EÇS IX Y136a
Ve bu şehrin dâhil ü hâricinde cümle (---) hândır. Evvelâ kal‘a içinde gümrük dibinde Bezir hânı ve Kapan hânı ve Durveli hânı ve Pirinç hânı ve Murâd Paşa hânı ve Çavuş hânı ve Urum Alî hânı ve Serçe-i Nebî hânı azîm odalardır. Ve kal‘adan taşra varoşda Dizdâr Ca‘fer Ağa hânı ve çârsû pâzâr içinde [[(---) (---)]] içinde ve çârsû-yı pâzârında cümle altı yüz dükkândır, ammâ bezzâzistânı taşra varoşdadır.
EÇS IX Y136a
Ve bu kal‘anın şimâl cânibinde vâki‘ olan varoş-ı azîm cümle yigirmi mahalledir. Ve on altı mahalle-i [[(---) (---)]] müslim ve dördü Urum keferesi mahallesidir. Ammâ keferesi aslâ Urumca bilmezler. Bâtıl Türk lisânı üzre kelimât ederler.
EÇS IX Y136a
Ve cümle ka[r]gîr ve vâsi‘ [[(---) (---)]] yüz toksan hânelerdir. Ve cümle ma‘mûr u müzeyyen bâğ u bâğçeli vâsi‘ evlerdir.
EÇS IX Y136a
Ve cümle beş yüz dükkândır. Ve dörd kapulu kubbe binâ bir sedd-i İskender metin [[(---) (---)]] Q 64b P 64b varoşdur.
EÇS IX Y136a
Ve iki yüzden mütecâviz çeşmeleri var. Cümle suyu nehr-i Düden'den gelür. Nehr-i Düden bu şehrin yıldız ile şark mâbeyninde Donanma ta‘bîr etdikleri yollardan gelüp tâ Düden dağlarından tulû‘ edüp bu şehre gelince birkaç kol olmuşdur. Bir kolun selef pâdişâhları yalçın kayaları ve sa‘b yolları kesüp Adalya kal‘asına getirmişler. Bir kaç kolu dahi Manavgat nâhiyesine giderken taş binâ cisirler ile ubûr olunup ol mahalde deryâya mahlût olur. Ve bir kolu dahi Adalya kurbunda kayalar mâbeyninde gâyib olup Adalya kal‘asının limanı kenârlarında leb-i deryâda azîm kaynaklar vardır. Ve ba‘zı kaynakları iskele başında deryâ içre kaynayup çıkar. Selef pâdişâhları sahrâda gâyib olan sulara saman ve kömür döküp bu liman kaynaklarından hurûc edüp çıkdığı muhakkakdır.
EÇS IX Y136a–Y136b
Ammâ bu Adalya'nin cümle suyu lezîz değildir. Cereyân etdüği yollarda buz hâsıl olur, ya‘nî alçı gibi donar ve su yolların kapar. Ve her sene yolların tathîr ederler. El-hâsıl ma‘mûr [u] âbâdân şehirdir. Ammâ Y 136b âb [u] hevâsı sevâhil olmak ile sakîldir. Anıniçün her sene Istınaz yaylasına çıkarlar.
EÇS IX Y136b
Ve limanı amelî limandır. Ancak iki yüz pâre gemi alur. Ve sekiz rûzgârdan emîndir. A‘lâ yatakdır, zîrâ kapulu limandır. Ağzında iki kulle-i azîmler vardır ki kirpi-misâl topları cânib-i erba‘ayı muhâfaza eder. Ammâ liman içre her rûzgârın kasırga ve sağnağı eksik değildir. Ol ecilden cümle gemileri lenger-endâht olup koltuk palamarların cümlesi limanın cânib-i erba‘asındaki minâre kaddi olan kayalara ve kal‘a kullelerine bağlarlar. Altından cümle halk güzer ederler, a‘lâ latîf limandır. Ağzı keşişleme cânibine nâzırdır.
EÇS IX Y136b
Ve gâyet ıssı havası vardır. Ol ecilden cümle ahâlîsinin reng-i rûyları saruya mâ’ildir.Ve hummâ marazı gâyet çokdur. Ammâ cemî‘i dertlerine devâ kâtı‘u's-sümûm olan limonu fârûk-ı a‘zamdır. Safrâ ve balgamı pâre pâre edüp cümle emrâz-ı muhtelifeyi mahv eder.
EÇS IX Y136b
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından turunc ve kebbât ve hurmâ ve zeytûn ve incîri ve şeker kamışı ve nârı cihânı dutmuşdur.
EÇS IX Y136b
Ve cânib-i selâsisi bâğ-ı İrem-misâl hıyâbân-ı bâğ-ı İremdir Cümle bâğçelerden vâcibü's-seyr Tekeli Paşa bâğçesi kal‘anın kıble tarafından handak kenârında hurmâ ve servi dırahtları sıra sıra tertîb ile müzeyyen olmuşdur. Ve limon ve turunc ve sâ’ir fevâkih dırahtları ve gûnâ-gûn havz u selsebîller ile inşâ olunmuş bir koyahdır.
EÇS IX Y136b
Ve bu şehrin halkı cümle baba-yı âlem Anatolu halkı-misâl talâkat-i lisânları Türkçe kelimât ederler. Ve cümle çuka esbâblar geyüp kendü ticâretlerine mukayyed olup ankâ bâzergânlardır. Ve tâze yiğitleri Cezâyir levendi esbâbı geyüp kâr ederler. Ve zenâneleri çuka ferrâce geyüp başlarına sivri takyeler üzre beyâz izâr urunurlar. Ve cümle halkı ehl-i ırz ve garîb-dostlardır.
EÇS IX Y136b
Ve bu şehirde medfûn kibâr-ı evliyâları beyân eder: Ziyâretgâh-ı Adalya: Evvelâ Ahi Evran Sultân ve yine kal‘a içinde Ahi Yûsuf Sultân ve Murâd Paşa câmi‘i kurbunda Âşık Doğan Sultân ve Ahi Sultân kızı ve niçe ziyâretler dahi etdik, ammâ meşhûr-ı âfâk bunlardır.
EÇS IX Y136b
Ve bir hafta bu şehirde meks edüp niçe zevk u safâlar edüp mevlevîhâne şeyhi ile ve Dizdâr Ca‘fer Ağa ile ve Çavuş Beğ ile ve serdâr ile ve'l-hâsıl cümle ahibbâ ile vedâlaşup ve bize refîkler koşup kıbleye üç sâ‘at gidüp,
EÇS IX Y136b
Karye-i Kondi: Sahrâsında Türkmân köyüdür. Anın şimâlinde bir sâ‘at ba‘îd Serik dağı eteğinde,
EÇS IX Y136b
Mâ-tekaddem Kayser binâsı imiş. Ba‘dehu Freng-i bedreng müstevlî olup ba‘dehu Sultân Keyhusrev fethidir. Andan Orhân Gâzî fethidir. Teke paşasının hâssıdır. Subaşısı hâkimdir. Ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi yetmiş pâre kurâdır.
EÇS IX Y136b
Ve kal‘ası bir püşte üzre şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır. Yedi kullesi ve cenûba nâzır bir kapusu vardır. Ve ensesinde havâlesi vardır. Ve handakı yokdur.
EÇS IX Y136b–Y137a
Ve kal‘a Y 137a dizdârı ve neferâtı ve kethudâyeri ve serdârı ve a‘yânı yokdur. Ancak yetmiş seksen hâne Türkmân kavmi sâkinlerdir. Anlar dahi Temmûz'da yaylağa çıkarlar. Ol kadar ma‘mûr kal‘a değildir. Ancak nâhiyesi ma‘mûr ve mahsûldâr kazâdır. Anı temâşâ edüp kıble cânibine dağlı ormanlı yollar ubûr ederek,
EÇS IX Y137a
Nehr-i Aksu: Azîm sudur. Tâ şimâl tarafında Hamîd vilâyetinde Eğirdir dağlarından ve Hamîd derelerinden cem‘ olup bu Kondi sahrâsı içinden ubûr edüp yine bu mahalle karîb Akdeniz'e mahlût olur, ammâ kanlı ve hayırsız sudur.
EÇS IX Y137a
Bu mahalde anı gemi ile güzer edüp karşu cânibinde,
EÇS IX Y137a
Karye-i Görüş: İki yüz evli bâğlı ve bostânlı ma‘mûr köydür. Anı geçüp iki sâ‘at bir düz ormanlarda dıraht-ı âlîleri temâşâ ederek,
EÇS IX Y137a
Nehr-i Ulusu: Bu dahi şark tarafında Hamîd dağlarından gelüp bu mahalde Sultân Alâeddîn'in on bir göz cisr-i azîmi altından cereyân edüp bu mahalde Akdeniz'e mahlût olur. Deryâ-misâl azîm âb-ı hayât sudur. Ve gûnâ-gûn mâhîleri vardır.
EÇS IX Y137a
Ve cisrin Adalya cânibinde binden mütecâviz saz u neyden külbe-i ahzân-misâl dükkânlar vardır. Haftada bir cum‘aertesi gün Serik nâhiyesinden ve Karahisâr'dan ve Alâ’iyye ve Adalya'dan ve Teke ve Hamîd'den kırk elli bin âdem bir gün bir gecede cem‘ olup azîm bâzâr durur.
EÇS IX Y137a
Ve Serik subaşısı Nişâncı Paşa hâssıdır. Anın subaşısı ve kadısı ve Karahisâr ve Manavgat kadısı ol gün anda hâzır olup azîm gavgâ ve da‘vâlar fasl edüp kadılara sicil içün üç akçe hüccet içün on akçe verirler. Bir akçe ziyâde taleb etse kadıların pîş-tahtasın başında pâre pâre ederler giderler, eyle lecûc Manavgat kavmidir. Ve Manavgat ne yerdir? su’âl etsen, "Yâ gerü kaldı, yâ ileridedir" deyü cevâb ederler. Böyle mezmûm-ı âfâk kavimdir.
EÇS IX Y137a
Ve bu vilâyet halkı bir hafta hisâbın salı ve çehârşenbe ve pencşenbe ve cum‘a deyü hisâb edemezler. Ancak her gün bir semtde pâzâr durur ol pâzâr günleri ile hisâb edüp "Ulu pâzâr, kiçi pâzâr, beri pâzâr, öte pâzâr ve Serik pâzâr ve Manavgat pâzâr" deyü sekiz günü sekiz pâzâr ismiyle add ederler, turfe kavimdir. Lâkin gâyet musallî halkdır.
EÇS IX Y137a
Bu bâzârda bir gün meks edüp acîb ü garîb temâşâlar edüp Ulusu cisrinden ubûr edüp beş sâ‘atde düz ormanlar içre güzer edüp sol tarafda,
EÇS IX Y137a
Teke hâkinde Karahisâr nâhiyesinde bir yalçın püşte üzre şekl-i murabba‘ bir şeddâdî binâ sa‘b u metîn kal‘adır. Cirmi sekiz yüz adım bir kat kal‘a-i bâlâdır. Ve cenûba nâzır bir kapusu var. İçinde dizdârı ve neferâtı yokdur. Ve kırk elli mikdârı saz örtülü Türkmân evleri vardır. Anlar dahi kışın sâkin olurlar. Gayri zamân mu‘attaldır. Bunu dahi temâşâ edüp ve bir sâ‘at gidüp,
EÇS IX Y137a–Y137b
File deresin at ile ubûr Y 137b edüp Manavgat hudûdu derler. Ammâ köylerinden ve kasabalarından bir ferd haber vermeyüp âciz-mânde kaldık. Cümlesi "Manavgat'ı bilmeziz" deyü inkâr edüp ferdâya salarlar idi. Aceb harâmzâde kavimdir.
EÇS IX Y137b
Ve bu dağlarda kaplan çokdur, zîrâ gâyet sarp taşlı ve ormanlı dağlardır. Hattâ hakîr "Âyâ, bu gece nereye konsak?" deyü serserî gezerken bir dere içre bir câmûsu bir kaplan sayd edüp ibtidâ ciğerin çıkarup yerken biz dahi üzerine varınca hemân şikârın bırağup derenin bir mürtefi‘ yerine çıkup bize aları aları bakarken fakîr câmûs cân havli ile ayağa kalkup giderken yine yıkıldı.
EÇS IX Y137b
Hemân kaplan ra‘dvâr gürleyüp üzerimize hücûm edüp gelürken hemân hakîrin memlûkleri bir kaç kol tüfengleri atup kaplan bir püşte üzre karâr etdi. Hakîr alarkadan seyr [ü] temâşâ ederken dağlar içinden bir gürüldü zâhir olup mezkûr kaplanın şikârı üzre Kastamonu katırından mefret bir kaplan-ı beyâbân (---) (---) piyâde gelüp mezbûr câmûsı görüp hemân fi'l-hâl parça parça edüp ekl etmeğe başlayınca evvelki kaplan dahi gelüp birbirleri ile eyle ceng [ü] cidâl edüp ikisi de birbirleriyle ceng ederek birbirini helâk etdiler [[(---) (---)]].
EÇS IX Y137b
Hakîr bu hâli görüp şükr-i Yezdân eyleyüp kaplanların yanına varup derilerin yüzerken üç Türk âdemi gelüp anlar dahi bizlere yardım edüp fi'l-helâl yüzüp dahi [[(---) (---)]] gelüp (...) imdâd edüp fî'l-hâl dahi (---) (---) dahi gelüp (...) imdâd edüp fî'l-hâl iki kaplan derisi sâhibi olup ve azîm seyr [ü] temâşâ edüp vâlih [ü] hayrân olduk.
EÇS IX Y137b
Ve bu Manavgat kavmi, kaplanlarından Q 65a P 65a mel‘ûnlardır. El-hâsıl "İşte Manavgat bu mahaldir" der âdem bulmayup zâr u sergerdân vâlih [u] hayrân 9 sâ‘at gezüp âhir,
EÇS IX Y137b
Karye-i Yonmataş, demekle ma‘rûf bir yalçın kaya dibinde yetmiş seksen evli bir Etrâk-i bî-idrâk köyünde müsâfir olup yüz bin renc [ü] anâ ile atlarımıza yem ve bizlere biraz ta‘âm getirüp anda meks edüp Yonmataş nâm kayaya bir sâ‘atde çıkup seyr [ü] temâşâ etdik. Bir sahrâda vâki‘ olmuş zirve-i a‘lâya ser çekmiş bir sivri kaya üzre bi-emrillâh at eğeri gibi yonulmuş bir musaykal kırmızı kayadır. Ol diyâr kavminin zu‘mu "Ûc bin Unûk bu kayaya gelüp at gibi binerdi" deyü efvâh-ı nâsda şâyi‘dir ammâ lağvdir. Lâkin vâcibü's-seyr ibret-nümâ kûh-ı bâlâdır.
EÇS IX Y137b
Andan yine konağımız olan Yonmataş'a geldik. Bunlar dahi "Manavgatlı değilüz" deyü inkâr etdiler. Ammâ tahkîk Manavgat hudûdudur ve Alâ’iyye sancağı hükmündedir. Teke hükmü bu Yonmataş'dan gerü kaldı.
EÇS IX Y137b
Ve bu köyden kalkup 2 sâ‘at düz yerlerde korular içre ubûr ederek,
EÇS IX Y137b–Y138a
Nehr-i Sarısu: Ol kadar azîm su değildir. Alâ’iyye yaylalarından gelüp bu cisr mahallinde Akdeniz'e mahlût olur âb-ı hayât sudur. Latîf ve lezîz mâhîleri olur. Ve menba‘ı âb-ı zülâlli karlı dağlardan gelür. Ve nehrin kenârında büklükler içre kara cânverleri çok olur. Aceb avgâh ve mesîregâh yerlerdir. Anı cisrden ubûr edüp beş Y 138a sâ‘at gidüp,
EÇS IX Y138a
Nehr-i azîm Manavgat: Şimâl cânibinde Alâ’iyye ve Seydîşehri dağlarından cem‘ olup bir nehr-i azîm olup bu mahalle bir sâ‘at karîb Akdeniz'e mahlût olur. Bu nehri gemi ile ubûr edüp,
EÇS IX Y138a
Alâ’iyye sancağı hâkinde subaşılıkdır. Ve yüz elli akçe kazâ-i âsumânîdir. Ve nâhiyesi kırk bir pâre kurâdır. Ve paşa hâssıdır. Ve yetmiş seksen mikdârı sarı toprak örtülü evlerdir. Bir câmi‘i ve bir hammâmı ve bir hânı ve yedi dükkânları var. Ammâ haftada bir gün azîm bâzârı olup binden mütecâviz koliva sazlı dükkânları vardır. Nehrin kenârında yigirmi bin âdem cem‘ olup hayli bâzâr olup köşe köşe sâye-i çınâr [ve] bîd-i sernigûnlarda germâ-germ zevk u safâ ederler.