EÇS IX Y116b
Ve üç kat kal‘adır. Leb-i deryâda olan dîvârı on arşın âlîdir. Anın içinde olan ikinci kat dîvârı yigirmi arşın bâlâdır. Dahi anın içindeki nârin kulle yigirmi beş arşın yüksekdir. Bu dîvârlar biri biri içinde gül evrâkı-misâl nümâyândır. Ve cümlesi şekl-i müdevver dîvârdır, içinde bir câmi‘i ve yedi su sarnıcı vardır ve kırk havlısız küçük neferât evleri vardır.
EÇS IX Y116b
Ve dizdârı ve üç yüz neferâtı şeb [u] rûz âmâde pür-silâhdırlar ve dâ’imâ dîdebânlık ederler. Ve bu kal‘ada olan balyemez kırkar karış toplar ve şayka topları bir kal‘ada yokdur, zîrâ Âl-i Osmân'ın cemî‘i donanma kadırgaları ve Rodos paşası kadırgaları yaz u kış bunda yatırlar, zîrâ iki kat kapulu limandır ki misli meğer Kırım'da Balıklağa limanı ola.
EÇS IX Y116b
Bu sekiz rûzgârdan emîn bir liman-ı kemîndir ki kenâra bir koltuk bağlayup yatılır. Ve kadırgalar içinde olan forsalardan dahi havf olunup kadırga basamazlar, zîrâ liman ağzında Mendirek kal‘ası kirpi-misâl topları ile ejder-i heft-ser gibi şikâr gözler, gıdâ üzler ve dîdebânları düşman gözler. Ve şeb [u] rûz cümle topları ağızlı ve fitîl elde hâzır olduğu gibi düşmanı dahi hâzırdır.
EÇS IX Y116b–Y117a
Ve liman içine nâzır kat-ender-kat toplar yigirmi şayka topunun içine âdem sığar ve yigirmi topları dahi kırkar karış ve kırkar vukıyye gülle atar. Ve deryâya nâzır kırk pâre balyemez topları var kim Sönbeki Y 117a kıyılarında kuş uçurmaz. Ve şâhî ve saçma topları ile cümle sağîr ü kebîr yüz yedi pâre topdur, zîrâ Rodos kal‘asının cânı bu Mendirek kal‘asıdır.
EÇS IX Y117a
Ve her cum‘a gün Arab kullesinde ve Mendirek kal‘asında gûnâ-gûn filandıra ve sancağ-ı İslâm ile zeyn ederler, Hafizakallâh.
EÇS IX Y117a
Ve bu Mendirek'den şehre giderken liman dîvârı üzre beş yel değirmeni vardır. Anlar dahi her biri birer kulledir. Hîn-i mahalde anlar dahi ceng eder.
EÇS IX Y117a
Bunları geçüp ve Paşa sarâyı altından ubûr edüp Liman câmi‘i önünden tâ liman ağzında büyük Dilindi burnu kullesine varınca dâ’iren-mâdâr bu Kadırga limanı üç bin dörd yüz adımdır.
EÇS IX Y117a
Ve bu Kadırga limanı taşrasında yine poyraz cânibine bir kat azîm liman dahi vardır. Ammâ anda kadırga yatamaz, zîrâ ağzı poyraza ve yıldıza açıkdır, kom gelir. Ammâ kalyon ve şayka bir demir üzre yatır. Ve Kadırga limanına bu limandan girilir. Kadırga limanına bu liman siper olmuşdur. Ve bu limanların bu tarafı ağzında Mendirek kal‘asına mukâbil birer kulle-i metîn vardır. Ve bu Kadırga limanı beş yüz pâre gemi alur ve taşra liman bin pâre gemi alur. Ammâ sehel açıkdır. Ve bu limanlar Rodos kal‘asının poyraz cânibine vâki‘ olmuş koltuk limandır ve gâyet meşhûr-ı âfâk limanlardır. Ve bu Kadırga limanında Tershâne gözlerinde Süleymân Şâh'ın bindiği Yeşil Melek kadırgası felenkler üzre karada durur. Ve bu mahalde liman kenârında Rodos paşası sarâyı içli taşralı fevkânî sarây-ı âlîdir ve kurbunda Tershâne mühimmâtı ile leb-ber-leb mahzenler vardır.
EÇS IX Y117a
Ve bu mahalde Liman câmi‘i cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve bu mahalle karîb liman kenârında bir köşede Kapudan Bekir Paşa'nın dörd göz çeşme-i âb-ı hayâtı var kim cemî‘i âyende vü revende keştîbân andan sulanırlar. Her gözü âdem kolu kalınlığı-misâl cereyân edüp cümle mahlûkât andan def‘-i atşân eder, aceb Q 58a hayrât-ı azîmdir. Ve çeşmeler üzre târîhi budur: P 58a
EÇS IX Y117a
Sâhibü'l-hayrât Bekir Paşa kimFeyz-i Hakkile velî deryâdırBahr ü berre eser-i hayrâtıÂlem-ârâ vü cihân-pîrâdırYapdı bu çeşme-i Kevser-meşrebKatre-i âb-ı hayât-efzâdırTeşneler alsa n'ola etrâfınReşhası rûha safâ-bahşâdırSâl-i itmâmına târîhi tamâmÇeşme-i sâf-i Bekir Paşa'dır Sene 1042.
EÇS IX Y117a
Ve bu âb-ı nâb-ı ayn-ı hayâtın kurbunda ve cânib-i erba‘asında sadrenc nakşı tarh olunmuş sun‘-ı Hudâ kırk çınâr-ı müntehâ var kim âyende vü revendeye mihmângâh ve ârâmgâh [u] namâzgâhdır ve mesîregâh ü teferrücgâhdır.
EÇS IX Y117a–Y117b
Ve bu limanlara havâle Freng hisârıdır. Cümle topları ve burc u bârûları bu limanlara nâzır çâr-kûşe Freng hisârıdır, gâyet sarpdır. Ammâ taşra kal‘anın ana dîvârına muttasıl değildir. Y 117b Ortahisârın yıldız tarafı ucundadır ve dâ’iren-mâdâr cirmi seksen yüz adım ihâta eder kal‘a-i şîrînkârdır. Ammâ bâlâda tahrîr olunan adım hisâbına dâhildir. Ve ancak cenûb cânibine nâzır bir kapusu var. Ve içinde cânib-i erba‘ası kâr-ı küffâr sarây-ı âlîlerdir, cümle revzenleri aşağı şehre ve limanlara nâzır cihân-nümâ sarâylardır.
EÇS IX Y117b
Ve bu sarâyların ortası beyâz mermer döşeli bir meydân-ı azîmdir. Ve zîr-i zemîni şarâb ve su sarnıçları ve yüz kıt‘a buğday kuyularıdır. Ve mâl-â-mâl gendüm, şa‘îr ve darıdır. Hîn-i muhâsarada halka tevzî‘ ederler.
EÇS IX Y117b
Ve dizdârı ve kethudâyeri ve ba‘zı ağavât sarâyları bundadır. Husûsâ mahpûs Tatar hânların sâkin olduğu cihân-nümâ sarây-ı âlî limana nâzır bir medd-i basarlı sarây-ı İremdir cümle yetmiş hücre. Ve bir Süleymân Hân zâviyesi var. Ve bu zâviyenin sol tarafında kanlı ve medyûn zindânıdır. Allâhümme âfinâ.
EÇS IX Y117b
Ve bu zindân önü bir ulu dîvânhâne-i âlîdir, dizdârlar ve hânlar anda bayram ta‘âmı tenâvül edüp dîvân ederler. Ve bu dîvânhâne ve sarâya ve zindâna kırk ayak taş nerdübân ile çıkılır sarâylardır. Ve bu sarây meydânında bir çâh-ı mâsı vardır kim buz pâre âb-ı hayât kuyusu vardır.
EÇS IX Y117b
Ve bu Freng hisârının kapusu önünde binâ-yı küffâr bir lonca dîvânhânesi var kim âlât-ı silâh ile ârâste olmuşdur. Şeb [u] rûz cümle ağavât ve dizdâr anda sâkinlerdir. Eğer kal‘a kulundan ve gayri âdemden bir müttehem bir kimesne olsa veyâhûd bir umûr-ı mu‘azzama şey’ olsa el-hâsıl cemî‘i eşyâ içün anda dîvân-ı âlî edüp meşveret ederler bir cem‘iyyet yeridir, cümle kul bunda cem‘ olur.
EÇS IX Y117b
Ve böyle bir kal‘a-i mu‘azzamın cümle ağavâtı yigirmi dörd ağalıkdır. Ammâ cümleye serçeşme sâhib-i arz büyük dizdârdır. Kal‘adan taşra çıksa katl ederler, mahpûs-ı kadîmdir.
EÇS IX Y117b
Ve cümle neferâtı (---) ve bu kadar asker-i İslâm kulun kal‘adan taşra evleri yokdur. Ve gayri kavmin kezâlik evleri yokdur, cümle şehir içindedir, taşrada varoş yokdur.
EÇS IX Y117b
Ve bu kal‘ada sağîr ü kebîr cümle dörd bin iki yüz ma‘mûr u âbâdân ve müzeyyen evler ve sarâylardır. Cümle yigirmi dörd mahalle add olunur ve dörd mahallesi Urum'dur. Ammâ beş yüz harâcdır. Mâ‘adâsı kal‘anın ta‘mîr ü termîmine huddâm tahrîr olunup mu‘âf u müsellemlerdir. Ve iki mahalle Yahûdî mahallesidir ve Ermeni ve Çingane azdır.
EÇS IX Y117b–Y118a
Ve cümle evleri kireç-misâl gerz toprağı derler bir toprak vardır, bir garâ’ib ma‘dendir, gemiler ile getirirler, anı cümle evlerin üzerlerine örterler. Aslâ yağmur te’sîr etmez. Ammâ cümle evlerin saçakları eğri olmak ile kiremit örtülüdür. Ve her evde birer ve ikişer kuyu mukarrerdir. Ve her hanede cüz’i ve külli bâğçe ve üzüm asması sokaklar üzre müzeyyen olmasını iltizâm etmişler. Ve limon ve turunc dırahtları bî-hisâbdır. Ve bu şehir içre nümâyân cümle hurmâ ağaçları vardır. Her Y 118a biri semâya ser çekmiş nahl-i Tûbâ misâldir.
EÇS IX Y118a
Ve bu şehr-i müzeyyen içinde cümle otuz altı mihrâbdır, altısı cum‘adır, mâ‘adâ mesâciddir. Mükellef ü mükemmel meşhûr-ı âfâk selâtîn-i muazzam câmi‘-i kebîr ki Freng hisârı önünde yol aşırı,
EÇS IX Y118a
Sencovan câmi‘i derler bir ma‘bed-i kadîmdir. Bir serhadde böyle bir câmi‘-i kebîr yokdur. Meğer Girit'de Hünkâr câmi‘i ola. Ammâ bu Sencovan câmi‘i Âdem-i Sânî Nûh Necî zamân-ı şerîflerinde binâ olunmuş bir ma‘bed-i atîkdir. Ve "Niçe yüz yıl mihrâbının sağ cânibindeki mesdûd hücre içre Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfleri anda pinhân idi" deyü aslı ve fer‘i ile Tevârîh-i Kıbtî'de ve Tevârîh-i Yûnâniyân ki tevârîh-i kadîmlerdir hubût-ı Âdem'den evvel cân u cin kavmi havâdisâtların bile hâlâ bu âna dek cemî‘i vakâyi‘âtı tahrîr etmededirler. Cemî‘i Arabî ve Türkî târîhleri anlardan me’hûzdur. Yanvan Târîhi ki lisân-ı Yûnân'da sahîh târîhdir, anda eyle tahrîr eder kim,
EÇS IX Y118a
Malta küffârı bir zamân Mısır hâkinde İskenderiyye-i atîkde sâkinler idi. Behîce ve Hannâdî kabîlesinden bir alay eşirrâ kavim idi. Pâdişâhları olan Melik Filbatır, Kıbtî'ye mutî‘ olmayup andan firâr edüp Filistîn şehri kurbunda Akke nâm kal‘a henüz İşpanya binâsı olup anların sâye-i himâyelerinde iki yüz yıl sâkin olup tenâsül bularak İşpanya elinden Akke kal‘asına mutasarrıf olup etrâf [u] eknâfı gâret ederek devletleri kalı-gelendi. Ol asırda Şâm ve Kudüs ve Nâbulus [ve] Hamâ ve Hıms ve Haleb ve Antakiye tâ Bağdâd ve Birecik ve Urfa cümle Rûm elinde idi. Husûsâ Acem ve Îrân ve Tûrân ve Türkistân vilâyetleri ve bizzât Dârâ Şâh dahi İskender-i Yûnâna harâc verir idi. Devletleri bu mertebede iken İskender'den sonra birez devletlerine rahne gelüp ol asırda Malta küffârı Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîflerin Nâbulus kurbunda, Beyt-i Sabastiyye derler bir bayır üzre bir şehr-i azîm imiş. Hâlâ üç yüz hâneli bir köydür. Andan Malta küffârı Hazret-i Yahyâ'nın cesedin alup "Bizim Akke kal‘ası ziyâretgâh olsun ve cümle nüzûrât bize gelsin" deyü cesed-i Yahyâ’yı alup Akke kal‘asında Sencovan nâmıyla hıfz ederler. Ve Hazret-i Îsâ Nebî hımârının kemiklerin dahi Remle şehrinde bulup Akke'ye getirüp iki yüz yıl anda dahi sâkin olurlar.
EÇS IX Y118a
Der beyân-ı sebeb-i şehâdet-i Hazret-i Yahyâ aleyhisselâm
EÇS IX Y118a–Y118b
Hazret-i Yahyâ'nın ise sebeb-i şehâdetleri Benî İsrâ’îl meliklerinden biri kendi kızın nikâh ile almasına Yahyâ Nebî mâni‘ olduğıyçün mevlûd-ı Îsâ Nebî günleri şehîd olmuşlardır. Hâlâ ol günlerde "Gerden-i şerîflerinden kan cereyân eder" deyü Malta küffârı cevâb ederler. Ammâ ser-i sa‘âdetleri bir mücevher altun kâse içinde câmi‘-i Ümeyye'nin ortasında kırk ayak taş nerdübân ile enilir zîr-i zemîn içre müsbetdir ki Timur-ı bî-nûr Şâm-ı şerîfi Yezîdîler elinden alup cümle Yezîdî'yi dendân-ı tîğdan geçirüp ve bakıyyetü's-seyfi câmi‘-i Ümeyye Y 118b içinde ihrâk bi'n-nâr edüp ba‘dehu Hazret-i Yahyâ'nın ser-i sa‘âdetinin haberin alup,
EÇS IX Y118b
"Hayfâ dirîğ! Ne‘aceb hatâ etdim. Yâ ol sultânın ser-i sa‘âdeti bunda medfûn idüği ma‘lûmum olmayup böyle bir ibâdetgâhı ihrâk bi'n-nâr etdik" deyü te’essüf çeküp cümle âteşi söndürüp fî'l-hâl kabr-i şerîfinin demir kapusun açup bizzât kendüleri ûd ve amber-i hâm yakup micmeri eline alup hidmet ederek câmi‘-i Ümeyye'nin ortasındaki mağâra içre mezkûr kırk ayak taş nerdübândan nüzûl edüp görür kim bir büyük altun kandîl san‘at ile mi yohsa mu‘cize-i Yahyâ aleyhisselâm ile mi berk urup nûr-ı mahz gibi şu‘le verir. Ve bir âdem kaddi bir sommâkî amûd üzre bir mücevher altun sini içre ser-i sa‘âdet-i Hazret-i Yahyâ salavâtullâhi aleyh ve selâma durur.
EÇS IX Y118b
Hemân Timur bu hâli görüp secde-i şükür edüp iki rek‘at namâz kılup ceyrân derisinden tahrîr olunmuş birkaç kitâblar ve sığır ve deve küreğinde yazılmış gûnâ-gûn elsine-i acîbe hatları taşra çıkarup mağârayı ke'l-evvel sed edüp câmi‘-i Ümeyye ta‘mîr ü termîm olunmasın fermân edüp andan Q 58b P 58b Hazret-i Yahyâ'nın kabr-i şerîfinden çıkardığı kitâbları terceme etdirüp Yahyâ aleyhi's-selâmın sebeb-i şehâdetin tahrîr etmişler kim,
EÇS IX Y118b
"Benî İsrâ’îl pâdişâhlarından bir melik-i cebbâr var imiş. İsmine (---) derler imiş. Senin akrabâlarından Meryem niçin babasız oğlan getirüp hâşâ zinâ etdi?" deyü Hazret-i Yahyâ'ya itâb eder. Bir dahi ol cebbâr melik kendü kızın menkûhalığa Hazret-i Yahyâ'dan fetvâ ister.
EÇS IX Y118b
"Dînimizde yokdur. Allâh nehy etmişdir" dedikde Hazret-i Yahyâ'yı şehîd etdiklerin ve ser-i sa‘âdetin câmi‘-i Ümeyye'ye ve cesed-i şerîfin Nâbulus kurbunda Beyt-i Sabastiyye'de defn etdiklerin bu terceme olan kitâblarda böyle tahrîr olunur.
EÇS IX Y118b
Ve hûn-ı Yahyâ'yı da‘vâ ederek Kürdistân'da Nusaybin kal‘asından Buhtu'n-nasr hurûc edüp Haleb ve Şâm'ı ve Filistîn ve Arz-ı Mukaddes'i ihrâk bi'n-nâr edüp niçe kerre yüz bin Benî İsrâ’îl'i katl eder, cemî‘i kütüb-i tevârîhde mastûrdur.
EÇS IX Y118b
Ez-în cânib ba‘dehu Malta küffârı cesed-i Hazret-i Yahyâ'yı mezkûr Sabastiyye şehrinden serîka edüp Akke kal‘asında bir mücevher sommâkî sandûkda pinhân edüp ana ibâdet [ü] ziyâret ederler.
EÇS IX Y118b–Y119a
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Tâhir Baybars yedi yılda Akke kal‘asın feth edüp içinde olan Malta küffârı keştîlerine süvâr olup Silifke ile Tarsûs mâbeyninde Akdeniz kenârında Takyanus'un tahtı olan Kara Görgüz nâm şehirde Malta küffârı cesed-i Yahyâ ile anda iki yüz yıl sâkin olurlar. Ba‘dehu anda dahi cânib-i erba‘aların nehb [ü] gâret ederek halkı bîzâr ederler. Âhir Zülkadriyyelü ve Ramâzaniyyelü ve Karamaniyyelü bir yere gelüp bir ceng-i azîm ile Karagürgez'i feth edüp andan dahi Malta küffârı firâr edüp Rodos cezîresi bir arz-ı hâliye olduğundan ve Me’mûn Halîfe gemileri kalyonlar gemileri ile anda yetişüp iki yüz yıl sâkin olup böyle bir sedd-i Kahkahâ binâ edüp Hazret-i Y 119a Yahyâ'nın cesed-i şerîfin bu Sencovan câmi‘inin mihrâbının sağ cânibindeki hücrede pinhân ederler. Ve Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfleri ismi ile bu kenîse'yi yapup Sencovan dediler. Ve iki yüz sene bu cezîrede sâkin olup Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfin ve bir elinde kılıç ile tasvîr edüp sancak ve bayraklarında eşkâlin tahrîr edüp uğur dutunmuşlardır. Ve hâkikatü'l-hâl her ne cânibe teveccüh etseler mansûr olmuşlardır. Ve Akdeniz'in leb-i deryâsında ne kadar kal‘a var ise bir kaç defa her birine müstevlî olmuşlardır. Ve cemî‘i küffârın Malta'ya i‘tibârları bu vech iledir.
EÇS IX Y119a
Hamd-i Hudâ Sultân Süleymân Gâzî iki yüz yıldan sonra döğe döğe beş ayda feth edüp andan dahi firâr edüp Misine ile Cezâyir mâbeyninde hâlâ Malta olan cezîrede sâkinlerdir. Ammâ sâ’ir yerlerde ikişer yüz yıl sâkin olurlar idi. Cenâb-ı Bârî'nin ihsânı olup an-karîbi'z-zamân anın dahi fethi müyesser olup ellerinden cesed-i Yahyâ'yı halâs edeler. "Ve sahîh cesed-i Yahyâ'dır ve hâlâ ter ü tâzedir" deyü kendüleri ve niçe esîr müselmânlar şehâdet etdiler. Ve hattâ ba‘zı küffâr Rodos'daki Sencovan câmi‘ine varup bevvâblara birkaç akçe verüp mihrâb yanında makâm-ı Yahyâ’yı ziyâret ederler.
EÇS IX Y119a
El-hâsıl vâcibü'z-ziyâret bir câmi‘-i atîkdir. Ve kıble kapusundan tûlu tâ mihrâba varınca yüz seksen beş ayakdır ve yan kapudan yan kapuya arzı altmış beş ayakdır. Ve mihrâbın iki yanında yan soffaları vardır, anların dahi arzı yüz otuz ayakdır. Ve câmi‘in içinde iki yanında tâ mihrâb soffasına varınca sekiz serâmed sommâkî la‘l-gûn sütûn-ı müntehâlar ki her biri cemâ‘at-vâr kıbleye müteveccih olup dururlar ve dörd dahi amelî sütûndur. Bu hisâb üzre cümle on iki amûd-ı müntehhadır. Ve bu sütûnlar üzre tâk-i Kisrâ'dan nişân verir kavs-i kuzah-vâr kemerler üzre harpüşte tahta tavanlı kubbedir, kâ[r]gîr değildir.
EÇS IX Y119a
Ve hurde nakş-ı bûkalemûn tavandır kim bu zamânda üstâd-ı bennâ tîşe urmada ve Mânî kalemin çekmede âcizlerdir. Ve cemî‘i tahta ve kirişleri cümle servi levhasıdır. Müşk [ü] amber-i hâm-misâl râyiha-i tayyibesinden cemî‘i cemâ‘atin demâğı mu‘attar olur ve rûh-ı pür-safâ bulur. Böyle bir kâr-ı kadîmdir.
EÇS IX Y119a
Ve mihrâbın üstü kâ[r]gîr binâ nîm kubbe-i âlîdir. Ve mihrâbın altı toloz kâ[r]gir kemer binâ ile tarîk-ı âmdır.
EÇS IX Y119a
Ve bu câmi‘in üç kapusu vardır. İki yan kapu ve bir kıble kapudur.
EÇS IX Y119a
Ve Hünkâr mahfilinde Tatar hânlar ve sâ’ir emîrânlar ibâdet ederler bir musanna‘ mahfildir.