EÇS IX Y95b
Ve a‘yân-ı vilâyet eydir: "Şehrimizin cânib-i erba‘asında yigirmi binden mütecâviz kaynak uyûnlar vardır" deyü fahirlenirler. Ve hakîkatü'l-hâl yine sözlerinde sâdıklardır. Âb-ı hayâtının kesretinden bu şehre Denizli derler. Ammâ zâlim şehir hıyâbân içre olmağile sivrisinek gâyet çokdur, ammâ yayla bâğlarında sinek yokdur.
EÇS IX Y95b
Ve cümle halkı bâğlarında sâkin oldukları ecilden ehl [ü] ıyâlleri birbirlerinden kaçmak yokdur, zîrâ cümle birbirlerine akrabâ-misâl olmuşlardır.
EÇS IX Y95b
Ve câ-be-câ mahbûb u mahbûbeleri çokdur. Ve ekseriyyâ halkı mâvî ve beyâz bez ferrâce geyerler. Ve zenâneleri dahi beyâz izâr ve muhayyer ferrâce geyerler.
EÇS IX Y95b
Ve halkın müsâfirîn ile ihtilâtları sehel ca‘lîdir, zîrâ şehirleri Anatolu diyârının bir köşesine vâki‘ olmuş memerr-i nâs yeri değildir. Anıniçün kimse ile hüsn-i ülfet etmeği bilmezler bir alay tüccârân-ı Etrâkândır.
EÇS IX Y95b
Ve memdûhâtından pembesi ve pembe ipliği ve beyâz ve rakîk ü nazîf sâdelik bezi, Acem bezinden latîf olur. Niçe bin yük bezi Rûm vilâyetine müstevlî olur, başka bâzergânları vardır. Ve cemî‘i halkının kâr [u] kisbleri beyâz bezdir.
EÇS IX Y95b
Der-ziyâret-i şehr-i Denizli: Evvelâ Ak Sinân Sultân ve Ahi Duman Sultân ve Karacaoğlan Sultân ve Hızırlık Sultân.
EÇS IX Y95b
Ve Ahi Evran Sultân: Hacı Bektaş-ı Velî ve Monlâ Hünkâr ve Şems-i Tebrîzî ve Sadreddîn-i Konevî hazretleri ile hem-celîs ve hem-enîs olmuş ulu sultândır kim niçe keşf [ü] kerâmâtları zâhir ü bâhir olmuşdur. Cümle kerâmâtından biri Kayseriyye'de tabbâğlık ederken "Mîrîye öşür vermez" deyü bir gammâz hâkime gamz eder. Derhâl hâcibler varup Ahi Evran'ı kayd-bend etmeğe kasd edince hemân dükkân içinde bir evran zâhir olup avânlar üzre hücûm edince hacîblerin cümlesi bî-cân firâr ederek hâkime gelüp kıssa-ı serencâmların nakl edüp ba‘dehu Ahi Evran'a i‘zâz edüp anıniçün Ahi Evran ya‘nî evran kardaşı demek olur. Ba‘dehu Kayseriyye'den hicret edüp bu Denizli şehrinde garîk-i rahmet olup gavvâs-ı Bârî olup yatır. Kırşehri'nde bir Ahi Baba vardır, ammâ bu Ahi Evran Baba değildir. Esnâf-ı tabbâğânın pîşkademleridir kim tabbâğlara Ahiler derler.
EÇS IX Y95b
Ve Yeni câmi‘ kurbunda Ca‘fer Ağa hânı dibinde İmâm Sultân. Ve bu hân kâr-ı kadîm bir hân-ı azîm imiş. Mürûr-ı eyyâm ile harâbe olup Melek Ahmed Paşa'nın ağalarından Ca‘fer Ağa Denizli hâkimi iken ta‘mîr ü termîm edüp İmâm Sultân âsitânesine vakf eyledi. Hân kapusunun sol cânibindeki köşede bir beyâz mermer üzre târîh-i kadîmi budur:
EÇS IX Y95b
"Fî eyyâmi devleti's-Sultâni'l-a‘zam zıllullâhi fi'l-‘âlem Gıyâsü'd-dünyâ ve'd-dîn Keykâvus bin Keyhusrev bin Mukîm Emîrü'l-mü'minîn el-abdü'z-za‘îf Karasunkur bin Abdullâh, fî sene seb‘ ve sitti mi'e." [607]
EÇS IX Y95b–Y96a
Ve bu hâna karîb ziyâret-i Kapu Erenleri ve Memi Dede ve Ya‘kûb Dede Y 96a ve Baba Sultân ve Ayaklı Baba ve Fethî Baba ve Şâhîn Baba ve Ziyâret Baba ve Yakîn Baba ve Şekûr Gâzî Baba ve Hacı Seher(?) Sultân hazretleri, bir mesîregâh kûh-ı bülendin zirve-i a‘lâsında medfûndur.
EÇS IX Y96a
Ve Uzunca Hayreddîn Sultân ve Çomaklı Baba ve Karaöyük Baba ve Didiği Baba Sultân.
EÇS IX Y96a
Ve niçe bin kibâr-ı evliyâullâhlar vardır, ammâ meşhûr-ı âfâk erenler bunlardır. Ve bir kaç gün meks etmede hemân ancak bu sultânlara birer Yasîn-i şerîf hedâyâlar ile varup âşinâlık Q 49b P 49b kesb etdik. Beyt:
EÇS IX Y96a
Derd-i aşkı çekmeyen aşkdan velî bîgânedir,Bî-vesîle her kişi sultâna olmaz âşinâ.
EÇS IX Y96a
ebyâtı mazmûnu üzre hamd-i Hudâ her kibâr-ı evliyânın kabr-i şerîfin ziyâret edüp ekall mertebe bir Fâtiha-i şerîf-i seb‘u'l-mesânî hedâyâ ile varup rûh-ı şerîflerin yâd eyledik. Kaddesenallâhu bi-sırrıhi'l-azîz.
EÇS IX Y96a
Ba‘dehu bu şehrin a‘yâniyle vedâlaşup ve bir kaç boğası bezler hedâyâlar ve refîkler alup şimâl cânibinde bâğ u bâğçeler içre ubûr ederek yine Honaz kal‘ası altından ubûr ederek altıncı sâ‘atde,
EÇS IX Y96a
(---) sancağı hâkinde (---) ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi (---) kurâdır. Kethudâyeri ve serdârı vardır ammâ müftîsi ve nakîbi yokdur. Ve kasabası bir düz yerde vâki‘ olmuş dörd yüz elli türâb örtülü hânelerdir.
EÇS IX Y96a
Ve (---) mahalle ve (---) mihrâbdır. Cümleden cemâ‘at-i firâvânlı (---) câmi‘i (---) câmi‘i (---) mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS IX Y96a
Ve mekteb-i sıbyânı ve hammâmı ve hânı ve bir kaç dükkânı vardır, ammâ bezzâzistânı yokdur. Ve tabbâğhânesi çârsûnun altında büyük Akgöz bınarı yanındadır. Bu nehir Menderes nehrinin başıdır. Bu şehrin bâğı ve bâğçesin rey eder. Ve âb [u] hevâsı hûbdur. Mahbûb u mahbûbesi merğûbdur. Gerçi Türkistân şehridir ammâ hayli zarîf ü pür-ma‘rifet fasîhü'l-lisân ve belîgu'l-beyân sözün dinler me’âl ve hâl anlar çelebileri vardır. Ve Işıklı şehri olmağile Işıklı âşıklarına aşk olsun. Pür-şevk ve ehl-i zevk âşıkları vardır. Ve ekseriyyâ ahâlîsi sipâhdır, zîrâ hussânü'l-ciyâd misilli küheyl atları olur.
EÇS IX Y96a
Andan (---) cânibine (---) sâ‘at ma‘mûr kurâlar ubûr edüp,
EÇS IX Y96a
Kasaba-i Dinler: Işıklı kazâsı nâhiyesidir ve (---) (---) hâkimidir. Ve şehri bir düz yerde vâki‘ olmuşdur kim cümle altı yüz toprak sütûhlu hânelerdir. Ve cümle (---) mahalle ve (---) mihrâbdır. (---) câmi‘i (---) (---) (---) mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS IX Y96a
Ve hammâmı ve hânları ve dükkânları vardır, ammâ bezzâzistânı yokdur. Ve âb [u] hevâsı latîf olduğundan bâğ u bâğçesi çokdur. Andan ma‘mûr [u] âbâdân Türkistân kurâları içre ubûr ederek sekiz sâ‘atde,
EÇS IX Y96a
Evsâf-ı kal‘a-i Uluborlu: (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS IX Y96b
Andan sahrâ-yı Davaz'ın şarkî tarafı ucunda,
EÇS IX Y96b
Kazâ-i Vakf-ı karye-i Kızılca Börklü: Yüz elli akçe kazâdır. Aydın sancağı hükmündedir ammâ Menteşe hâkinde vâki‘ olmuşdur. Ve yüz elli türâb örtülü bâğlı ve bâğçeli ve bir câmi‘li ve hammâm esvâksız bir belde-i müslimîndir. Serdârı Şişli Hacı demek ile ma‘rûf bir ehl-i vukûf sâhib-i kelâm ve makbûl-i hâs [u] âm kimesnedir kim hâs [u] âmma sofra-i bî-imtinânı mebzûldür. Andan garb tarafına 5 sâ‘atde,
EÇS IX Y96b
Sovulmaz Bâzârı: Sovulmaz dağıyla nehr-i Sovulmaz kenârında bir gün bir gece azîm bâzâr olur. Ve bu nehr-i Sovulmaz nehr-i Bozdoğan'ın başıdır kim enüp Bozdoğan kazâsı kasabası içinden cereyân ederek Köşk şehri önünde nehr-i Menderes'e mahlût olur. Ve bu Sovulmaz bâzârı mahalli Menteşe hâkidir. Andan garba giderken Davaz sahrâsının tâ vasatında kırk âb-ı hayât bınarlar kaynayup cereyân ederek Sovulmaz deresine varır, karuşup andan nehr-i Bozdoğan olur ve Kırkbınar'ı ubûr edüp bir sâ‘atde,
EÇS IX Y96b
Kasaba-i Tilkili: Üç yüz türâb örtülü hâneli ve bir câmi‘li ve bir mescidli ve bir hânlı ve bir küçük hammâmlı ve bir kaç dükkânlı kasabacıkdır. Davaz kadısı ve serdârı ve kethudâyeri bunda sâkin olurlar. Yüz elli akçe şerîf kazâdır ve 32 nâhiye kurâları var. Menteşe paşasının hâssı ve subaşılığıdır. Bir dere kenârında âb [u] hevâsı latîf bâğlı bâğçeli bir yerdir. Ve yeniçeri serdârı Elhâc Bekir Ağa hakîre refîkler verüp Davaz vâdîsi içre 3 sâ‘atde,
EÇS IX Y96b
Yûnâniyân binâsıdır kim evc-i âsumâna ser çekmiş bir şâhîn ve zağanos ve bâz yuvalı kal‘a-i Davaz'dır. Sene (---) târîhinde Menteş Bay oğullarından Mirzâ Bay feth ederken ceng [ü] cidâl esnâsında, "Kal‘ada âdem az" buyurmuşlar âdem azdan galat beyne'l-Etrâk Davaz kal‘ası derler. Mâ-tekaddem kadı bunda sâkin imiş. Hâlâ yine paşa hâssıdır.
EÇS IX Y96b
Ve kal‘ası Davaz sahrâsının cenûbunda ve bir mürtefi‘ yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ bir yed-i kudret kal‘a-i serâmeddir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin adımdır. Ve ancak cânib-i şarka nâzır bir demir kapusu vardır. Bu kapu önüne çâh-ı gayyâdan nişân bir handakı var. Celâlî tahassun etmesin içün kazmışlar, mürûr-ı eyyâm ile rimâl türâb ile pür olmuş. Eğer tathîr olunsa bu kal‘a sedd-i Ye’cûc-misâl olurdu, zîrâ bu kal‘a kayasının cânib-i erba‘ası çâh-ı gayyâ ve derk-i esfelden nişân verir.
EÇS IX Y96b–Y97a
Ammâ taşra kal‘asının ba‘zı yerleri münhedim olmuşdur. Ammâ hâlâ iç kal‘ası gâyet ma‘mûr ve hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i bî-bedeldir kim mezkûr yalçın kayanın bir sivri burnu üzre âsumândan ve murg-ı zeyrekden gayri havâlesi yokdur. Lâkin gâyet küçük iç kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç yüz adımdır. Ve dîvârının kaddi elli Y 97a zirâ‘-ı melikî âlîdir. Ve içinde elli aded türâb örtülü hâneleri vardır. Bir câmi‘i var ve dizdâr bunda sâkindir. İç el olmak ile neferâtı yokdur. Ve hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârı yokdur.
EÇS IX Y97a
Ammâ taşra kal‘a vâsi‘dir. Cümle üç yüz toprak örtülü ma‘mûr u âbâdân hânelerdir. Ve cümle beş mahalle ve beş mihrâbdır. Ve on aded esvâk-ı muhtasarı ve bir hânı ve bir kesîf hammâmı ve üç mekteb-i sıbyânı ve üç sebîli ve iki tekyesi ve altı zâviyesi var, ammâ bezzâzistânı ve imâret-i it‘âmı yokdur.
EÇS IX Y97a
Ve bu kal‘a içre bâğ u bâğçe dahi yokdur, ammâ câ-be-câ üzüm asmaları ve köhne eşcâr-ı acîbeler vardır. Cümle bâğları kayanın garbında bir top menzili ba‘îd Kepez(?) dağı dibinde üç bin aded bâğ-ı mahsûldâr ve her bâğda bir bâğdârı vardır, dar değildir, vâsi‘ evlerdir. Cümle ehl-i kal‘a altı ay bâğlarında sâkin olup mahsûl alırlar.
EÇS IX Y97a
Ve bu kal‘anın cânib-i şarkında kal‘a temeli altında bir yalçın kaya içinden bir âb-ı hayât su kaynayup çıkar, gûyâ buz pâresidir. Cümle ehl-i kal‘a bu mâ-i zülâlden def‘-i atşân ederler. Aceb sun‘-ı Hudâ'dır kim bu kal‘adan balâ bir kûh dahi yokdur kim andan gelir deyü mülâhaza oluna. Sübhâne'l-Hallâku'l-Bâkî bu âbından gayri hevâsı dahi latîfdir.
EÇS IX Y97a
Ziyâretgâh-ı kal‘a-i Davaz: Evvelâ taşra kal‘ada tekye-i Karaca Ahmed Sultân, aceb âsitâne-i azîmdir. Sarı Baba Sultân ve Ilkınlı Sultân ve Kepez Dede ve Alî Balı Dede ve Gülüm Dede. Bu kibâr-ı evliyâullâhlar cümle bu tekye-i kadîmin sâhasında medfûnlardır.
EÇS IX Y97a
Ve bu Davaz kal‘asından cânib-i cenûba çamlı beller ve mahûf [u] muhâtara yollar aşup dörd sâ‘atde,
EÇS IX Y97a
İskele hânı: Sultân Keykubâd binâsı bir bî-emân yerde serâpâ kârgîr binâ bir hân-ı ra‘nâdır, ammâ küçükdür. Ve nehr-i İskele'nin kenârındadır. Ve,
EÇS IX Y97a
Ayn-ı İskele: Yine İskele dağlarından tulû‘ edüp Nâzlı sahrâsında Arpaz kazâsından cereyân ederek nehr-i Menderes'e munsabb olur. Ve bu İskele hânın geçüp üç sâ‘atde,