EÇS IX Y158a
Nehr-i Mercân: Bu dahi Arslanlı belinden gelüp Ceyhûn'a mahlût olur. Bu nehri atlar ile ubûr edüp yine şarka hâmûn-ı çemenzâr içre ubûr ederek ve Türkmân obaları içre yeyüp içerek konup göçerek 4 sâ‘atde,
EÇS IX Y158a–Y158b
Nehr-i Ak Cihân: Bu dahi Arslanlı yaylağından gelüp nehr-i Y 158b Ceyhûn'a [mahlût olur] anı dahi at ile güzer edüp Arslanlı beline iki sâ‘atde urûc edüp eyle bir çengelistân u hıyâbân gûnâ-gûn meyve ile memlû bir teferrücgâh yayladır. Ammâ her kûçe ve pûçesinde kemîngâh yerler var kim cümle râyihası hûn-ı insân şemm olunur bir vatan-ı aşkıyâ-yı Türkmân-ı bî-îmândır. Ve bu mahûf mahalleri ubûr ederken refîklerimiz "Vallâhi bî-tâb ve bî-mecâl kaldık. Şu görinen kal‘aya varalım, ta‘âm yeyelim" dediler. Hakîr dahi teba‘iyyet edüp,
EÇS IX Y158b
Bir kûh-ı Demâvend-vâr bir cibâl-i bâlânın üzerinde şekl-i müdevver şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i bâlâdır. Ammâ altı ay vîrân ve altı ay Sarvanlı Türkmânı sâkin olurlar, yaylağ-ı azîmdir. Mukaddem Celâlî Karayazıcı girân-bahâ zî-kıymet eşyâların bunda hıfz etmiş bir kal‘a-i bî-hemtâdır. Anın altında Türkmân obalarında biraz ta‘âm yeyüp yüz yaşında bir pîr-i nâ-tüvân hakîre hitâb edüp der kim,
EÇS IX Y158b
"Bire avân! Bu ıssız dağlarda sana yoldaş olan asılacaklar ile ne yortup yopurup gezersin?" deyü vâfir itâb edüp kendü âdemlerinden on küheyl atlı âdem koşup andan yine şarka dağlar içre belin başında azîm mîller var, o mahalde İsneyn bâzârının Kınıklı kazâsı ve Adana eyâleti hudûdu tamâm olup belden aşağı şark cânibine Mar‘aş eyâletine kadem basup ol bel başında kırk elli dâne çalıdan evler ve obalar var. İçinde pür-silâh yüz dâne Türkmân ve gayri şehbâzlar hakîre karşu çıkup ta‘zîm edüp yer gösterdiler. Tarfetü'l-ayn içre bir kuzu kebâb etmeğe mübâşeret edüp esnâ-yı kelâmda,
EÇS IX Y158b
"Hoş geldiniz" deyü bizimle gelen refîkleri gerü döndürdüler. Ve anlara bir kaç akçe verelim dedik, rızâ vermediler Sarvanlı kal‘asında kocanın koşduğu on yiğide üç guruş verüp anlar dahi gerü döndüler. Ve bunların gözü önünde İsneynliye mektûb-ı sıhhatimiz yazup gönderdik. Bu mahalde aşağı yoldan berü iki atlı seğirderek,
EÇS IX Y158b
"Bir azîm Ayntâb kârbânı geliyor, ammâ sâfî âteş, yeniçerileri çokdur." deyü müjde etdiler. Hemân ol sâ‘at bu konduğumuz bâcdârların benizleri mütegayyir olup hakîre,
EÇS IX Y158b
"Ağam! Bu gece bunda mihmân olursunuz. İşte kuzucuklar, kurbân etdik, kalın. Eğer paşaya gideriz, derseniz, teng mahalle kalırsız. Yol eri yolda gerek" dediler. Ve taraf taraf "ma‘kûl" dediler. Hakîr dahi gördüm ki bizi savmak isterler.
EÇS IX Y158b
"Hayır kalmayız, hidmet-i pâdişâhîye me’mûruz" deyü beş on kîseli mektûblar gösterüp,
EÇS IX Y158b
"Yol erenlerin tutmak olmaz. İnşâallâh paşadan ihsânlar alup yine buradan Adana paşasına varmalıyuz. Hemân gideriz" deyü ibrâm edüp hakîre beş âdem koşup,
EÇS IX Y158b–Y159a
"Bundan ilerüsü emînlikdir, yürü Allâh uğurun Y 159a âsân ede" deyü bunlar ile vedâlaşup şarka teper aşağı enerken kârbânın evveline râst gelüp hayli tereddüd etdiler. Gördüler kim yolcuyuz. Biraz kelâmdan sonra bunlara pes ü perdeden gâfil mebâş deyü haberdâr etdim.
EÇS IX Y159a
Andan bir dahi dağlar ve orman-ı bî-amânlar geçüp Haleb cisri nâm mahal Haleb ve Azez ve Kilis yolu sağa gider. Haleb cisri bir göz küçük cisrdir, altından cereyân eden bir müte‘addid nehir değildir. Anı ubûr edüp Arslanlı belin onuncu sâ‘atde aşup ikinci bâcdâr olan mahalde bir koyah-ı Acem hıyâbânı içre yerde mihmân olduk. Ammâ kesici ve harâmî asılacakları bunlardır. Ammâ şehre karîbdir. Ayağı ile gelene kıymazlar, ammâ gayri yerlerde kuş kondurmazlar.
EÇS IX Y159a
Hamd-i Hudâ bî-pâk [ü] bî-pervâ bir gece konuk alup vâfir ikrâm etdiler. Ale's-sabâh Bâcdârbaşı Alî Ağa ve gayri [[(---) (---) (---)]] alup bir sâ‘at dahi Arslanlı dağları içre şarka gidüp a‘lâ at oynağı yerlerdir. Ammâ Azez ve Kilis'in civ civ [[(---) (---) (---)]] küçük ubûr edüp sahrâ-yı Dip'de Kazgölü kenârınca ol deşt-i çemenzârda seyr [ü] temâşâ ederek piyâde refîkler [[(---) (---) (---)]] kazâsı dağlarından gelüp Mar‘aş'a karîb nehr-i Ceyhûn'a mahlût olur ve sahrâ içre cereyân eden,
EÇS IX Y159a
Nehr-i Kara Çay: [[(---) (---) (---)]] garbında nehr-i Ceyhûn'a mahlût olur. Andan bir sâ‘atde,
EÇS IX Y159a
Evsâf-ı kal‘a-i Mâr-ı îş,ya‘nî dâr-ı (---) (---) (---)
EÇS IX Y159a
(---) (---) (---) Q 72b peydâ olup cümle halkını ol ejderhâ yedüğü içün Mâr-ı îşden galat Mar‘aş derler. Bir rivâyetde dahi Sultân Dahhâk'ın şehri idi. Dahhâk'ın iki omuzlarına şeytân aşcıbaşısı sûretine hulûl edüp bûs edicek P 72b Dahhâk'ın iki omuzlarında iki ejderhâ peydâ olup bu şehir halkının mücrim ve gayri bî-günâh âdemleri katl edüp beynilerini mezkûr yılanlara vere vere cümle halk âcizmânde olup Dahhâk-i Mârî'yi bedest-i Kâve-i Âhenger katl ederler. Anıniçün halkını Dahhâk'ın omuzunda mârlar yediği içün Mâr-ı îş'den galat Mar‘aş derler. Vech-i tesmiyesi oldur.
EÇS IX Y159a
Zamân-ı kadîmde Kayser-i Rûm hükmünde Ermen pâdişâhları binâsı bir şehr-i azîm imiş. Ba‘de hicreti'n-nebevî kırk bin asker ile Esved ibn Mıkdâd hazretleri gelüp kuvvet-i bâzû ile feth edüp kal‘asın münhedim etdi. Ba‘dehu sene 921 târîhinde cümle halk-ı akûru âsî olup zabt u rabtları mümkin olmamak ile Selîm Şâh-ı Evvel Acem seferlerine giderken guzât-ı müslimînin ilerüsünden ve gerüsünden halkı rehzenlikler edüp âhir salâbet-i şehinşâhîden havf [u] haşyet üzre olup pâye-i serîre rûmâlide kılup mutî‘ [u] münkâd olup yine evlâd-ı Zülkadriyye'ye vilâyetleri ihsân olundu.
EÇS IX Y159a–Y159b
Yine Süleymân Hân asrında bir azîm tuğyân [u] isyân edüp memâlik-i Arabistân'dan ve Karaman'dan niçe yerler gâret etdiler. Âhir fermân-ı şehriyârî ile kal‘a-i kadîm yerinde bir kal‘a binâ olunmak fermân olundu. Hâlâ kal‘ası bir bayır üzre şekl-i murabba‘ bir küçük şeddâdî Y 159b binâ bir kal‘a-i zîbâdır. Cirmi altı yüz adımdır. Ve bir topraklı püşte üzre olmak ile cânib-i erba‘asında aslâ handakı yokdur. Ve cümle (---) kulledir. Ve kıbleye nâzır şehre havâle üç kat kapusu var ve bu kapunun taşrasındaki kullelerin iki yanında birbirine nâzır siyâh taşdan dörd dâne mehîb arslan tasvîri vardır, gûyâ zî-rûhdur.
EÇS IX Y159b
"El-hamdü ve leyletü's-salât alâ Muhammedin hayrü'l-‘ıbâd ve alâ leyâli'l-emcâd ve ba‘d emera kâle e‘azze'l-kadriyyeti'l-ma‘mûriyyeti sultânü'l-berreyn ve hâkânü'l-bahreyn Sultân Süleymân Hân ibn Selîm Hân. Sene 915" târîhinde.
EÇS IX Y159b
Ve bu kapunun iç yüzünde kapular mâbeyninde dizdâr loncasında bir tahta üzre mastûr olan târîh:
EÇS IX Y159b
Anınçün dedi hâtif târîhiniDevâm ü izz ü rif‘at kıl ilâhî
EÇS IX Y159b
Saklıya Hak eyleye cümle elemlerden berîSene 1054
EÇS IX Y159b
Ve bir uğrın kapu dahi şimâle nâzırdır ammâ dâ’imâ mesdûddur.
EÇS IX Y159b
Ve bu kal‘a içi bir mahalle ve yüz toprak örtülü hûrde evlerdir. Ve bir Süleymân Hân câmi‘i var, küçükdür. Ve şeb [u] rûz dizdârı kapular mâbeyninde sâkindir. Ve cümle (---) neferâtı vardır.
EÇS IX Y159b
Ve bu vilâyet eyâlet-i kadîmdir. Anatolu'dan sonra budur, ammâ kânûn üzre Anatolu paşası üzre tasaddur eder. Taht-ı Zülkadriyye'dir ve vilâyet-i kadîmdir. Selîm Şâh Mısır'a giderken mutî‘ olmuşlardır. Ve paşasının taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu altı yüz yigirmi sekiz bin dörd yüz elli akçedir.
EÇS IX Y159b
Ve eyâletinde cümle hâsları bunlardır ki zikr olunur: Evvelâ Elbistan ve Besni (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Bunlardan cümle cürm [ü] cinâyet ve bâd-ı hevâ cümle eyâletinden senevî ber-vech-i adâlet kırk altı ve kırk yedi bin guruş hâsıl olup kânûn üzre beş bin akçede bir cebelüsü ile me’mûr olduğu sefere eşer. Cümle kendü askeri iki bin müsellah asker olur eyâlet-i azîmdir.
EÇS IX Y159b
Ve dest-i hükmünde olan sancaklar bunlardır: Evvelâ Ayntâb sancağı ve Malatıyye sancağı ve Niğde sancağı ve Kars sancağı ve Samsâd sancağı. Bu beş sancak ile eyâlet olmuşdur.
EÇS IX Y159b
Ve kendü sancağında alaybeğisi ve çeribaşısı ve mâl defterdârı ve tîmâr defterdârı ve defter emîni ve defter kethudâsı ve çavuşlar emîni ve yüz yetmiş çavuşları vardır.
EÇS IX Y159b
Bu mezkûr esnâf menâsıbların cümle Âsitâne-i sa‘âdetden rü’ûs-ı hümâyûn ile alup zabt ederler.
EÇS IX Y159b
Ammâ Mar‘aş defter kethudâsının hâssı seksen yedi bin yedi yüz otuz akçedir. Ve tîmâr defterdârının hâssı 60.200 akçedir.
EÇS IX Y159b
Ve Mar‘aş sancağında tîmâr ve ze‘âmet cümle bin on sekiz kılıçdır. Ammâ cümle eyâletinde iki bin yüz altmış tokuz kılıç tîmârdır. Ve cümle yigirmi tokuz ze‘âmetdir. Bunlardan mâ‘adâsı tezkirelü ve tezkiresiz tîmârdır.
EÇS IX Y159b–Y160a
Ve ümerâ ve zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârın kânûnları üzre cebelüleri Y 160a ile cümle beş bin beş yüz asker olur. Ve bu askerin Mar‘aş eyâletinde senevî hâsılları toksan dörd kerre yüz bin ve yigirmi üç bin on yedi akçe olur. Defter-i sultânîde böyle mastûrdur. Bu mezkûr asâkir bu kadar mâl-ı tîmâr ve ze‘âmetlerinden tahsîl edüp alaybeğilerinin sancağı altında mevcûd bulunmak şartıyla sefer eşerler.
EÇS IX Y160a
Ve bu Mar‘aş sancağı beş yüz akçe şerîf mevleviyyetdir. Ve nâhiye (---) kurâdır. Ve ber-vech-i adâlet senevî mahsûlü sekiz tokuz bin guruş hâsıl olur. Ve taht-ı hükûmetinde olan kazâlar bunlardır:
EÇS IX Y160a
Evvelâ kazâ-i Mar‘aş ve kazâ-i Şehr-i etrâf ve kazâ-i Havsustol(?) ve kazâ-i Güvercinlik ve Cihân nehrinin öte cânibinde kazâ-i Yenice kal‘ası ve kazâ-i Zeytûniyye ve kazâ-i Bertiz ve kazâ-i Göynük ve kazâ-i Yürükân ve kazâ-i Hârûniyye ve kazâ-i Andırun(?) ve kazâ-i Elbeğili. Bu cümle on iki kazâ sancağ-ı Mar‘aş'da ma‘mûr [u] âbâdân kazâlardır.
EÇS IX Y160a
Ve şehr-i Mar‘aş'da şeyhülislâm ve nakîbüleşrâf ve sipâhiyân kethudâyeri ve yeniçeriyân-ı dergâh-ı âlî serdârı ve dizdârı ve a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ ve sulehâsı vardır.
EÇS IX Y160a
Ve şehr-i Mar‘aş cümle kırk iki mahalledir. Ve cümle dere ve depeler üzre bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı revân sovuk mâ-i zülâlli dîvânhâne-i âlîli sarây-ı âlîli on bir bin hânedir. Ve cümle toprak ve kireç örtülü ve kâ[r]gîr dîvârlı ve câ-be-câ kerpiç dîvârlı evlerdir.
EÇS IX Y160a
Ve bu şehir kıbleden şimâle bir dağ eteğinde vâki‘ olmuş tûlü yedi bin adımdır.