EÇS IX Y97a
Yelen hânı: Bu dahi çamlı dağlar ve ahlât armudu ormanları içinde bir küçük hândır. Andan yine cenûba üç sâ‘atde,
EÇS IX Y97a
Dede Menteş hânı: Bu dahi bî-emân yerde kârgîr binâ bir ıssız yerde bir küçük hândır. Andan yine çamlı ormanlar iki sâ‘atde,
EÇS IX Y97a
Yumurta hânı: Bir küçük hân-ı kadîmdir. Nehr-i Yumurta bu hân dibinden cereyân edüp nehr-i Menderes'e katılır. Andan üç sâ‘atde yine Q 50b P 50b cenûb tarafına,
EÇS IX Y97a
Yemiş hânı: Çam tahtası örtülü müfîd ü muhtasar bir hân-ı sağîredir.
EÇS IX Y97a–Y97b
İbretnümâ-yı dırahthâ: Ammâ bu hânın cânib-i erba‘asındaki sun‘-ı Hudâ çam ağaçları var kim Cenâb-ı Hallâk-ı mevcûdât kuvvet [ü] kudretin ızhâr içün halk etmişdir kim bu şecer-i müntehâların mislin bir diyârda halk etmemişdir. Her biri evc-i semâya ser çeküp serv-misâl serâmed olup râyiha-i tayyibesinden âyende vü revende ehl-i seferlerin Y 97b demâğları mu‘attar olur.
EÇS IX Y97b
Cümleden biri Çardaklı çam nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir çam-ı bî-bedeldir. Sâyesinde bin esb-süvâr âdem meks etse mümkündür.
EÇS IX Y97b
Ve bir[i] dahi Âdem çamı, bu dahi ibret-nümâ çam-ı ra‘nâdır. Gûyâ bi-emrillâh benî âdem gibi elleri ve kolları ve ayakları ve başı var beli ince, gevdesi cesîm bir sırr-ı acîb çam-ı garîbdir.
EÇS IX Y97b
Ve biri dahi Kuru çam, evce kad çekmiş aslâ yeşil yaprakları yok kuru çam görünür, ammâ yine tâze nihâlleri gayri çamlardan ziyâdedir. Ve dâ’imâ dibinden niçe yüz kantâr katrânı kaynar.
EÇS IX Y97b
Ve biri dahi Semiz çamdır, âdetullâh bunun üzerine cârîdir kim servi ve çam dırahtları serâmed ola ammâ bu Semiz çam gâyet alçakdır ve cüssesin on âdem ancak dirâğûş eder. Ve cüsse ve berkleri bir vâdîyi sâyedâr edüp zıll-ı himâyesinde on bin koyun sâyelenir bir çam-ı cihândır.
EÇS IX Y97b
Ve biri dahi Kemerli çamdır, tarik-ı âmmın iki cânibinde birer çam kudret-i Girdigâr ile hâsıl olup birbirine kavuşup mürûr-ı eyyâm ile yekpâre olup yol üzre kemer-misâl olmuşlar. Cümle râh revende ve devende ol kemerin altından ubûr ederler bir temâşâ çamlardır.
EÇS IX Y97b
Ve biri dahi Kırkkardaş çamı. Hurmâ ve çamın hilkati bir bir hâsıl olmakdır, ammâ bu çam bir kökden kırk aded çam hâsıl olup cümlesi semâya berâber münkalib olmuşlardır. Ve sâyelerinde kırk aded şühedâlar medfûn olduğıyçün Kırkkarındaş çamı derler.
EÇS IX Y97b
Ve biri dahi Çatallı çamdır. Cemî‘i zamânda çam ağacı nahl-i hurmâ gibi bir nihâl-i serâmed olur ammâ bu çam çınâr gibi dallı ve budaklı hâslı olmuşdur.
EÇS IX Y97b
Ve biri dahi Kanlı çamdır. Yaz u kış kanı kızıl kızıl cereyân eder. Tarîk-ı Edhemî'den Selîm Dede nâm bir halîm [ü] selîmi harâmîler bu çam altında mecrûh edüp uryân edüp giderler. Hâlet-i nez‘de merkûm dervîş-i Edhemî eydir:
EÇS IX Y97b
"Ey çam! Benim kanım zemîne senin sâyende düşdüğüne sen dahi kan revân edüp şehâdet eyle" deyü du‘â edüp rûh-ı pür-fütûhı Selîmin teslîm-i hak olup kanı düşüp şehîd olduğu çamın dibinde bir sed üzre medfûndur. Hâlâ ol zamândan berü bu çamdan kan cereyân etmededir. Anıniçün Kanlı çam derler. Yol üzre ziyâretgâh-ı hâss u âmdır.
EÇS IX Y97b
Ve bu bâlâda tahrîr olunan ibret-nümâ çamlar cümle yol üzre vâki‘ olan ibret-nüma çamların her birisinin birer menâkıbları vardır ve niçe kerre yüz bin ibret-nümâ eşcâr-ı garîbeler vardır kim gören âdem vâlih [u] hayrân olur.
EÇS IX Y97b
Ve bu Yemiş hânı etrâfındaki çamları temâşâ ederek yine cenûba üç sâ‘at Muğla şehri ensesinde,
EÇS IX Y97b–Y98a
Yılancık beli: El-iyâzen billâh evce ser çekmiş bir kûh-ı Bîsütûn'dur. Ve bu mahalle tâ Davaz kal‘asından gelince gâh sengistân ve gâh çengelistân ve âdem âdemzât yok, celâlîsi ve harâmîsi çok, mahûf u muhâtara derbend-i calender dağıstân-ı bî-emân on dörd sâ‘atlik yerdir. Bu râh-ı mahûfun cânib-i erba‘ası birer Y 98a ikişer sâ‘at ba‘îd ma‘mûr kurâlar vardır. Ammâ cümle ahâlîsi hâkimlerine serkeş yağı ve dağî ve âsî âdemlerdir. Bu mezkûr kurâların tüfeng-endâz fetâları merkûm çamlı yollara enüp rehzenlik ederler. Gâyet ihtirâz lâzımdır, zîrâ bu dağlar ulu dağlardır.
EÇS IX Y98a
Ve bu mezkûr Yılancık beli eyle cebel-i müntehâdır kim şitâ ve Temmûz'da ve eyyâm-ı Nevrûz'da mâh u sâl zirve-i âlâsı üzre dâ’imâ ebr-i kebûd eksik değildir. Ula şehri ve Muğla şehri sahrâları nümâyân olduğundan mâ‘adâ küşâde hevâda cezîre-i İstanköy ve cezîre-i Rodos ve cezîre-i Hereke ve cezîre-i İncirli azharun mine'ş-şems nümâyândır. Tâ bu mertebe bir kûh-ı Demâvenddir.
EÇS IX Y98a
Bu cebel-i âlîden süflîye piyâde olup sengistân içre renc [ü] anâ çekerek kâmil üç sâ‘atde dâmen-i kûha nüzûl edüp zeyl-i cebelde,
EÇS IX Y98a
Karye-i Dümrük: Üç yüz elli kârgîr binâlı ve bâğ u bâğçe ve âb-ı hayâtlı ve topraklı ve kiremit örtülü hâne-i zîbâlardır kim cümle ahâlîsi müslimlerdir. Ve bir kâr-ı kadîm câmi‘i ve minâresi var. Ve hareminde bir kurşumlu kubbe-i âlî içinde ziyâret-i (---) (---) hazretleri medfûndur. Niçe yüz keşf ü kerâmâtları zâhir ü bâhir olmuş ulu sultândır. Bu kurâ anların âb-ı rûyine âbâdân olmuşdur. Ve yine kendü câmi‘ ve mehbıt-ı pür-envâr türbe-i âlîlerine vakıf olmuşdur.
EÇS IX Y98a
Bu karyenin bir hânı ve bir hammâmı ve on dükkânı ve iki mekteb-i sıbyânı ve hadîka ve gülistân [u] bostânı vardır. Ve hevâsı gâyet latîf olduğundan beyâz kirazı meşhûr-ı ünâs-ı hâss [u] âmdır.
EÇS IX Y98a
Ve bu karyenin şimâlindeki cebel-i müntehânın içinde gâr-ı azîmler var kim içine giren benî âdem gâyib olur. Ve bu karyeden cânib-i cenûba Muğla'nın Kara bâğları sekiz bin adımdır. Ve yine bu karyeden cânib-i garba sekiz bin adım şehr-i Muğla'dır, ve's-selâm. Q 51a P 51a
EÇS IX Y98a
Sene (---) târîhinde Rûm keferesi destinden Menteşe oğlu Dârâhikey vezîri Mûğlı Beğ feth etmişdir. Azîm ceng ü cidâl olmuşdur. Mezkûr Mûğlı Beğ Mâhân memleketinde Hazret-i Risâlet-penâh'ı vâkı‘asında görüp izn-i şerîfleri ile sultânü'l-ulemâ huzûrunda İslâm ile müşerref olup Menteşe oğlu Dârâhikey'e boybeği edüp Muğla kal‘asın feth etdükde mezkûr şehri ismiyle müsammâ edüp Muğla deyü sebeb-i tesmiye olmuşdur. Sonradan îmâna gelmek ile Muğla Beğ derler. Lügat-i Pârsîde mûğ kefereye derler.
EÇS IX Y98a
El-hâsıl mu‘ammer olup dîn-i mübîne çok hidmetler edüp gazâ-yı bî-şümâr etmişdir.
EÇS IX Y98a–Y98b
Ba‘dehu bu şehir sene (---) târîhinde Âl-i Osmân'dan Sultân Murâd-ı Sânî destine girüp kal‘asın münhedim etmişdir. Hâlâ şehrin ensesinde şimâl cânibinde bir yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘acıkdır. Ammâ içinde dizdârı ve neferâtı ve âdemî zâdı yokdur. Ancak öşr-i sultânî gılâli hıfz içün iki anbâr vardır. Ve garba nâzır bir kapusu vardır, dâ’imâ mesdûddur. Ammâ kadîm-i eyyâmda gâyet Y 98b s‘ab kal‘a imiş. Ve cânib-i erba‘ası yalçın kayalar olmak ile handakı yokdur.
EÇS IX Y98b
Ve bu şehir Anatolu eyâletinde Menteşe paşasının tahtıdır. Taraf-ı pâdişâhîden paşanın hâss-ı hümâyûnu 400.800 akçe eder. Alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Ve hîn-i tahrîrde elli iki erbâb-ı zü‘amâ ve üç yüz seksen bir erbâb-ı tîmârı vardır. Ve cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmâr kânûn üzre cebelüleri ile 2.000 asker olur. Ve paşası dahi hîn-i seferde hâssına göre bin merd asker ile sefer eşer.
EÇS IX Y98b
Ve bu şehir üç yüz pâyesi ile şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi 105 kurâdır. Ve şeyhülislâmı ve nakîbüleşrâfı ve kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâsı gâyet çokdur.
EÇS IX Y98b
Ve bu şehir mezkûr kal‘anın kayası dâmeninde vâki‘ olmuş bir şehr-i şîrîndir. Cümle hâneleri iki bin yüz yetmiş ma‘mûr evlerdir. Câ-be-câ toprak örtülü hâneler vardır. Ammâ ekseriyyâ hemvâr tahta örtülüdür.
EÇS IX Y98b
Ve cümle on bir mahalledir ve cümle yetmiş mihrâbdır. Ammâ cümleden cemâ‘at-i kesîreye mâlik tabbâğhâne kurbundaki Eski câmi‘ tarz-ı kadîm toprak örtülüdür. Ve kıble kapusu on üç ayak nerdübân ile çıkılır. Ve bu tarafda haremi yokdur. Ancak yol aşırı tabbâğhâne içinde bir âbdest havuzu var üstü kubbe örtülüdür.
EÇS IX Y98b
Ve bu mahalde Şâhidî hazretlerinin mu‘allimhânesi var kim hâlâ cemî‘i şehrin sıbyânları anda tahsîl-i ulûm ederler. Binden mütecâviz sıbyân vardır. Her kankı diyârda zihn-i sakîm var ise bunda bir kaç ders tilâvet edüp müşkilâtları âsân olup ber-murâd olur. Ve bu mekteb-i sıbyânın kapusu üzre târîhi celî hatt ile böyle terkîm olunmuşdur. Târîh:
EÇS IX Y98b
Makâm-ı sâht sâhib-hayr-ı mün‘im,Mu‘allimhâneî mî kerd kâ'im,Be-emreş Şâhidî mî güft târîh,Mu‘allimhâne âbâdân dâ'im.
EÇS IX Y98b
Ve karye-i Dümrük'de Ulu câmi‘ ve bu şehrin ortasında Kurşumlu câmi‘. Bu şehirde bundan musanna‘ ve müferrih ve binâ-yı latîf kârgîr kubbeli ve haremi latîfli câmi‘-i rûşen yokdur.
EÇS IX Y98b
Andan Şeyh câmi‘i ve Bâzâryeri câmi‘i ve Şeyh Osmân Efendi câmi‘i ve Abdülgaffâr Efendi câmi‘i ve Hacı Dede câmi‘i ve Mustafâ Efendi câmi‘i. Bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir.
EÇS IX Y98b
Ve iki hammâm var. Ammâ Elvân Beğ hammâmı gâyet müzeyyen ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Ve Ahmed Gâzî hammâmı dahi rûşen ve hoşhevâdır.
EÇS IX Y98b
Ve cümle iki yüz dekâkîndir. Gerçi bezzâzistâni yokdur, ammâ cemî‘i zî-kıymet eşyâlar anda mevcûddur.
EÇS IX Y98b
Ve çârsû içinden bir dere cereyân eder, yedi yerden ağaç cisir ve altı yerden kârgîr cisir ile ubûr olunur. Ve kassâbhânesi bu dere üzre vâki‘ olup aslâ bed râyiha yokdur.
EÇS IX Y98b
Ve bu şehirde ulemâ ve talebe çok olmak ile yedi medrese ve on bir mekteb-i sıbyân vardır.
EÇS IX Y98b
Ve iki mihmânhânesi var. Ve Kurşumlu câmi‘ kurbunda paşalara mahsûs bir kârgîr binâ sarây-ı âlîsi var. Ekseriyyâ tahta örtülüdür.
EÇS IX Y98b–Y99a
Ve bu şehir içre yetmiş âb-ı hayât çeşmeleri var. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîf olduğundan mahbûb u mahbûbesi Y 99a gâyet çokdur. Gerçi Anatolu şehirlerindendir ammâ halkı gâyet şehrî ve Fârisî-dân ve garîb-dost kavmi vardır.