EÇS IX Y68b
Ve bu câmi‘ içre iki mü’ezzin soffaları üzre olan mü’ezzinân mahâfilleri gerçi haşebdir ammâ her birin birer üstâd-ı kâmil arz-ı ma‘rifet edüp var kuvvetin bâzûya getirüp yed-i tûlâların ayân ü beyân etmişler. İki aded mahfileyndir ve birer tarz-ı acîb ü garîb musanna‘ âsârlardır.
EÇS IX Y68b–Y69a
Ve bu câmi‘in yemîn ü yesârında iki tahtânî soffaların sol tarafındaki soffa pâdişâhlara mahsûsdur. Sağ cânibindeki Hazret-i Risâlet-penâh'ın hırka-i şerîfi soffasıdır. Bu iki soffaların dahi şebeke kafesleri birer gûne Fahrî oyması gibi oyulmuşdur kim cihân ressâmları tarhında Y 69a âcizlerdir.
EÇS IX Y69a
Ve bu câmi‘in cânib-i erba‘asında revzenleri yokdur. Ancak câmi‘ içre ziyâ bahşi cânib-i erba‘asındaki billûr ve necef ve moran câmlardan ve yedi aded kapular üzre şebeke kafeslerden câmi‘in derûnu münevver olur. Ve bir kaç câmlar hırka-i şerîf soffası üzredir. Ammâ hırka-i şerîf Âsitâne-i sa‘âdet'de Hazîne'dedir. Bunda sandûkası vardır. Teberrüken ziyâret olunur. Ancak bu câmi‘de bir kûfî Kelâm-ı kadîm vardır, Hazret-i Osmân hattıdır deyü hâs [u] âm ziyâret ederler.
EÇS IX Y69a
Ve bu câmi‘in hareminde olan ruhâm döşeme bir diyârda yokdur. Meğer Mısır'da Barkûkıyye câmi‘inde ola. Eyle musaykal ve mücellâ haremdir kim âdemin reng-i rûyi nümâyândır. Ammâ pâbûç ile gezilmez zîrâ câmi‘dendir. Ve şa‘şa‘a-i haremden benî âdemin gözü hîrelenir gûyâ âyîne-i İskender'dir. Q 35b
EÇS IX Y69a
Ve bu haremin cânib-i erba‘asındaki soffalar üzre gûnâ-gûn amûd-ı ra‘nâlar var. Bir kaçı zelzeleden münhedim olmuş.
EÇS IX Y69a
Ve bu harem-i mücellânın tâ ortasında bir âbdest havz-ı azîmi vardır. Bu dahi sihr-i i‘câz bir musanna‘ havz-ı Hanefîdir.
EÇS IX Y69a
Ve bu haremin üç kapusu var. Sol tarafdaki kapudan hareme on beş kademe taş nerdübân-ı âlî ile urûc olunur. Ve bu bâb-ı sa‘âdetin atebe-i ulyâsı üzre beyâz mermer kitâbeler içre celî hat ile bu âyet-i şerîf yazılmışdır: Âye[t]:
EÇS IX Y69a
âyeti tahrîr olunmuşdur. Ve bu âyetin altında:
EÇS IX Y69a
Ve haremin sağ kapusundan aşağı şehre on ayak yine mermer-i hâm nerdübân ile enilir. Bu kapunun kemeri üzre bu câmi‘in târîhi tahrîr olunmuşdur kim târîhi budur:
EÇS IX Y69a
"Bismillâhirahmânirrahîm, Bi-inşâi hâze'l-câmi‘, es-sultânu'l-a‘zam, mâlikü rikâbi'l-ümem, es-sultânu'l-islâmı ve'l-müslimîn, fahrü'd-devleti ve'd-dîn, Îsâ bin Mehemmed bin Aydın, halledallâhu mülkehu. Fî sene seb‘a ve seb‘în ve seb‘i mie. Amelü Alî bin Musta‘sımî" [777] deyü tahrîr olunmuşdur.
EÇS IX Y69a
Ve haremin kıble kapusu mesdûddur, zîrâ ol tarafda cemâ‘at yokdur, harâbdır. Ve bu câmi‘[in] bir tabaka bir minâre-i mevzûnu var kim Hüseynî makâmı kadar bâlâdır ve bir makâm-ı Habeşî binâ-yı ra‘nâdır. Ve serâpâ bu imâret rusâs-ı nîlgûn ile mestûr bir câmi‘i nûrun alâ-nûrdur kim ürd-i behiştden nişân verir bir câmi‘dir. Beyt:
EÇS IX Y69a
Ra’eynâ câmi‘e'd-dünyâ cemî‘an,Ve lâkin mâ ra'eynâ misle hâza.
EÇS IX Y69a–Y69b
Ve'l-hâsıl bu câmi‘in hüsn cihetinde ve letâfet [ü] zerâfeti yüzünde vech-i arzda eyle bir kâr-ı benî âdemiyân binâ olunmamışdır kim âdem oğlanı anın vaz‘-ı beyânında âciz ve kâsırdır. Eğer mâ-vaz‘ı üzre evsâfın tahrîr eylesek Y 69b evkâf-nâmesi gibi bir mücelled seyâhatnâme olur. Ammâ böyle menhûs vîrân şehir içinde cemâ‘atsiz kalmış bir câmi‘-i garîbdir. Ancak sağ tarafında imâm ve hatîb ve kayyım ve sâ’ir huddâmân mürtezikîn hâneleri vardır. Ve her cum‘a ve bâzâr günleri ve şeb [u] rûz evkât-ı hamsede cemâ‘at ve züvvârînden hâlî değildir. Ammâ izdihâm cemâ‘ati yokdur. Ve's-selâm, ammerallâhu ile'l-kıyâm.
EÇS IX Y69b
Ziyâretgâh-ı Ayasuluk: Evvelâ sûk-ı sultânîye karîb bir kubbe-i âlî içinde sultân-ı şer‘-i mübîn ve müfessir ü musannifîn eş-Şeyh Hazret-i Şehâbeddîn, ulemâ-yı (---) dendir. Sivas'da ümerâ-yı Dânişmend'den Melik Beğzâde Cenânî Beğ'in abd-i müşterâsıdır kim Gürcistân'da yine begzâdelerden Dâdyânü'l-asl bir kimesne imiş. Âlem-i sabâvetinde sâ’ir sıbyânlar ile lû‘b [u] lehve meşgûl olmayup şehr-i Sivas'da Şa‘îrîzâde Balaban Efendi'den kırk sene tahsîl-i ulûm edüp fünûn-ı şettâya mâlik olup Şehâbeddîn-i Sivasî nâmıyla şöhre-i şehir oldu. Ba‘dehu Bursa'ya hicret edüp Zeyneddîn-i Hâfî hazretlerinin şeref-i sohbetleri ile müşerref olup anlardan dahi ulûm-ı bâtın-ı ilm-i ledünnü tekmîl edüp anların izn-i şerîfleri ile bir tefsîr-i şerîf te’lîf etmişdir kim beyne'l-ulemâ ve müfessirîn ve muhaddisîn içre Tefsîr-i Şeyh deyü nâm verüp gâyet mu‘teber tefsîr-i nefîsdir kim nazîri yokdur. Kavl-i Muhyiddînü'l-Arabî üzre bu tefsîrde üç bin aded ulûmdan fünûn göstermiş tefsîr-i bî-bedeldir. Kaddesenallâhu bi-sırrıhi'l-azîz.
EÇS IX Y69b
Hamd Îzed'e olsun kim böyle sultânı ziyâret edüp rûh-ı şerîfinden istimdâd taleb etdik. Hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ulu câmi‘de olan hırka-i şerîf bu Şehâbeddîn hazretlerinin seyyidi Âl-i Dânişmendî'den kendülere intikâl edüp Ulu câmi‘e konup ziyâretgâh idi. Ba‘dehu celâlî ve cemâlî tuğyânı mahallinde Ulu câmi‘den ref‘ edüp hâlâ Hâsoda ki Âl-i Osmân'ın sa‘âdet hânesidir, anda mahfûzdur.
EÇS IX Y69b
Ve ziyâret-i eş-Şeyh Toykun Şâh Âl-i Aydın Bay'ıdır ve kabr-i Kurdumân Bay ve merkad-i Gâzî Sığla Bay. P 36a Sığla diyârı serâpâ bunların fethi olduğuyçün Sığla vilâyeti derler.
EÇS IX Y69b
Andan kal‘anın şarkîsi tarafında kubûr-ı Âlî Aydıniyâ[n] Şâh Îsâ ve Şâh Mehemmed Bay ve Şâhbeği Bay ve Şâh Kerrâr Bay ve niçe bin ziyâret-i selef selâtînleri var, zîrâ şehr-i azîm ve taht-ı kadîm bir şehir idi.
EÇS IX Y69b–Y70a
Ve zamân-ı kadîmde bu şehre cereyân eden su kemerleri kal‘anın şarkî tarafında nümâyân tâk-ı Kisrâ kantaralarından nişân verir bir âsâr-ı azîmelerdir. Anlara karîb temâşâ-yı meşâd-ı Dahhâk-i Mârî derler bir meşâd-ı tavîldir. Ahâlî-i şehir Y 70a "Dahhâk bunda yatır" derler. Ammâ ba‘zı tevârîhde Acem'de Kâve-i Âhenger elinde katl olup Acem'de yatır derler. Ammâ Yanvan tevârîhinde "Dahhâk'ın oğlulları babalarının lâşe-i murdârın Ayasuluğ'a getirüp defn edüp meşâdı üzre cesed-i Dahhâk'i timsâl etdi" derler.
EÇS IX Y70a
Hakîkat bir uzun mezâr üzre bir beyâz mermerden bir mehîb cüssedâr âdem sûreti edüp iki ketiflerinde birer ejderhâ kelleleri edüp Dahhâk'ın nâ-mübârek başını ısırır şekilli tasvîr olunmuşdur. Ve "Dahhâk-i Mârî'nin omuzlarında bu ejderhâların hâsıl olmasına sebeb şeytândır" deyü anın dahi eşkâlin bir siyâh kara yüzlü ve kör gözlü kanatlı melek sûretinde kara kayadan bir İblîs-i pür-telbîs sûreti etmişler kim görenin gülmeden aklı gider, bir mudhik eşkâldir. Ammâ bu İblîs'in temâşâsına gelenler seng-sâr edüp bu kadar bin yıldan berü taş yiye yiye bir gözün dahi çıkarmışlar. Allâhu a‘lem, ol gözin dahi çıkaran İsmâ‘îl nâm ola. Bu kadar zamândan berü hacerâta siper-i lâ‘net olmağile perr ü bâlinden ve pâyleri ve kolundan bir vücûdu kalmamış. Allâhu a‘lem Mekke'de Mîne bâzârında yetmiş bin huccâcın recemât hacerlerinin darbı bu İblîs tasvîrine dahi isâbet etmiş gibi. Ve bu eşkâl-i İblîs Ayasuluk'da Dahhâk mezârı önünde pâymâl-i rimâl olup yatır.
EÇS IX Y70a
Ve yine bu mahallere karîb Q 36a Dahhâk'ın niçe tevârîhlerde hikâyesi mufassaldır. Ancak bir âdil kimesne idi. İblîs aşçıbaşısı olup Dahhâk'ın iki omuzlarından öpüp ketiflerinden birer yılan zâhir olup nafakaları birer âdem beynisi idi. Bu hâl ile niçe bî-günâh halkı kırup tâziyâne ile döğüp zulme başladı. Âhir Ferîdûn asrında Kâve-i âhenger elinden katl oldu. Be-kavl-i Tevârîh-i Taberî, Sâm bin Nûh silsilesi müntehîdir. Âhir putperest olup Nûh Nebî dîne da‘vet edüp kabûl etmeyüp bin yıl mu‘ammer olup pâdişâh olmuşdu.
EÇS IX Y70a
Meşâd-ı sâhib-i câm-ı Cem Melik Cemşîd-i cem-hışım azîmü'ş-şân bir pâdişâh idi. Bin sene mu‘ammer olup yedi yüz yıl pâdişâh oldu.
EÇS IX Y70a
Bu dünyâda üç bin aded sanâyi‘ât te'lîf etmişdir. Cümleden biri te'lîf etdüği üç yüz kubbeli ve bin kurnalı hammâmı bu Ayasuluğ'dadır. Hâlâ âsâr-ı binâları zâhirdir. Ve çadırı ve gözlüğü ve sâbûnu ve bârûd-ı siyâhı ve ta‘lîm-i şeytân ile şarâb-ı bî-hicâbı ve niçe bin sanâyi‘ât makûlesi eşyâları bu Cemşîd peydâ etmişdir.
EÇS IX Y70a
Ve bahs-ı ilim etmek ve silâh düzmek ve ibrîşim peydâ edüp elvân boya boyamak ve hayvânât derisin dibâğat edüp kürk etmek ve gavvâslık etdirüp deryâdan incü çıkarmak ve şehirden şehire yol açmak ve kireç ve üstübec yakmak ve misk öd gülâb ve reyhân ve kalyemisk ve envâ‘-i ıtrıyâtları ve nefîr ve zurna ve davul ve kiriş yapmak bu Cemşîd peydâ etmişdir.
EÇS IX Y70a–Y70b
Ve zamânında cümle halkı dörd fırka eyledi. Birin ulemâ birin sipâhî ve birin ehl-i san‘at ve birin ehl-i zirâ‘at eyledi. Ve şehr-i İstahır'ı vâsi‘ eyleyüp taht edindi. Ve adl [ü] dâd ederken kendüye cünûn ârız olup rübûbiyyet da‘vâsına başladı. Ve rûy-i arzda olan pâdişâhları Y 70b kendüye tâbi‘ etdi. Lâkin Şeddâd bin Âd mutî‘ olmayup oğluyla Dahhâk'i yer götürmez asker ile Cemşîd üzerine gönderüp Ayasuluğ'da Cemşîd'i kam‘ [u] rem‘ edüp münhezim etdiler. Ve Cemşîd'i erre ile iki bölüp halk-ı cihân şerr [ü] şûrundan emîn oldular.
EÇS IX Y70b
Ve Cemşîd-i anîdin meşâdı bir tavîl mezârdır. Ehl-i Ayasuluk bunda medfûndur derler. El-uhdetü ale'r-râvî.
EÇS IX Y70b
Bu şehrin âb [u] hevâsı gâyet sakîl olduğundan atları ve hımârları ısıtma dutar. Ammâ zamân-ı kadîmde âb [u] hevâsı gâyet latîf imiş.
EÇS IX Y70b
Ve bu şehir hîn-i tahrîrde iki nev‘ üzre tahrîr olunmuşdur. Şehri, Aydın sancağıdır. Kal‘ası Sığla sancağı hudûdudur.
EÇS IX Y70b
Ve mahsûlâtının memdûhu kenevir kettânı ve tohumu vefret üzre hâsıl olur. İçinde develer gezse kenevirin kadd [ü] kâmeti içre at ve katır dahi görünmez, bu mertebe âlî kendiri olur. Ve câ-be-câ bâğ u bâğçeleri vardır. Hudâ ma‘mûr eyleye.
EÇS IX Y70b
Ve bunda âşinâlarımız ile vedâlaşup ve refîkleri alup garb tarafına Ayasuluk sahrâsı içre nîm sâ‘at gidüp,
EÇS IX Y70b
Evâ’il-i a‘sârda şehr-i azîm imiş kim eğer harâbistânını tahrîr eylesek harâb-âbâdın zikrinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi yokdur. Ve gayri meşhûrun zikrinde me’âl-i muhassılı olmayan nesnelerin medhi tatvîlinde melâlet vardır. Ve kesret-i kitâbet olmıya deyü bu Bodurine şehrin temâşâ edüp binâ-yı azîmleri sernigûn olup yatır. Arapça âyeti mazmûnun fehm edüp engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân olduk.
EÇS IX Y70b
Zamân-ı evvelde Ayasuluk şehrile bu Bodurine şehri birbirlerine muttasıl imiş. Ammâ bu Bodurine şehrinin dağlarında mağâralar var kim içinde deryâ-misâl âdem gezse gâyib olur. Kehfler ve gâr ve sarâylar ve devdehhâneler var kim âdem hayrân olur. Ve hâlâ bu vîrân içre bir havz-ı azîm vardır, cihân halkı lümûm ü hücûm edüp suyunu taşısalar deryâda katre-misâl kadar eksilmeye. Seng-i hârâdan kesme aşren fe-aşr bir havuzdur. Ehl-i beled mutalsamdır, derler. Bu havuza hâ’il kûh-ı balâ üzre,
EÇS IX Y70b
Kal‘a-i Bodurine: Kahkahâ-vâr bir kal‘a-i üstüvârdır. İçinde Ayasuluk ve Kuşadası şehirlerinin çobanları sâkin olurlar. Abâdân imâret yokdur ammâ cânib-i erba‘asında Ayasuluğ'un nâhiye kurâlarının her biri kasaba-misâl kurâlardır.
EÇS IX Y70b–Y71a
Bu şehr-i harâbdan Y 71a bir sâ‘at garba gidüp bir vâsi‘ öz içre iki sâ‘at kıbleye giderken P 36b zamân-ı kadîmde Ayasuluğ'a gider su kemerlerin seyr [ü] temâşâ ederek ubûr edüp bu kemerlerin nısfın sâhibü'l-hayrât ta‘mîr ü termîm edüp iki merhale yerden âb-ı nâbın Kuşadası'na getürmüşler.
EÇS IX Y71a
Bu kemerleri temâşâ ederek Ayasuluk'dan üç sâ‘atde mahsûldâr kurâlar içre güzer ederek,
EÇS IX Y71a
Evsâf-ı kal‘a-i dâr-ı murgân ya‘nî Kuşadası şehri
EÇS IX Y71a
Sene (---) târîhinde Q 36b fâtih-i Bağdâd-ı behişt-âbâd Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ binâsıdır. Be-dest-i Kapudan Receb Paşa. Sığla sancağında Öküz Mehemmed Paşa'nın mu‘âf [u] müsellem evkâfıdır.