EÇS IX Y165a
Ve görenlerden istimâ‘ ederiz, ol mertebe mahbûbe-i zamâne ve şems-i tabân-ı cihâne nisvânları sâhib-cemâl ve latîfü'l-i‘tidâl hûr-manzar ve perî-peyker hadden efzûn hüsn [ü] cemal sâhibi duhter-i nâ-şüküfte pâkîze-ahterleri varimiş. Ve mahbûb dilberânı hadden bîrûndur.
EÇS IX Y165a
Ve şîra-i şîrînlerin nûş etmeğile şîrîn kelâm garîb-dost erbâb-ı ma‘rifetden halîm ü selîm halkı vardır. Ve cümle kahvehânelerinde bir mahabbet ve meveddet üzre ihtilât ederler kim sâ’ir büldân kavmi anlara gıbta ederler. Ve dâ’imâ bâğ u bâğçe ayş ü işret ederler. Çoğu da erbâb-ı tevhîd olup "yâ hû" deyüp giderler.
EÇS IX Y165a
Ve paşasının der-defterinde öşr-i sultânî verir yetmiş bin müseccel bâğdır. Ve cümle toksan üç kerre yüz bin ve kırk altı bin teyekdir deyü meşhûr-ı afâkdır.
EÇS IX Y165a
Ve cümle cânib-i erba‘asında dağlar bâğlardır. Ve halkı sağlardır.
EÇS IX Y165a
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtından gayri memdûhâtın beyân eder. Evvelâ cihân-ârâ kırk elvân üzümü ve niçe kerre yüz bin tulum bekmezi ve bâdemli ve Şâm fısdıklı şîrîn köfteri ve basdığı ve bağrı basdısı niçe kerre yüz bin deve yükü Arab ve Acem'e ve Hindustân'a köfterin götürürler. Ve gûnâ-gûn helvâsı bir diyârda yokdur. Ve cümle halkı şîrîn yediklerinden şîrîn söylerler. Ammâ lisânlarında sehel lüknet vardır. Hurûf-ı râyı ve kâfı mahâric-i hurûfu ile icrâ edemezler. Ve limon ve turunc ve enâr ve incîri ve dud ve şeftâli ve zerdâlû ve kayısısı ve beyâz ekmeği ve yoğurdu meşhûr-ı cihândır. Ve elvân boğasısı ve Ayntâb eğeri ve yay ve gedeleci şöhre-i şehir olmuşdur.
EÇS IX Y165a
Ve niçe bâğ-ı cinân-misâl bâğçeleri var kim yalancı fânî cihânın İremezâtıdır. Ammâ cümleden ma‘mûr [u] müzeyyen olan Musulluoğlu bâğçesidir.
EÇS IX Y165a
El-hâsıl bu şehrin midhatinde lisân kâsırdır. Ancak vech-i arzda vilâyet-i vâsi‘ ve buk‘aları hûb ve cümle eşyâsı mergûb ve mezra‘aları vâfir ve hayrât u berekâtı mütekâsir ve ni‘metleri firâvân ve uyûn [u] enhârları cârî ve revân şehr-i Ayntâb-ı cihândır. Hafizakallâh.
EÇS IX Y165a
Ziyâretgâh-ı Ayntâb: Evvelâ şehrin şimâlinde bir bayır üzre Dölük Baba: Selîm Şâh Mısır'a giderken râhına varup,
EÇS IX Y165a–Y165b
"Yolun kolay olsun Selîm oğlan, derler. Mısır'ı filân ayda alup Mekke Medîne sâhibi olıcak bana bir tekke yapar mısın?" deyü Mısır'ın fethin tebşîr ederler. Melâmiyyûn Bektaşiyândan bir ulu sultânmış. Hakîkatü'l-hâl ta‘yîn eyledüğü günde Mısır feth olup ba‘de'l-feth Selîm Ayntâb'a gelüp Dölük Baba'yı merhûm bulup kabr-i Y 165b münevveri üzre bir âsitâne-i âlî binâ eder.
EÇS IX Y165b
Ve kal‘a kapusu mâbeyninde İmâm Muhammed-i Gazâlî, tâbi‘îndendir. Niçe bin te’lîfât[ı] var. İmâm-ı ekberdir. Ammâ mezheb sâhibi olmağa Hazret-i Risâlet-penâh vâkı‘asında destûr vermemişlerdir. Şâfi‘iyyü'l-mezheb ulu sultândır. Ve mutâflık edüp kifâf-ı nefs edinirlerdi. Ve gazâzların ve mutâfların zu‘mu oldur ki "Bizim pîrimiz İmâm Muhammed-i Gazâlî'dir" derler. Ni‘metullâh tarîkındandır. Ammâ galatdır. Pîr oldur ki Hazret-i Risâlet-penâh yâhûd Hazret-i Alî yâhûd Selmân-ı Fâris belin bağlayup sâhib-i seccâde etmiş ola, pîr oldur. Mahallinde îrâd olunur. Ve cümle Ayntâb halkının zu‘m-ı hüsünleri İmâm Muhammed-i Gazâlî ve birâderleri Ahmed Gazâlî, Ayntâb kal‘asında medfûnlardır, tevâtür ile meşhûrdur.
EÇS IX Y165b
Ve Alî Neccâr kurbunda Elli Baba ve Elli Çınâr dibinde Topacık Baba ve kıble tarafında Kurbân Baba ve Aydın Baba ve Henk Baba.
EÇS IX Y165b
Ve Şeyh Tabak Efendi karîbü'l-ahd ulemâ-yı zâhirden müfessir ve muhaddis ulu sultân idi. Du‘â-yı hayrların almış idik. Şimdi dâr-ı bâkîde bulduk ve rûh-ı şerîfleri içün bir hatm-i şerîf tilâvet edüp cümle sükkân-ı karâfe-i Ayntâbiyân'ın rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp hayâtda olanlarla müşerref olup on gün on gece Ayntâb'da zevk [u] safâlar edüp a‘yân-ı kibârlarından Felek Efendi ve Boşnak Ahmed Ağa ve dizdâr ve serdâr ve Musulluoğlu ve Hacı Ağa ve Şeyh Ramazân Efendi ile vedâlaşup ve refîkler alup Ayntâb'dan kıble cânibine,
EÇS IX Y165b
Karye-i Nûrune ve karye-i Nifak ve karye-i Öyücük ve karye-i Harpuşdil, andan Bekmez deresin ubûr edüp 9 sâ‘atde,
EÇS IX Y165b
Menzil-i karye-i Kara Melek: Bâlâdaki yüzer evli ve bâğ u bâğçeli müselmân köyleridir. Ve bu Kara Melek henüz binâ olunmuş yüz evli bir Türkmân köyüdür ve Ayntâb hâkindedir.
EÇS IX Y165b
Haleb eyâletinde sancakdır. Lâkin vâlide sultânların hâss-ı hümâyûnlarından yetmiş yük akçe iltizâm ile mutasarrıf olunur sancakdır. Ve üç yüz pâyesi ile sadaka olunur şerîf kazâdır.
EÇS IX Y165b
Ve nâhiyesi cümle (---) kurâdır. Ve sancağı cümle (---) kazâdır. Ve sancakbeği ber-vech-i adâlet seksen bin guruş hâsıl edüp iltizâmın edâ eder. Ve kadısı dahi senevî yedi bin guruş hâsıl eder. Ve kethudâyeri ve serdârı ve a‘yân [u] eşrâfı vardır. Kal‘ası vîrân olmak ile dizdârı ve neferâtı ve şeyhülislâmı ve nakîbüleşrâfı yokdur. Ammâ celâlî ve cemâlî ve Cum Ekrâdı havfinden bu Kilis şehrinin cânib-i erba‘ası kal‘a-misâl dîvâr-ı âlîlerdir. Lâkin çok yerleri kerpiç kalın dîvârdır. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil yedi bin üç yüz adımdır.
EÇS IX Y165b–Y166a
Ve cânib-i erba‘asında cümle sekiz kapudur. Ammâ demirli değildir. Evvelâ kıbleye nâzır Y 166a büyük tedribe ve küçük tedribe ve ayn tedribesi ve Yûsuf Çelebi tedribesi ve şarka nâzır Neverrid Hüseyinzâde tedribesi ve Akcurun tedribesi ve alçak tedribe ve Çulha tedribesi. Ve bu tedribeler mâbeyninde ba‘zı evler dirsek dirsek kal‘a kulleleri gibi ileri binâ olunmuşdur. Ve lâkin etrâfında handakları yokdur. Eğer handakı olsa bir metîn kal‘a olurdu. Ve bu cirmde olan varoş-ı azîm içre cümle beş mahalle dörd bin altı yüz altmış topraklı ve kireç örtülü mükellef ma‘mûr evlerdir.
EÇS IX Y166a
Ve cümle otuz mihrâbdır. Cümleden rûşen ve musanna‘ ve müzeyyen cemâ‘at-i kesîreye mâlik pâdişâhâne câmi‘, Cânpûlâdoğlu'nun câmi‘i dir ki bir kubbe-i âlîdir. Ve çâr nîm yan kubbeli ve bir musanna‘ mihrâb ve minberi var kim bu asırda şebekesine kalem urur mermer-bür yokdur. Çeşm-i ibretle nazar etsen âdem ta‘accübâne vâlih [ü] hayrân olur.
EÇS IX Y166a
Ve bir musanna‘ maksûre-vâr müzeyyen mahfili var kim bu câmi‘ içre gûyâ bir kürsî-i müzeyyendir.
EÇS IX Y166a
Ve taşra soffaları altı sütûn-ı ibret-nümâ üzre yedi kubbe-i sernigûndur kim her biri gûyâ kâse-i nîlgûndur ve nakş-ı bûkalemûn'dur. Ve bir ferah-fezâ cânfezâ haremi var. Serâpâ beyâz ve elvân mermer-i hâm ve münakkaş ruhâm ile müzeyyen bir haremdir. Ve vasatında bir âbdest havuzu var. Bu dahi nazîre kabûl etmeyen musanna‘ şâzrevânlardan biridir.
EÇS IX Y166a
Ve bu haremin cânib-i erba‘asında medrese hücreleri var. Ve kıble kapusunun etrâfında gûnâ-gûn zî-kıymet seng-i ferah seng-i balgamî ve seng-i yerekân ve seng-i siyâh ve seng-i ruhâm ve seng-i sommâkî ve seng-i safrâ taşları ile inşâ olunmuş bir câmi‘-i ibret-nümâdır.
EÇS IX Y166a
Ve bu câmi‘in cümle âsârı kurşum örtülüdür. Üç sâ‘at yerden ebr-i semâ-vâr nümâyândır. Ve bir şerîfeli bir minâre-i mevzûnu var kim Arabistân'da nazîri yokdur. Ve bu câmi‘ helâl [ü] zülâl mâl ile binâ olunmak ile [eyle] rûhâniyyet vardır kim i‘tikâfa niyyet edüp içinden çıkmamak iktizâ eder.
EÇS IX Y166a
Andan Büyük câmi‘ ve Şeyh câmi‘i dahi kâ[r]gîr binâ-yı kavîdir.
EÇS IX Y166a
Ve çârsû içinde cemâ‘at-i kesîreye mâlik Hasan Beğ câmi‘i kâ[r]gîr binâ ve kubbe-i âlîdir ve çârsû tarafından nerdübân ile çıkılır.
EÇS IX Y166a
Ve Tabahâne câmi‘i kireç örtülüdür. Ve Cenbine câmi‘i kâ[r]gîr binâ kubbe-i âlîlerdir.
EÇS IX Y166a
Ve Alî Subaşı câmi‘i kireç örtülüdür. Ve Alî Çavuş câmi‘i [[(---) (---) (---)]] kapusu üzre târîhi budur:
EÇS IX Y166a
"Ceddede haze'l-mekâne'l-âliyete [[(---) (---) (---)]] bi-avnillâhi Ta‘âlâ sene târîhahu şehr-i Cemâzi'l-evvel sene hamse ve erba‘îne ve tis‘i mie." [945] tenmîd olunmuşdur.
EÇS IX Y166a
"İmârâte'l-mübârekete Mevlânâ el-abdü'z-za‘îf Velî Kadı, sene târîh isnâ ve tis‘i mie." [902] kayd olunmuşdur. [[(---) (---) (---)]]
EÇS IX Y166a
Cümleden mükellefi ve binâ-yı metîni Hacı Hilâl mescididir.
EÇS IX Y166a–Y166b
Ve cümle yedi medrese ve on bir Y 166b mekteb-i sıbyândır. Q 75a P 75a Ve tokuz çeşme-i cândır. Ve on bir kâ[r]gîr binâ hândır. Ve iki bin yüz yetmiş dükkândır.
EÇS IX Y166b
Ve üç hammâmı râhat-ı cândır. Ammâ cümleden âb [u] hevâsı ve binâsı ve huddâmları latîf çârsû içinde Cânpûlâdzâde hammâmı câmi‘ine vakıfdır. Kapusu üzre târîhi budur:
EÇS IX Y166b
"İnşâü haze'l-hammâmi'l-mübâreketi elâ Cânpûlâd bin el-Emîr Kâsım ve eyyâmu Mevlânâ es-Sultânü'l-a‘zâm ve Hakânü'l-mu‘azzam es-Sultân ibnü's-Sultân Süleymân Hân bin Selîm Hân halledallâhu mülkehu. Sene 970." Târîh.
EÇS IX Y166b
Ve Hasan Beğ hammâmı ve Hoca hammâmı. Bu üç hammâm avâm [u] hâs içündür. Ammâ yigirmiden mütecâviz sarây hammâmları vardır.
EÇS IX Y166b
Ve sûk-ı sultânîsinde olan dekâkînlerin çoğu Haleb ve Bursa çârsûsu gibi kâ[r]gîr kemer dükkânlardır. Ve ba‘zı çârsûsunun iki başında bezzâzistân-misâl demir kapuludur.
EÇS IX Y166b
Ve on bir hânların eşbehi Cânpûlâdoğlu hânı, kal‘a-misâl demir kapulu metîn binâ hândır. Ve kırk kahvehânesi var.
EÇS IX Y166b
Ve yedi tekyesi var. Cümleden mükellef binâ-yı cedîd Cânpûlâdiyye câmi‘i ile Beğ sarâyı mâbeyninde âsitâne-i Hazret-i Mevlânâ, Kethudâyeri Alî Ağa'nın hayrât-ı azîmdir. Cânib-i erba‘ası gül [ü] gülistân ile müzeyyen ve havz u şâzrevân selsebîller ile pîrâste bir Mevlevîhânedir.