dahi bu Sivrihisâr dahi Sığla boğazına bir sâ‘at yerdir. Bu zikr olunan Urla boğazıyla Sığla boğazı mâbeyninde tâ Çeşme kal‘asına varınca on sekiz sâ‘at Çeşme burnu olmuş olur.
EÇS IX Y64b
Eşkâl-i zemîn tasvîr olundukda bu gûne yazıla. Ve yüz mîl burun olduğu dahi pergâr hesâbiyle yazıla.
EÇS IX Y64b
Ammâ bu Sivrihisâr dörd mahalle ve dörd kiremitli ve minâresi tulalı müfîd ü muhtasar câmi‘lerdir. Mahkeme kurbunda Müftî Efendi câmi‘i ve Depecik câmi‘i ve Ulu câmi‘ ve Topraklık câmi‘i. Bunlardan mâ‘adâ zâviyelerdir.