EÇS IX Y106a
deyü nevregân ve tilsiman demirleri ile elifleri birer arşın oyup tahrîr etdik. İnşâallâh ol hat şerha verüp mü’ebbed durur. Gören yârân-ı bâ-safâya muhtefî değildir.
EÇS IX Y106a
Ve bu çınâr şehr-i İstanköy'ün şöhre-i şehir olmasına sebebdir. Ve bu mahal cemî‘i zurefâ ve yârân-ı bâ-safâ ve ehl-i urefânın cem‘iyyeti yeridir. Hafizakallâhu Te‘âla.
EÇS IX Y106a
Ve bu çınâr olduğu mahal taşra varoşdadır. İç kal‘anın cenûbunda şekl-i murabba‘ bir sûr-ı azîmdir ve yalın kat Şeddâdî taş binâ kal‘adır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi iki bin adımdır. Ve iç kal‘aya muttasıldır. Başka kal‘a değildir, ancak çınâr tarafı mâbeyninde bir handak var.
EÇS IX Y106a–Y106b
Ve bunun dahi cemî‘i hâneleri kireç örtülü Şeddâdî binâ musanna‘ evlerdir. Cümlesi bin iki yüz Y 106b hânedir. Ve bu varoş içre ancak bir mahalle elli Müselmân hânesi vardır. Mâ‘adâ {900 (yüz)} kefere hânesidir.
EÇS IX Y106b
Ve çınâr altında bir câmi‘dir. Gayri mesâcid ve tekye yokdur. Ve mezkûr câmi‘ tûlen ve arzan altmış ayakdır. Ve içinde amelî altı sütûn üzre tavandır, kubbe değildir. Q 54a P 54a Ve bir taş minâre-i mevzûnu var. Ve iki kapusu var, biri kıble kapusu ve biri kuyu dibinde yan kapudur. Ve gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir, zîrâ bu varoşda bundan gayri câmi‘ ve mescid yokdur.
EÇS IX Y106b
Ve cümle tokuz yüz kefere hânesidir. Ve sekiz kefere mahallesidir. Ve sekiz kenîsedir. Ve bir Yahûdî cemâ‘ati vardır. Amrna Ermeni yokdur.
EÇS IX Y106b
Ve bunda cümle yüz on dükkândır. Ve bezzâzistânı yokdur. Ve bu varoşda kırk satranc nakşı daracık sokaklardır. Ve cümle evleri havlısız daracık evlerdir. Ve cümle Urum avretleri evlerinde şarâb ve rakı satarlar.
EÇS IX Y106b
Ve bu varoşun iki kapusu var, biri şark cânibinde leb-i deryâda iskele kapusudur. Cemî‘i gemiler ol cânibe yanaşırlar, zîrâ gümrük ol cânibdedir. Ve bu yalı kapusunun iç yüzünde bir hammâmı vardır. Çifte değildir, öyleden sonra avretler girir. Ve bu varoşun bir kapusu dahi garb cânibinde büyük varoşa açılır. Ve bu varoşun leb-i deryâda handakı yokdur. Ammâ kara cânibinde üç tarafı handakdır. Hattâ sene (---) târîhinde Cân Arslan Paşa anda muhâfazada iken cemî‘i ahâlî-i vilâyeti cem‘ edüp handakı beş kulaç tathîr etmiş. Murâd edinse deryâ ihâta eder, zîrâ alçakdır.
EÇS IX Y106b
Evsâf-ı ikinci taşra varoş-ı azîm: Ve bu tavsîf olunan rabâtlı varoşun taşrasında cenûbu ve garbında bir varoş-ı azîm dahi vardır. Ammâ kal‘ası yokdur. Hemân bir sevâd-ı mu‘azzam bâğ u bâğçeli vâsi‘ bir şehr-i azîmdir. Cümle iki bin ma‘mûr [u] âbâdân kârgîr taş binâlı ve üzerleri kireç örtülü bâğ-ı İrem-misâl evlerdir. Ve cümlesi on sekiz kefere mahallesi ve yedi Müselmân mahallesidir.
EÇS IX Y106b
Ve cümle beş mihrâbdır. Eski câmi‘ ve Yeni câmi‘ ve Tabahâne câmi‘i. Bu üçü çârsû-yı bâzâr içinde olmak ile cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir ve kârgîr minârelidir.
EÇS IX Y106b
Ve Abdullâh-ı Belhî tekyesi Halvetî âsitânesidir. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Ve mesciddir leb-i deryâda bir âsitâne-i bâğ-ı İremdir.
EÇS IX Y106b
Ve Dede Mescidi ve bâzâr yerinde Meydân mescidi cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve bunlardan mâ‘adâ bu varoşda câmi‘ ve mesâcid yokdur.
EÇS IX Y106b
Ve hân ve imâret ve medrese yokdur. Ammâ yedi mekteb-i sıbyân vardır. Her sene evkâfından yetîmlere hil‘at-i fâhire mebzûldür.
EÇS IX Y106b
Ve bunda Yûsuf Paşa bâğçesi kurbunda bir küçük hammâm nev-binâ oldu. Ve bu varoşda kal‘a dibinde fevkânî mahkeme köşesinden tâ Yeni câmi‘e varınca üç sokak içi mâl-â-mâl iki yüz ma‘mûr u müzeyyen dekâkînlerdir. Gerçi bedasteni yokdur ammâ cemî‘i zî-kıymet eşyâ anda mevcûddur.
EÇS IX Y106b–Y107a
Ve bu varoş ile iç kal‘a mâbeyninde bir liman-ı azîm vardır. Boğazı dolmak ile Y 107a iri keştîler giremez. Ammâ firkate ve kayıklar girir. Eğer tathîr olsa a‘lâ limandır. Sekiz rûzgârdan mahfûz bir limandır. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile dolmuşdur, ammâ tathîr olsa iki yüz keştî alur. Ve hâlâ bu kal‘anın asâleten limanı yokdur. Ancak kal‘anın şark cânibinde demir kuvveti ile yatılır ammâ güntoğusu gâyet pek dokunur ammâ batıdan ve keşişlemeden ve lodosdan halâs olup kal‘a dibinde a‘lâ yatakdır. Ve ba‘zı küçük kayıklar eski limandadır. Ve tabahâne elli dükkândır. Ol mahalde gemiler demir üzre yatırlar.
EÇS IX Y107a
Ve bu İstanköy şehrinin taşra kıble ve cenûb ve garbında iki sâ‘atlik yer bâğ u bâğçe ve bostânı cihânı dutmuşdur. Ve bu adanın öşür alduğu defter hisâbınca bu cezîrede seksen altı bin dölüm bâğdır ve yedi bin limon turunc bâğçesidir. Ve kütüb-i tevârîhânda bu cezîreye Dâr-ı Nârenc deyü tahrîr etmişlerdir. Hattâ limon ve turunc şükûfesi mahallinde altı mîl karşu Bodurum kal‘asında şükûfenin râyiha-i tayyibesi istişmâm olunur, meşhûr-ı âfâkdır.
EÇS IX Y107a
Ve bu cezîrenin âb [u] hevâsı ol kadar latîfdir kim bâd-ı sabâ her bâr esüp benî âdemin reng-i rûyına bâde-i gülgûnuna humret verdiğinden ol kadar mahbûb ü mahbûbesi vardır kim ta‘bîr olunmaz. Ammâ Sakız cezîresinin cüvânı, bunun zenânesi meşhûrdur. Ve gâyet mestûre ehl-i ırz hâtûnları vardır. Hattâ Rûm avretleri bile ehl-i perdedir. Gündüz aslâ avret makûlesi sokağa çıkmazlar. Ammâ yine âşık-perestlerdir. Ve Urum keratsaları yüzü açık gezüp fistân geyerler ve başlarına havlu makrame örterler ve müslim avretleri gûnâ-gûn çuka ferrâce geyerler ve cümle halkı Cezâyir esbâbı geyerler.
EÇS IX Y107a
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından limonu ve turuncu ve kebbâtı ve ağaç kavunu çokdur. Ve on bir gûne limonu olur. Ve hikmet-i Hudâ bir gûne limonu olur, içinde bir küçük limonu dahi var, gâyet lezîzdir. Aceb sun‘-ı Hudâ'dır ki taşrası ekşi içindeki tatlı
EÇS IX Y107a
ve yedi gûne incîri ve âbdâr şeftâlûsu ve yigirmi gûne üzümü olur. Husûsâ Pilili Ahmed Ağa'nın ve Sıyâmîzâde bâğının cem üzümü ve âb-ı cân üzümü ve kaba parmak ve razakı üzümü bir diyârda yokdur.
EÇS IX Y107a
Ve bir vukıyye lüffân nârı sicilde mastûrdur. Ve limon suyu ve limon rub‘u cümle vilâyetlere bundan gider. Husûsâ helvâhâne-i hâssadan ve kilar-ı âmireden Hünkâr helvâcıları ve kilarcıları gelüp iki yüz fıçı rub‘ ve limon suyu çıkarırlar. Her sene bu hidmete me’mûr halîfeler gelüp limon suyun tahsîl edüp mîrî keştîlere tahmîl edüp Âsitane'ye götürürler. Ammâ incîri ve zeytûnu az olur. Ve üzümün kurudup ve niçe kerre yüz bin desti üzüm turşusu yapup Mısır'a götürürler.
EÇS IX Y107a–Y107b
Ve halkı gâyet rencberdir ve gâyet garîb-dost mün‘im âdemleri vardır. Dâ’imâ mezkûr memdûh olan çınâr sâyesinde oturup gâribü'd-diyâr Y 107b olan kimesneleri hânelerine da‘vet edüp ikrâm ederler. Anıniçün Cenâb-ı Bârî anlara ganîmet vermiş. Hudâ ma‘mûr [u] âbâdân eyleyüp halkı masûn u mahfûz ola.
EÇS IX Y107b
Ve bu cezîre rub‘ dâ’ire-i irtifâ‘ı üzre iklîm-i râbi‘dir. Arz-ı beledi (---) ve tûl-i nehârı (---) ve kıblesi Anatolu cânibinde Gökova körfezi içine nâzırdır.
EÇS IX Y107b
Ve bu cezîre sahrâlı ve otlu ve sulu yer olup emn ü eman olmak ile Anatolu cânibinden niçe yüz Türkman obası ve develeri ile gelüp vatan dutmuşlardır. El-hâsıl cemî‘i adalar bî-hâsıldır ammâ bu İstanköy cezîresi cemî‘i adaların Mısır'ıdır. Ve gâyet kâr yeridir hafizakallâh ve's-selâm.
EÇS IX Y107b
Ve bu İstanköy'den cenûb cânibine iki sâ‘at sâfî bâğ u bâğçeler içre zevk u safâ edüp ubûr ederek,
EÇS IX Y107b
Biliyo nâmında bir kefere pehlivânının kal‘ası olmak ile Pili derler. Sene (---) târîhinde içinde olan Urum küffârları Rodos fethin işidüp mâbeynlerinde ihtilâl olup hâkim zâbitleri olan Malta küffârın kılıçdan geçirüp cümle Urumlar kal‘anın miftâhların Kapudan Palak Mustafâ Paşa'ya teslîm edüp anlar dahi Süleymân Hân'a arz ederler. Hâlâ ol ecilden Pili kefereleri Süleymân Hân re‘âyası olup gayri tekâlîfden mu‘âflardır. Bu kal‘anın dahi târîhi: Arapça dır. Arapça
EÇS IX Y107b
Bu dahi Cezâyir eyâletinde Süleymân Hân tevliyeti hükmündedir. Ve İstanköy kazâsı nâhiyesi kazâsıdır. Serdârı ve kethudâyeri İstanköy'dedir. Ammâ dizdârı ve (---) neferâtı vardır. Ve kal‘ası evc-i âsumâna ser çekmiş bir küçük kal‘adır. Cânib-i erba‘ası mahûf u muhâtaralı olmak ile ne cirmde ve kaç adımdır add olunmadı, ammâ küçükdür.
EÇS IX Y107b
Ancak içinde yigirmi hurde neferât evleri vardır. Ve bir Süleymân Hân mescidi var, minâresi yokdur. Ve bir buğday anbârı var, gayri binâ yokdur. Ve kıbleye nâzır iki kat tahta kapusu vardır. Ammâ şâhin yuvası-misâl bir yalçın kaya üzre sarp kal‘adır.
EÇS IX Y107b
Ammâ taşra varoşu kal‘anın kıble ve şarkında bir varoşu var. Kayalı ve dere ve depeli yerde vâki‘ P 54b olmuş biri biri üzre havlısız, daracık evlerdir. Ammâ cümlesi kat-ender-kat kârgîr binâlardır.
EÇS IX Y107b
Ve bunda bir âb-ı hayât su kayalardan Q 54b çıkup aşağı bâğ u bâğçelere cereyân eder. Eyle sovukdur kim mâh-ı Temmûz'da içinden âdem beş taş çıkaramaz. Bu kal‘a bu âb-ı zülâl hâtırıyçün binâ olunmuşdur. Ol sebebden cümle halkının reng-i rûyları humret üzredir. El-hâsıl misli yok bir âb-ı hâzımdır.
EÇS IX Y107b–Y108a
Ve kal‘a kapusunun eşiği dibinde Güzelce Alî Paşa'nın ceddi ve kendüleri bu Pili kal‘asında hâsıl olmak ile bir kârgîr binâ şekl-i murabba‘ bir câmi‘-i müferrih binâ etmiş, bir minâresi ve bir kıble kapusu var ve üstü kireç sıvalıdır. Bundan Y 108a gayri câmi‘ yokdur. Ve bir hammâm ve bir çeşme ve bir havz-ı azîm ve yigirmi dükkân, cümle hayrât Alî Paşa'nındır. Gayri hân ve imâret ve medrese yokdur, ancak iki mekteb-i sıbyân vardır.
EÇS IX Y108a
Ve cümle sekiz yüz kireç örtülü kâ[r]gîr evlerdir. Cümleden ma‘mûr u müzeyyen ve havlılı ve bâğçeli a‘yân-ı vilâyet Ahmed Ağa sarâyı âb-ı hayât suları ve havz u şâzrevânları revân olur.
EÇS IX Y108a
Ve bu şehirden evler mâbeyninde yokuş aşağı gidüp şehirden taşra sâfî bâğ u bâğçeler içre ubûr ederek nîm sâ‘atde Ahmed Ağa'nın bâğ-ı İrem hânesinde bir hafta zevk u safâlar etdik. Eğer bu bâğ-ı İrem sarâyın evsâfın tahrîr etsek tatvîl-i kelâm olur. Ancak şöyle bir bâğdır kim içinde âdem gâyib olur. Yetmiş bin nâr ve incîr ve elma ve emrûd ve şeftâlû ve sâ’ir eşcârât-ı müsmirât vardır. Ol bâğ-ı ferah-fezâ içre olan üzüm ağaçlarının hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Tâ Güzelce Alî Paşa üç bin forsa esîrine binâ etdirmiş. Senede yedi bin guruş mahsûl verir bakçe-i pür akçedir.
EÇS IX Y108a
Andan atlarımıza süvâr olup cenûb tarafına sarp dağ ve taşlıklar aşarak 2 sâ‘atde,
EÇS IX Y108a
Bu İstanköy cezîresinde üç pâre kal‘alar feth olup bu Andimahi kal‘ası gâyetü'l-gâye sarp olrnak ile içinde olan Malta ve Ciniviz küffârları te‘annüd edüp vermeyince Sultân Süleymân Hân Rodos'da iken bu ahvâl mün‘akis olup Kapudan Palak Mustafâ Paşa iki yüz pâre kadırga ile ve İstanköy cânibinden karadan Rüstem Paşa'yı serdâr edüp,
EÇS IX Y108a
"İnşâallâh bir ayda kal‘ayı feth edin, and-ı mâh etdim, yohsa siz bilirsiz" deyü fermân-ı şâhî olunca deryâ ve karadan deryâ-misâl asker hücûm-ı mehcûm edüp Hikmet-i Hudâ bir ayda feth edüp içinde olan cemî‘i küffârı dendân-ı tığdan geçirüp,
EÇS IX Y108a
"Bir ayda feth edin" deyü nefes edüp "And-ı mâh etdim" dedikleri içün Andimahi kal‘ası demesinin sebeb-i tesmiyesi oldur.
EÇS IX Y108a
Bunun dahi târîhi: Arapça dır. Bu dahi İstanköy sancağı hükmündedir. Öşrün beğ alur. Harâcı Süleymân Hân evkâfıdır, mütevellî zabt eder.