EÇS IX Y188b
Bu kasabayı ubûr edüp yine kıble cânibine leb-i deryâ ile Reyhâniyye nâm bir burc-ı üstüvârı ubûr edüp 5 sâ‘[atde],
EÇS IX Y188b
Tarabulus paşasının hâssı ve voyvadalıkdır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi sengistân dağlarda yüz pâre kurâdır. Senevî iki kîse hâsıl olur.
EÇS IX Y188b
Ve bu dağların hâkimi paşa tarafından Şeyh Tarhan'dır. Yetmiş kîse mâl-ı pâdişâhî verir. Ve kendüye dahi yetmiş kîse kalur. Ammâ kâmil üç bin tüfeng-endâza mâlikdir, zîrâ Dürzî ve Teymânî dağlarıdır.
EÇS IX Y188b
Ve bu kal‘a leb-i deryâda düz kayalı yerde şekl-i murabba‘ bir köhne kal‘adır. Cirmi dâ’iren-mâdâr bin üç yüz adımdır. Ve cânib-i erba‘asında handakı içi dud ağacı bâğlarıdır.
EÇS IX Y188b–Y189a
Ve iki kapusu var: Biri kıbleye nâzır demir kapudur, biri liman kapusudur. Bu kal‘a İşpanya binâsıdır. Sene (---) târîhinde Sultân Kalavân feth edüp ba‘dehu sene 921 târîhinde Selîm Şâh Mısır'a Y 189a giderken itâ‘at edüp kal‘ayı teslîm etmişlerdir. Bu kal‘ada cümle iki mahalle ve iki yüz toprak örtülü Arab ve Dürzî evleridir. Ve dud ve zeytûn ağaçları ile müzeyyendir.
EÇS IX Y189a
Ve iç kal‘ası, bu kal‘anın kara cânibinde bir bayır üzre şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘acıkdır. Ve bir demir kapusu şimâle nâzır on kademe taş nerdübân ile urûc olunur.
EÇS IX Y189a
Kal‘a içinde ancak dizdâr ve imâm ve mü’ezzin ve elli neferât evlerinden gayri bir şey yokdur. Ve her âdemi komazlar. Dâ’imâ dîdebânları Dürûzîden havf edüp muhâfaza ederler.
EÇS IX Y189a
Kethudâyeri ve serdârı yokdur, zîrâ gâyet cezîre yerdir. Hımârın zâyi‘ eden varmaz. Ammâ bu hakîr cân-ı azîzim zâyi‘ ederek vardım. Ve cümle halkı Tat ve Nusayrî'dir.
EÇS IX Y189a
Ve yigirmi dükkândır. Ve bir hânı vardır. Ve bu kal‘a içre bir ibret-nümâ manastır var kim âsâr-ı binâsına âdem dikkatle temâşâ etse vâlih [u] hayrân olur. Bunda olan san‘at-ı mermer-bürlük İslâmbol'da ve Ayasuluk'da ve Atina'da yokdur. Hattâ yetmiş beşde Alman diyârında bu hakîr bu Cübeyle'deki deyr-i azîmi su’âl edüp "Ah ma‘bed-i kadîmimizdir" derlerdi. Meğer Şem‘ûn-ı Safâ bunda sâkin olurmuş. Hakkâ ki vâcibü's-seyr bir deyrdir. Ammâ hâlâ içinde at ve katır ve şütür bağlı hândır.
EÇS IX Y189a
Ve bu kal‘anın liman tarafı yalın kat kal‘a dîvârıdır. Ve limanı iki yüz pâre barça alır latîf limandır. Ağzında iki mendirek kulleleri var, a‘lâ yatak limandır.
EÇS IX Y189a
Bunu dahi seyr [ü] temâşâ edüp Dizdâr Kâsım Ağa'dan on tüfengli refîk alup yine kıbleye 3 sâ‘at leb-i deryâ ile gidüp,
EÇS IX Y189a
Nehr-i Habur üzre üç gözdür. Bu nehir Dürûzî dağlarından gelüp bu mahalde Akdeniz'e mahlût olur. Ve bu mahalde bir hân vardır. Hazret-i İbrâhîm binâ etdi derler. Ve bu mahallin sol cânibleri ki şarkdır, âlî cebeller üzre kat-ender-kat kal‘a-misâl Dürûzî kurâlarıdır. Ne‘ûzübillâh yanlarına varılmak muhâldir. Hattâ bizi gördüklerinde köğden köğe âteş işâretleri etdiler.
EÇS IX Y189a
Anları ubûr edüp yine 3 sâ‘at kıbleye gidüp Nehrü'l-kelb üzre iki güz kavs-i kuzahdan nişân verir bir cisirdir. Ve bir küçük hânı var.
EÇS IX Y189a
Ve bu nehir şark cânibinde Ma‘ânoğlu dağlarından gelüp bu cisir dibinde Bahr-i Ebyaz'a mahlût olduğu yerde bir kumsal yerde at kadar bir kelb bi-emrillâh taş olmuş bir sun‘-ı Hudâ'dır.
EÇS IX Y189a
Hikmet-i Hudâ, bu mahalden bir gün Hazret-i Ya‘kûb oğlu Hazret-i Yahûdâ bu Kelbü'l-akabe dedikleri zıyk mahalden ubûr ederken hemân bu kelb sübû‘-vâr Hazret-i Yahûdâ üzre hücûm etdükde gazûb şehzâde hemân bir kerre,
EÇS IX Y189a
"Yâ kelb üskün bi-emrillâhi misle'l-hacer" dedikleri gibi taş olup hâlâ dörd ayağ üzre esed-vâr durur. Aceb hikmetdir kim seng-i hârâ gibi çakmak taşıdır. Bu kadar bin yıldan berü şiddet-i hârda ve deryâ talattumundan aslâ eşkâli mütegayyir olmamış bir sûret-i kelbdir kim sun‘-ı Hudâ'dır.
EÇS IX Y189a–Y189b
Ve bu nehrü'l-Kelb üzre üç Y 189b göz Cisrü'l-Kelb gâyet metîn kantaradır. Bir gözü Cübeyle tarafındadır ki ol tarafda bir kayayı oyup çâr-kûşe bir mermer üzre cisrin târîhi sene seb‘i miedir ki Sultân Kalavân binâsıdır. Cisri ubûr etdükde ol kûh-ı Bîsütûn-ı nehrü'l-Kelb kenârında Ferhâdî külünkler ile kûhkenler Ferhâd-vâr oyup bir şâhrâh etmişler ammâ ubûr eden benî âdem aşağıda cereyân eden Nehrü'l-kelb'e nazar etse aklı gider. Bu hâl ile yalçın kayalar içre evce çıkup Kelb akabesi derler bir muhâtara yerdir.
EÇS IX Y189b
Cemî‘i zamânda bu mahalde emn-i tarîk yokdur. Zîrâ bir tüfengli bir kayaya dursa kuş uçurmaz, eyle bir sa‘b ve zıyk yerdir. Hattâ hakîr bin elli sekiz târîhinde cülûs-ı Hân Mehemmed-i Râbi‘de Silihdâr Murtazâ Paşa ile şâm'da iken bu Nehrü'l-kelb akabesinden yetmiş tüfeng-endâz âdem ile ubûr ederken vakt-i seherde bu mahalde bir azîm ceng edüp cümle piyâde olup iki sâ‘at ceng-i âşûbdan sonra bizden iki âdem şehîd, Dürûzîlerden yedi âdem katl olunup Akabü'l-kelb'de köpek cengi edüp hırren fe-hırren ceng ederek hamd-i Hudâ selâmetle ubûr etdik. Ammâ şimdi on beş âdemle bî-pâk ü bî-pervâ ubûr etdik. Zîrâ bu nehrin Cübeyle cânibi şâm-ı Tarabulus hükmüdür. Temâm olup beri tarafı Sayda eyâletine mutasarrıf Hacı İshâk Paşa hükmünde olmağın zâbıt u râbıt ve hâkim olmağın bu Akabü'l-kelb'i selâmetle ubûr edüp,
EÇS IX Y189b
Burc-ı Tarrâhîn: Sayda hudûdudur. Ve bu mahalde bir azîm körfezdir. Enli yeri dağlar içre (---) girmiş bir liman-ı azîmdir ammâ ağzı garba açıkdır. Ve leb-i deryâsı ne‘ûzübillâh eyle sengistân yerlerdir kim at ayak basacak yer bulmayup cümle piyâde yürüdük. Yüz bin renc [ü] anâ ile güzer çekerek anı ubûr edüp Cübeyle'den bu mahalle 9 sâ‘atde gelüp evler ve dud bâğçeleri içre giderek,
EÇS IX Y189b
Nehr-i Berût: Ma‘ânoğlu dağlarından gelüp bu mahalde (---) (---) (---) deryâya mahlût olur. Ve bu nehir üzre tokuz tokuz göz bir cisr-i kavî var kim bu eyâletde misli yokdur. Bu cisir dibinden tâ deryâya varınca Sayda ve Beyrût gemileri bunda (---) (---) (---) kışlaya bağlarlardı. Misâl-i âb-ı zülâl nehr-i sâfîdir. Bu cisirden yine piyâde olup bâğ u bâğçeler içre sekiz bin adım gidüp,
EÇS IX Y189b
Evsâf-ı dâr-ı mevz kal‘a-i [Beyrût] (---) (---) (---) (---)
EÇS IX Y189b
İşpanya keferesi binâsıdır. Ba‘dehu Rûm eline girmişdir. Andan sene (---) târîhinde Çerâkise asrında şâm hâkimi Senyal Beğ ale'l-gafle Rûm elinden Q 83a feth edüp Ma‘ânoğlu ecdâdlarına vermişdir. Ba‘dehu sene 921 târîhinde Selîm Hân'a mutî‘ olup kal‘anın miftâhların teslîm edüp Sayda eyâleti hükmünde iltizâm ile sancak olmuşdur. Ammâ sâ’ir sancaklar gibi kurâ ve kasabâtlarında tîmâr ve ze‘âmet yokdur. Ve alaybeğisi ve çeribaşı dahi yokdur.
EÇS IX Y189b
Ve beği dahi sefere me’mûr olmayup iltizâmında olan iki yüz kîse tahsîline me’mûrdur. Ve bin asker ile âsî dağlarda ceng ederek mâl tahsîl edüp kendüye dahi yüz kîse hâsıl olur sancağ-ı âlîdir.
EÇS IX Y189b–Y190a
Ve dest-i hükmünde cümle altı yüz pâre kal‘a-misâl dağlar içre ma‘mûr Dürûzî kurâlarıdır. Ve yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve sekiz nâhiyedir. Senevî Y 190a yigirmi kîse P 83a kadıya mahsûl hâsıl olur.
EÇS IX Y190a
Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve şeyhülislâmı ve nakîbüleşrâfı ve a‘yân-ı kibâr-ı kübbârı vardır.
EÇS IX Y190a
Ve şehri leb-i deryâda iki burun ortasında bir kumsal yerde şehr-i müzeyyendir. Ve mezkûr iki burunda deryâ içre iki metîn liman kal‘aları inşâ olunmuş kim herbiri metîn ü müstahkem burc [u] bârûlu kal‘a-i ra‘nâlardır. Ve başka dizdârları ve yüzer neferât merdüm-hisârları ve cebehâneleri vardır. Ve limana nâzır azîm topları vardır, dâ’imâ küffâr havfinden âmâdedirler.
EÇS IX Y190a
Bir liman kal‘ası gümrükhâne önünde yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ bir şeddâdî kal‘a-i üstüvâr içinde dizdâr ve imâm ve neferâtdan gayri bir şey yokdur. Her şeb neferâtları gelüp nigehbânlık ederler.
EÇS IX Y190a
Ve cenûba nâzır bir demir kapusu var. Ve içinde bir câmi‘i var ve iki hurmâ dırahtı var kim eflâke ser çekmişdir. Garâ’ib bunda kim bu kulle bir yalçın kaya üzre vâki‘ olup içindeki hurmâlar ol kaya üzre hâsıl olmuş aceb hikmetdir. Ve kapusu önünde deryâ üzre kasr-ı âlî-misâl bir tahta binâ mescidi var. Ârâmgâh-ı âyende vü revendedir.
EÇS IX Y190a
Ve bu limanın öbür burnunda dahi bir iç kal‘adır. Karadan iki yüz adım alarkadır. Cânib-i erba‘asını deryâ döğer. Bu kal‘aya dahi karadan bir ince dîvâr cisrile varılır. Ammâ göz göz cisir gibi değildir, liman dîvârıdır.
EÇS IX Y190a
Bu kal‘a dahi şekl-i murabba‘ bir sa‘b mendirekdir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi üç yüz adımdır ve gâyet metîndir. Deryâdan bir minâre kaddi bâlâdır. Cümle topları limana nâzırdır. şeb [u] rûz dizdârı ve neferâtları mevcûddur. İçinde dizdâr ve imâm ve mü’ezzin ve yüz elli neferâtdan gayri kimesne giremez. Bunda dahi bir câmi‘ ve âb-ı hayât sarnıcları vardır. Cenûba nâzır bir demir kapusu vardır. Ammâ bu limana büyük keştîler giremez. Dökündülü kayalı yerler vardır. Cümle rûzgârdan emîn a‘lâ liman olmak ile alarkada lenger-endâht olup yatırlar. Ammâ yıldız ve karayelden ihtirâz lâzımdır, zîrâ limanın ol rûzgârlara ağzı küşâdedir.
EÇS IX Y190a
Ve bu limanın leb-i deryâsında iskele başında iki yüzden mütecâviz bâzergân mahzenleri ve on altı hân-ı azîm var, gûyâ herbiri birer kal‘a-i metînlerdir ve emvâl [ü] erzâk ile mâl-â-mâldir. Ve bu mahalde iskele başında gümrükhâne köşkü mâ-tekaddem bir çeşme imiş. Mürûr-ı eyyâm ile bu kasrı inşâ edüp emînhâne olmuş. Köşkün dîvârında çeşme olduğunun çâr-kûşe mermer üzre celî hatt ile Karahisârî tarzı bir hatdır kim misli meğer İslâmbol'da ola. Târîh:
EÇS IX Y190a
"Bismillâhirrahmânirrahîm, inşâu hâzihi's-sebîli'l-mübâreki el-abdü'l-fakîr ilâllâhi'l-kadîr memlûkü'l-merhûm es-Sultânu's-sa‘îd eş-şehîd el-emîr Rüstem bin Abdullâh emînü Beyrût el-mahrûsa -hatemehullâhu's-sâlihât amalehu- fî eyyâmı Mevlâna'l-Arab ve'l-Acem Sultân ibn es-Sultân Süleymân şâh ibn Selîm Hân -e‘azzallâhu nasrahu ve hallede mülkehu- fî târîhi şehri Recebi'l-mürecceb sene tis‘ ve ışrîn ve seb‘i mi'e. Ketebehû Dede Muhammedel-fakîr." [L. 729]
EÇS IX Y190a–Y190b
Üstâd bu mermere eyle mermer-bürlük Y 190b edüp bir direfş urup kazmış. Gûyâ Yed-i Kudret ile yazmış. Böyle bir sihr-i i‘câz etmiş. El-hâsıl görmeğe muhtâç vâcibü's-seyr bir sihr-i mübîn hatdır.
EÇS IX Y190b
Ve bu liman kal‘alarından mâ‘adâ şehr-i azîm-i Beyrût varoşu bir kal‘a-i azîmdir. Bir düz yerde vâki‘ olmuş. Kadîm a‘sârda gâyet metîn imiş, lâkin mürûr-ı eyyâm ile niçe kerre muhâsara göre göre ba‘zı yerleri münhedim olup yine ta‘mîr olarak hırka-i peşmîneye dönmüş. Ammâ yine azîm varoşdur. Ve garb tarafı hâlâ metîndir.
EÇS IX Y190b
Ve şekl-i muhammes vâki‘ olmuşdur. Dâ’iren-mâdâr cirmi dörd bin dörd yüz elli adımdır. Ve kulle ve burc [u] bârûları muhkemdir ve cümle (---) kapulardır. Garb cânibinden gayri handakı yokdur. Ve cenûb tarafındaki yer kumsaldır. Bu cirmde olan varoş-ı azîm içre (---) mahalle ve iki bin altı yüz toprak kireç ile pûşîde sarây-ı âliler ve gayri hânelerdir.
EÇS IX Y190b
Ve bu şehir içre cümle otuz yedi mihrâb ve yedi hutbedir. Cümleden cemâ‘at-i kesîreye mâlik cânib-i erba‘ası çârşû-yı bâzâr olan Ulu câmi‘dir. Yan kapudan yan kapuya varınca tûlü yüz elli ayakdır ve arzı yüz yigirmi ayakdır. Mâ-tekaddem bir deyr-i mu‘azzam imiş. Kefere destinde iken gün doğusuna mihrâbları olan hâlâ kapudur. Hâlâ bizim mihrâbımız yan dîvâra vâki‘ olmuşdur kim arzının hükmü kıblemize eyle vâki‘ olmuşdur, zîrâ bu şehrin arzı gayri arza muhâlifdir. Ve mihrâbımız üzre âye[t]: Arapça âyeti ilâ âhirih tahrîr olunmuşdur.
EÇS IX Y190b
Ve derûn-ı câmi‘de sekiz amelî sütûn toloz kemer binâ-yı atikdir. Ve sağ tarafındaki yan kapu üzre Hayre Beğ fethinin târîhi tahrîr olunmuşdur. Ve bunda olan cemâ‘at-i kesîr ve tâlib-i ilim ve rûhâniyyet şâm'da câmi‘-i Ümeyye'de Mısır'da câmi‘-i Ezher'de yokdur. Elli yerde ders görülür. Mâl-â-mâl fukarâ-yı bâbullâhdır.